- in Turkey
- within Energy and Natural Resources, Real Estate and Construction and Environment topic(s)
- Giriş
Uygulamada verilen adı ile “Teknik İflas”, Türk Ticaret Kanunu’nun (“Kanun”) 376. maddesinde “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu” başlığı ile düzenlenmiştir. Madde hükümlerinde şirketlerin sermaye kaybı ve borca batıklık hâlleri tanımlanmış ve bu hallerde ilerletilmesi gereken usul ve uygulanabilecek tedbirler düzenlenmiştir.
Teknik iflasın varlığı, şirketin mali yapısının ciddi şekilde bozulduğu ve sermayesinin belirli bir kısmının, uğradığı zararlar sebebi ile karşılık kalmasını ifade eder. Hükmün amacı, şirketin mali durumunun bozulması hâlinde gerekli önlemlerin zamanında alınması ve şirket faaliyetlerinin mümkün olduğu ölçüde sürdürülebilmesidir.
- Sermaye Kaybı
- Sermaye ile Kanuni Yedek Akçeler Toplamının Yarısının Kaybı
Kanun’un 376. maddesinin ilk fıkrasında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının kaybı hali düzenlenmiştir. Madde hükmü ile beraber, şirketin son yıllık bilançosu uyarınca, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zarar sebebi ile yarısının kaybedildiği anlaşılırsa, yönetim kurulunun şirketin genel kurulunu toplantıya çağıracağı ve genel kurula da bu kayba ilişkin iyileştireceği tedbirleri sunacağı düzenlenmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) madde 6 hükümlerinde, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması durumu tanımlanmıştır. Buna göre; sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının yarısının kaybından bahsedebilmek için, zararın bu iki kalemin toplamının yarısına eşit veya bu tutardan çok ve üçte ikisinden az olmasıdır.
Tebliğ’in 6. maddesinin üçüncü fıkrasında, genel kurula yapılacak bilgilendirmelerde, yönetim kurulunun şirketin mali durumundaki kötüleşmeyi ortadan kaldırmak veya etkilerini hafifletmek amacıyla genel kurula sunabileceği önlemler sayılmıştır. Bu doğrultuda kurulun sunabileceği önlemler; uygun gördüğü tutarsa sermayenin tamamlanması, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerinin kapatılması ya da küçültülmesi, şirket iştiraklerinin satışı ve pazarlama sisteminin değiştirilmesi gibi alternatif yöntemlerdir. Genel kurul, yönetim kurulunun sunacağı bu önlemleri doğrudan veya değişiklikler yaparak kabul edebilir. Ek olarak, Tebliğ hükümlerinde sunulacağı sayılan önlemler dışında başka bir önlemin uygulanmasına da karar verebilir.
Dolayısıyla sermayenin ve kanuni yedek akçelerinin toplamının yarısının kaybedilmesi, şirketin kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmamakta; yönetim kurulunun şirketin mali durumunun düzeltilmesi amacıyla harekete geçmesini gerektirmektedir.
- Sermaye ile Kanuni Yedek Akçeler Toplamının Üçte İkisinin Kaybı
Kanun’un 376. maddesinin ikinci fıkrasında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin kaybı hali düzenlenmiştir. Şirketin son yıllık bilançosu uyarınca, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zarar sebebi ile üçte ikisinin kaybedildiği anlaşılırsa genel kurul derhal toplantıya çağırılır.
Madde hükümleri uyarınca, birinci fıkradan farklı olarak iyileştirici önlemler değil daha kesin sonuçlar öngörülmüştür. Genel kurul toplantısında, kurulun alabileceği kararlar, kalan sermaye ile (1/3) yetinilmesi ya da sermayenin tamamlanması olarak düzenlenmiş, bu iki karardan herhangi biri alınmadığı takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceği hükmüne yer verilmiştir. Kanun hükümlerinin yanı sıra, Tebliğ’in 7. maddesinin birinci fıkrasının a bendinde yer alan bir diğer imkân, Kanun’un “Esas sermayenin azaltılması” ve “Kararların yerine getirilmesi” başlıklı 473. ve 475. maddeleri uyarınca sermaye azaltımı yapılmasıdır.
Tebliğ’in 8. maddesi uyarınca, sermayenin azaltılmasında sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının öz varlık içerisinde korunması şartıyla, sermaye asgari sermaye tutarına kadar indirilebilir.
Sermayenin tamamlanması, bilânçodaki açığın ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılması işlemidir. Belirtmek gerekir ki, kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının tamamlanmasına gerek yoktur. Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi durumunda, her ortak, zarar nedeniyle karşılıksız kalan sermaye tutarını giderecek miktarda ödeme yapmakla yükümlüdür. Ortaklar, sermaye tamamlama işlemine payları oranında katılabilir ve bu kapsamda yaptıkları ödemelerin iadesini talep edemezler. Söz konusu yükümlülük, sermaye koyma veya şirkete borç verme niteliğinde olmayıp karşılıksız bir ödeme niteliğindedir. Bununla birlikte, ortaklar tarafından yapılan bu ödemeler, ileride gerçekleştirilecek bir sermaye artırımına mahsup edilmek üzere verilmiş avans olarak da değerlendirilemez. Sermayenin tamamlanamaması ise bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmayacaktır. Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler gereğince yapılan ödemeler, öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanır ve ödemeler yalnızca zararların mahsup edilmesinde kullanılabilir.
Sermayenin artırılmasında, genel kurul tarafından (Halka açık anonim şirketler için sermaye piyasası mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla), sermaye kaybının giderilmesi amacıyla farklı sermaye düzenleme yöntemlerine başvurulabilir. Bu kapsamda sermayenin zarar nedeniyle oluşan kayıp tutarı kadar azaltılmasıyla eş zamanlı olarak istenilen miktarda sermaye artırımı yapılabileceği gibi, sermaye azaltımına gidilmeksizin doğrudan sermaye artırımı da gerçekleştirilebilir. Ayrıca aynı genel kurul toplantısında sermayenin önce artırılmasına ve daha sonra azaltılmasına karar verilmesi de mümkündür. Sermaye artırımı ve azaltımı işlemlerinin uygulanmasında, tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının öz varlık içerisinde korunması temel şarttır. Eş zamanlı sermaye azaltımı ve artırımı yapılması hâlinde ise nakdi sermaye taahhütlerinin Kanun’un 344 (Pay bedellerinin ödenmesi) ve 585. (Kurulma anı) maddelerine uygun şekilde yerine getirilmesi gerekir.
- Borca Batıklık
Kanun’un 376. maddesinin üçüncü ve son fıkrasında şirketin borca batık olması durumu düzenlenmiştir. Borca batıklık, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir.
Madde hükmüne göre, şirketin borca batık olduğuna ilişkin şüphe oluşturan belirtilerin ortaya çıkması hâlinde, yönetim kurulunun şirket aktiflerinin hem işletmenin devamlılığı hem de muhtemel satış değerlerini esas alarak bir ara bilanço hazırlayacağı düzenlenmiştir. Hazırlanan bilançoda şirket aktiflerinin alacaklıların alacaklarını karşılamaya yeterli olmadığının tespit edilmesi durumunda, yönetim kurulunun şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak şirketin iflasını talep etmesi gerekir. Ancak iflas kararı verilmeden önce, şirket açığını karşılayacak ve borca batıklık hâlini ortadan kaldıracak miktardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının diğer tüm alacaklılardan sonra ödenmesini yazılı olarak kabul etmişlerse iflas talebinde bulunulmayabilir. Ne var ki, bu kabulün gerçekliği, geçerliliği ve yerindeliğinin mahkemece atanacak bilirkişiler tarafından doğrulanması gerekir. Aksi hâlde, bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla mahkemeye yapılan başvuru iflas bildirimi olarak kabul edilir.
Tebliğ’in 12. maddesinde borca batıklığın işaretleri açıklanmıştır. Bunlar; yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından, yönetim organının belirlemelerinden ortaya çıkabilir.
- Sonuç
Kanun’un 376. maddesi, anonim şirketlerin mali durumlarının bozulması hâlinde uygulanacak önemli bir koruma mekanizmasıdır. Madde ile, sermaye kaybının belirli oranlara ulaşması hâlinde yönetim kuruluna ve genel kurula çeşitli yükümlülükler yüklenmektedir. Uygulamadaki adı ile “Teknik İflas”, şirketin hukuken iflas etmiş olması anlamına gelmemekte olup şirketin mali yapısının kanunda öngörülen kritik seviyelere ulaşmasını ifade eden bir kavram olarak kullanılmaktadır. Maddenin temel amacı, şirketin mali durumundaki bozulmanın zamanında tespit edilmesini, gerekli tedbirlerin alınmasını ve mümkün olduğu ölçüde şirketin faaliyetlerinin devamının sağlanmasını temin etmektir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.