- in Turkey
- within Energy and Natural Resources, Employment and HR and Environment topic(s)
Anonim Şirket Genel Kurullarında Çağrı Usulüne Uyulmamasının Hukuki Sonuçları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca anonim şirket ortaklarının şirket yönetimine ve denetimine katılım sağladığı en temel organ genel kuruldur. Genel kurulun hukuka ve esas sözleşmeye uygun şekilde toplanabilmesi ve iradesini geçerli bir biçimde ortaya koyabilmesi, pay sahiplerinin usulüne uygun olarak toplantıya çağrılması ile doğrudan ilişkilidir. İşbu makalemizde, anonim şirket genel kurullarında çağrı usulünün yasal çerçevesi, bu usule uyulmamasının doğurduğu hukuki sonuçlar ve bu aykırılıkların şirket kararları üzerindeki yaptırımları ele alınmaktadır.
Bilindiği üzere, sermaye şirketlerinde azınlık haklarının korunması ve pay sahipliği haklarının eksiksiz kullanılması kurumsal yönetişimin en önemli unsurları arasında yer almaktadır. Genel kurula katılım, oy kullanma ve bilgi alma hakları, pay sahibinin vazgeçilmez haklardandır. Kurul toplantılarına usulüne uygun davet edilmeyen pay sahiplerinin bu haklarını kullanmaları fiilen engellenmiş olmaktadır. Kanun koyucu, genel kurul çağrı mekanizması ile pay sahiplerinin farkındalığını artırmayı, şirket kararları üzerindeki kontrol dışı olguları engellemeyi, olası risklere dikkat çekmeyi ve şeffaf bir kurumsal irade oluşumunu teşvik etmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda genel kurula çağrı usulünün şekle bağlanması şirkete sermaye sağlayan pay sahiplerinin, şirketin yönetiminden sorumlu organı olan yönetim kurulunu denetlemesini de sağlamaktadır.
- Anonim Şirketlerde Genel Kurul Çağrı Usulüne Genel Bakış
Genel kurul çağrısı, esas itibarıyla süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından yapılan ve pay sahiplerini belirli bir gündemi görüşmek üzere toplantıya davet eden kurumsal bir işlemdir. Durumun şartları gerektirdiği takdirde, görevleri ile ilgili konular için tasfiye memurları ve mahkemece verilecek karar üzerine tek bir pay sahibi de genel kurulu toplantıya çağırabilir.
TTK kapsamında çağrının şekli, süresi ve mecraları açıkça düzenlenmiştir. Genel kurul çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılmak zorundadır. Bu süre, pay sahiplerinin gündemi incelemesi, gerekli hazırlıkları yapması ve toplantıya katılım planı oluşturabilmesi için tanınmış asgari bir zamandır. Çağrı mecraları ise kanunda ikili bir mekanizma ile kurulmuştur: Genel kurul çağrısı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde (“TTSG”) ilan edilmekle birlikte, şirketin internet sitesi açma yükümlülüğü varsa mutlaka kurumsal internet sitesinde de yayınlanmalıdır. Ayrıca, pay defterinde kayıtlı pay sahiplerine ve önceden şirkete hisse senedi veya pay sahipliği belgesi bırakarak adresini bildiren ortaklara, çağrının taahhütlü mektupla (veya günümüz uygulamasında esas sözleşmede öngörülmüşse kayıtlı elektronik posta- KEP gibi güvenli elektronik araçlarla) bildirilmesi zorunludur. Çağrının içeriğinde; toplantı tarihi, saati, yeri, gündem maddeleri ve çağrıyı yapan organın açıkça belirtilmesi kurumsal şeffaflık ve dürüstlük kuralı açısından elzemdir.
Esas sözleşmede TTK’da belirtilenler dışında bir usul öngörülmüşse, çağrının bu usullere de uygun yapılması gerekmektedir.
- Çağrısız Genel Kurul ve Usulsüz Çağrı Kavramları
TTK bünyesinde dikkat çekilen ve çağrı zorunluluğunun istisnasını oluşturan kavramlardan biri “Çağrısız Genel Kurul” (TTK m. 416) olarak ifade edilmektedir. Çağrısız genel kurul, bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin aralarında hazır bulunması, hiçbirinin toplantının yapılmasına itiraz etmemesi ve toplantı nisabının toplantı süresince korunması şartıyla, çağrı usulüne uyulmadan da genel kurulun toplanıp karar alabilmesini ifade eden hukuki bir istisnadır.
Buna karşılık, tüm ortakların hazır bulunmadığı ya da bir ortağın dahi usulsüzlüğe itiraz ettiği durumlarda ortaya çıkan kontrol dışı toplantılar “Usulsüz Çağrı” veya “Çağrı Usulüne Aykırılık” meydana getirir. Günümüzde usulsüz çağrı senaryoları birçok ortaklık açısından teorik bir risk olmaktan çıkmış, özellikle aile şirketlerinde ve çok ortaklı yapılarda günlük ticari akış içerisinde sıkça karşılaşılan bir ihtilaf konusu hâline gelmiştir. Yönetim kurulunun azınlığı saf dışı bırakmak amacıyla ilan süresine uymaması, çağrıyı sadece belirli ortaklara tebliğ etmesi veya gündemi muğlak bırakması gibi durumlar, genel kurul organı tarafından görünüşte alınan bu kararların iptali riskini artırmaktadır. Bu olgu, şirketlerin yönetim süreçlerini zorlaştırabilecek hukuki bir karmaşa alanı yaratmaktadır.
- Çağrı Usulüne Uyulmamasının Temel Riskleri ve İhlal Biçimleri
Genel kurul süreçlerinde çağrı prosedürüne riayet edilmemesi, beraberinde şirketin yönetsel istikrarını ve hukuki güvenliğini sarsacak ciddi riskler getirmektedir:
- Denetlenebilirlik ve Şeffaflık Riski: Kanuni ilan ve tebligat mekanizmalarına tabi tutulmaksızın gerçekleştirilen genel kurullar, pay sahiplerinin şirketin mali durumunu ve yönetim faaliyetlerini denetlemesini engeller. Hangi kararların hangi amaçla alındığının tespiti zorlaşır.
- Kararın Şirket Yararına Olup Olmadığının Tespiti Sorunu: Ortakların geniş katılımı ve müzakeresi olmaksızın, baskın bir grubun inisiyatifiyle alınan kararlar, hatalı ve şirket menfaatine aykırı sonuçlar üretebilir. Bu durum şirketin ticari geleceğini riske atar.
- Yönetsel İstikrarsızlık ve İtibar Kaybı: Çağrı usulsüzlüğü sebebiyle açılacak davalar, genel kurulda alınan sermaye artırımı, yönetim kurulu seçimi veya kâr payı dağıtımı gibi stratejik kararların yürütülmesinin durdurulmasına ve iptaline yol açarak kurumun piyasadaki paydaşlar nezdindeki güvenilirliğini zedeler.
- Bilgi Alma ve İnceleme Hakkının İhlali: Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az on beş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, ortakların incelemesine hazır bulundurulur. Bu belgelerin hazır bulundurulmaması pay sahiplerinin bilgi alma hakkının ihlali sonucunu doğurur ki bu durum doğrudan doğruya kanunun ihlali anlamına gelir.
- Aykırılık Karşısında Beliren Hukuki Sonuçlar
Çağrı usulüne riayet edilmeden toplanan bir genel kurulda alınan kararların akıbeti, usulsüzlüğün ağırlığına ve niteliğine göre Türk ticaret hukuku doktrini ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde üç farklı sakatlık hali altında incelenmektedir:
- Yokluk
Genel kurulun kurucu unsurlarında bir eksiklik bulunması halinde alınan kararlar yok hükmündedir. Pay Sahiplerine hiç davet yapılmaması ve pay sahibinin haberdar edilmediği için toplantıya katılamaması halinde alınan kararlar şirket iradesini yansıtmayacağından yok hükmündedir.
Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmayan kişilerce davet yapılması ve tüm pay sahiplerinin eksiksiz hazır bulunmaması durumunda, toplanan yapı genel kurul sıfatı kazanamayacağı için alınan kararlar yok hükmündedir.
- Butlan
Türk Ticaret Kanunu’nun 447. maddesi uyarınca; genel kurulun, (i) pay sahibinin toplantıya katılım, asgari oy ve yargı yoluna başvurma gibi kanundan doğan vazgeçilemez nitelikteki haklarını kısıtlayan veya bertaraf eden, (ii) bilgi alma, inceleme ve denetim yetkilerini yasal sınırların ötesinde daraltan ve (iii) anonim ortaklığın temel yapısal ilkeleri ile sermayenin korunması esaslarına aykırılık teşkil eden kararları batıldır.
Pay sahibinin genel kurula katılım, dava açma ve asgari oy hakkı gibi kanundan kaynaklanan devredilemez ve vazgeçilemez nitelikteki haklarının daraltılması yahut tamamen ortadan kaldırılması sonucunu doğuran kararlar bu kapsama girmektedir. Nitekim yasal iki haftalık çağrı süresinin eksiltilmesi, intifa senedi hamillerine oy hakkı lütfedilmesi, zorunlu yedek akçeler ayrılmaksızın kâr dağıtımına gidilmesi ya da vekaleten temsilin engellenmesi bu nitelikteki kararlardandır.
TTK bünyesinde açıkça düzenlenen istisnai haller mahfuz kalmak kaydıyla; pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme yetkileri ile bu yetkilerin temini amacıyla başvurulacak dava haklarını sınırlandıran yahut belli ortakların bilgi erişimini bertaraf eden kararlar butlan ile sakattır.
Genel kurul kararlarının butlanının çağrı usulüne uyulmaması ile temas eden noktasını belirleyebilmek için öncelikle çağrı usulüne uyulmaması ile ortaya çıkan sonuç arasındaki bağlantı belirlenmelidir. Genel kurulun kanunda belirtilen sürede çağrı yapılmaksızın toplanması, şirket merkezinde ve şubelerinde ortakların inceleme hakkı bulunan belgelerin hazır bulundurulacağına dair ifadelerin çağrı metninde olmaması durumunda pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkı ihlal edilmiş olacağından bu şekilde alınmış genel kurul kararları batıl olacaktır.
- İptal Edilebilirlik
Toplantıya çağrı usulünün genel kurul kararlarındaki iptal edilebilirlik sebebi olup olmadığının incelenebilmesi için öncelikle genel kurul çağrı usulündeki eksikliğin hangi şekillerde gerçekleştiğine odaklanmak gerekmektedir.
Kanunda öngörülen iki haftalık süreye uyulmaması, ilanların usulüne uygun mecralarda (Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, şirket internet sitesi, Kamu Aydınlatma Platformu, elektronik genel kurul sistemi vb.) yapılmaması birtakım şekli eksikliklerdir. Ancak bu şekli eksikliklerin bulunması mahkemelerce doğrudan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini sağlamaz.
TTK m. 446/1-b uyarınca; çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri süren pay sahibinin genel kurul kararlarını iptal ettirebilmesi için, bu usulsüzlüğün kararın alınmasında etkili olduğunu ve kanıtlaması gerekir. İlaveten, genel kurul toplantısında alınan kararların yasa, esas sözleşme veya iyiniyet kurallarında da aykırı olduğunu da iddia ve ispat etmesi gerekmektedir.
Çağrı usulüne aykırılık sebebiyle iptal davası, karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü bir süre olarak düzenlenmiştir. Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri bu davayı ikame etme yetkisine haizdir.
- Sonuç
Anonim şirket genel kurullarında çağrı usulü; pay sahiplerinin haklarını koruyan, kurumsal iradenin hukuki bir zeminde oluşmasını sağlayan ve şirketin işlemlerine hukukilik kazandıran temel bir güvencedir. Çağrı prosedürlerindeki eksiklikler ve ihlaller; şirketin yönetsel süreçlerinde yokluk, butlan veya iptal edilebilirlik gibi riskleri beraberinde getirmektedir. Bununla birlikte, ticari hayatın dinamizmi ve hızı dikkate alındığında, en ufak bir şekli eksikliğin şirketin tüm kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırması veya katı yasaklayıcı yaklaşımlarla ticari işleyişin tamamen felç edilmesi gerçekçi ve ekonomik bir yaklaşım olarak kabul edilmemektedir.
Nitekim kanun koyucu, çağrısız genel kurul müessesesi ile pratik çözümler sunarken, iptal davasında da usulsüzlüğün karara etki etmesi şartını arayarak dengeleyici bir yaklaşım benimsemiştir. Bu nedenle anonim şirketlerin, telafisi imkânsız zararlarla ve uzun süren iptal davalarıyla karşılaşmaması adına; çağrı süreçlerinde mutlak surette açık kurumsal politikalar oluşturmaları, kanuni sürelere ve tebligat mecralarına titizlikle riayet etmeleri, azınlık haklarını gözeten dürüstlük kuralına uygun bir yaklaşım sergilemeleri ve hukuki risk yönetimini sağlamaya yönelik teknik ve idari tedbirleri önceden almaları büyük önem arz etmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.