- with readers working within the Business & Consumer Services industries
- within Privacy, Technology and Finance and Banking topic(s)
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanun; icra ve iflas süreçlerinden idari ve adli yargılamaya, ceza adaletinden borçlar hukukuna kadar geniş bir alanda önemli yenilikler getiriyor. Amacı yargının daha hızlı ve etkin işlemesini sağlamak, uygulamada sıkça karşılaşılan sorunları gidermek. Aşağıda, yapılan değişikliklerin en önemlilerini – eski düzenlemeyle karşılaştırmalı olarak ve neyin değiştiğini vurgulayarak – özetliyoruz:
I. 2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU (m. 114) – Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazlarda Ortaklığın Giderilmesi
Ne değişiyor? Miras yoluyla kalan taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi için yapılan birinci açık artırmaya artık sadece mirasçılar katılabilecek. Eskiden bu artırmalara herkes katılabiliyor, asgari teklif muhammen kıymetin %50’si oluyor ve ihale bedelini yatırmayan alıcıya idari para cezası uygulanmıyordu.
Şimdi: Sadece mirasçıların malik olduğu ve başka hiç kimsenin pay sahibi olmadığı taşınmazlarda, birinci artırma bir defaya mahsus olmak üzere yalnızca mirasçılar arasında yapılacak ve asgari teklif muhammen kıymetin tamamına (%100) yükseltilecek. İhale bedelini süresinde yatırmayan alıcıya, teklif ettiği bedelin %5'i oranında idari para cezası kesilecek; Hazine ise teminat göstermekten muaf tutulacak.
Neden önemli? Düzenleme, aile mirası taşınmazlarının üçüncü kişilere piyasa değerinin çok altında satılmasının önüne geçmeyi amaçlıyor: mirasçılar artık taşınmazı birinci artırmada kendi aralarında, değerinin altına düşmeden edinebilecek. Birinci artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma yine herkese açık olacak. Kanun yürürlüğe girmeden önce (31.07.2026’dan önce) ilanı yapılmış açık artırmalarda eski hükümler uygulanmaya devam edecek; yeni kurallar yalnızca bu tarihten sonra ilanı yapılan artırmalar için geçerli olacaktır.
II.1512 SAYILI NOTERLİK KANUNU (m. 55) – Evrak ve Defterlerin Gizliliği
Ne değişiyor? Noterlik evraklarının mahkeme ve savcılıklara gönderilmesi artık dijital ortamda, ücretsiz ve daha hızlı yapılabilecek. Eskiden noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sorgu hakimliği ve Cumhuriyet savcılıklarınca incelenebiliyor, evrakın daire dışına çıkarılması için mahkeme veya sorgu hakimi kararı gerekiyordu.
Şimdi: “Sorgu hakimliği” ifadesi “sulh ceza hakimliği" olarak güncellendi. Ayrıca noterlik evrak ve defterleri, mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıkları dışında, resmî daireler ile konusu belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimseler tarafından da incelenebilecektir. Evrakın aslı istendiğinde noter bir örneğini çıkarıp aslını ilgili mercie gönderecek; onaylı örnek istendiğinde ise noter evrakı elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla imzalayıp aynı gün iletecek. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta ve yol masrafı hariç hiçbir harç, vergi veya değerli kağıt ücreti alınmayacaktır.
Neden önemli? Bu değişiklik noterlik evraklarının güvenli ve hızlı paylaşılmasını sağlayarak hem süreçleri kısaltıyor hem de fiziki evrak trafiğini azaltıyor.
III. 2575 SAYILI DANIŞTAY KANUNU (Geçici m. 27) – Daire Sayısının Azaltılması ve Üye Seçimi
Ne değişiyor? Danıştay’ın daire sayısını azaltma süresi on yıldan on dört yıla uzatılıyor. Eskiden Başkanlık Kurulu, 23 Temmuz 2016’dan itibaren en geç on yıl içinde (23 Temmuz 2026) daire sayısını kanunda öngörülen sayıya indirmekle yükümlüydü.
Şimdi: Bu süre 23 Temmuz 2030’a kadar uzatıldı. Ayrıca, Danıştay meslek mensubu kadro sayısı doksana düşünceye kadar boşalan her iki üyelik için bir üye seçimi yapılmasına ilişkin hüküm de 23/7/2030’a kadar uygulanmayacak.
Neden önemli? Düzenleme, Danıştay dairelerinin kademeli olarak azaltılması sürecine daha uzun bir geçiş dönemi tanıyarak iş yükü ve teşkilat ihtiyaçlarının gözetilmesini amaçlıyor. Bu maddenin yürürlük tarihi 23 Temmuz 2026 olarak düzenlenmiştir.
IV. 2576 SAYILI BÖLGE İDARE, İDARE VE VERGİ MAHKEMELERİ KANUNU (m. 7) – Tek Hakimle Çözülecek Davalar
Ne değişiyor? Tek hakimle karara bağlanacak idari ve vergi davalarının hem parasal sınırı hem de kapsamı önemli ölçüde genişliyor. Eskiden yalnızca 25.000 TL'yi aşmayan, konusu belli parayı içeren iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından çözülmekteydi; vergi mahkemesinde de aynı sınır geçerliydi.
Şimdi: Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, konusu 486.000 TL'yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından çözülecek. Buna ek olarak; öğrenci disiplin cezaları (uzaklaştırma/ilişik kesme hariç), sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri; uyarma cezası, meslek kuruluşları disiplin cezaları (mesleki faaliyeti engelleyenler hariç) ve 65 yaş aylığı davaları da tek hakimle çözülecek. Vergi mahkemelerinde de aynı 486.000 TL sınırı geçerli olacaktır.
Neden önemli? Kapsamın genişletilmesiyle heyetle görülmesi zorunlu dava sayısının azalması ve yargılama sürelerinin kısalması hedeflenmektedir. Değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanacaktır.
V. 2577 SAYILI İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (m. 45) – İstinaf İncelemesi
Ne değişiyor? Bölge İdare Mahkemelerinin (“BİM”) istinaf başvurusunu reddetme ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderme yetkileri genişliyor. Eskiden BİM, ilk derece kararını hukuka uygun bulmazsa kaldırıp esası kendisi karara bağlıyor; dosyayı ilk derece mahkemesine iade etmesi ise yalnızca görevsizlik, yetkisizlik veya yasaklı/reddedilmiş hâkim gibi istisnai hallerle sınırlıydı.
Şimdi: BİM artık kararın sonucunu doğru bulsa bile gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilebileceği haller de genişletildi: dilekçenin reddi gerekirken esas hakkında karar verilmesi, davanın eksik veya yanlış hasımla görülmesi, taleplerin kararda eksik bırakılması, gerekli keşif veya bilirkişi incelemesinin yaptırılmaması ya da duruşma yapılması gerekirken yapılmadan karar verilmesi gibi usul eksiklikleri bulunduğunda BİM istinafı kesin olarak kabul edip dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderebilecek. Ancak keşif/bilirkişi veya duruşma eksikliği söz konusu olduğunda, BİM bu eksikliği kendisi giderip doğrudan karar verebilecektir.
VI. 2577 SAYILI İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (m. 46) – Temyiz
Ne değişiyor? Temyize kapalı dava kategorileri genişliyor ve düşük miktarlı uyuşmazlıkların BİM aşamasında kesinleşmesi sağlanıyor. Eskiden konusu 270.000 TL'yi aşıp 920.000 TL'yi aşmayan ve BİM’in kaldırması üzerine yeniden karara bağlanan davalar da (m.46/1-c) temyize açıktı.
Şimdi: (c) bendi yürürlükten kaldırıldı. Bunun yerine, birinci fıkra kapsamı dışındaki davalarda BİM’in ilk derece kararını kaldırıp yeniden verdiği kararlar, tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay’da temyiz edilebilecek. Ancak tek hakimle görülen davalar, 4081 s. Çiftçi Malları Kanunu, 3091 s. Taşınmaz Zilyetliği Kanunu ile 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu davaları ve yalnızca vekalet ücreti/yargılama giderine ilişkin kararlar için temyiz yolu tamamen kapatıldı. Ayrıca BİM kararı ile ilk derece kararı arasındaki fark istinaf parasal sınırını (2026 yılı için 55.000 TL) geçmiyorsa, temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
Neden önemli? Danıştay'ın iş yükünü azaltmayı hedefleyen yeni düzenleme ile birlikte temyize kapalı dava kategorileri genişletilmektedir. Düşük miktarlı uyuşmazlıkların bölge idare mahkemesi aşamasında kesinleşmesi sağlanmaktadır. Bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır.
VII. 3095 SAYILI KANUNİ FAİZ KANUNU (m. 1) – Kanuni Faiz Oranı
Ne değişiyor? Sabit %24’lük kanuni faiz oranının yerini piyasa koşullarına göre değişen, dinamik bir oran alıyor. Eskiden kanuni faiz, 01.06.2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık sabit %24 olarak uygulanıyordu.
Şimdi: Kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i üzerinden belirlenecek. Reeskont oranı 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık oranından 5 puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın %80'i geçerli olacaktır.
Neden önemli? Bu değişiklikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklıların korunması güçlenirken, düşük faiz ortamında da borçlular lehine daha makul bir oran uygulanabilecektir. Şunu da belirtmekte fayda görüyoruz: Anayasa Mahkemesi 22.07.2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla bu maddeyi “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden iptal etmiş olup, iptal 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek; bu tarihten itibaren sözleşme dışı borç ilişkilerinde uygulanacak faiz oranı için yeni bir düzenleme yapılması gerekecektir.
VIII. 4721 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNU (m. 440, m. 444) – Vesayet Altında Taşınır ve Taşınmaz Satışı
Ne değişiyor? Vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmazları artık fiziki değil, elektronik ortamda satılacak. Eskiden taşınırlar vesayet makamının talimatıyla açık artırmayla, taşınmazlar ise vesayet makamınca görevlendirilen bir kişi tarafından vasi de hazır olacak şekilde fiziki açık artırmayla satılıyordu.
Şimdi: Taşınır ve taşınmaz satışları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi UYAP ile entegre elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla yapılacak. Taşınmaz satışında ihale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak ve bu onama kararı ihale gününden itibaren on gün içinde verilecek. Düzenleme, Resmî Gazete’de yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
Neden önemli? Elektronik satış portalı sayesinde daha geniş bir katılımcı kitlesine ulaşılarak vesayet işlemlerinde şeffaflık ve erişilebilirlik artırılacak; böylece vesayet altındaki kişilerin menfaati daha etkin korunacaktır.
IX. 2659 SAYILI ADLİ TIP KURUMU KANUNU (m. 26) – Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkan ve Üyelerinin Görev Süresi
Ne değişiyor? Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile grup/dairesi başkanları için ilk kez açık bir görev süresi ve atama şartı getiriliyor. Düzenleme öncesi mevcut Kanunun 26. maddesi 2018’de yürürlükten kaldırılmış olduğundan bu kişilerin görev süresine ilişkin ayrı bir düzenleme bulunmuyordu.
Şimdi: Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliğine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi şartı aranıyor. Bu kişiler ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlendi; yeni atananlar göreve başlayıncaya kadar süresi dolanlar görevine devam edecek.
Neden önemli? Düzenleme, adli tıp ihtisas kurullarında görev rotasyonunu ve liyakat esasını güçlendirmeyi amaçlıyor. Geçiş hükmüne göre, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte dört yıl veya daha fazla görev yapmış olanların görevi sona erecek; daha az süre görev yapanlar kalan süreyi tamamlayacaktır.
X. 2802 SAYILI HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNU (m. 10, m. 63) – Hâkim ve Savcı Yardımcılığı ile Uyarma Cezası
Ne değişiyor? Bu değişiklikler ağırlıklı olarak madde numaralandırma ve atıf güncellemelerinden oluşuyor; hâkim ve savcı yardımcılığı süreci ile disiplin rejiminin esası değişmiyor. Eskiden m.10’da başarısız sayma hükümlerine “on altıncı fıkra” olarak atıf yapılıyor, m.63’te ise bilirkişiyle çözülmesi gereken konularda bilirkişiye başvurulmasına dair bir düzenlemeye yer verilmiyordu.
Şimdi: M.10’daki atıf “on dokuzuncu fıkra” olarak güncellendi. M.63/2'ye, mevcut (e) bendinden sonra gelmek üzere, 'mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak' fiilini yeni bir uyarma cezası sebebi olarak düzenleyen (f) bendi eklenmiş, önceki (f) bendi ise (g) olarak teselsül ettirilmiştir.
XI. 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU (m. 158) – Nitelikli Dolandırıcılık
Ne değişiyor? Kamuoyunda “İBAN Kiralama” olarak bilinen fiilin cezası yarı oranında indiriliyor.
Şimdi: Maddeye eklenen 4. fıkra uyarınca, bu madde ve 157. madde kapsamındaki dolandırıcılık suçlarına iştirakin; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka/kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Geçiş dönemi: Kanun yürürlüğe girmeden önce haklarında hüküm verilmiş ve dosyası kanun yolunda bulunan sanıklar için bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. İnfaz aşamasındaki hükümlüler ise, mağdurun zararını, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde tamamen giderirlerse etkin pişmanlık hükümlerinden (TCK m.168/2) yararlanabilecek; bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyecektir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte hüküm verilmiş olup kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen hükümler de bu kapsamda değerlendirilecektir.
XII. 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (m. 80/f.2) – Genetik İnceleme Sonuçlarının Gizliliği
Ne değişiyor? Genetik inceleme sonuçları artık derhal yok edilmeyecek; kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde belirli süre saklanacaktır. Eskiden inceleme sonuçları, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hallerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhal yok ediliyor, sistematik bir kayıt veya saklama düzeni bulunmuyordu.
Şimdi: Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2025 tarihli ve E.2025/141, K.2025/274 sayılı kararıyla genetik verilerin saklanması ve imhasına ilişkin yeterli güvence bulunmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararı sonrasında, inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek; bir örneği de dosyada delil olarak saklanmak üzere soruşturma ve kovuşturma makamlarına gönderilecek. Veriler; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesinde derhal, diğer hallerde ise mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden yirmi yıl sonra yok edilecektir. İlgililer haklı sebeplerin varlığında verilerin silinmesini talep edebilecek; kayıtlar yalnızca devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada mahkeme, hâkim ya da Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecektir. Uygulama usul ve esasları Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.
XIII. 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (m. 231) – Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Ne değişiyor? HAGB’nin (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) uygulanamayacağı suçlar genişletiliyor.
Şimdi: HAGB kurumunun temel koşulları korunmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin 10.07.2025 tarihli ve E.2024/98 sayılı iptal kararındaki gerekçeler doğrultusunda; işkence ve eziyet suçlarının yanı sıra, kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar da HAGB kapsamı dışına alınmaktadır.
XIV. 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (m. 247) – Kaçak Sanık
Ne değişiyor? Kaçak sanıklara, güvenlik tedbirine karşı yeni bir savunma imkânı tanınıyor. Eskiden kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabiliyor, ancak sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemiyor; güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde de sanığa özel bir hak tanınmıyordu.
Şimdi: Mevcut kural korunmakla birlikte ayrıca, güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafi, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
XV. 5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (m. 308) – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
Ne değişiyor? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı ve süresi genişliyor. Eskiden Başsavcı, Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin kararına karşı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz edebiliyordu.
Şimdi: Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlar itiraz kapsamına alındı. Süre bir aydan üç aya çıkarıldı ve başlangıç tarihi "ilamın verildiği tarih" yerine "dosyanın teslim edildiği tarih" olarak değiştirildi. Eklenen 4. fıkra ile istem hakkına sahip kişiler açıkça belirlendi.
XVI. 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU (m. 55) – Bedensel Zarar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Ne değişiyor? Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcı ve mahsup kuralları ilk kez kanunla netleştiriliyor. Eskiden bu konuda özel bir kanuni düzenleme bulunmuyor, mesele içtihatlarla şekilleniyordu.
Şimdi: Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil/zararı doğuran olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. İfa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilecektir. Böylece hem faiz başlangıç tarihine ilişkin uzun süredir devam eden içtihat uyuşmazlıkları çözülüyor hem de erken ödeme yapan sorumluluk sigortacıları lehine bir mahsup mekanizması getiriliyor. Bu değişiklik yalnızca yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacak; önceki olaylarda maddenin değişiklik öncesi eski hükümleri geçerliliğini koruyacaktır.
XVII. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (m. 107, m. 109) – Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava
Ne değişiyor? Belirsiz alacak davası kurumu tamamen kaldırılıyor, kısmi davada ise talep artırma imkânı genişliyor. Eskiden alacağın miktarını belirlemenin mümkün olmadığı hallerde belirsiz alacak davası açılabiliyor (m.107); kısmi davada (m.109) ise talep artırımı iddianın genişletilmesi yasağına tabi sayılıyordu.
Şimdi: Uygulamada önemli tereddüt ve içtihat farklılıklarına yol açan belirsiz alacak davası kurumu (m. 107) yürürlükten kaldırıldı; ancak kaldırılmadan önce açılmış davalarda eski hüküm uygulanmaya devam edecektir. Kısmi dava kurumunda (m.109) ise eklenen 4. fıkra ile talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecek; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
XVIII. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (m. 147) – Duruşma Aralıkları
Ne değişiyor? Duruşmalar arasındaki süreye ilk kez üst sınır getiriliyor. Eskiden bu konuda kanuni bir sınırlama yoktu.
Şimdi: Duruşmalar arasındaki süre üç aydan uzun olamayacak; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecektir. Düzenleme, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasına katkı sağlaması beklenen bir adım olarak öne çıkmaktadır.
XIX. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (m. 149) – SEGBİS ile Duruşmaya Katılım
Ne değişiyor? Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (“SEGBİS”) ile duruşmaya katılanlar artık elle imza atma zorunluluğundan muaf tutuluyor. Eskiden ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılanlara ilişkin imza kuralları konusunda özel bir düzenleme yoktu.
Şimdi: İkrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh olma halleri hariç olmak üzere, SEGBİS ile duruşmaya katılanlar hakkında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Bu değişiklik Resmî Gazete’de yayımlanmasından 3 ay sonra, 31.10.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
XX. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (m. 166, m. 168) – Davaların Birleştirilmesi ve Kanun Yolları
Ne değişiyor? Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı gidilebilecek kanun yolları ayrıştırılıyor ve birleştirme kararının bağlayıcılığı kesinleşmeye bağlanıyor. Eskiden birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece veriliyor ve verildiği anda diğer mahkemeyi bağlıyordu; aynı yargı çevresindeki birleştirme ve ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebiliyordu.
Şimdi: İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacak. Aynı yargı çevresindeki hukuk mahkemelerinde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı artık sadece istinaf yoluna gidilebilecek. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf; bölge adliye mahkemelerinin (BAM) birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecek.
Neden önemli? Söz konusu değişiklik ile birleştirme kararlarına karşı doğrudan istinaf yolunun açılması, hatalı birleştirme kararlarının erken aşamada düzeltilmesine imkân tanınmakla birlikte; birleştirme kararının bağlayıcılığının kesinleşmeye bağlanması ise hukuki belirliliği sağlayacaktır.
XXI. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (m. 362) – Temyiz Edilemeyen Kararlar
Ne değişiyor? BAM’ın istinafı kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararlar için ilk kez açık bir temyiz sınırı getiriliyor. Eskiden bu konuda özel bir düzenleme bulunmuyordu.
Şimdi: HMK m.362 kapsamındaki temyiz parasal sınırı 2026 yılı için 682.000 Türk lirası olarak güncellendi. BAM’ın istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararda, kabul ya da reddedilen kısım istinaf parasal sınırının (m.341/2) üstündeyse temyiz yoluna gidilebilecektir. Bununla birlikte; (a) temyiz sınırının altında kalan kararlarda BAM ve ilk derece kararları arasındaki fark istinaf parasal sınırını (2026 yılı için 50.000 TL) geçmiyorsa, (b) karar yalnızca yargılama gideri/vekalet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalı olacaktır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.