ARTICLE
15 January 2026

Yeniden değerlemeye yeniden merhaba!

B
BDO TURKIYE (DENET YEMINLI MALI MUSAVIRLIK A.S.)

Contributor

BDO Turkiye is an audit and consultancy firm offering professional services in: audit, tax, accounting and advisory service lines. Our main objective since day one is to be a reliable consultant to our clients, and offer the most beneficial solutions appropriate to their needs, with the help of close collaboration.
Enflasyon düzeltmesinde beklenen oldu. Kehanet kendini gerçekleştirdi. Sürpriz olmayan yine bir son dakika düzenlemesiyle Vergi Usul Kanununa...
Turkey Tax
Erdal Güleç’s articles from BDO TURKIYE (DENET YEMINLI MALI MUSAVIRLIK A.S.) are most popular:
  • in Turkey

Enflasyon düzeltmesinde beklenen oldu. Kehanet kendini gerçekleştirdi. Sürpriz olmayan yine bir son dakika düzenlemesiyle Vergi Usul Kanununa (“VUK”) eklenen geçici 37 nci maddeyle enflasyon düzeltmesi 2025 yılından başlamak üzere üç yıl süreyle ertelendi.

Söz konusu düzenleme 25 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi olarak yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Bu ertelemeyle alakalı olumlu veya olumsuz çok şey söylenebilir. Ancak sanırım herkesin üzerinde mutabık olduğu tek şey, bu konudaki belirsizliğin ortadan kalkması oldu.

Vergi matrahındaki enflasyon etkisini arındırmaktan ziyade, TMS 29 kopyası bir işleyişle mali tablo sunumuna odaklanan uygulama; yetersiz ve karmaşık bir mevzuat, idari kapasite eksikliği ve meslek mensuplarına getirdiği gereksiz angarya ile birleşince bu sonuç kaçınılmaz olarak karşımıza çıktı.

Geçici 37 nci madde

Ertelemeyi düzenleyen geçici 37 nci madde aslında bize yabancı bir madde değil. Daha önceki 2021 (ki AYM tarafından iptal edildi) ve 2022 yılları ile 2023 yılı geçici vergi dönemlerindeki ertelemeyi düzenleyen geçici 33 üncü maddenin güncele uyarlanmış hali diyebiliriz.

Geçici 37 nci maddeye göre, 2025 hesap dönemi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın mali tablolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacak.

Önümüzdeki 2 yıllık sürede enflasyonun akıbetinden emin olunamadığından olsa gerek, maddeyle bu dönemleri geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere üç hesap dönemine kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı'na yetki verildiğini görüyoruz. Yani bunun anlamı 2030 yılı sonuna kadar enflasyon düzeltmesi hayatımızda olmayacak. Bu kötü uygulama tecrübesinden sonra bir daha da olacağını pek sanmıyorum.

Yeniden değerlemeye tekrar merhaba

Enflasyon düzeltmesi ve yeniden değerleme aslında aynı amaca hizmet eden birbirinin ikamesi niteliğindeki vergisel uygulamalar. Bu nedenle VUK'un mükerrer 298-Ç maddesi, mükerrerlik yaratmaması adına enflasyon düzeltmesi şartlarının sağlandığı dönemlerde yeniden değerleme yapılmasına izin vermiyor.

Geçici 37 nci maddeyle enflasyon düzeltmesi ertelenen dönemlerde yeniden değerleme yapılabilmesi için, aynı maddenin ikinci fıkrasında ayrı yasal bir hükme yer verildi ve maddenin birinci fıkrasında enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemler VUK'un mükerrer 298-Ç maddesinde düzenlenen sürekli yeniden değerleme açısından, enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak kabul edildi. Yani 2025 hesap dönemi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde sürekli yeniden değerleme yapılabilmesine izin verildi.

Böylece, sürekli yeniden değerleme ve bunun öncesinde yapılabilen VUK'un geçici 32 nci maddesindeki düzenlenen tek seferlik yeniden değerlemeye yeniden merhaba demiş olduk.

Yeniden değerleme uygulamasına yabancı değiliz. Sürekli yeniden değerleme ve tek seferlik yeniden değerlemeyi enflasyon düzeltmesi öncesinde yakın zamanda tecrübe ettik. Ancak aradan geçen zaman kısa bile olsa, enflasyon düzeltmesi sonrasında ilk defa uygulanacağını da gözeterek, biraz da hafızaları tazelemek adına bu yazımda bu uygulamalara dair kısa bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Hatırlatmalarımı güncel olması adına 2025 yılı özelinde yapacağım.

Sürekli yeniden değerlemeye dair bazı hatırlatmalar

1-Tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (kollektif, adî komandit ve adî şirketler dâhil, VUK'un mükerrer 298-A-9 maddesi kapsamında sürekli olarak enflasyon düzeltmesi yapanlar ile kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç) 2025 hesap dönemi sonunda sürekli yeniden değerleme yapabilecek.

2- İlgili tebliğe göre geçici vergi dönemleri itibariyle sürekli yeniden değerleme yapılabiliyor. Ancak 2025 yılı 4. geçici vergi dönemindeki uygulamayı ayrıca değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Geçici 37 nci maddenin birinci fıkrasında “2025 hesap dönemi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemleri”ifadesine yer verildikten sonra, maddenin ikinci fıkrasında“birinci fıkrasında enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemlerin” sürekli yeniden değerleme açısından enflasyon düzeltmesinin gerçekleşmediği dönem olarak değerlendirileceği belirtiliyor.

Birinci fıkrada 2026 ve 2027 hesap dönemlerinden bahsedilirken “geçici vergi dönemleri dahil” denilirken, 2025 hesap dönemi için geçici vergi dönemlerine referans verilmiyor. Oysa hatırlancağı üzere, 7566 sayılı Kanunla 2025 hesap döneminden başlamak üzere 4. geçici vergi dönemi de ihdas edildi. Buradan hareketle, enflasyon düzeltmesi şartları sağlanan ve geçici 37 nci maddede bu şartların oluşmamış sayılacağına yönelik yasal bir düzenleme olmayan 2025 yılı 4. geçici vergi döneminde sürekli yeniden değerleme yapılamayacağı sonucuna ulaşılabilir mi?

Madde tedvini biraz problemli görünüyor ama geçici 37 nci maddeyle böyle bir farklılık yaratılmak istendiğini düşünmüyorum. 4. geçici vergi dönemi ile hesap dönemi sonu arasında değerleme hükümleri açısından bir farklılık yaratıl(a)maması gerekir. Geçici 37 nci maddeki “2025 hesap dönemi” ifadesiyle “2025 hesap dönemi sonu”, diğer bir deyişle hesap dönemi takvim yılı olanlar açısından “31.12.2025” tarihi kastedildiğinden, 2025 yılı 4. geçici vergi döneminde sürekli yeniden değerleme yapılabileceği kanaatindeyim. Bir tebliğ veya sirküler açıklaması bu konudaki tereddütleri gidermek açısından faydalı olacaktır.

3- Sürekli yeniden değerleme sadece amortismana tabi kıymetler (ATİK) için yapılabilecek. Amortismana tabi olmayan arsa, arazi, iştirak hisseleri vs iktisadi kıymetler sürekli yeniden değerlemeye tabi tutulamayacak. Bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen ATİK'ler de yeniden değerlemeye konu edilemeyecek.

4- Yapılacak sürekli yeniden değerlemede sadece 2025 yılı sonu itibariyle aktife kayıtlı olan ATİK'ler değerlenebilecek. Yıl içerisinde satılan ve yıl sonu itibariyle aktifte bulunmayan ATİK'ler için yeniden değerleme yapılamayacak.

5- 2025 yılı içerisinde aktife giren ATİK'ler için de sürekli yeniden değerleme yapılamayacak. Çünkü uygulama bunların değerlerinin güncel olduğunu varsayıyor.

6- Bu nitelikleri devam ettiği müddetçe amortismana tabi olmadıklarından, 2025 yıl sonu bilançolarında yer alan yapılmakta olan yatırımlar için yeniden değerleme uygulanamayacak. 2025 yılı içerisinde aktifleştirilen yapılmakta olan yatırımlar da, üzerinden amortisman hesaplanmaya başlansa bile, yıl içerisinde aktife kaydedildiğinden bahisle sürekli yeniden değerlemeye tabi tutulamayacak.

7- 2024 yılında kapsama giren tüm mükellefler enflasyon düzeltmesi yapmış olduğundan, 2025 yılı sonunda yapılacak sürekli yeniden değerlemede, ilgili ATİK'lerin 2024 yıl sonu bilançolarında yer alan enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş değerleri esas alınacak. Bu kıymetler için daha önceki yıllarda ayrılmayan veya eksik ayrılan amortismanlar varsa, bu amortismanlar tam olarak ayrılmış varsayılarak hesaplamalar yapılacak.

8- ATİK'lerin maliyet bedellerine eklenmiş bulunan (aktifleştirildiği hesap dönemine ilişkin olanlar hariç) kur farkları ve kredi faizleri (bunlara isabet eden amortismanlar dâhil) sürekli yeniden değerleme kapsamına girmiyor. Bununla birlikte, 2024 yıl sonu bilançolarında yer alan enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş değerleri esas alınacağı için, 2025 yılı sonundaki sürekli yeniden değerlemede bunlar için ilave bir işlem yapılmasına gerek bulunmuyor.

9- 2025 yılı sonunda yapılacak yeniden değerlemede, yeniden değerleme oranı olarak 2025 yılı için açıklanan yeniden değerleme oranı olan %25,49 oranı kullanılacak.

İlgili tebliğe göre bu orandan daha düşük bir oranın kullanılabilmesi de mümkün. Ancak değerleme oranının düşük uygulanmasından dolayı daha sonraki yıllarda 2025 yılına ilişkin yeniden değerleme yapılamayacak.

10- İlgili ATİK'in değerlemeye esas değeri ve birikmiş amortismanı yukarıdaki şekilde tespit edilen yeniden değerleme oranıyla çarpılarak, değer artışı tespit edilecek. Ortaya çıkan değer artışı, her bir ATİK'e isabet edenler ayrı takip edilecek şekilde yeniden değerleme fonu olarak bilançonun pasifine ayrı bir hesaba kaydedilecek.

Tek seferlik yeniden değerlemeden farklı olarak, bu değer artışı üzerinden herhangi bir vergi ödenmesi gerekmeyecek, çünkü sürekli yeniden değerleme kanunda “vergisiz” yeniden değerleme olarak düzenlenmiş bulunuyor.

11- Bilançonun pasifine kaydedilen bu yeniden değerleme fonunun, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, aynı pasif kalemlere ait enflasyon düzeltmesi fark hesapları gibi, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulacak. Sermayeye eklenen değer artışları ise, ortaklar tarafından işletmeye ilave edilmiş kıymetler olarak kabul edilecek ve bu işlemler kâr dağıtımı sayılmayacak.

12- Mükellefler, sürekli yeniden değerlemeye tabi tuttukları ATİK'leri için 2025 yılı sonunda değerlenmiş tutarları üzerinden amortisman ayırabilecek. Uygulamanın sağladığı en büyük avantaj da aslında bu ilave amortisman avantajı. Mükellefler herhangi bir ilave vergi maliyetine katlanmadan, ilave amortisman gideri yaratabilecekler.

13- Sürekli yeniden değerleme zorunlu bir uygulama değil, bu karar mükelleflerin tercihine bırakılıyor. Bu kapsamda, dileyen mükellefler 2025 yılı sonunda sürekli yeniden değerleme yapmayabilirler. Ancak yeniden değerlemenin hiç yapılmamasından dolayı daha sonraki yıllarda bu yıla ilişkin yeniden değerleme yapamazlar.

Yine 2025 yılında sürekli yeniden değerleme yapmamayı tercih eden mükellefler gelecek yıllarda bu uygulamadan yararlanabilirler; bu tercihleri nedeniyle sonraki yıllardaki sürekli yeniden değerleme haklarında bir kayıp yaşamazlar.

Diğer yandan, bu ihtiyarilik ATİK bazında da geçerli. Yani kapsama giren mükellefler, ATİK'lerinin tamamı için sürekli yeniden değerleme yapmak zorunda değil; bunların sadece bazıları veya hatta bir tanesi için bile bu değerlemeyi yapabilirler.

14- Sürekli yeniden değerlemeye tabi tutulan ATİK'lerin elden çıkarılması (satış, devir, işletmeden çekiş, tasfiye gibi) halinde, bunlara isabet eden pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları aynen amortismanlar gibi muameleye tabi tutulacak. Yani bu tutarlar ilgili ATİK'in değerlenmiş maliyet bedelinden düşülecek ve aynı amortismanlar gibi satış karı tutarını artıracak.

Ancak bu fonlar, satış veya elden çıkarma öncesinde sermayeye ilave edilirse, bu halde satış veya elden çıkarma dolayısıyla elde edilen kar ve zararın tespitinde dikkate alınmayacak. Dolayısıyla, satış veya elden çıkarma öncesinde bu fonların sermayeye ilave edilmesi önemli bir vergi avantajı yaratacak. İlerleyen dönemde bu tür sermaye artışlarıyla sıkça karşılaşacağımızı şimdiden söyleyebiliriz.

Bununla birlikte, sermayeye ilave edilen bu fonların, faaliyete devam edilen süre içerisinde herhangi bir suretle sermayeden çekilirse, çekilen kısmın o dönemin kazancı sayılarak vergiye tabi tutulacağını hatırda tutmak gerekiyor.

15- Faydalı ömür süresini tamamlayan iktisadi kıymetler de sürekli yeniden değerlemeye tabi tutulabilir. Bu halde yeniden değerleme mükelleflere amortisman yönünden bir fayda sağlamasa da, Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinde düzenlenen indirimli kurumlar vergisi uygulamasındaki tevsi yatırımdan elde edilen kazancın tespiti açısından bazı durumlarda avantaj yaratabilir. Çünkü tevsi yatırımlardan elde edilen kazancın tespitinde sabit kıymetlerin brüt tutarları oranlanıyor.

Tek seferlik yeniden değerlemeye dair bazı hatırlatmalar

1- Sürekli yeniden değerleme ve VUK'un geçici 32 nci maddesinde düzenlenen tek seferlik yeniden değerleme aslında birbirini tamamlayan uygulamalar olarakyürürlüğe konulmuş durumda. VUK, sürekli yeniden değerleme ilk kez yapılmadan önce ve sürekli yeniden değerlemenin uygulanmadığı dönemlerdeki uygulama açığını kapatmak için kümülatif bir uygulama sağlayan tek seferlik yeniden değerlemeyi (ki her ne kadar geçici madde olarak düzenlenmiş olsa da, uygulaması bu yönüyle kalıcıdır) ve bunun ardından sürekli olarak her yıl uygulanmak üzere sürekli yeniden değerlemeyi öngörüyor.

Her iki uygulama puzzle'ın parçaları gibi aslında birbirini tamamlıyor ama tercihe göre birbirlerinin alternatifi de olabiliyorlar. Bunların aynı anda uygulanamayacağını ise sanırım söylemeye gerek yok.

Tek seferlik yeniden değerleme adlandırması, uygulamanın her bir kıymet için sadece bir kez yapılabilmesinden ileri geliyor.

Her iki yeniden değerlemenin teknik işleyişleri genel olarak benzer olsa da, bazı çok önemli farklılıkları var.

2- Sürekli yeniden değerlemeden yararlanabilen mükellefler, tek seferlik yeniden değerlemeden de faydalanabiliyorlar. Yani her iki uygulamadan yararlanabilecek mükelleflerin kapsamı aynı. Yukarıda sürekli yeniden değerleme kısmında belirttiğim için burada tekrara girmiyorum.

3- Tek seferlik yeniden değerlemeden, sürekli yeniden değerlemeden farklı olarak ATİK'ler ve taşınmazlar için yararlanılabiliyor. Yine sürekli yeniden değerlemeden ayrı olarak, tek seferlik yeniden değerlemede ortaya çıkan değer artışı üzerinden %2 oranında vergi ödenmesi gerekiyor.

4- Ancak bunlar ve bunlar gibi diğer uygulama detaylarına girmeden önce şu hususların altını çizmek gerektiğini düşünüyorum: Uygulamaya göre tek seferlik yeniden değerleme, değerlemede esas alınacak dönem kapandıktan sonra ve takip eden dönemde sürekli yeniden değerleme yapılmadan önce yapılabiliyor. Buna paralel olarak, değerlemeye ait kayıtlar da, değerlemenin esas alındığı dönem yasal defterlerine değil, takip eden dönemde yeniden değerlemenin yapıldığı dönem kayıtlarına kaydediliyor. Dolayısıyla, tek seferlik yeniden değerlemenin 2025 yılı sonu itibariyle yapılarak değerleme kayıtlarının 2025 yılı yasal kayıtlarına kaydedilmesi ve bu dönem sonunda değerlenmiş tutarlar üzerinden amortisman ayrılabilmesi yasal olarak mümkün değil. Daha açık deyişle, tek seferlik yeniden değerleme 2025 yılı hesap döneminin bir konusu değil.

Bu kapsamda tek seferlik yeniden değerleme, şartları sağlayan mükellefler tarafından en erken 2026 yılı Ocak ayı içerisinde ve 2025 yılı sonu itibariyle yapılabilecek.

Nitekim 537 sıra nolu VUK Genel Tebliğinin 20/4 maddesinde aynen “213 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi imkânından yararlanılmadan ve mezkûr (Ç) fıkrası kapsamında ilk kez yeniden değerleme yapılmadan, enflasyon düzeltmesi yapılması ve enflasyon düzeltmesinin yapıldığı hesap dönemini müteakip hesap döneminde enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının tekrar oluşmamasına rağmen, mezkûr (Ç) fıkrası kapsamında ilk kez yeniden değerlemenin yapılmaması halinde, sonraki dönemlerde ilk kez (Ç) fıkrası kapsamında yapılacak yeniden değerleme öncesinde, önceki hesap dönemi sonu itibarıyla geçici 32 nci madde kapsamında yeniden değerleme yapılabilir.” denilerek bu husus açıklanıyor.

5- Diğer yandan, tek seferlik yeniden değerlemeden, sürekli yeniden değerleme ilk kez yapılmadan önce yararlanılabiliyor. Eğer bir mükellef 2022 ve 2023 yıllarında sürekli yeniden değerlemeden tek bir ATİK için bile yararlanmışsa, ilgili tebliğe göre tek seferlik yeniden değerleme imkanından artık yararlanamaz. O nedenle, önceki yıllarda sürekli yeniden değerleme yapmış olan mükellefler için tek seferlik yeniden değerleme defteri kapandı diyebiliriz.

6- Bu çerçevede; sürekli yeniden değerlemeyi henüz yapmamış olanların da, 2025 yılı sonunda sürekli yeniden değerleme yapma kararlarını verirken bu hususu da dikkate almaları önemli. Çünkü sürekli yeniden değerleme tek seferlik yeniden değerleme hakkının yitirilmesine neden oluyor. Enflasyon düzeltmesi kapsama giren tüm mükellefler için zorunluydu, o yüzden bu tür stratejik kararlara ihtiyaç duyulmuyordu. Ama yeniden değerleme ihtiyari olunca, verilen kararın getirisini götürüsünü iyi düşünmek gerekiyor.

Yazımı daha fazla uzatmamak için tek seferlik yeniden değerlemeyle ilgili kısmı burada bitiriyorum. Sonraki yazılarımda bu konuya detaylı olarak değineceğim.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More