- within Employment and HR topic(s)
- in Turkey
- within Energy and Natural Resources topic(s)
A. GİRİŞ
Dijital iletişim araçlarının iş ilişkilerinde yaygınlaşması, işverenin denetim yetkisi ile çalışanın temel hak ve özgürlükleri arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açmıştır. Özellikle işyeri bilgisayarları üzerinden kullanılan WhatsApp gibi kişisel iletişim uygulamalarının işveren tarafından izlenmesi hem iş hukuku hem de anayasal haklar bağlamında kritik bir dengeyi gerektirir.
Türk yargısı, bu dengeyi son yıllarda verdiği kararlarla daha net çizmeye başlamıştır. Bu kapsamda hem Anayasa Mahkemesi’nin 2018/34548 başvuru numaralı kararı hem de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi’nin 2023 tarihli kararı birlikte değerlendirildiğinde, işverenin dijital denetim yetkisinin sınırları açık şekilde ortaya konulmaktadır.
B. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN YAKLAŞIMI: TEMEL HAKLAR ÖNCELİKLİDİR
Anayasa Mahkemesi, 28.12.2021 tarihli kararında, işveren tarafından çalışanın WhatsApp yazışmalarının incelenmesi ve bu yazışmaların iş akdinin feshi için kullanılması nedeniyle özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Karara konu olayda, çalışanın iş bilgisayarında WhatsApp üzerinden yaptığı yazışmalar işveren tarafından incelenmiş ve bu yazışmalar iş akdinin feshi için gerekçe olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte çalışan, iletişimin denetlenebileceğine ilişkin önceden açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, işyerinde kullanılan iletişim araçlarının denetlenmesine ilişkin olarak çalışanların önceden açık şekilde bilgilendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca WhatsApp gibi kişisel kullanım amacı açık olan bir uygulamada gerçekleştirilen yazışmalar bakımından çalışanın mahremiyet beklentisinin korunması gerektiğini, işveren müdahalesinin ise ancak meşru amaç, gereklilik ve ölçülülük kriterlerini sağlaması halinde hukuka uygun kabul edilebileceğini ifade etmiştir. Kararda özellikle, çalışanların iş bilgisayarı üzerinden de kişisel iletişim kurmasının işveren açısından öngörülebilir olduğu ve bu nedenle çalışanların özel hayatlarının ve haberleşmelerinin korunacağı yönündeki beklentilerinin makul kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
C. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI: HUKUKA AYKIRI DELİL VE GEÇERSİZ FESİH
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi de benzer yönde bir yaklaşım benimsemiştir. 09.02.2023 tarihli kararında Mahkeme, işverenin çalışanın bilgisayarına şifre yoluyla erişerek WhatsApp yazışmalarını okuduğunu, ancak bu erişim sürecine ilişkin olarak çalışana önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını ve elde edilen verilerin hangi hukuki dayanakla işlendiğinin ortaya konulamadığını tespit etmiştir. Mahkeme, tüm bu nedenlerle söz konusu yazışmaların hukuka aykırı şekilde elde edildiği sonucuna ulaşmış; bu yazışmaların iş akdinin feshi bakımından geçerli bir delil olarak kullanılamayacağını belirterek feshi geçersiz kabul etmiştir.
D. ORTAK İLKELER: TÜRK YARGISININ OLUŞTURDUĞU ÇERÇEVE
Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde, Türk yargısının işverenin çalışan iletişimini denetleme yetkisine ilişkin daha korumacı ve temel hak odaklı bir yaklaşım geliştirdiği görülmektedir. Buna göre işverenin denetim yetkisi sınırsız bir yetki olarak değerlendirilmemekte; çalışanların özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale eden uygulamaların belirli güvencelere tabi olması gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle çalışanların, hangi iletişim araçlarının hangi kapsamda denetlenebileceği konusunda önceden açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Böyle bir bilgilendirme yapılmaksızın gerçekleştirilen denetim faaliyetleri, kural olarak hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Bunun yanında yargı kararları, WhatsApp gibi doğası gereği kişisel iletişim amacı taşıyan uygulamalarda çalışanların makul bir mahremiyet beklentisine sahip olduğunu da açık biçimde ortaya koymaktadır. İlgili yazışmaların işyeri bilgisayarında gerçekleştirilmiş olması tek başına bunların tamamen işveren denetimine açık olduğu anlamına gelmemektedir. İşverenin müdahalesinin mutlaka meşru bir amaca dayanması, ölçülü olması ve ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli sınırlar içerisinde kalması gerekmektedir. Daha hafif yöntemlerle sonuca ulaşılmasının mümkün olduğu durumlarda doğrudan özel mesaj içeriklerinin incelenmesi, yargı organları tarafından ağır bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.
Son olarak hem Anayasa Mahkemesi hem de derece mahkemeleri, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen mesaj içeriklerinin iş akdinin feshi bakımından geçerli bir delil olarak kullanılamayacağını açık şekilde ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, işverenlerin dijital denetim süreçlerinde yalnızca yönetim hakkını değil, çalışanların anayasal haklarını ve kişisel verilerinin korunmasına ilişkin yükümlülükleri de gözetmek zorunda olduğunu göstermektedir.
E. SONUÇ
Anayasa Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, işverenin çalışanlara ait WhatsApp yazışmalarını denetleme yetkisinin sınırsız olmadığı açıkça görülmektedir. İşverenin dijital denetim faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için çalışanların önceden açık şekilde bilgilendirilmesi, müdahalenin meşru bir amaca dayanması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.
Yargı kararları ayrıca, WhatsApp gibi kişisel iletişim araçlarında çalışanların makul bir mahremiyet beklentisine sahip olduğunu ve hukuka aykırı şekilde elde edilen mesaj içeriklerinin iş akdinin feshi bakımından geçerli delil olarak kullanılamayacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle işverenlerin, dijital denetim süreçlerini yalnızca yönetim hakkı çerçevesinde değil, çalışanların anayasal haklarını ve kişisel verilerinin korunmasına ilişkin yükümlülükleri de dikkate alarak yürütmeleri gerekmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.