ARTICLE
29 January 2026

Anayasa Mahkemesi'nin 2024/48855 Başvuru Numarali Ve 29.07.2025 Tarihli Karari

OA
Ozbilen Aykut Attorney Partnership

Contributor

OA provides their national and international clients operating in different sectors with legal services, ranging from mergers & acquisitions to commercial disputes. Supported by a powerful and agile legal team, OA serves its clients as reliable business advisers, moving their businesses forward by prioritizing their needs and objectives, fostering progressive solutions. OA’s sophisticated understanding of the nuances within tax and corporate law not only amplifies its litigation strengths but also emphasizes the significance of tax implications in commercial transactions. This keen focus on tax considerations as a pivotal element of legal strategy enhances client outcomes and drives the successful progression of their commercial ambitions.
Anayasa Mahkemesi ("AYM")'nin 2024/48855 başvuru numaralı ve 29.07.2025 tarihli kararı 16.01.2026 tarih ve 33139 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Turkey Employment and HR
Basar Özbilen’s articles from Ozbilen Aykut Attorney Partnership are most popular:
  • in Turkey

Anayasa Mahkemesi ("AYM")'nin 2024/48855 başvuru numaralı ve 29.07.2025 tarihli kararı 16.01.2026 tarih ve 33139 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

1. Başvuruya Konu Süreç:

Başvurucu 2013-2015 yılları arasında çalışmakta olduğu şirketin yurt dışında yer alan şantiyesinde iş görme edimini yerine getirirken, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği iddiası ile işçilik alacaklarının tahsili sebebiyle dava açmıştır.

İstinaf ve temyiz aşamalarının tamamlanmasının ardından, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ("Kanun")'un 27. maddesi uyarınca, başvurucu ile imzalanan iş sözleşmesi dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, her ne kadar yazılı bir iş sözleşmesi bulunmasa da çalışmasının tamamı yurt dışında geçen başvurucu bakımından mutat işyeri hukukunun fiilen çalışılan ülke hukuku olduğu kabul edilmiş; ilgili dönem bakımından uygulanacak hukukun bu çerçevede belirlenmesi ve usulen kazanılmış haklar da gözetilerek sonuca gidilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi ise, ilgili çalışma dönemi bakımından yapılan iş sözleşmesiyle birlikte bir hukuk seçimi anlaşmasının kabulü gerektiği ve bu nedenle Rusya hukukunun uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, Rusya iş hukuku uyarınca iş akdinin feshi sonrasında üç ay içinde dava açılması gerektiğini, başvurucunun bu süreye riayet etmeksizin dava açtığını belirterek, hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Anılan hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararda; davanın reddi sonucu yerinde görülmekle birlikte, Rusya hukuku kapsamında öngörülen üç aylık başvuru süresinin hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresi olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiş; bu gerekçeyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Başvurucu, söz konusu nihai karara karşı 23.08.2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

2. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi:

AYM, yabancı bir ülkede çalışan işçilerin işçilik alacaklarına ilişkin açtıkları davalarda uygulanması gereken hukuka dair değerlendirmelerinde, Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarına şu şekilde yer vermiştir:

Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önceki kararlarında öncelikle işçi ile işveren arasında uygulanacak hukukun tarafların anlaşmasıyla belirlenip belirlenmediğinin araştırılması gerektiğini kabul etmiştir. Taraflar arasında uygulanacak hukuka ilişkin bir anlaşmanın bulunmaması veya yapılan anlaşmanın herhangi bir nedenle geçersiz olması halinde ise, iş görme edimiyle daha sıkı ilişkili olan yer hukukunun uygulanacağı belirtilmiştir. Daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde tarafların vatandaşlığı, sözleşmenin dili, ücretin ödenme şekli, sözleşmenin imzalandığı yer ve tarafların ikametgahı gibi ölçütler dikkate alınmıştır. Ayrıca Türk vatandaşı olan işçinin yurt dışına gönderilmesi durumunda, gönderen kişi veya şirket ile yurt dışındaki yabancı şirket arasında organik bağın bulunduğuna ilişkin delillerin sunulması halinde halinde, kamu düzeni de gözetilerek Türk hukukunun uygulanması gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihi itibarıyla kapatılarak görev ve içtihatların büyük ölçüde Yargıtay 9. Hukuk Dairesine devredilmesi akabinde bu tarihten sonra Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda da, dava konusu alacaklara esas alınan dönemde işçinin fiilen çalıştığı ülkenin mutat işyeri olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Taraflar arasında uygulanacak hukuka ilişkin açık ve imzalı bir anlaşma bulunmasa dahi, imzalanan iş sözleşmesi ile zımnen bir hukuk seçimi yapıldığı kabul edilerek, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda işin fiilen ifa edildiği ülke hukukunun uygulanması gerektiği yönünde içtihat oluşturulmuştur.

Somut olayda ise, yargılama mercilerince iş sözleşmesinin Rusya'da akdedilmesi ve sözleşmenin başvurucu ile işveren tarafından imzalanmış olması gerekçe gösterilerek, uygulanacak hukukun da seçildiği kabul edilmiş ve mutat işyeri hukuku olarak Rusya hukukunun uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Ancak AYM, mutat işyeri hukuku uygulanırken işçi bakımından daha yüksek koruma sağlayabilmesi de muhtemel olan iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun değerlendirme dışı bırakılmasını hukuken eksik bulmuştur.

AYM'ye göre, sıkı ilişkili hukukun belirlenmesinde; tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili, sözleşmenin imzalandığı yer ile tarafların sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ülke gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayda ise bu unsurların yeterince incelenmediği, söz konusu unsurlar değerlendirilerek sıkı ilişkili hukukun tespit edilmesinin, işçi ile işveren arasındaki menfaat dengesinin korunması bakımından önem arz ettiği belirtilmiştir. Ayrıca, yapılan hukuk seçimi nedeniyle işçinin bazı haklardan mahrum kalması söz konusu ise, daha fazla koruma sağlayacak hukukun uygulanmasına imkan tanıyacak yorumun benimsenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Netice itibarıyla AYM, yalnızca taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesine dayanılarak değerlendirme yapılmasının ve sözleşme ile daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunup bulunmadığının irdelenmemesini, başvurucunun mahkemeye erişim hakkını sınırlayan ve katlanılması güç bir külfet yaratan bir yaklaşım olduğu ve bunun sonucunda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına yer alan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kanaat getirmiş; bu gerekçeyle başvurunun kabulüne ve hak ihlalinin bulunduğuna oy çokluğuyla karar vermiştir.

Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz olması halinde her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More