ARTICLE
26 June 2026

Türkiye’de Yeni Vergi Rejimi: Yıllık Gelir Vergisi İstisnası Ve Eşlik Eden Diğer Düzenlemeler

GT
Gen Temizer

Contributor

Gen Temizer is a leading independent Turkish law firm located in Istanbul's financial centre. The Firm has an excellent track record of handling cross-border matters for clients and covers the full bandwidth of most complex transactions and litigation with its cross-departmental, multi-disciplinary and diverse team of over 30 lawyers. The Firm is deeply rooted in the local market with over 80 years of combined experience of the name partners while providing the highest global standards of legal services.
21 Mayıs 2026 tarihli ve 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Turkey Tax
Gen Temizer are most popular:
  • within International Law, Strategy and Employment and HR topic(s)
  • in Turkey

Giriş

21 Mayıs 2026 tarihli ve 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun, Türkiye’nin uluslararası yatırım ortamını güçlendirmeyi, döviz girişini artırmayı ve özellikle uluslararası yatırımcılar ile ihracat odaklı ekonomik faaliyetleri teşvik etmeyi amaçlayan kapsamlı düzenlemeler içermektedir. Bu kapsamda; yurt dışı kaynaklı gelirler için uzun süreli vergi istisnaları getirilmiş, nitelikli hizmet merkezleri, ihracatçı şirketler ve tekno girişimler için yeni teşvikler öngörülmüş, ayrıca varlıkların ekonomiye kazandırılmasına yönelik yeni mekanizmalar kabul edilmiştir.

20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnasının Kapsamı ve İşleyişi

Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi kapsamında; belirli şartları sağlayan gerçek kişilerin Türkiye’ye yerleşmelerini takiben yurt dışı kaynaklı kazanç ve iratları 20 yıl süreyle gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu süre, uluslararası benzer uygulamalarla karşılaştırıldığında görece uzun olup, Türkiye’yi bu alanda rekabetçi rejimlerden biri haline getirebilecek niteliktedir.

İstisna kapsamına giren kazanç türleri geniş yorumlanabilecek şekilde düzenlenmiş olup; yurt dışı iştiraklerden elde edilen temettüler, yabancı finansal kuruluşlardan sağlanan faiz gelirleri, yurt dışı gayrimenkullerden elde edilen kira gelirleri, yabancı sermaye piyasası araçlarından doğan kazançlar ve benzeri yurt dışı kaynaklı gelirler bu kapsamda değerlendirilebilecektir.

Düzenlemenin önemli bir özelliği, bu kazançların Türkiye’de hiçbir şekilde beyan edilmemesidir. İstisna kapsamındaki gelirler için yıllık beyanname verilmesi gerekmeyecek; mükellefin Türkiye’de başka gelirleri nedeniyle beyanname vermesi halinde de bu kazançlar matraha dahil edilmeyecektir. Bununla birlikte, söz konusu kazançlara ilişkin giderlerin Türkiye’de indirim konusu yapılamaması ve yurt dışında ödenen vergilerin mahsup edilememesi, sistemin teknik sınırlarını oluşturmaktadır.

Yararlanma Şartları ve “Son Üç Yıl” Kriteri

Kanun uyarınca bu rejimden yararlanabilmek için getirilen temel koşul, kişinin Türkiye’ye yerleştiği tarihten önceki son üç takvim yılında Türkiye’de yerleşik sayılmaması ve tam mükellefiyetinin bulunmamasıdır. Bu kriter, düzenlemenin esas olarak yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ile yabancı yatırımcıları hedeflediğini ortaya koymaktadır.

Aynı zamanda, kişinin geçmişte Türkiye’de yalnızca gayrimenkul sermaye iradı veya menkul sermaye iradı elde etmesi nedeniyle sınırlı mükellef olarak vergilendirilmiş olması, istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.

Servet Transferi Boyutu: %1 Veraset ve İntikal Vergisi

Düzenleme yalnızca gelir vergisi ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda servetin kuşaklar arası aktarımını da kapsamaktadır. Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16. maddesine eklenen hüküm uyarınca, 20 yıllık istisna rejiminden yararlanan kişilerin yurt dışındaki varlıklarının miras yoluyla intikalinde uygulanacak veraset ve intikal vergisi oranı %1 olarak belirlenmektedir.

Yürürlük ve Zamanlama

Düzenleme 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşik sayılan kişiler bakımından da uygulanacaktır. Bu nedenle, 2026 yılı başından itibaren Türkiye’ye taşınmış olan kişilerin söz konusu istisnadan geriye dönük olarak yararlanabilmesi mümkün hale gelmiştir.

Diğer Önemli Düzenlemeler: Kurumlar Vergisi, İhracat, İFM ve Tekno girişimler

Kanun, bireysel vergilendirme rejiminin yanı sıra kurumlar vergisi ve yatırım ortamına ilişkin önemli değişiklikler de içermektedir.

İhracat Kazançlarına İndirimli Kurumlar Vergisi

Kanun ile kurumlar vergisi oranı; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran  bu  faaliyetlerinden  elde ettikleri kazançları bakımından %12,5 olarak belirlenmiştir.

Transit Ticaret ve Hizmet İhracatı

Kanun ile transit ticaretten ve yurt dışında gerçekleşen mal alım satım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik teşviklerin kapsamı genişletilmiş, faaliyetin yürütüldüğü bölgeye göre teşvik oranlarının artırılmasına imkân tanınmıştır. Ayrıca transit ticaret, nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında yararlanılan kazanç indirimlerinin, yurt içi asgari kurumlar vergisi hesaplamasında matrahtan indirilebilmesine olanak sağlanmıştır.

Nitelikli Hizmet Merkezleri (“NHM”)

Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na Ek Madde 1 eklenerek “Nitelikli Hizmet Merkezi” (NHM) kavramına Türk mevzuatında ilk kez yer verilmiştir. Buna göre NHM; asgari üç ayrı ülkede faaliyeti bulunan bir grubun bünyesinde yer alan, gruba dahil şirketlere belirli hizmetleri sunmak üzere kurulmuş olan ve yıllık toplam gelirinin en az yüzde seksenini yurt dışındaki grup şirketlerinden sağlayan sermaye şirketlerini kapsamaktadır.

Bu yapılanma; uluslararası şirketlerin farklı coğrafyalardaki operasyonlarını tek merkezden yönettiği Global Capability Center, Shared Services Center veya Regional Headquarters gibi modellerin Türkiye’ye çekilmesini hedeflemektedir. Kanun koyucunun buradaki amacı; yönetim, teknoloji, finans, hukuk ve Ar-Ge gibi yüksek katma değerli fonksiyonların Türkiye üzerinden gerçekleştirilmesinin özendirilmesi, nitelikli istihdamın desteklenmesi ve hizmet ihracatının güçlendirilmesidir.

Düzenleme, NHM çatısı altında sunulabilecek hizmetleri oldukça geniş tutmuştur. Finanstan stratejik planlamaya, risk yönetiminden dijital dönüşüm projelerine, veri analitiğinden insan kaynakları süreçlerine ve Ar-Ge koordinasyonundan uyum faaliyetlerine kadar pek çok yüksek katma değerli fonksiyon bu kapsama dahil edilmiştir. Böylece Türkiye’de ilk defa hizmet ihracatına özel bir şirket statüsü oluşturulmuştur.

Vergisel açıdan bakıldığında, NHM’lerin münhasıran bu faaliyetlerinden doğan yurt dışı kazançlarının %95’lik kısmı kurumlar vergisi matrahından düşülebilecektir. İstanbul Finans Merkezi bünyesinde veya Cumhurbaşkanınca belirlenen endüstri bölgelerinde konumlanan merkezlerde ise bu oran %100’e ulaşabilmektedir. Ancak bu avantajdan faydalanabilmek için kazancın NHM faaliyetleriyle bağlantılı olması, yurt dışındaki grup şirketlerinden elde edilmesi ve beyanname süresi içinde Türkiye’ye getirilmesi şart koşulmuştur.

Çalışanlara yönelik teşvikler de sistemin önemli bir ayağını oluşturmaktadır. NHM bünyesinde görev yapan nitelikli personelin ücretinin brüt asgari ücretin üç katına kadarlık bölümü gelir vergisi dışında bırakılmıştır; İstanbul Finans Merkezi veya belirli endüstri bölgelerindeki merkezlerde bu eşik beş kata çıkmaktadır. Üstelik istisna kapsamındaki ücret ödemelerine ait belgelerin damga vergisinden de muaf tutulması, işverenlere ek bir maliyet avantajı sağlamaktadır.

Söz konusu kurumlar vergisi avantajı, NHM’nin faaliyete başladığı tarihten itibaren yirmi hesap dönemi boyunca geçerli olacaktır. Mevcut teşvik sistemlerindeki sürelere kıyasla oldukça uzun olan bu vade, özellikle kapsamlı bölgesel merkez yatırımları açısından yatırımcılara uzun vadeli öngörülebilirlik sunmaktadır.

NHM Düzenlemesinin Hukuk Danışmanlığı ve Profesyonel Hizmetler Açısından Değerlendirilmesi

Düzenlemenin en özgün boyutlarından biri, hukuk danışmanlığı faaliyetlerinin NHM kapsamındaki teşvik edilen hizmetler arasına açıkça dahil edilmiş olmasıdır. Bu sayede çok uluslu şirketler; bölgesel hukuk birimlerini, sözleşme yönetim fonksiyonlarını, hukuki süreç koordinasyon ekiplerini ve kurumsal uyum departmanlarını Türkiye’de konumlandırabilecektir. Uluslararası pratiğe bakıldığında bu tür yapılar genellikle “Regional Legal Hub” ya da “Legal Operations Center” olarak adlandırılmakta ve farklı ülkelerdeki hukuk işlerinin merkezi bir noktadan koordine edilmesini sağlamaktadır.

Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında iştirakleri bulunan çok uluslu bir grup, İstanbul’da kuracağı NHM vasıtasıyla tüm bu bölgelere yönelik sözleşme incelemesi, hukuki risk haritalaması, uyum programı yönetimi ve hukuk teknolojisi uygulamalarını tek çatı altında yürütebilecektir. Böylelikle farklı ülkelerde ayrı ayrı sürdürülen hukuki operasyonların merkezileştirilmesi mümkün hale gelmektedir.

Hukuk hizmetlerinin yanı sıra, uyum ve kurumsal yönetişim fonksiyonları da düzenlemenin kapsamı içindedir. Uluslararası yaptırım takibi, ihracat kontrolü uyumu, yolsuzlukla mücadele mekanizmaları, veri koruma programları ve iç politika geliştirme süreçleri gibi kritik fonksiyonların tek bir bölgesel merkezden idare edilmesi öngörülmektedir.

Öte yandan Kanun, hukuk hizmetlerine ilişkin önemli bir çerçeve de çizmiştir: Türk hukuku veya Türkiye’deki faaliyetlerle ilgili hukuki danışmanlık, yalnızca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu çerçevesinde yetkilendirilmiş avukatlar ya da avukat ortaklıkları eliyle verilebilecektir. Başka bir deyişle NHM, çok uluslu şirketlerin uluslararası hukuk operasyonlarını Türkiye’ye taşımasının önünü açarken, yerel avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik mevcut düzeni bozmamaktadır.

Bu gelişmenin Türk hukuk sektörü üzerinde de dolaylı ancak kayda değer etkileri olacağı değerlendirilmektedir. Bölgesel hukuk merkezleri, uyum ofisleri ve veri koruma birimlerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte, bu yapıların Türk hukukuna ilişkin konularda yerel avukatlık bürolarından destek alma zorunluluğu artacaktır. Bu durum özellikle kurumsal uyum, kişisel verilerin korunması, uluslararası ticaret ve yaptırım hukuku ile şirketlerhukukualanlarındauzmanlaşanbürolar açısından yeni iş alanları doğurabilecektir.

Sonuç olarak NHM rejimi, Türkiye’yi salt bir üretim üssü olmaktan öteye taşıyarak; finans, teknoloji, hukuk ve uyum gibi bilgi yoğun sektörlerde bölgesel bir operasyon merkezi haline getirme potansiyeli taşımaktadır.

İstanbul Finans Merkezi Teşvikleri

İstanbul Finans Merkezi’ne ilişkin düzenlemeler kapsamında, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatından elde edilen kazançlara uygulanan %100 kurumlar vergisi indiriminin süresi 2047 yılına kadar uzatılmıştır. Bunun yanında, İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren katılımcı finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarından yararlanacakları muafiyet süresi 20 yıla çıkarılmıştır.

Tekno girişimler ve Dijital Şirketler

Kanun ile tekno girişim şirketi niteliğini haiz işverenler tarafından çalışanlara sağlanan pay senedi bazlı teşviklerde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu kapsamda; vergi istisnasına konu edilebilecek pay senedi tutarının üst sınırı yıllık brüt ücretin iki katına çıkarılmıştır, payların tam istisna kapsamında elden çıkarılabilmesi için gerekli elde tutma süresi 6 yıla indirilmiştir ve payların elde tutulma süresine bağlı olarak uygulanacak vergi yükü yeniden düzenlenmiştir.

Varlık Barışı

Bildirilen varlıklar için uygulanacak vergi oranı; varlığın belirli sürelerle vadeli hesaplarda, Devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında değerlendirilip değerlendirilmediğine bağlı olarak %0 ile %5 arasında değişmektedir.

Sonuç

Genel olarak değerlendirildiğinde Kanun, Türkiye’nin vergi politikası bakımından uluslararası yatırımcıları, ihracat odaklı şirketleri, teknoloji girişimlerini ve yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerini teşvik etmeyi amaçlayan kapsamlı bir reform paketi niteliğindedir. Bireysel vergilendirme alanında getirilen 20 yıllık istisna rejimi, uluslararası ölçekte dikkat çekici bir uygulama olup, Türkiye’yi bu alanda cazip bir merkez haline getirme potansiyeline sahiptir.

Bunun yanında Kanun ile kurumsal yatırımcılar, ihracatçılar, finansal kuruluşlar, teknoloji şirketleri ve uluslararası hizmet merkezlerine yönelik çeşitli vergi avantajları ve teşvik mekanizmaları öngörülmüştür. Bu yönüyle Kanun, Türkiye’nin uluslararası yatırım ve yetenek çekme kapasitesini artırmayı hedefleyen ve farklı sektörlere yönelik önemli teşvikler içeren kapsamlı bir düzenleme paketi olarak değerlendirilebilecektir.

Söz konusu Kanun’a aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

7582 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More