ARTICLE
23 April 2026

Cari Hesap Sözleşmesi

U
Urey Law Firm

Contributor

Ürey Law Firm, founded by Ali Ürey with 40 years of experience, provides comprehensive legal services across various industries. With a team of 15+ experts, we offer tailored, result-oriented solutions in consultancy and litigation. Our client-focused, dynamic approach ensures effective legal and commercial support both nationally and internationally.
Cari hesap ilişkisi, ticari hayatta taraflar arasındaki borç ve alacakların takibi ve tasfiyesi bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Turkey Corporate/Commercial Law
Nazlıgül Akdemir’s articles from Urey Law Firm are most popular:
  • in Turkey
  • with readers working within the Utilities industries

Cari hesap ilişkisinin kurulması, ticari hayatta taraflar arasındaki borç ve alacakların takibi ve tasfiyesi bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle cari hesaba kaydedilen alacak kalemlerinin hukuki durumu, zamanaşımı, faiz ve hesabın kesilmesine ilişkin hususlar uygulamada önem arz etmektedir. Bu nedenle, Türk Ticaret Kanunu kapsamında cari hesap ilişkisine uygulanacak hükümlerin ve tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekmektedir. İşbu bilgi notunda, cari hesap ilişkisi ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmektedir.

The establishment of a current account relationship gives rise to significant legal consequences in terms of the monitoring and settlement of receivables and payables between the parties in commercial practice. In particular, the legal status of receivable items recorded in the current account, as well as matters relating to limitation periods, interest, and the closing of the account, are of practical importance. Therefore, it is necessary to determine the provisions applicable to the current account relationship under the Turkish Commercial Code and the rights and obligations of the parties. This information note evaluates the current account relationship within the framework of the relevant legislation.

1.Cari Hesap Sözleşmesi

Cari hesap sözleşmesi, tarafların herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra ortaya çıkacak artan tutarı (bakiyeyi) isteyebileceklerine dair yaptıkları bir sözleşmedir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca bu sözleşmenin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması şarttır. Bununla birlikte cari hesap sözleşmesinin taraflarının tacir olması zorunlu değildir. Ancak belirtmek gerekir ki tacir sıfatını haiz olmayan kişiler arasında akdedilen cari hesap sözleşmeleri de TTK m. 3 uyarınca ticari iş sayılmaktadır.

Öte yandan, sözleşmenin hukuki niteliği dikkate alındığında, cari hesap sözleşmesi, sürekli bir ilişki içinde bulunan tarafların karşılıklı alacaklarının tasfiye usulünü düzenleyen bir sözleşme olduğundan kural olarak taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisini doğuran asıl sözleşme ile birlikte kurulmalıdır. Bu nedenle, taraflar arasında herhangi bir asıl borç ilişkisi bulunmaksızın yapılan bir cari hesap sözleşmesi konusuz kalmaya mahkûmdur.1

2.Cari Hesabın İşleyişi ve Kapsamı

Cari hesabın işleyiş süreci, taraflar arasındaki hukuki ilişkilerden doğan alacakların münferit talep haklarından vazgeçilerek bunların karşılıklı olarak borç ve alacak kayıtlarına dönüştürülmesiyle başlar.

Cari hesaba geçirilecek alacaklar taraflarca belirlenir; tarafların sadece belirli bir sözleşmeden veya aralarındaki her türlü ilişkiden doğan alacakların cari hesaba geçirilmesi hususunda anlaşmaları mümkündür. Bu sistemde genellikle para alacakları işlem görmekle birlikte, tarafların aynı tür misli mal için alacaklı ve borçlu olmaları kaydıyla paradan başka alacakların kaydedilmesine de bir engel yoktur. Şarta bağlı alacaklar da cari hesaba geçirilebilir; ancak bu işlemin sonuç doğurması, hesabın kapatılması sırasında şartın gerçekleşmiş olması koşuluna bağlıdır. Şayet cari hesap kapatılırken şart gerçekleşmemişse, ilgili şarta konu alacak hesaptan çıkarılır.2 Buna paralel şekilde, ticari senetlerin hesaba kaydı ise kural olarak bedelinin fiilen tahsil edilmesi şartına bağlıdır; şayet bedel alınamazsa ilgili kayıt silinerek senet sahibine iade edilir.

Sözleşmenin temelini oluşturan bütünlük ilkesi gereğince, hesaba geçirilen kalemler ayrılmaz bir bütün oluşturur; bu nedenle hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri alacaklı veya borçlu sayılamaz. Gerçek hukuki durum ancak sözleşme sonundaki hesap kesimiyle belirlenir.

Öte yandan her alacağın hesaba dâhil edilmesi mümkün olmayıp kanun gereği takas edilemeyen alacaklar ile belirli bir amaca harcanmak veya emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesap kapsamı dışında tutulmuştur.

Önemle belirtilmelidir ki, aksi kararlaştırılmadıkça, bir alacağın cari hesaba kaydedilmiş olması, tarafların o alacağı veya borcu doğuran sözleşme veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Şayet ilgili sözleşme veya işlem iptal edilirse, bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.

3.Bakiyenin Belirlenmesi ve Kabulü

Cari hesap devrelerinin kapanma günü taraflar aksini sözleşme ile belirlenmemişse her takvim yılının son günüdür. Hesap devresinin sonunda hesap kapatılarak alacak ve borç kalemleri arasındaki fark belirlenmek suretiyle bakiye tespit edilir.

Ortaya çıkan bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza ile itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır. Belirlenen bu bakiye, yeni hesap devresinin ilk kalemi olarak kaydedilir.

Bu çerçevede, bakiyenin kabulü ile oluşan yenileme, devre sonunda yapılan toplu takastan arta kalan bakiye yerine geçen, eski borçtan bağımsız yeni bir borç doğurur. Bu aşamada bakiyenin ödenmesini talep eden alacaklının, bakiyeyi oluşturan münferit alacak kalemlerinin geçerliliğini ispat etmesine gerek yoktur; aksine borçlu tarafın, yenilemeye rağmen geçerli bir borcun doğmadığını ispat etmesi gerekir. 3

Bakiyenin kabulünün fer’i haklar üzerindeki etkisine ilişkin olarak teminatların durumu özelinde kanun koyucu istisna öngörmüştür. Bu kapsamda, cari hesap kalemlerinden biri için teminat verilmiş olması halinde, hesap kapatılıp bakiye kabul edilmiş olsa dahi söz konusu teminatlar sona ermez. Bu düzenleme, cari hesapta yenilemenin kural olarak fer’i hakları sona erdirmesi ilkesine getirilen bir istisna niteliğinde olup kefalet, rehin ve benzeri teminatların devamını sağlayarak hesap devresi sonunda alacaklı durumda olduğu tespit edilen tarafın korunmasını amaçlamaktadır.4

4.Bakiyenin Haczi

Cari hesap ilişkisi devam ederken, taraflardan birinin alacaklısının, hesaptaki ilgili tarafa ait bakiye tutarı haczettirmesi mümkündür. Bu durumda haciz kararının cari hesabı tutan tarafa tebliğ edildiği gün cari hesap kapatılarak mevcut bulunan bakiye tutar saptanır.

Borcundan dolayı bakiyesi haczedilen tarafın bu haczi on beş gün içinde kaldırtmaması durumunda, diğer taraf bakımından cari hesap sözleşmesini fesih hakkı doğar.

Şayet sözleşme feshedilmezse, haciz koyduran alacaklının durumu, hesaba yeni borç kalemleri geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz; ancak haciz tarihinden önce doğmuş bir hukuki ilişkiden kaynaklanan kalemler bu kuralın istisnasını oluşturur. Haciz koyduran alacaklı ise, kendi alacağını karşılayan kısmın ödenmesini ancak hesabın sözleşme veya teamül gereği normalde kapatılması gereken tarihte talep edebilir.

5.Cari Hesapta Faiz İşleyişi ve Bileşik Faiz Şartları

Cari hesabın işleyiş sürecinde faiz, alacak sütununa kaydedilen her bir tutar için kayıt tarihinden itibaren işlemeye başlar. Hesap devreleri sonunda alacak ve borç kalemlerinin birbirinden çıkarılmasıyla saptanan ve yeni döneme devredilen bakiye için de, hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz yürütülür. TTK m. 95 uyarınca, cari hesap bakiyesi üzerinde bileşik faize yol açabilecek uygulamaların yapılamayacağı ve bu yönde sözleşme öngörülemeyeceği hüküm altına alınmış olmakla birlikte; faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi, yani bileşik faiz uygulanabilmesi, ancak kanunda öngörülen istisnai hallerle mümkün kılınmıştır. Bu kapsamda TTK m.8 uyarınca, bileşik faiz uygulanabilmesi için sözleşmenin her iki tarafının da tacir olması ve hesap devrelerinin en az üç ay olması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu şartlara aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.

6.Cari Hesap Sözleşmenin Sona Ermesi ve Zamanaşımı

Cari hesap sözleşmesi belirli veya belirsiz süreli olarak yapılabilmektedir. Belirli süreli cari hesap sözleşmeleri kararlaştırılan sürenin sona ermesiyle, belirsiz süreli cari hesap sözleşmeleri ise taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması halinde sona erer. Bununla birlikte cari hesap sözleşmeleri taraflardan birinin iflas etmesi halinde de sona ermektedir.

Belirli süreli cari hesap sözleşmelerinde taraflardan birinin ölümü veya kısıtlanması durumunda, taraflar veya halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla sözleşmeyi feshedebilmektedir; ancak artan tutarın ödenmesi ancak normal hesap kapatma tarihinde istenebilir.

Cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle, cari hesabın tasfiyesine, saptanan artan tutara, faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına ile haksız olarak hesaba geçirilmiş kalemlere ilişkin davalar zamanaşımına uğrar.

Sonuç:

1. Cari hesap sözleşmesi, taraflar arasındaki karşılıklı alacak ve borçların münferit talep haklarından vazgeçilerek tek bir hesapta toplandığı ve ancak hesap kesimi ile hukuki sonuç doğuran bütüncül bir tasfiye mekanizmasıdır.

2. Cari hesap ilişkisinde özellikle hesap kesimi ve bakiyenin kabulü, borcun yenilenmesi sonucunu doğurarak ispat yükünü değiştirir; bu aşamadan sonra alacaklı münferit kalemleri ispat etmek zorunda olmaksızın bakiye talep edebilirken, borçlu geçerli bir borcun doğmadığını ispat etmekle yükümlü hale gelir.3.Cari hesap ilişkisinde kural olarak bileşik faize yol açabilecek uygulamalara izin verilmemekte, ancak sözleşmenin her iki tarafının tacir olması ve hesap devrelerinin en az üç ay olarak belirlenmesi şeklindeki kanunda öngörülen şartların varlığı halinde bileşik faiz uygulanabilmektedir.

3.Cari hesap ilişkisinde kural olarak bileşik faize yol açabilecek uygulamalara izin verilmemekte, ancak sözleşmenin her iki tarafının tacir olması ve hesap devrelerinin en az üç ay olarak belirlenmesi şeklindeki kanunda öngörülen şartların varlığı halinde bileşik faiz uygulanabilmektedir.

Footnotes

1 Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2022, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, s.400

2 Arkan, a.g.e., s.401-402

3 Arkan, a.g.e., s.407

4 Arkan, a.g.e., s.408

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More