Şirket ortağının ölümü, miras hukukunun yanı sıra şirketler hukuku bakımından da önemli sonuçlar doğurur. Ölen ortağın sahip olduğu şirket paylarının mirasçılara geçmesiyle birlikte, mirasçıların ortaklık sıfatının ne zaman kazanıldığı, genel kurul toplantılarına katılıp katılamayacakları, oy ve kâr payı haklarını nasıl kullanacakları ve şirketin mirasçıların ortaklığına müdahale edip edemeyeceği gibi çeşitli hukuki meseleler gündeme gelir.
Bu hususlarda anonim ve limited şirketler bakımından aynı kurallar uygulanmamaktadır. Özellikle limited şirketlerde Türk Ticaret Kanunu'nun (“TTK”) 596. maddesi, miras yoluyla pay intikaline ilişkin özel bir düzenleme getirirken; anonim şirketlerde payın niteliği ve özellikle nama yazılı paylara ilişkin hükümler önem taşımaktadır.
- Limited Şirketlerde Miras Yoluyla Pay İntikali
Limited şirketlerde miras yoluyla pay intikali, TTK m. 596'da özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre esas sermaye payının miras, mirasın paylaşılması, eşler arasındaki mal rejimi veya icra yoluyla geçmesi hâlinde, tüm hak ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, geçiş anında payı iktisap eden kişiye geçer.Dolayısıyla limited şirket ortağının ölümü halinde mirasçıların ortaklık sıfatını kazanması için genel kurulun ayrıca onay vermesi gerekmez. Bu yönüyle miras yoluyla intikal, payın iradi devrinden ayrılmaktadır.
Pay defterine kayıt veya ticaret siciline tescil de ortaklık sıfatının kazanılması bakımından kurucu nitelikte olmayıp, mevcut hukuki durumu açıklayıcı ve bildirici işlev görür. Dolayısıyla mirasçıların ortaklık sıfatı, şirket nezdindeki kayıt işlemlerinden bağımsız olarak ölüm anında doğar.
Bununla birlikte kanun koyucu, limited şirketin ortaklık yapısında meydana gelebilecek değişiklikleri dikkate alarak şirkete özel bir imkân tanımıştır. TTK m. 596/2 uyarınca şirket, miras yoluyla payın geçişini öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde, esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bu durumda şrieketin, payları gerçek değeri üzerinden kendi veya ortakları ya da üçüncü kişiler hesabına devralmayı önerebilir. Şirketin bu hakkını kullanması halinde payın gerçek değeri üzerinden devralınması gündeme gelir ve mirasçının ortaklık sıfatı kanunda öngörülen sonuçlar çerçevesinde sona erer.
Bu düzenleme, şirketin mirasçıyı başlangıçta ortak olarak kabul edip etmemesi şeklinde bir “onay” mekanizması değildir. Pay, ölüm anında mirasçıya geçmekte; ancak şirket kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde payı devralmayı teklif ederek mirasçının ortaklık sıfatının sona ermesini sağlayabilmektedir.
Birden fazla mirasçının bulunması hâlinde ise, şirketin yalnızca bazı mirasçıları ortak olarak kabul edip diğerlerini reddedip edemeyeceği tartışmalıdır. Yargıtay’ın değişen yaklaşımına göre miras paylaşılıncaya kadar pay üzerinde mirasçılar elbirliğiyle hak sahibi olduğundan, şirketin payı mirasçılar arasında kendiliğinden bölerek bazılarını kabul, bazılarını ise reddetmesi mümkün değildir.
Şirket sözleşmesinde miras yoluyla intikale ilişkin özel düzenlemeler bulunsa dahi, miras paylaşılmadan önce bu düzenlemelere dayanılarak kısmi kabul veya ret kararı verilmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle şirket, istemediği mirasçıların ortaklığını sona erdirmek istiyorsa TTK m. 596 kapsamında payın tamamına ilişkin alım hakkını kullanmak durumundadır.
Şirketin payın miras yoluyla intikalini reddetmesi, kararın verildiği tarihten değil, payın mirasçıya geçtiği tarihten itibaren hüküm doğurur. Bununla birlikte, ret kararının alınmasından önce gerçekleştirilen genel kurul işlemleri ve alınan kararlar bu durumdan etkilenmez. Şirketin, payın geçişini öğrendiği tarihten itibaren üç ay içerisinde açık ve yazılı bir ret iradesi ortaya koymaması hâlinde ise payın geçişine onay vermiş olduğu kabul edilir.
Mirasçıların ortaklık sıfatını kendiliğinden kazanmalarının istisnası ise mirasın reddidir. TMK m. 606 uyarınca mirasçıların, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde mirası reddetmeleri mümkündür. Mirasın reddi hâlinde mirasçı, ölüm anından itibaren mirasçılık sıfatını kazanmamış kabul edilir ve buna bağlı olarak şirket payı üzerindeki ortaklık sıfatı da doğmaz. Mirasın reddedilmemesi veya mirasın kabul edildiğini gösteren açık ya da örtülü işlemlerde bulunulması hâlinde ise bu ihtimal ortadan kalkar. Ancak bu durumda dahi şirketin TTK m. 596/2 kapsamında sahip olduğu alım hakkı saklıdır.
Öte yandan miras yoluyla intikalde, iradi devir bakımından geçerli olan şirket sözleşmesindeki devir sınırlamalarının ve bağlam hükümlerinin kural olarak uygulanması söz konusu değildir. Aynı şekilde, TTK m. 595 kapsamında iradi devirde gündeme gelebilen teminat şartı da miras yoluyla intikal bakımından aranamaz. Böylece kanun koyucu, payın miras yoluyla geçişini taraf iradesine dayanan devir işleminden bağımsız ve doğrudan kanundan kaynaklanan bir intikal olarak düzenlemiştir.
- Limited Şirketlerde Mirasçıların Ortaklık Hakları
Limited şirket ortağının ölümüyle birlikte, TTK m. 596/1 uyarınca paya bağlı tüm hak ve borçlar herhangi bir genel kurul onayına gerek olmaksızın mirasçılara geçer. Bu yönüyle limited şirketlerde, miras yoluyla intikal bakımından malvarlıksal haklar ile yönetimsel haklar arasında bir ayrım yapılmamaktadır. Dolayısıyla kâr payı ve tasfiye payı gibi ekonomik hakların yanı sıra genel kurula katılma ve oy kullanma gibi ortaklık hakları da mirasçılar tarafından kendiliğinden kazanılır.
Buna karşılık, mirasbırakana şahsen tanınmış ve paya değil doğrudan ortağın kişiliğine bağlı olan hakların, niteliği gereği mirasçılara kendiliğinden geçmesi mümkün değildir. Bu nedenle değerlendirmede hakkın pay sahipliğinden mi yoksa ortağın şahsından mı kaynaklandığı önem taşır.
Mirasçıların genel kurula katılma ve oy kullanma hakkını kazanmasının doğal sonucu olarak, genel kurul çağrılarının mirasçılara da usulüne uygun şekilde yapılması gerekir. Mirasçıların toplantıya katılımı dikkate alınmaksızın gerçekleştirilen genel kurul işlemleri, somut olayın koşullarına göre genel kurul kararlarının geçerliliği bakımından sorun oluşturabilir. Özellikle çağrısız genel kurul bakımından tüm ortakların hazır bulunması ve toplantıya itiraz edilmemesi şartı bulunduğundan, mirasçıların yokluğunda bu usulün uygulanması mümkün değildir.
- Mirasçılar Tarafından Ortaklık Haklarının Kullanılması
Birden fazla mirasçının bulunması hâlinde, mirasın açılmasıyla birlikte tereke üzerinde miras ortaklığı meydana gelir. TMK m. 640 ve 702 uyarınca mirasçılar, paylaşmaya kadar terekeye dahil malvarlığı üzerinde elbirliğiyle hak sahibidir. Limited şirket esas sermaye payı bakımından ise bir dönem Yargıtay uygulamasında, her mirasçının murise ait payı kendi miras payı oranında doğrudan ve bağımsız olarak iktisap ettiği kabul edilmekteydi.
Bununla birlikte, Yargıtay'ın daha yakın tarihli kararlarında bu yaklaşımın terk edildiği ve miras hukukunun genel ilkelerine paralel bir değerlendirme benimsendiği görülmektedir. Buna göre, mirasın paylaşılması veya elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi gerçekleşmedikçe, mirasçılardan her birinin limited şirket payı üzerinde müstakil bir hak sahipliği bulunmamakta; payın tamamı üzerinde mirasçılar elbirliğiyle hak sahibi olmaktadır. Bu nedenle mirasçılardan biri, diğer mirasçıların katılımı veya gerekli temsil mekanizması sağlanmaksızın pay üzerinde tek başına tasarrufta bulunamaz.
Elbirliği mülkiyeti, mirasın paylaşılmasıyla sona erer. Paylaşım sonucunda esas sermaye payının tamamının mirasçılardan birine bırakılması hâlinde, ilgili paydan doğan ortaklık hak ve borçları da bu mirasçıya ait olur. Mirasçılar arasında paylı mülkiyete geçilmesi hâlinde ise payın hukuki durumu buna göre şekillenir. Bu nedenle, limited şirket payının birden fazla mirasçıya intikal ettiği durumlarda, payın her bir mirasçıya miras payı oranında kendiliğinden bölündüğünün kabulü yerine, mirasın paylaşılmasına kadar pay üzerinde elbirliğiyle hak sahipliğinin bulunduğunun kabulü daha güncel Yargıtay yaklaşımıyla uyumludur.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.