ARTICLE
25 September 2026

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Gözetim Yükümlülüğü

E
Egemenoglu

Contributor

Egemenoglu is one of the largest full-service law firms in Turkey, advising market-leading clients since 1968. Egemenoğlu who is proud to hold many national and international clients from different sectors, is appreciated by both his clients and the Turkish legal market with his fast, practical, rigorous and solution-oriented work in a wide range of fields of expertise. Egemenoğlu has been considered worthy of various rankings by the world’s most leading and esteemed rating institutions and legal guides. We have been ranked as Recognized in “Project and Finance” and “Mergers and Acquisitions” areas by IFLR 1000. We also take place among the top- tier law firms of Turkey at the rankings of Legal 500, at which world’s best law firms are regarded, in “Employment Law” and “Real Estate / Construction” areas. Also our firm is regarded as significant by Chambers& Partners in “Employment Law” area as well.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK” veya “Kanun”) yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu kusura dayalı bir sistemle düzenlemiştir. TTK m. 553/1 hükmü gereğince, yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Turkey Corporate/Commercial Law

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK” veya “Kanun”) yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu kusura dayalı bir sistemle düzenlemiştir. TTK m. 553/1 hükmü gereğince, yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Yargıtay kararları çerçevesinde, zararın ve yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu işlemlerden dolayı kusurlu olduklarının ispatı halinde zarardan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olacakları ilke olarak belirlenmiştir.1 Kanun yönetim ve temsil yetkisinin devrine imkân tanırken, belirli görev ve yetkilerin devredilmesine ise sınırlar getirmiştir. Yazımızda, bir yönetim kurulu üyesinin kusur sorumluğu çerçevesinde kusursuz kalabilmesi adına nelere dikkat etmesi gerektiğini örnekler üzerinden aktaracağız.

1. Gözetim Yükümlülüğü ve Özen Yükümlülüğü

TTK m. 369, yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini “tedbirli bir yöneticinin özeniyle” yerine getirmelerini öngörür. Yani yöneticinin görevini nasıl yapması gerektiğini belirleyen genel bir davranış standardı vardır. Pasif kalarak bu denetim görevini ihmal etmek, üyeleri sorumluluktan kurtarmadığı gibi, zararlı işlemlere müsamaha göstermek de sorumluluk doğurur.2

TTK m. 375/1-e ise bundan ayrı ve daha somut bir yükümlülük olan; yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin gözetimini öngörür. Bu görev, yönetim kurulunun devredemeyeceği ve vazgeçemeyeceği yetkiler arasında açıkça sayılmıştır.

Doktrinde, gözetim yükümlülüğünün ifasında hangi standardın geçerli olacağı sorusu TTK m. 369'daki özen yükümlülüğüyle ilişkilendirilmektedir. Bu iki yükümlülük birbiriyle yakından bağlantılı olmakla birlikte aynı işlevi görmez. Özen yükümlülüğü bir davranış standardı; TTK m. 375 kapsamındaki gözetim ise yönetim kuruluna bırakılmış, devredilemez belirli bir organ görevidir. Örnek olarak B ve C’nin yönetimi fiilen A’ya bırakarak hiç müdahalede bulunmamaları, onları TTK’nın öngördüğü sorumluluk rejiminden muaf tutmamaktadır.

2. Yönetim ve Temsil Yetkisi Devredilebilir Mi?

a.     Yönetim yetkisinin devri

TTK m. 367 uyarınca, esas sözleşmede izin veren bir hüküm bulunması ve yönetim kurulunun bir iç yönerge düzenlemesi şartıyla yönetim kısmen veya tamamen bir veya birkaç üyeye ya da üçüncü kişilere bırakılabilir.

Yönetim kurulu, devrettiği alanda dahi organizasyonun doğru kurulmasından ve devralan kişilerin görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediğinin izlenmesinden sorumludur.3

b.     Temsil yetkisinin devri

Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse temsil yetkisi yönetim kuruluna aittir. TTK m. 370 uyarınca bu temsil yetkisi bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür sıfatıyla üçüncü kişilere devredilebilir. Bu, teknik anlamda temsil yetkisinin devrinin bir görünümüdür.

TTK m. 371/7 ayrıca, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri ile şirkete hizmet akdiyle bağlı kişilerin sınırlı yetkili ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanmasına imkân verir. Bu kişilerin yetki çerçevesi iç yönergede belirlenir ve tescil ile ilan edilir. Bu durumda, yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumlulukların devam edeceğini belirtmek gerekir.

3. Yetki Devri Yönetim Kurulunu Sorumluluktan Kurtarır mı?

Yargıtay bu konuda net bir tutum benimsemiştir: üyelerin "göstermelik" olarak atanmış olması veya başkalarının talimatıyla hareket etmesi, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.4

Devreden kişi, ancak yetkisini devrettiği kişiyi seçerken makul özeni gösterdiğini ve olayın gerçekten kendi kontrolü dışında geliştiğini ortaya koyabildiği ölçüde sorumluluktan kurtulur. Burada önemle belirtmek gerekir ki, yukarıda aktardığımız TTK m. 375/1-e çerçevesinde gözetim yükümlülüğünün de yerine getirildiğinin gösterilmesi gerekmektedir. Buna ek olarak TTK m. 557 uyarınca birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olması halinde her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre müteselsilen sorumlu olur; yasal bir iş bölümü kararı bulunmadıkça "ben sorumlu değilim" savunması geçerli değildir.5

Bu nedenle sorumluluk değerlendirmesi, görevin usulüne uygun biçimde devredilip devredilmediği, yönetim kurulunun organizasyon ve gözetim görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediği de dikkate alınır. Örnek olarak iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olması üzere bir kişi görevlendirildiği; bu kişinin gerçekten iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olabilecek niteliklere sahip olup olmadığı, bu kişiye bütçe verilip verilmediği, bu kişinin talimat almadan kendi kendine karar verip veremediği değerlendirilecektir. 

4. Gözetim Yükümlülüğü Uygulamada Ne Anlama Geliyor?

Gözetim yükümlülüğü, yönetim kurulunun günlük işleyişe dâhil olması veya her işlemi tek tek kontrol etmesi anlamına gelmiyor. Beklenen şey, şirketin faaliyetleri ve risk profiliyle uyumlu bir organizasyon kurmak, önemli hukuki ve mali risklerin kimler tarafından takip edileceğini belirlemek ve bu risklerin gerektiğinde yönetim kurulunun önüne gelmesini sağlayacak bir bilgi akışı oluşturmaktır. Sistemin kurulmuş olması kadar, bir risk veya ihlal şüphesi ortaya çıktığında işlemesi de önem taşır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir kararında6, TTK m. 375 uyarınca gözetim yükümlülüğünün devredilemez olduğunu vurgularken, TTK m. 553/2 ve 553/3 çerçevesinde bu sorumluluğun sınırlarına da dikkat çekmiştir. Gündelik işler uzman ve ehil kişilere bırakılabilir ve yönetim kurulu üyeleri kontrolleri dışında kalan hukuka aykırılıklardan sırf gözetim yükümlülüğüne dayanılarak sorumlu tutulamaz. Ancak somut bir olayda Yargıtay, yönetim kurulu üyesinin devam eden hukuka aykırılığı bildiğini ve müdahale imkânına rağmen gerekli talimatı vermediğini tespit ederek cezai sorumluluğunu kabul etmiştir. Kısacası pasif kalmak bir kurtuluş sebebi değil, aksine özen ve gözetim borcunun ihlali niteliğinde bir kusurdur.7

Yönetim kurulunun gözetim yükümlülüğü yalnızca tek bir hukuk dalıyla sınırlı değildir; iş sağlığı ve güvenliğinden kişisel verilerin korunmasına, vergi mevzuatından çevre hukukuna, rekabet hukukundan diğer uyum yükümlülüğü öngören alanlara kadar pek çok alanda bu yükümlülük gündeme gelebilir. Örneğin şirketin bir rekabet kurumu soruşturması neticesinde idari para cezası alması hâlinde, bu ihlalin çalışanlara rekabet hukuku eğitimi verilmemesi, rekabete aykırı sözleşmelerin denetlenmemesi veya ilgili mevzuatın hiç değerlendirilmemesi gibi gözetim eksikliklerinden kaynaklandığı tespit edilirse yönetim kurulunun gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna varılabilecektir.  Gözetim yükümlülüğünün ve yönetici sorumluluğunun kanun ve yönetmelikle ayrıca düzenlendiği ve yaptırıma bağlandığı kaynaklarımızdan birisi Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (“Rekabet Kurumu Yeni Ceza Yönetmeliği”)8 olduğunu söyleyebiliriz. Düzenlemeler ile bir yöneticisinin ihlalde belirleyici etkisinin olduğu değerlendirildiğinde şirkete verilen cezanın yüzde beşine kadar idari para cezası yönetici hakkında verilebilmektedir. Kanaatimizce bu belirleyici etkinin üst gözetim yükümlülüğü birlikte değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Rekabet Kurulu'nun 06.11.2025 tarihli ve 25-41/1016-582 sayılı kararında9, ihlalde belirleyici rol oynayan şirket yöneticisine şahsen 5 milyon TL idari para cezası uygulamıştır. Karar, tek ortaklı ve tek müdürlü şirketlerde yöneticinin şirket üzerindeki "belirleyici etki"sinin bireysel cezai sorumluluk için yeterli görüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Kısacası gözetim yükümlülüğü, yönetim kurulunun şirketin her işlemine doğrudan müdahil olmasını değil; önemli hukuki ve operasyonel risklerin zamanında tespit edilmesini sağlayacak organizasyon, bilgi akışı ve kontrol mekanizmalarını kurmasını ve ciddi risk veya hukuka aykırılıklar karşısında harekete geçmesini gerektirir.

5. Yönetim Kurulu Sorumluluk Riskini Nasıl Azaltabilir?

Yönetim kurulunun sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran bir çözüm yok; ancak gerekli özeni gösterdiğini somut delillerle desteklemek, bir uyuşmazlık halinde ispat yükünü önemli ölçüde hafifletir. Bu nedenle aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi yerinde olacaktır:

·       Görev ve yetki dağılımının yazılı ve güncel bir iç yönergeyle yapılması ve kimin hangi konudan sorumlu olduğunun, kime bağlı çalıştığının ve hangi bilgiyi kime raporlayacağının açıkça belirlenmesi,

·       Yetki devredilecek kişilerin seçiminde belgelenebilir bir özenin gösterilmesi; niteliklerin, geçmiş performansın ve varsa çıkar çatışması risklerinin değerlendirilmiş olması,

·       Şirketin risk profiline uygun iç kontrol ve uyum mekanizmalarının kurulması; özellikle rekabet hukuku, iş sağlığı ve güvenliği ile kişisel veri gibi alanlarda sorumlu kişilerin belirlenmesi,

·       Yönetim kuruluna düzenli aralıklarla ve kritik/riskli konularda anında raporlama yapılacak açık bir bilgi akışının tesis edilmesi,

·       Yönetim kurulu kararlarının, gözetim faaliyetlerinin ve alınan önlemlerin yazılı olarak belgelenmesi, toplantı tutanaklarında tartışılan risklerin ve alınan bilgilerin de yer alması,

·       İmzalanan sözleşmelerin kontrol edilmesi.

·       Şirket ile arasında sorumluluğu azaltan iç sözleşmeler organizesi,

·       Her yönetim kurulu toplantısına mutlaka katılmak, katıldığı yönetim kurulu toplantılarında olumsuz olduğu kanaatinde olduğu hususlarda olumsuz ya da çekimser oy kullanmak

Bu uygulamaların amacı, yönetim kurulunun edilgen değil etkin bir gözetim rolü üstlenmesidir. Kâğıt üzerinde bir sistem olması yetmez; asıl olan bu sistemin uygulamada işlemesidir.

6. Sonuç

Gözetim yükümlülüğü, yönetim kurulunun şirketin her işlem ve faaliyetini bizzat denetlemesini gerektiren sınırsız bir kontrol yükümlülüğü olarak anlaşılmamalıdır. TTK m. 553/3’te “kontrol” kavramı üzerinde durulmaktadır. Beklenen, şirketin faaliyetlerinin niteliği ve risk profiliyle uyumlu bir gözetim yapısı kurmak ve önemli risk veya hukuka aykırılıklar karşısında gerekli tedbirleri almaktır. Gözetimin etkinliği sadece politika ve prosedürlerin varlığıyla değil; yöneticinin kendisine ulaşan bilgileri değerlendirmesi, mevzuata uygunluğu denetlemesi-mekanizmaları oluşturması, gerektiğinde ek bilgi talep etmesi ve risklerin giderilmesine yönelik aksiyonları takip etmesiyle ölçülecektir.

Footnotes

1  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4222, K. 2026/1251, T. 04.03.2026, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6528, K. 2024/4840, T. 10.06.2024

2 Yargıtay 11. HD, E. 2016/14550, K. 2018/7108, T. 15.11.2018

3 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5943, K. 2022/2413, T. 25.03.2022

4 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3297, K. 2011/1674, T. 15.02.2011

5  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2007/13253, K. 2007/15908, T. 17.12.2007

6 Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/1073, K. 2019/64, T. 05.02.2019

7 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/158, K. 2014/33, T. 22.01.2014

8 Resmi Gazete, T. 27.12.2024, S. 32765, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=41147&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5 , (Erişim Tarihi: 21.09.2026).

9 Rekabet Kurulu, T. 06.11.2025, K. 25-41/1016-582.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More