CURATED
30 September 2026

Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM): Genel Çerçeve Ve Güncel Gelişmeler

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
Avrupa Birliği’nin (“AB”) iklim değişikliği ile mücadele politikalarının temel unsurlarından biri olan Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve 2050 yılı itibarıyla iklim nötr bir ekonomiye ulaşılması hedeflenmektedir.
Turkey Corporate/Commercial Law

A. Giriş

Avrupa Birliği’nin (“AB”) iklim değişikliği ile mücadele politikalarının temel unsurlarından biri olan Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve 2050 yılı itibarıyla iklim nötr bir ekonomiye ulaşılması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda AB Emisyon Ticaret Sistemi (“AB ETS”) kapsamında karbon maliyetinin artırılması ve ücretsiz emisyon tahsisatlarının kademeli olarak azaltılması öngörülürken, üretimin daha düşük karbon maliyetine tabi üçüncü ülkelere kayması riskinin önlenmesi amacıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM” veya “CBAM”) oluşturulmuştur.

SKDM’nin temel hukuki çerçevesi, (AB) 2023/956 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (“SKDM Tüzüğü”) ile belirlenmiştir. Mekanizma, AB dışından ithal edilen belirli karbon yoğun ürünlerde, üretim sırasında ortaya çıkan gömülü sera gazı emisyonlarına AB ETS’de oluşan karbon fiyatına karşılık gelen bir maliyet yüklenmesini amaçlamaktadır. Böylelikle AB’de üretim yapan ve karbon maliyetine katlanan üreticiler ile üçüncü ülkelerdeki üreticiler arasındaki karbon maliyeti farkının azaltılması hedeflenmektedir.

1 Ekim 2023 tarihinde başlayan ve esas itibarıyla raporlama yükümlülüğüne dayanan geçiş dönemi 31 Aralık 2025 tarihinde sona ermiş; 1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM’nin kesin uygulama dönemine geçilmiştir. Bununla birlikte 2025 yılında kabul edilen sadeleştirme düzenlemeleri ve kesin uygulama dönemine yönelik ikincil mevzuat ile mekanizmanın ilk halinde önemli değişiklikler yapılmıştır.

B. SKDM’nin Kapsamı ve Temel İşleyişi

SKDM’nin mevcut kapsamı; demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünlerden oluşmaktadır. Bununla birlikte kapsama ilişkin değerlendirme yalnızca sektör bazında yapılmamakta; SKDM Tüzüğü’nün ekinde yer alan kodlar esas alınmaktadır. Dolayısıyla bir ürünün SKDM kapsamında olup olmadığının belirlenmesinde ürünün ticari niteliğinin yanı sıra gümrük tarife sınıflandırmasının da incelenmesi gerekmektedir.

SKDM kapsamındaki asli yükümlülük kural olarak AB’de yerleşik ithalatçıya veya ilgili şartlarda dolaylı gümrük temsilcisine aittir. Bununla birlikte yükümlülüğün hesaplanabilmesi için ithal edilen ürünün üretiminden kaynaklanan gömülü emisyonların belirlenmesi gerekmektedir. Bu verilerin önemli bir bölümü AB dışındaki üreticiler tarafından sağlandığından, SKDM doğrudan AB ithalatçısına yükümlülük getirse de Türkiye’deki üreticiler ve ihracatçılar bakımından da önemli fiili ve sözleşmesel sonuçlar doğurmaktadır.

Kesin uygulama döneminde yetkilendirilmiş SKDM beyan sahiplerinin ithal ettikleri ürünlerin gömülü emisyonlarını beyan etmeleri ve bu emisyonlara karşılık gelen sayıda SKDM sertifikası teslim etmeleri gerekmektedir. Sertifikaların fiyatı AB ETS kapsamındaki emisyon tahsisatlarının açık artırma fiyatına bağlı olarak belirlenmekte; 2026 yılında üçer aylık ortalama, 2027 yılından itibaren ise haftalık ortalama esas alınmaktadır. Üretim ülkesinde ilgili emisyonlar bakımından fiilen bir karbon bedelinin ödendiğinin kanıtlanması hâlinde, belirli şartlarla bu tutarın SKDM maliyetinden düşülmesi de mümkündür.

C. 2026 Yılı İtibarıyla Öne Çıkan Güncel Gelişmeler

a. 50 Tonluk Muafiyet Eşiği

SKDM bakımından son dönemin en önemli değişikliklerinden biri, 2025 yılında kabul edilen (AB) 2025/2083 sayılı Tüzük ile getirilen yıllık 50 tonluk tek kütle bazlı eşiktir.

Buna göre, demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörlerinde bir ithalatçının bir takvim yılı içerisindeki SKDM kapsamındaki toplam net ithalatının 50 tonu aşmaması hâlinde ilgili ithalatçı SKDM yükümlülüklerinden muaf olabilecektir. Bununla birlikte eşik aşıldığında yükümlülük yalnızca 50 tonu aşan kısım bakımından değil, ilgili yıl içerisinde gerçekleştirilen kapsama giren ithalatların tamamı bakımından doğmaktadır. Elektrik ve hidrojen ithalatı ise söz konusu kütle bazlı muafiyetin dışında tutulmuştur.

Türkiye’deki ihracatçılar açısından burada dikkat edilmesi gereken husus, 50 tonluk sınırın ihracatçı değil AB ithalatçısı bazında değerlendirilmesidir. Bu nedenle Türk üreticinin belirli bir müşteriye yaptığı ihracatın 50 tonun altında olması tek başına muafiyet bulunduğu anlamına gelmemektedir; ithalatçının diğer tedarikçilerden gerçekleştirdiği kapsama giren ithalatların da dikkate alınması gerekmektedir.

b. Emisyon Verilerinin Önemi

Kesin uygulama döneminde SKDM yükümlülüğünün belirlenmesinde esas unsur, ithal edilen ürünlerde bulunan gömülü emisyon miktarıdır. Bu nedenle Türkiye’deki üreticilerin üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonların güvenilir, izlenebilir ve mevzuatta öngörülen metodolojiyle uyumlu şekilde hesaplanmasına yönelik sistemler oluşturması önem taşımaktadır.

Üreticilerin üretim prosesi, kullanılan enerji ve yakıt miktarları, öncül girdiler ve ürünlere emisyon tahsis yöntemleri gibi verileri düzenli biçimde takip etmeleri gerekmektedir. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından Ağustos 2026’da yayımlanan uygulama dönemi rehberlerinde de gerçek emisyon değerlerinin oluşturulması, izleme planları ve sektörel hesaplama yöntemlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Bu yönüyle SKDM, ihracatçı bakımından yalnızca çevresel bir raporlama konusu değildir. AB’deki müşteriye sunulan emisyon verisinin eksik veya yanlış olması, ithalatçının SKDM beyannamesi ve mali yükümlülüğü üzerinde doğrudan sonuç yaratabileceğinden, konu aynı zamanda hukuki sorumluluk ve sözleşme yönetimi bakımından da önemlidir.

c. SKDM Kapsamının Genişletilmesine Yönelik Çalışmalar

SKDM’nin güncel gündemindeki diğer önemli konu, kapsamın mevcut hammadde ve ara ürünlerden aşağı yönlü ürünlere genişletilmesidir.

Avrupa Komisyonu 17 Aralık 2025 tarihinde sunduğu teklif ile özellikle demir, çelik ve alüminyum içeren belirli işlenmiş ürünlerin SKDM kapsamına alınmasını ve düzenlemenin dolanılmasını önleyici ilave tedbirler getirilmesini önermiştir. Komisyon teklifinde kapsam genişlemesinin 1 Ocak 2028 tarihinden itibaren uygulanması öngörülmektedir.

AB Konseyi de 12 Haziran 2026 tarihinde kendi müzakere pozisyonunu kabul etmiş ve SKDM’nin seçilmiş aşağı yönlü ürünlere genişletilmesine yönelik yaklaşımı desteklemiştir. Bununla birlikte 25 Eylül 2026 tarihi itibarıyla söz konusu düzenlemeye ilişkin yasama süreci henüz tamamlanmamıştır.

Bu gelişme Türkiye bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Mevcut durumda doğrudan SKDM kapsamına girmeyen ancak üretiminde yoğun olarak demir, çelik veya alüminyum kullanılan makine, ekipman ve çeşitli metal ürünlerinin ilerleyen dönemde kapsama alınması mümkündür. Bu nedenle şirketlerin yalnızca mevcut ürünleri açısından değil, orta vadeli ürün portföyleri açısından da SKDM kapsam analizi yapmaları uygun olacaktır.

D. Türkiye ve Ticaret Bakanlığı Tarafından Yayımlanan Güncel Bilgiler

Türkiye’nin AB ile olan ticari ilişkileri ve özellikle demir-çelik, alüminyum ve çimento sektörlerindeki ihracat hacmi dikkate alındığında SKDM’nin Türk şirketleri bakımından önemli sonuçlar doğuracağı açıktır.

Ticaret Bakanlığı, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması konusunda özel bir bilgilendirme alanı oluşturmuş; bu kapsamda AB mevzuatı, SKDM Kayıt Sistemi, varsayılan emisyon değerleri, sıkça sorulan sorular, geçiş dönemi gözden geçirme raporu ve bilgilendirme sunumlarını yayımlamıştır.

Özellikle Avrupa Komisyonu tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan on adet kesin uygulama dönemi rehberi, Ticaret Bakanlığı tarafından da 17 Ağustos 2026 tarihinde duyurulmuştur. Dört genel ve altı sektörel rehberden oluşan dokümanlarda; SKDM’nin temel kavramları, AB dışındaki üreticilerin yükümlülükleri, gömülü emisyonların hesaplanması, ücretsiz tahsisat düzeltmesi ile çimento, hidrojen, gübre, demir-çelik, alüminyum ve elektrik sektörlerine özgü hesaplama yöntemleri açıklanmaktadır.

Ticaret Bakanlığı ayrıca 5 Ocak 2026 tarihinde, kesin uygulama dönemine ilişkin AB ikincil mevzuat paketinin emisyon hesaplama metodolojileri, varsayılan değerler, doğrulama ve akreditasyon, sertifika fiyatlandırması, kayıt sistemi ve yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi statüsü gibi unsurlarına ilişkin bir istişare toplantısı gerçekleştirmiştir.

Bakanlığın bu yayınları Türk şirketleri bakımından önemli bir uygulama kaynağı olmakla birlikte, söz konusu rehber ve bilgilendirme dokümanlarının açıklayıcı nitelikte olduğu; hukuki yükümlülüklerin belirlenmesinde esas olarak yürürlükteki AB mevzuatının dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.

Türk ihracatçılar bakımından SKDM’ye uyum sürecinde özellikle AB müşterileri ile yapılan sözleşmelerin de gözden geçirilmesi gerekmektedir. Emisyon verilerinin kim tarafından ve hangi sürede sağlanacağı, doğrulama maliyetlerinin hangi tarafça karşılanacağı, eksik veya hatalı veri nedeniyle oluşabilecek maliyetlerden kimin sorumlu olacağı ve üretime ilişkin ticari sır niteliğindeki bilgilerin nasıl korunacağı sözleşmesel olarak açık biçimde düzenlenmelidir. Şirket birleşme ve devralmalarında ise hedef şirketin SKDM kapsamındaki ihracatı, ürün sınıflandırmaları, mevcut emisyon kayıtları ve müşteri sözleşmelerindeki SKDM hükümleri düzenleyici due diligence kapsamında ayrıca incelenmelidir.

E. Sonuç

SKDM, 1 Ocak 2026 itibarıyla geçiş döneminden çıkarak doğrudan mali sonuç doğuran kesin uygulama dönemine geçmiştir. Bu kapsamda SKDM, artık yalnızca emisyon verilerinin raporlandığı çevresel bir düzenleme olmayıp; gümrük, finans, sözleşme yönetimi ve düzenleyici uyum bakımından şirketlerin ticari faaliyetlerini doğrudan etkileyen bir mekanizma niteliğindedir.

2025 yılında getirilen 50 tonluk muafiyet eşiği küçük ölçekli ithalatlar bakımından önemli bir kolaylık sağlamakla birlikte, kapsamın aşağı yönlü ürünlere genişletilmesine yönelik devam eden yasama süreci SKDM’nin ilerleyen yıllarda daha geniş bir şirket grubunu etkileyebileceğini göstermektedir.

Türkiye’den AB’ye ihracat yapan şirketlerin bu nedenle ürünlerinin SKDM kapsamını düzenli olarak kontrol etmeleri, üretim bazlı emisyon verilerinin güvenilirliğini sağlamaları ve AB’deki müşterilerle olan sözleşmelerinde SKDM kaynaklı sorumluluk ve maliyet paylaşımını açık şekilde düzenlemeleri önem taşımaktadır. Ticaret Bakanlığı ve Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan güncel rehberlerin takip edilmesi de uygulamadaki gelişmelerin izlenmesi bakımından önemini korumaktadır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More