ARTICLE
9 March 2026

İşyerinde Mobbing, İşçi Hakları, Tazminat Ile Yasal Uyum

Korkmaz Avukatlik Bürosu

Contributor

Korkmaz Law Firm is an independent Turkish law firm based in Eskişehir, also providing services in İstanbul. The firm advises local and international clients on complex matters including corporate law, financial restructuring, IT law, compliance, contracts, data protection (KVKK), consumer law, litigation, and employment law.
Modern iş yaşamının en ciddi sorunlarından biri olan mobbing (psikolojik taciz), fiziksel şiddet unsuru içermemesine rağmen, mağdurun kişilik haklarını ve çalışma motivasyonunu zedeleyen, uzun süreli ve sistematik davranışlardan oluşur.
Turkey Employment and HR
Arif Burak Korkmaz’s articles from Korkmaz Avukatlik Bürosu are most popular:
  • with readers working within the Oil & Gas industries

Modern iş yaşamının en ciddi sorunlarından biri olan mobbing (psikolojik taciz), fiziksel şiddet unsuru içermemesine rağmen, mağdurun kişilik haklarını ve çalışma motivasyonunu zedeleyen, uzun süreli ve sistematik davranışlardan oluşur. İşyerinde sürekli dışlanma, küçümsenme, aşağılama, iletişimden koparılma veya performansın kasıtlı biçimde değersizleştirilmesi gibi tutumlar, mobbing'in tipik örnekleridir.

Bu tür davranışların yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, kurumsal bir iş sağlığı ve güvenliği ihlali olarak da değerlendirilmesi gerekir. Türk hukuk sistemi, her ne kadar mobbing'i doğrudan tanımlayan özel bir kanuna sahip olmasa da, mevcut mevzuat hükümleri ve içtihatlarla bu olguyu kapsamlı biçimde düzenlemiştir.

A. İşyerinde Mobbing: Hukuki Çerçevesi

Türk hukukunda mobbing kavramı, açıkça tanımlanmış bir yasal kategori değildir. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, işverenin işçinin kişiliğini koruma borcunu düzenleyerek bu alanda temel dayanaklardan birini oluşturur. İşveren, işyerinde çalışanların kişilik haklarına saygı göstermek ve onları her türlü psikolojik tacize karşı korumakla yükümlüdür.

Benzer biçimde 4857 sayılı İş Kanunu'nun genel ilkeleri de işverenin "eşit davranma borcu" ve "gözetme borcu" kavramları üzerinden yorumlandığında, mobbing vakalarına uygulanabilir. İşverenin bu yükümlülüklerini ihlali, sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil niteliğinde değerlendirilir.1

Yargıtay kararlarında da mobbing, sistematiklik ve süreklilik unsurlarıyla tanımlanmıştır. Örneğin, işçinin sürekli olarak küçük düşürülmesi, görev tanımı dışında işler verilmesi veya işten dışlanması, mahkemelerce mobbing olarak kabul edilmektedir. Bu içtihatlarda önemli olan husus, davranışların bir defalık olmaması, belirli bir süreye yayılması ve mağdurda manevi zarara yol açmasıdır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın "İşyerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi" Genelgesiise uygulamada referans alınan bir tanım sunar. Bu genelgeye göre mobbing, "çalışanın kasıtlı, sistematik ve uzun süreli biçimde aşağılanması, dışlanması veya itibarsızlaştırılması"dır. Bu tanım, iş müfettişleri ve yargı mercileri açısından yol gösterici niteliktedir.

B. İspat Sorunu

Mobbing davalarında en tartışmalı alanlardan biri ispat yüküdür. Türk hukuk sisteminde genel kural, hukuki yararı bulunan iddia edenin iddiasını ispat etmesidir. Bu nedenle mağdur çalışanın, maruz kaldığı davranışların sürekliliğini ve kast unsurunu ortaya koyacak somut deliller sunması gerekir.

Bu deliller; yazışmalar, e-posta kayıtları, tanık ifadeleri, performans değerlendirme formları, kurum içi şikâyet dilekçeleri gibi belgeler olabilir. Ancak mobbing çoğu zaman örtülü biçimde gerçekleştiği için, doğrudan kanıt elde etmek zor olabilir. Yargıtay, bu tür durumlarda karine ve olgusal bağlantılara dayanarak karar verebileceğini kabul etmiştir.

İşverenin ise, işyerinde önleyici tedbirleri aldığını, gerekli eğitim ve bilgilendirmeleri yaptığını, şikâyet üzerine soruşturma başlattığını ispat etmesi beklenir. Aksi hâlde, gözetme borcunu ihlâl ettiği kabul edilir ve hukuki sorumluluğu doğar.

C. Tazminat Türleri

Mobbing mağdurları için Türk hukukunda üç temel tazminat yolu mevcuttur: manevi tazminat, kötü niyet tazminatı ve haklı feshe bağlı kıdem/ihbar tazminatları.

1. Manevi Tazminat: Türk Borçlar Kanunu m. 58'e göre kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi manevi tazminat talep edebilir. Mobbing, kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğundan, işverenin kusuru oranında manevi tazminat sorumluluğu doğar. Mahkemeler bu tazminatın miktarını belirlerken mağdurun psikolojik etkilenme düzeyini ve işverenin kusur ağırlığını dikkate alır.

2. Kötü Niyet Tazminatı: İşverenin işçiyi sistematik olarak yıldırma veya istifaya zorlama niyetiyle hareket ettiği ispatlanırsa, kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Bu, iş hukukunda işverenin kötüye kullanımına karşı caydırıcı bir yaptırımdır.

3. Haklı Feshe Bağlı Tazminatlar: Mobbing mağduru işçi, çalışma koşullarının çekilmez hâle gelmesi nedeniyle haklı nedenle fesih hakkını kullanabilir (İş Kanunu m. 24). Bu durumda kıdem tazminatına hak kazanır; ayrıca ihbar süresine uymadan işten ayrılabilir.

Uygulamada, işçinin işyerinde sürekli küçük düşürülmesi, performansının kasıtlı olarak düşük gösterilmesi, sözlü aşağılama veya tehdit altında tutulması durumlarında manevi tazminata hükmedildiği örnekler artmaktadır. Ancak her olayda davranışların yoğunluğu, süresi ve mağdur üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilir.

D. İşçi Hakları

Mobbing, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda kurumsal sorumluluk doğuran bir ihlaldir. İşveren, çalışanı fiziksel ve psikolojik risklerden korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca tazminat riskini önlemeye değil, kurumsal itibarın korunmasına da hizmet eder.İşyeri içinde psikolojik tacize karşı etkin politikalar oluşturulması, çalışanlara farkındalık eğitimleri verilmesi, bağımsız şikâyet mekanizmalarının kurulması, iş sağlığı ve güvenliği kurullarında mobbing başlıklarının ele alınması gibi önlemler işverenin sorumluluğunu azaltabilir.

Öte yandan çalışanlar açısından, mobbing'e maruz kalındığında kurum içi yazılı başvuru yapmak, tanık ve belge toplamak, durumu zamanında kayıt altına almak büyük önem taşır. Bu belgeler, dava sürecinde en güçlü delil olarak kabul edilir.

Sonuç

İşyerinde mobbing, çalışanların ruhsal bütünlüğünü ve kurum içi barışı zedeleyen ciddi bir olgudur. Türk hukuk sistemi, doğrudan bir "Mobbing Kanunu" içermese de, Borçlar Kanunu, İş Kanunu, Medeni Kanun ve Genelgeler aracılığıyla mağdur çalışanı koruyabilecek kapsamlı bir hukuki çerçeve sunmaktadır.

Avukatlık uygulamasında en kritik unsur, müvekkilin maruz kaldığı davranışların sistematik, kasıtlı ve sürekli olduğunun ispat edilmesidir. Delillerin toplanması, yazılı şikâyetlerin kayda geçirilmesi, tanık beyanlarının alınması ve sürecin belgelenmesi, davanın seyrini doğrudan belirler. Mobbing davalarında yalnızca zarar tazmini değil, önleyici hukuk yaklaşımı da benimsenmelidir. İşverenler açısından mobbing'i önleme politikaları, kurum içi eğitimler ve etik yönetim kültürü; çalışanlar açısından ise hak arama bilinci ve hukuki destek mekanizmaları, iş yaşamında psikolojik şiddetin azaltılmasında kalıcı sonuçlar doğurabilir.

Sonuç olarak, mobbing yalnızca bireysel bir haksız fiil değil, toplumsal iş barışını tehdit eden bir çalışma yaşamı sorunudur. Hukuk düzeni, mağduru koruma kadar işverenleri de bilinçlendirme görevini üstlenmelidir. Bu çerçevede, hem yargısal içtihatların gelişmesi hem de kurumsal önleyici politikaların güçlenmesiyle birlikte, Türk hukukunda mobbing'e karşı daha etkili bir koruma mekanizmasının yerleşmesi mümkündür.

Dipnotlar

1. G. Büyükkılıç,İş Hukuku Çerçevesinde İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Olgusunun Değerlendirmesi(Legal, 2012). (https://www.researchgate.net/publication/336285275_Is_Hukuku_Cercevesinde_Isyerinde_Psikolojik_Taciz_Mobbing_Olgusunun_Degerlendirilmesi, Erişim Tarihi 02.06.2024)

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More