- in Turkey
- within Litigation, Mediation & Arbitration and Technology topic(s)
1. Giriş: Sürdürülebilir Tüketim ve Onarım Hakkı
Günümüz tüketim ekosistemi, ürünlerin yaşam döngülerini tamamlamadan “al-at” mantığıyla hızlıca elden çıkarılması üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, dünya çapında her yıl milyonlarca ton atık üretilmesine ve değerli ham maddelerin israfına yol açmaktadır.1
Bilindiği üzere Avrupa Parlamentosu, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında “2050 yılına kadar iklim-nötr Avrupa”2 hedefinin bir parçası olarak, 13 Haziran 2024 tarihinde 2024/1799 sayılı Malların Onarımını Teşvik Eden Ortak Kurallar Hakkında Direktifi’i (“Onarım Hakkı Direktifi/Direktif”) kabul etmişti. Direktif ile Avrupa Birliği, yerleşik tüketim alışkanlıklarını dönüştürmeyi ve döngüsel ekonomiye geçişi hızlandırmayı amaçlamaktaydı.
Bu doğrultuda Direktif, tüketicinin onarım hakkını salt bir talep olmaktan çıkarıp, stratejik bir hukuki araç haline getirmiştir zira tüketiciler, bir arıza ile karşılaştıklarında onarımın güçlüğü, yedek parçaya erişimde yaşanan sorunlar veya onarım maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle çoğu zaman yeni ürün satın almaya yönelmektedir. Direktif ise onarım hakkını, satıcının ayıptan doğan sorumluluğu ile sınırlı olmaktan çıkararak daha geniş bir çerçeveye taşımakta; ürünlerin kullanım ömrünün uzatılmasını, tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin korunmasını ve çevresel etkilerin azaltılmasını amaçlamaktadır.
Bu kapsamda onarım hakkı, ürünlerin yalnızca teknik olarak onarılabilir şekilde tasarlanmasını değil, aynı zamanda tüketicilerin üreticilerden makul koşullar altında ve fiilen onarım talep edebilmelerini de içermektedir. Dolayısıyla Direktif’in kapsamının ve uygulama alanının ortaya konulması ve üreticiler ile diğer ekonomik aktörler bakımından öngörülen yükümlülüklerin sınırlarının belirlenmesi gereklidir.
Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri konumunda olması nedeniyle Türk üreticilerin ve ihracatçıların bu yeni düzenleyici çerçeveye uyum sağlamaları yalnızca bir yükümlülük değil, aynı zamanda pazara erişimin devamı, rekabet güçlerinin korunması ve ticari sürdürülebilirliklerinin teminat altına alınması bakımından stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu nedenle, Onarım Hakkı Direktifi kapsamında Avrupa Birliği’nin üreticilerden ve ihracatçılardan beklediği uyum yükümlülükleri ile söz konusu düzenlemenin Türk üreticileri ve ihracatçıları bakımından doğurabileceği hukuki ve ticari sonuçlar ele almak istedik.
2. Direktif’in Kapsamı
Direktif’in ana odak noktası tüketiciler tarafından edinilen mallarda ortaya çıkan ayıpların onarılması olup, Türk hukukundan farklı olarak AB 2019/771 “Mal Satış Direktifi”’nin3 (“Mal Satış Direktifi”) 10. maddesi uyarınca, ayıpların satıcının ve üreticinin sorumluluğunun dışında meydana gelmesi gerekmektedir. Üretimden kaynaklı bir ayıp Direktif kapsamına girmeyecek kullanımdan kaynaklı ayıplar Direktif kapsamında olacaktır.
Bununla birlikte Direktif ile, AB 2024/1781 “Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Gerekliliklerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Çerçeve Oluşturan Tüzük”’ünde 4 (“Eko-Tasarım Tüzüğü”) Avrupa piyasasına çıkan ürünlerin “onarılabilir” olması koşulu, artık bir ürünün satışı için objektif bir kriter haline gelmiştir. Bir ürünün yapısal olarak onarılamaz tasarlanmış olması, ürünün teslim anından itibaren ayıplı sayılmasına yol açabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla onarılabilir olmayan bir ürünün Avrupa pazarında sirküle edilebilmesi durumunda satıcının sorumluluğu yine de gündeme gelecektir.
Sınırlı Ürün Listesi
Üreticiler üzerinde ani ve orantısız bir idari/ekonomik yük oluşmasını engellemek adına, onarım yükümlülüğü ilk etapta sadece yapıları gereği onarılabilir olan ve eko-tasarım gerekliliklerine tabi tutulan aşağıdaki ürün gruplarıyla sınırlandırılmıştır.
- Ev tipi çamaşır, kurutma ve bulaşık makineleri
- Buzdolapları ve soğutucu cihazlar
- Elektronik ekranlar ve cep telefonları/tabletler
- Kaynak makineleri, elektrikli süpürgeler ve sunucular (veri depolama ürünleri)
- Hafif taşıma araçları için pil içeren mallar
Eko-Tasarım Tüzüğü’nde yer verilen onarılabilirlik kriterinin Avrupa pazarındaki tüm ürünleri kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu listenin belirli aralıklarla güncellenerek uzun vadede tüm tüketim mallarının Direktif kapsamına alınmasının hedeflendiğini değerlendiriyoruz.
Üreticinin Onarım Yükümlüğü
Üretici, onarım yükümlülüğünü makul bir süre içerisinde ve makul bir ücret karşılığında yerine getirmelidir. Kanuni ayıp sorumluluğunun aksine, burada onarımın ücretsiz olması zorunlu değildir. Ancak belirlenecek bedel; işçilik, yedek parça ve onarım tesisinin işletme maliyetleri ile olağan bir kâr marjı gözetilerek hesaplanmalı ve tüketiciyi onarım hakkını kullanmaktan kasten caydıracak seviyede fahiş olmamalıdır.
Üreticin onarım talebini sadece fiili veya hukuki imkânsızlık (Örn: ürünün tamir edilemeyecek derecede tahrip olması veya yedek parça üretiminin hukuken yasaklanması gibi) halinde reddedebilecektir. Üretici onarım maliyetinin çok yüksek olduğunu veya yeni bir ürün üretmenin daha ucuza geleceğini ileri sürerek onarımdan kaçınamaz. Onarımın fiilen imkânsız olması halinde ise üreticinin, tüketiciye doğrudan yeni bir ürün vermek zorunluluğu olmayıp; tüketiciye ticari bir alternatif olarak onarılmış başka bir ürün teklif etmesi de mümkündür.
Şeffaflık ve Karşılaştırma Mekanizmaları
Tüketicilerin en uygun onarım hizmetini “serbest iradeleriyle” seçebilmeleri için iki temel araç öngörülmüştür:
- Avrupa Onarım Bilgileri Formu: Onarım hizmeti veren işletmeler, talep halinde azami ücret tutarı ve onarım süresi gibi esaslı unsurları içeren bu formu tüketiciye ücretsiz sunar ve bu teklifle 30 gün boyunca bağlı kalır.
- Avrupa Onarım İçin Çevrimiçi Platformu: Tüketicilerin bağımsız tamircilere, onarım hizmeti veren işletmelere ve yenilenmiş ürün alıcılarına ücretsiz ulaşabileceği, ortalama onarım sürelerini ve fiyat göstergelerini karşılaştırabileceği dijital bir pazar yeri kurulacaktır.
Onarımın Üçüncü Kişi Tarafından Gerçekleştirilmesi
Direktif’in temel hedeflerinden biri, tüketicilerin onarım imkânlarını güçlendirmek suretiyle onarım pazarında rekabeti artırmak ve tüketicinin üreticiye olan fiilî bağımlılığını azaltmaktır. Bu kapsamda tüketici, onarım hizmeti için yalnızca üreticiye başvurmak zorunda olmayıp, bağımsız onarım hizmeti veren işletmeleri serbestçe seçme hakkına sahiptir.
Üreticilere, onarım yükümlülüklerini kendi yetkili servis ağları aracılığıyla yerine getirmelerinin yanı sıra bağımsız onarım hizmeti veren işletmelerle iş birliği yaparak yerine getirme imkânı da tanınmaktadır. Ürünün daha önce bağımsız onarım hizmeti veren bir işletme tarafından onarılmış olması gerekçesiyle üreticinin onarım talebini reddetmesi açıkça yasaklanmıştır. Böylece onarım hakkının üreticiler tarafından dolaylı veya doğrudan şekilde sınırlandırılmaması amaçlanmıştır.
Ancak bu durumda dahi, onarım sözleşmesinin tarafı tüketici ile üretici olmaya devam ettiğinden, bağımsız onarım hizmeti veren işletmenin kusurundan veya onarımın gereği gibi ifa edilmemesinden yine üretici sorumlu olacaktır.
Bu yapı, üreticilere yerel ve bağımsız servis ağlarıyla stratejik iş birlikleri kurma esnekliği sağlamakla birlikte, aynı zamanda bu ağların seçimi, organizasyonu ve denetimi bakımından üreticilere önemli bir hukuki sorumluluk ve özen yükümlülüğü yüklemektedir.
3. Onarım Hakkının Fikri Mülkiyet Boyutu
Üreticilere ait marka, patent ve tasarım hakları ile bağımsız onarım hizmeti veren işletmelerin yürüttüğü onarım faaliyetleri arasındaki etkileşim, çeşitli hukuki riskleri ve potansiyel uyuşmazlık alanlarını beraberinde getirmektedir. Özellikle yedek parçaların bağımsız onarım hizmeti veren işletmeler tarafından üretilmesi halinde, patent ve tasarım haklarının ihlali riski gündeme gelebilecektir. Bağımsız onarım hizmeti veren işletmelerin orijinal veya yan sanayi yedek parçalara erişimi, hedeflenen rekabetçi onarım piyasasının temel unsurlarından biri olsa da fikri mülkiyet hukukuyla kesişen önemli bir gerilim alanı da oluşturduğu muhakkaktır.
Düzenleme, satış sonrası pazardaki üretici tekelini kırmak adına sınai mülkiyet haklarına şu hukuki sınırları getirmektedir:
- Patent Hukuku ve Hakkın Tüketilmesi: Ürün piyasaya sunulduktan sonra üreticinin tekel hakkı tükenir. Cihazın işlevselliğini korumak amacıyla örneğin aşınan parçaların bağımsız onarım hizmeti veren işletmelerce değiştirilmesi olağan kullanım sayılır ve patent ihlali teşkil etmez. Ancak onarım sınırını aşıp ürünün sıfırdan yapılması yeniden üretim sayılacak ve patent hatent hakkının ihlalini doğuracaktır.
- Tasarım Hukuku ve Onarım İstisnası: Çamaşır makinesi gibi birleşik ürünlere orijinal görünümünü yeniden kazandırmak amacıyla muadil yedek parçaların bağımsız piyasada üretilmesi ve kullanılması, tescilli tasarımların ihlali sayılmaz.
- Marka Hukuku ve Dürüst Ticari Kullanım: Yan sanayi yedek parça üreticilerinin veya tamircilerin, malın kullanım amacını ve hangi cihazla uyumlu olduğunu belirtmek için tescilli markayı referans amaçlı kullanmaları dürüst ticari kullanım istisnası kapsamındadır ve engellenemez.
Ayrıca Direktif, bağımsız onarım hizmeti veren işletmelerin onarım faaliyetleri kapsamında, Avrupa Birliği mevzuatına uygun olmak kaydıyla orijinal yedek parçaları, uyumlu yedek parçaları ve hatta 3D yazıcı teknolojisi ile üretilmiş parçaları kullanabilmesine imkân tanımakta; bu tür kullanımın üreticiler tarafından engellenemeyeceğini düzenlemektedir. Bu kapsamda, geçmişte uygulamada sıklıkla görülen yazılımsal kilitlemeler, yedek parçaların orijinalliğini doğrulamaya yönelik kısıtlayıcı yazılım çözümleri veya onarımı fiilen imkânsız hale getiren teknik müdahalelerin, meşru güvenlik gerekçeleri bulunmadıkça tüketici aleyhine kullanılması yasaklanmaktadır.
4. Türk Hukuku ile Karşılaştırmalı Analiz
Tüketici Hukuku Perspektifi: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, tüketicinin ücretsiz onarım hakkını satıcıyla birlikte üretici ve ithalatçıya karşı müteselsilen kullanabilmesi, Direktif’te henüz tanınmayan bir imkân olarak öne çıkmaktadır. Öte yandan Direktif’te öngörülen ücretli ancak zorunlu onarım hakkı, Türk hukukunda ücretsiz ancak süresi içerisinde ileri sürülmesi gereken onarım hakkı ile ayrışmaktadır.
- Zamanaşımı ve Süre Teşvikleri: Direktif uyarınca tüketicinin seçimlik haklardan "onarımı" tercih etmesi halinde 2 yıllık kanuni ayıp sorumluluk süresi 1 defaya mahsus olmak üzere 12 ay uzatılmaktadır. Türk hukukunda ise onarımı teşvik eden böyle bir otomatik süre uzatımı mevcut değildir.
- İkame Mal Sağlama Rejimi: Türk hukukunda Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği uyarınca arızanın belirli sürede giderilememesi halinde ve yalnızca garanti süresi içinde tüketiciye benzer özelliklere sahip bir ikame mal tahsisi zorunludur. AB rejimi ise tamir süresine bakılmaksızın ve garanti süresi dışındaki onarımlarda da (makul bir bedelle veya ücretsiz) ikame mal veya yenilenmiş ürün tahsisini teşvik etmektedir.
Fikri Mülkiyet ve Pazara Müdahale Engelleri: Türk hukukunda "onarım istisnası" ve "dürüst ticari kullanım" gibi benzer düzenlemeler teorikte yer alsa da, üreticilerin bağımsız pazarı daraltmak için başvurduğu yazılımsal kilitler, parça eşleştirme (part-pairing) engelleri ve muadil parça kullanımını kısıtlayan dijital müdahalelere karşı Türk tüketici veya rekabet hukukunda açık, spesifik bir yasaklama rejimi bulunmamaktadır. Direktif bu yönüyle, fikri hakların satış sonrası pazarda bir tekel yaratma aracı olarak kullanılmasını şekilde engellemesi bakımından Türk hukukundan ayrışmaktadır.
Sonuç itibariyle Türkiye’deki tüketiciler ve üreticiler Direktif’in getirdiği yeniliklere yabancı olmasa da ayıp sorumluluğu sonrası döngüsel ekonomi süreçlerinde ve bağımsız onarım pazarının desteklenmesinde yasal boşluklar söz konusudur.
5. Stratejik Eylem Planı
AB pazarında faaliyet gösteren veya bu pazara ihracat yapan şirketlerin hukuki risklerden korunması ve sürece uyum sağlaması adına operasyonel adımların atılması gerekmektedir:
- Sözleşmesel (Altyapı) Revizyon: AB pazarındaki yetkili temsilciler, ithalatçılar ve distribütörlerle yapılan distribütörlük ve lojistik sözleşmelerine onarım maliyetlerinin paylaşımı, yedek parça tedarik süreleri ve kusurlu ifa halinde rücu mekanizmalarına ilişkin spesifik hükümler eklenmelidir.
- Tasarım Standartlarının Güncellenmesi: Ar-Ge ve üretim departmanlarının, ürünleri EkoTasarım Tüzüğü’ne uygun şekilde, parçaları kolayca sökülebilir ve standart aletlerle onarılabilir nitelikte tasarlamaları hukuki bir zorunluluk olarak koordine edilmelidir.
- Yazılımsal Engellerin Kaldırılması: Ürünlerin yazılım güncellemelerinde, var ise muadil parça algılandığında vb. durumlarda cihazı kilitleyen veya fonksiyonelliğini herhangi bir şekilde sınırlayan uygulamalara son verilmelidir.
- Dijital Entegrasyon ve Şeffaflık: Firmaların web sitelerinde, tipik onarım hizmetlerine ilişkin gösterge niteliğindeki fiyat listeleri ve servis istasyonlarının iletişim bilgileri ücretsiz, erişilebilir ve şeffaf bir şekilde yayımlanmalıdır.
Sonuç olarak Direktif, AB pazarında faaliyet gösteren üreticiler için bir uyum riski olduğu kadar, marka sadakati yaratmak için de bir fırsattır. Bilhassa üreticilerin onarılabilirliği bir tasarım standardı olarak kabul etmesi, onarım için servis süreçlerini dijital platformlarla entegre ederek bağımsız onarım hizmeti veren işletmeleriyle anlaşması ve de bu işletmelerle onarım usullerinin somut bir şekilde kararlaştırılması; AB pazarında yer almak isteyen her bir üretici için artık hukuki bir zorunluluk teşkil etmektedir.
Özellikle AB dışındaki üreticiler için onarım yükümlülüğünün genel anlamda yetkili temsilci, ithalatçı veya distribütör üzerinden yürütüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, bu aktörlerle yapılan sözleşmelerde onarım maliyetleri ile yedek parça tedarikine ilişkin hükümlere yer verilmesi, Direktif ile uyum sağlanması adına önem arz edecektir.
Footnotes
1. Avrupa Komisyonu, "Sustainable Consumption", https://commission.europa.eu/topics/consumers/consumer-rightsand-complaints/sustainable-consumption_en (Erişim Tarihi: 10 Haziran 2026).
2. Avrupa Komisyonu, "European Green Deal", https://commission.europa.eu/strategy-and-policy/priorities-20192024/european-green-deal_en (Erişim Tarihi: 5 Haziran 2026).
3. AB Tüketici Hukuku Direktifi (EU) 2019/771, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 20 Mayıs 2019 Tarihli Malların Satışına İlişkin Sözleşmelerin Belirli Yönleri Hakkında Direktifi, Resmi Gazete (OJ L 136), Erişim Tarihi: 5 Haziran 2026, https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2019/771/oj/eng.
4. AB Sürdürülebilir Ürünler İçin Eko-Tasarım Tüzüğü (EU) 2024/1781, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 13 Haziran 2024 Tarihli Sürdürülebilir Ürünler İçin Eko-Tasarım Gerekliliklerinin Belirlenmesine İlişkin Çerçeve Oluşturulması Hakkında Tüzük, Resmi Gazete (OJ L, 2024/1781, 28.6.2024), Erişim Tarihi: 5 Haziran 2026, https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2024/1781/oj/eng.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.