Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (“YİDK”) tarafından marka başvuruları hakkında verilen kararlara karşı açılan iptal davaları, Türk marka hukuku pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır. Uygulamada, özellikle önceki marka sahibi tarafından yapılan itirazın reddedilmesi üzerine açılan davaların birçoğunda yalnızca YİDK kararının iptali değil, dava konusu markanın tescil edilmesi hâlinde hükümsüzlüğü de talep edilmektedir. Bunun temel nedeni, YİDK kararının iptal edilmesinin tek başına, tescil edilmiş markanın sicilden terkinini sağlamamasıdır.
Bu tür davalarda temel sorun, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğünün hukuken farklı nitelikte talepler olmasıdır. YİDK kararının iptali, TÜRKPATENT tarafından verilmiş idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesini amaçlarken hükümsüzlük talebi, tescilli markanın geçerliliğini konu almaktadır. Bu iki dava türünün kanuni dayanakları, dava konusu va davalıları, yetkili mahkemeleri birbirinden farklıdır.
Bu farklar, iki talebin bir arada görüldüğü davalarda kendine özgü bazı uygulamaları da beraberinde getirmektedir. YİDK kararının hukuka uygunluğu değerlendirilirken esas olarak Kurum nezdinde ileri sürülen iddia ve deliller dikkate alınırken, hükümsüzlük istemi bakımından ilk olarak dava aşamasında ileri sürülen yeni iddia ve deliller de değerlendirilebilmektedir. Benzer şekilde, kullanım ispatı def’inin hükümsüzlük talebi bakımından dava sırasında ayrıca ileri sürülebilmesi mümkündür. İnceleme kapsamına ilişkin bu iki talebin farklı nitelikleri olmakla birlikte, uygulamada bu talepler aynı yargılama kapsamında incelenmekte ve marka yargılama sürecinde tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir.
Bir diğer belirsizlik ise TÜRKPATENT ile marka sahibi veya itiraz sahibi arasındaki dava arkadaşlığının hukuki niteliğidir. Yargıtay uygulamasında, YİDK kararından etkilenecek kişi ile TÜRKPATENT’in birlikte davalı gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Ancak bu ilişkinin zorunlu dava arkadaşlığı bakımından açık bir kanuni temeli bulunmamaktadır. Bu belirsizlik; vekâlet ücreti, sulh, feragat, yetki ve dava şartları gibi birçok usul sorununu beraberinde getirmektedir.
Bu belirsizlik ve çelişkilerin çözümlenebilmesi için Sınai Mülkiyet Kanunu’nda açık düzenlemeler yapılması; özellikle YİDK karar iptal davası ile birlikte, henüz tescil edilmemiş markanın tescili hâlinde hükümsüzlüğünün talep edilebileceğinin, bu davalarda hangi mahkemelerin yetkili olduğunun ve TÜRKPATENT’in hükümsüzlük talebi bakımından taraf sıfatının bulunup bulunmadığının açıkça düzenlenmesi önerilmektedir.
Mevcut durumda YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü arasındaki ilişki uygulamada büyük ölçüde içtihatlarla şekillenmişse de, taleplerin hukuki nitelikleri arasındaki farkların korunması, ancak bunların aynı uyuşmazlık içerisinde etkin biçimde çözülebilmesini sağlayacak açık bir usul çerçevesinin oluşturulması faydalı olacaktır. Böylece hem usul ekonomisinin sağlanması hem de taraflar ve mahkemeler açısından daha öngörülebilir bir uygulamanın oluşturulması mümkün olacaktır.
Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi bu içeriği 13 Haziran 2026 tarihinde yayınlamıştır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]