ARTICLE
16 July 2026

Muris Muvazaası Davaları: Hukuki Niteliği, Şartları Ve Yargılama Süreci

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
Muris muvazaası, Türk hukuk uygulamasında en sık karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biridir. Özellikle miras bırakanın, mirasçılarından bir kısmını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla taşınmazlarını gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı bir işlem görünümü altında devretmesi durumunda gündeme gelmektedir. Bu tür işlemler, görünüşte hukuka uygun olmakla birlikte tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından, muvazaa hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir.
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration
Gözde Esen Sakar’s articles from Sakar Law Office are most popular:
  • in European Union
  • in European Union
Sakar Law Office are most popular:
  • within Energy and Natural Resources, Employment and HR and Real Estate and Construction topic(s)

Giriş

Muris muvazaası, Türk hukuk uygulamasında en sık karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biridir. Özellikle miras bırakanın, mirasçılarından bir kısmını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla taşınmazlarını gerçekte bağışladığı hâlde tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı bir işlem görünümü altında devretmesi durumunda gündeme gelmektedir. Bu tür işlemler, görünüşte hukuka uygun olmakla birlikte tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından, muvazaa hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir.

Türk Medeni Kanunu'nda muris muvazaasını doğrudan düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, uygulama büyük ölçüde Türk Borçlar Kanunu'nun muvazaaya ilişkin hükümleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda şekillenmiştir. Günümüzde de Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda muris muvazaasına ilişkin ilkeler istikrarlı biçimde uygulanmaktadır.

Muris Muvazaasının Hukuki Niteliği

Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir hukuki işlem yapmalarıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca sözleşmelerin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınmaktadır.

Muris muvazaasında ise miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği malvarlığını, tapuda satış veya başka bir ivazlı işlem şeklinde göstererek belirli mirasçısına devretmektedir. Burada iki ayrı işlem bulunmaktadır:

  • Görünürdeki işlem (örneğin satış sözleşmesi),
  • Tarafların gerçek iradesini oluşturan gizli işlem (bağış).

Görünürdeki işlem muvazaa nedeniyle kesin hükümsüzdür. Gizli bağış işlemi ise taşınmaz bağışlarında kanunun öngördüğü resmi şekil şartlarına uyulmadığından geçersiz kabul edilmektedir. Sonuç olarak yapılan taşınmaz devri hukuki sonuç doğurmamakta ve tapu kaydının iptali talep edilebilmektedir.

Muris muvazaası davalarının temel amacı, miras bırakanın gerçek iradesini ortaya çıkarmak ve mirasçılar arasında kanunun öngördüğü miras düzenini korumaktır.

Muris Muvazaasının Unsurları

Bir işlemin muris muvazaası olarak nitelendirilebilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

  1. Miras Bırakanın Gerçek Amacının Bağış Olması

İlk unsur, miras bırakanın taşınmazı gerçekte bağışlamak istemesidir. Tapuda satış işlemi yapılmış olsa bile, gerçek irade karşılıksız kazandırma ise muris muvazaası gündeme gelir.

  1. Mirasçılardan Mal Kaçırma Amacı

Muris muvazaasının ayırt edici unsuru, miras bırakanın diğer mirasçıları miras hakkından mahrum bırakma kastıyla hareket etmesidir. Sadece bağış yapılmış olması tek başına muris muvazaası için yeterli değildir. Bağışın, mirasçıları aldatma ve miras paylaşımını etkileme amacı taşıması gerekir.

  1. Görünürde İvazlı Bir İşlem Bulunması

Uygulamada en sık rastlanan görünürdeki işlem satış sözleşmesidir. Bunun yanında ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya başka ivazlı sözleşmeler de muvazaaya konu olabilmektedir.

  1. Gerçek Satış İradesinin Bulunmaması

Gerçek bir satış ilişkisinde satış bedelinin ödenmesi, ekonomik gerekçelerin bulunması ve tarafların satış iradesi taşıması beklenir. Ancak muris muvazaasında satış bedeli çoğu zaman hiç ödenmemekte veya sembolik düzeyde kalmaktadır.

Muris Muvazaasının İspatı

Muris muvazaası davalarının en önemli yönlerinden biri ispat sorunudur. Çünkü miras bırakan çoğunlukla vefat etmiş olduğundan gerçek iradesinin doğrudan ortaya konulması mümkün değildir.

Bu nedenle Yargıtay, muris muvazaasının her türlü delille ispatlanabileceğini kabul etmektedir. Mahkemeler özellikle şu hususları birlikte değerlendirmektedir:

  • Satış bedeli ile taşınmazın gerçek piyasa değeri arasındaki fark,
  • Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği,
  • Tarafların ekonomik durumları,
  • Aile içi ilişkiler,
  • Miras bırakanın haklı ve makul bir satış nedeni bulunup bulunmadığı,
  • Tanık beyanları,
  • Tarafların olaydan sonraki davranışları,
  • Taşınmazın kullanım şekli.

Örneğin taşınmaz tapuda satılmış görünmesine rağmen miras bırakan ölümüne kadar taşınmazı kullanmaya devam etmişse veya satış bedeline ilişkin hiçbir banka kaydı bulunmuyorsa, bu durum muvazaanın varlığı yönünde güçlü bir emare oluşturabilir.

Muris Muvazaası Davalarında Taraflar

Davacı, miras hakkı ihlal edilen mirasçıdır. Saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı zarar gören tüm yasal mirasçılar muris muvazaasına dayanarak dava açabilirler.

Davalı ise taşınmazı devralan mirasçı veya üçüncü kişi ile gerektiğinde taşınmazın daha sonra devredildiği kişiler olabilmektedir. Ancak taşınmazın iyiniyetli üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde Türk Medeni Kanunu'nun tapu siciline güven ilkesine ilişkin hükümleri ayrıca değerlendirilmektedir.

Yargılama Süreci

Muris muvazaasına dayalı davalar, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Yargılama sürecinde mahkeme öncelikle taraf delillerini toplamakta, tapu kayıtlarını, nüfus kayıtlarını, veraset ilamını ve gerektiğinde banka kayıtlarını incelemektedir. Taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması da uygulamada oldukça yaygındır.

Tanık beyanları muris muvazaası davalarında önemli bir delil niteliği taşımaktadır. Özellikle miras bırakanın taşınmazı neden devrettiğine, satış bedelinin ödenip ödenmediğine ve aile içindeki ilişkilere dair tanıklıklar mahkemenin kanaat oluşmasında belirleyici rol oynayabilmektedir.

Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek görünürdeki satış işleminin gerçekte bağış niteliğinde olduğu ve mal kaçırma amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşırsa tapu kaydının iptaline ve miras payları oranında davacılar adına tesciline karar vermektedir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre kural olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Çünkü dava, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi muvazaalı işlemin geçersizliğine dayanmaktadır.

Ancak taşınmazın daha sonra iyiniyetli üçüncü kişilere devredilmesi veya farklı hukuki kurumların devreye girmesi hâlinde somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Sonuç

Muris muvazaası davaları, miras hukukunda en fazla uyuşmazlık doğuran dava türlerinden biri olup, miras bırakanın gerçek iradesinin tespiti bakımından oldukça kapsamlı bir inceleme gerektirmektedir. Bu davalarda görünürdeki sözleşmenin içeriğinden ziyade tarafların gerçek amacı, ekonomik olgular ve olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilmektedir.

Yargıtay'ın uzun yıllara dayanan istikrarlı içtihatları sayesinde muris muvazaasının unsurları ve ispat ölçütleri büyük ölçüde belirginleşmiştir. Bununla birlikte her olay kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmekte; miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığı, satışın gerçekliği ve tarafların ekonomik ilişkileri titizlikle araştırılmaktadır.

Bu nedenle muris muvazaasına ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce tapu kayıtları, banka hareketleri, tanık anlatımları ve diğer tüm delillerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi, yargılama sürecinin sağlıklı yürütülmesi ve hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More