ARTICLE
14 September 2026

Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık Ve Tarafsızlığının Sağlanması Konusunda Şeffaflığa İlişkin Türk Tahkim Akademisi Kılavuz İlkeleri’nin Değerlendirilmesi

Altay Law Office

Contributor

A law firm based in Istanbul, specializing in litigation, arbitration, and legal consultancy; operating in all disciplines of Private Law. Our team's areas of expertise include Company Law, Commercial Law, Arbitration, Contract Law, Procedural Law, Enforcement and Bankruptcy Law, Intellectual and Industrial Property Law, Mergers and Acquisitions Law, and Banking and Finance Law.

Altay Law was founded in 1970 by Att. Sümer Altay in Istanbul, Turkey. With a dynamic and experienced team, our firm provides legal services to Turkish and international clients in personal and corporate endeavors related to dispute resolution, execution proceedings and legal consultancy. The partners of our firm are Attorney Dr. Sıtkı Anlam Altay, Attorney Nihan Altay, and Attorney Murat Can Alayoğlu.

Our team is active in various areas of expertise. Our team is highly proficient in English, German, and French.

Türk Tahkim Akademisi (“TTA”), 5 Nisan 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, İbn Haldun Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında imzalanan “Tahkim Akademisi İş Birliği Protokolü” kapsamında kurulmuştur. TTA çatısı altında hazırlanan “Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık ve Tarafsızlığının Sağlanması Konusunda Şeffaflığa İlişkin Kılavuz İlkeler” (“TTA Kılavuz İlkeleri”), İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen bir törenle İstanbul Tahkim Merkezi (“ISTAC”), İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (“İTOTAM”), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (“TOBB”) ve Enerji Uyuşmazlıkları Tahkim Merkezi (“EDAC”) tarafından
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration
  1. Giriş

Türk Tahkim Akademisi (“TTA”), 5 Nisan 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, İbn Haldun Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında imzalanan “Tahkim Akademisi İş Birliği Protokolü” kapsamında kurulmuştur. TTA çatısı altında hazırlanan “Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık ve Tarafsızlığının Sağlanması Konusunda Şeffaflığa İlişkin Kılavuz İlkeler” (“TTA Kılavuz İlkeleri”), İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen bir törenle İstanbul Tahkim Merkezi (“ISTAC”), İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (“İTOTAM”), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (“TOBB”) ve Enerji Uyuşmazlıkları Tahkim Merkezi (“EDAC”) tarafından imza altına alınmış ve 7 Kasım 2025 tarihinde yayımlanmıştır (TTA Kılavuz İlkeleri, s. 1–8).

TTA Kılavuz İlkeleri, tahkim yargılamasında hakemlerin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin mevcut hukuki düzenlemelerin uygulamada nasıl yorumlanması gerektiği konusuna açıklık getirmeyi ve özellikle şeffaflık ve beyan yükümlülüğü konularında yol gösterici bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.

  1. Normatif Çerçeve ve Hukuki Nitelik

TTA Kılavuz İlkeleri hazırlanırken milletlerarası tahkim pratiğinde yaygın şekilde kullanılan bazı referans metinlerden yararlanılmıştır. Bunlar arasında özellikle IBA Milletlerarası Tahkimde Menfaat Çatışmasına İlişkin Kılavuz İlkeleri (2024) (“IBA Kılavuz İlkeleri”), UNCITRAL Hakem Davranış Kuralları (2023) ve ICC kuralları ile uygulamadaki yerleşik standartlar yer almaktadır (TTA Kılavuz İlkeleri, s. 5–8).

Türk Hukuku’nda hakemlerin tarafsızlığına ve bağımsızlığına ilişkin temel düzenlemeler; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 417 ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) m. 7   hükümlerinde yer almaktadır. Bu hükümler uyarınca hakem, görevi kabul etmeden önce tarafsızlığından veya bağımsızlığından şüphe doğurabilecek durumları açıklamakla yükümlüdür. Ayrıca böyle bir durum sonradan ortaya çıkarsa, hakemin bunu gecikmeksizin taraflara bildirmesi gerekir.

Bu bakımdan TTA Kılavuz İlkeleri, söz konusu yasal düzenlemelerin nasıl uygulanacağına ve yorumlanacağına ilişkin rehber niteliğinde bir çerçeve sunmaktadır.  Bağlayıcı nitelikte olmamakla birlikte TTA Kılavuz İlkeleri, hakemler, hakem adayları, hakem sekreterleri ve tahkim kurumları için yol gösterici bir standart oluşturma amacına yönelik olarak getirilmiştir.

TTA Kılavuz İlkeleri, emredici nitelikte değildir. Bu ilkeleri benimseyen tahkim merkezleri nezdinde yürütülen yargılamalarda taraflar, bu ilkelerin uygulanmayacağını kararlaştırabilirler (TTA Kılavuz İlkeleri m. 1). TTA Kılavuz İlkeleri, bu ilkeleri benimseyen tahkim merkezlerinin kurallarının bir parçası haline gelmiştir ve aksi kararlaştırılmadıkça uygulama alanı bulacağı kanaatindeyiz.

  1. Kılavuz İlkeler’in Kapsamı ve Uygulama Alanı

TTA Kılavuz İlkeleri m. 1, kapsamı düzenlemektedir. Buna göre, TTA Kılavuz İlkeleri, aksi kararlaştırılmadıkça, ticari tahkim ve yatırım tahkimi dahil olmak üzere tahkim yargılamalarında, görev alan hakemler ve hakem adayları bakımından uygulanır. Ayrıca, hakem sekreterleri veya hakemlere bağlı olarak çalışan idari sekreterler ve yardımcılar da kapsam dahilinde değerlendirilmiştir. Bu yönüyle TTA Kılavuz İlkeleri’nin yalnızca hakemleri değil, tahkim yargılamasında rol alan diğer kişileri de kapsaması, bu düzenlemenin dikkat çekici özelliklerinden biridir.

TTA Kılavuz İlkeleri’nin başka kurallarla birlikte uygulama alanına da kısaca değinmekte yarar vardır. TTA Kılavuz İlkeleri’nin, özellikle IBA Kılavuz İlkeleri’ni bertaraf etmediği, bu iki kılavuzun birlikte kullanılması gerektiği kanaatindeyiz. Zira, doğrudan doğruya konuyu düzenleyen bu kurallar, TTA Kılavuz İlkeleri açısından kaynak olarak benimsenmiştir. Nitekim TTA Kılavuz İlkeleri’nin Önsöz’ünde, TTA Kılavuz İlkeleri’nin, mevzuatımızı ve kurumsal kuralları ikame etmeyen, aksine onları tamamlayan bir rehber niteliğinde olduğu belirtilmiştir.  TTA Kılavuz İlkeleri’nde düzenlenmeyen durumlarda, taraflar aksini kararlaştırmadıkça IBA Kılavuz İlkeleri uygulama alanı bulur. Örneğin; TTA Kılavuz İlkeleri’nde düzenlenmeyen ve IBA Kılavuz İlkeleri’nde Yeşil Liste’ye giren durumlar için hakemin beyan yükümlülüğü bulunmayacaktır. Buna göre, birlikte yorumlanıp uygulandıklarında, TTA Kılavuz İlkeleri ile IBA Kılavuz İlkeleri, Türk tahkim pratiğinde hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığının değerlendirilmesi bakımından tutarlı ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Teorik açıdan, iki kılavuz birbiriyle çatışıyorsa, tarafların bu çatışmaya özel bir tercihleri varsa o uygulanmalı; aksi takdirde TTA Kılavuz İlkeleri uygulama alanı bulmalıdır.

  1. Tarafsızlık ve Bağımsızlık İlkesi

TTA Kılavuz İlkeleri m. 2 uyarınca hakemler taraflara karşı bağımsız ve tarafsız olmalı ve bu niteliklerini yargılama süreci boyunca korumalıdır. Tarafsızlık veya bağımsızlık konusunda şüphe doğurabilecek herhangi bir durum ortaya çıktığında, bu durumun taraflara derhal ve eksiksiz bir şekilde bildirilmesi gerekmektedir1.

Tarafsızlık ve bağımsızlık değerlendirmesi yapılırken esas alınan ölçüt, makul bir üçüncü kişinin bakış açısından hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunda haklı bir şüphe doğup doğmadığıdır2. Bu yaklaşım, milletlerarası tahkim uygulamasında benimsenen objektif değerlendirme ölçütü ile de uyumludur3 (bkz. Milletlerarası Tahkimde Menfaat Çatışmasına İlişkin IBA Kılavuz İlkeleri’nde de yer alan “makul üçüncü kişi testi”). Nitekim milletlerarası tahkim doktrininde de hakemin tarafsızlığı ve bağımsızlığına ilişkin değerlendirmede belirleyici olan, uyuşmazlığın taraflarının sübjektif kanaatinin yanı sıra; makul bir üçüncü kişinin aynı olgular karşısında haklı şüpheye düşüp düşmeyeceğidir4. Dolayısıyla, “tarafsızlık ve bağımsızlık testi”nde belirleyici olan, makul bir üçüncü kişi nezdinde haklı şüphe oluşmasıdır. Bu kapsamda hakemlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı objektif bir değerlendirmeye tabii tutulurken; hakemin bildirim/ifşa yükümlülüğü bakımından hakemin, tarafların gözünde bağımsızlığı veya tarafsızlığı konusunda haklı şüphe doğurabilecek nitelikte olduğunu değerlendirdiği durumları açıklaması beklenmektedir5.

  1. Hakemin Reddi

TTA Kılavuz İlkeleri m. 4 uyarınca, hakemin bağımsızlığı konusunda makul bir şüphe doğurabilecek durumların varlığı halinde hakemin reddi mümkündür6. Bu değerlendirme yapılırken esas alınan ölçüt, makul bir üçüncü kişinin bakış açısından objektif haklı şüphe doğup doğmadığıdır. Bu yaklaşım, milletlerarası tahkim uygulamasıyla uyumlu bir standart ortaya koymaktadır.

  1. Beyan Yükümlülüğü

TTA Kılavuz İlkeleri m. 3, hakemlerin açıklama ve beyan yükümlülüğünü düzenlemektedir. Buna göre hakemler, görevi kabul etmeden önce imzaladıkları tarafsızlık ve bağımsızlık beyanında makul bir üçüncü kişinin bakış açısından şüphe doğurabilecek durumları açıklamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca mevcut durumları değil, tahkim süreci sırasında ortaya çıkabilecek yeni durumları da kapsar. Başka bir ifadeyle, açıklama yükümlülüğü tahkim yargılaması boyunca devam eden bir yükümlülüktür.

TTA Kılavuz İlkeleri m. 3 kapsamında ayrıca taraflara da sorumluluk yüklenmiştir. Tarafların menfaat çatışmasına yol açabilecek bir durumdan haberdar olmaları halinde, bunu gecikmeksizin bildirmeleri gerekmektedir. Bu noktada önemli olan; durumun yeni ortaya çıkması değil, tarafın söz konusu durumdan yeni haberdar olmasıdır.

TTA Kılavuz İlkeleri m. 3.1’e göre, Taraflar, hakemin tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda şüphe doğuran bir durumu beyan etmesinden itibaren bir hafta içinde hakemden yazılı ek açıklama veya bilgi talebinde bulunabilir.  Taraflar, hakem tarafından yapılan beyan doğrultusunda, ilgili hakemin atanmasına itiraz edebilirler. Bunun yanında, TTA Kılavuz İlkeleri’nde tarafların hakemin tarafsızlığı veya bağımsızlığı konusunda şüphe doğuran bir durumu öğrenmeleri halinde işletebilecekleri itiraz mekanizmasına ilişkin açık bir süre sınırlaması düzenlenmemiştir. Buna karşılık, IBA Kılavuz İlkeleri uyarınca tarafların menfaat çatışmasına ilişkin bir durumu hakemin beyanı yoluyla veya başka bir şekilde öğrenmeleri halinde, bu durumun öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde itirazda bulunmaları öngörülmektedir. Bu konuda tahkim yargılamasında hangi tahkim kuralları uygulanacaksa, oradaki düzenlemeler esas alınmalıdır.  

TTA Kılavuz İlkeleri m. 3.5’te ayrıca hakemlerin ve tarafların değerlendirmesine yardımcı olmak amacıyla makul şüpheye yol açabilecek bazı örnek durumlara da yer verilmektedir. Örneğin hakemin ilişkili olduğu veya ortağı olduğu şirketin; taraflardan birini halen temsil etmesi ve bir tarafa danışmanlık hizmeti sunuyor olması, ya da son üç yıl içinde bu tür hizmetlerde bulunmuş olması, taraflardan birine karşı yargılama yürütüyor olması, taraflardan biri adına müdür, yönetim kurulu üyesi, çalışan veya başka bir pozisyonda görev yapıyor olması TTA Kılavuz İlkeleri’nde sayılan örnekler arasındadır. Ancak bu liste sınırlı sayıda değildir; yalnızca uygulamaya yol gösterici niteliktedir.

  1. TTA Kılavuz İlkeleri’ne Uygunluk

TTA Kılavuz İlkeleri, hakemlere ve tahkim yargılamasının diğer bileşenlerine, bir davranış yükümlülüğü getirmektedir. Bu davranış yükümlülüğü, etik ilkelerin tahkim yargılamasındaki en temel uygulama alanlarından birini oluşturmaktadır.  Zira tarafsızlık ve bağımsızlık, daha hakem ataması anında gündeme gelir ve yargılama boyunca korunmalıdır.  TTA Kılavuz İlkeleri m. 6 kapsamında hakem ve hakem adaylarının kılavuz ilkelere uygun davranmaları gerektiği düzenlenmiştir. Bir hakem adayının beyan yükümlülüğünü yerine getirmesi; ilkelere uygun hareket edemeyeceğini düşünmesi halinde görevi kabul etmemesi; hakem olarak atanmışsa görevlendirmeyi reddetmesi veya devam eden yargılamada hakemlikten çekilmesi gerekmektedir.

  1. Değerlendirme ve Sonuç

TTA Kılavuz İlkeleri, Türk tahkim pratiğinde hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin mevcut yasal düzenlemeleri somutlaştıran ve uygulamaya yönelik açıklık sağlayan önemli bir rehber niteliğindedir. Özellikle beyan yükümlülüğü ve şeffaflık bakımından, TTA Kılavuz İlkeleri’nde milletlerarası tahkim uygulamasıyla uyumlu bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir.

Özetle TTA Kılavuz İlkeleri’nin yayımlanması, Türkiye’de tahkim uygulamasının uluslararası standartlarla uyumunu güçlendiren ve tahkim yargılamasında şeffaflığı artıran önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

TTA Kılavuz İlkeleri, özellikle IBA Milletlerarası Tahkimde Menfaat Çatışmasına İlişkin Kılavuz İlkeleri’yle birlikte oluşan uygulama alanı gözetildiğinde Türk tahkim pratiğinde hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığının değerlendirilmesi bakımından tutarlı ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.

Kaynaklar:

Akıncı Ziya, Milletlerarası Tahkim, Vedat Kitapçılık, İstanbul (Altıncı Baskı), 2021.

Balkar Bozkurt Süheyla, Milletlerarası Ticari Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık Yükümlülüğü, On İki Levha, İstanbul (Birinci Baskı), 2016.

Karaca Akif, “Milletlerarası Tahkimde Hakemin Reddi Sebebi Olarak Hakemin Tarafsızlığını ve Bağımsızlığını Ortadan Kaldıran Haller”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2015; 21(1).

Redfern Alan/Hunter Martin/Blackaby Nigel/Partasides Constantine, Law and Practice of International Commercial Arbitration, London (Fourth Edition), Sweet & Maxwell, 2004.

International Bar Association (IBA), Guidelines on Conflicts of Interest in International Arbitration, 25 Mayıs 2024.

Türk Tahkim Akademisi, Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık ve Tarafsızlığının Sağlanması Konusunda Şeffaflığa İlişkin Kılavuz İlkeler, 7 Kasım 2025.

Footnotes

1  TTA Kılavuz İlkeleri m. 2 ve 3; IBA Kılavuz İlkeleri; Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, Vedat Kitapçılık, İstanbul (Altıncı Baskı), 2021, s. 266-267; Alan Redfern/Martin Hunter/Nigel Blackaby/Constantine Partasides, Law and Practice of International Commercial Arbitration, London (Fourth Edition), Sweet & Maxwell 2004, s. 204, Para. 4-61; Süheyla Balkar Bozkurt, Milletlerarası Ticari Tahkimde Hakemlerin Bağımsızlık Yükümlülüğü, On İki Levha, İstanbul (Birinci Baskı), 2016, s. 142.

2  TTA Kılavuz İlkeleri m. 2, 3, 4; Akif Karaca, “Milletlerarası Tahkimde Hakemin Reddi Sebebi Olarak Hakemin Tarafsızlığını ve Bağımsızlığını Ortadan Kaldıran Haller”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2015, 21(1), s. 213-214.

3 IBA Kılavuz İlkeleri; Karaca, s. 214; Balkar Bozkurt, s. 244 vd.

4 Balkar Bozkurt, s. 165-170; Karaca, s. 213-214.

5  Redfern/ Hunter/ Blackaby/ Partasides, s. 204, Para. 4-61, 4-62; Balkar Bozkurt, s. 264-267; Karaca, s. 210.

6  Balkar Bozkurt, s. 284 vd.; Akıncı, s. 267-268; Redfern/ Hunter/Blackaby/ Partasides, s. 207, Para. 4-68; Karaca, s. 213-215.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More