24 Temmuz 2025'te, sağlık sektörünü modernize etmeyi ve iyileştirmeyi amaçlayan "Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u ("7557 sayılı Kanun") Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu kanun, hızla değişen sosyal ve ekonomik koşullar, teknolojideki ilerlemeler ve artan sağlık ihtiyaçlarının sağlık sisteminin sürekli olarak yenilenmesini gerektirdiği bir dönemde çıkartılmıştır. Türkiye, yıllar içinde sağlık hizmetlerine erişimin genişletilmesi, fiziki ve insan kaynaklarının geliştirilmesi ile koruyucu ve tedavi edici bakımın artırılması konusunda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak mevcut gelişmeleri kalıcı kılmak ve iyileştirmek için, sağlık hizmetlerinin her bölgede etkin ve yüksek standartlarda verilmesini temin edecek yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur.
"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı" ve kamu sağlığını güçlendirmeyi, yerel inovasyonu artırmayı ve sistem verimliliğini yükseltmeyi amaçlayan "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli" adlı iki stratejik sağlık politikası rehberliğinde, bu 7557 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikler, hastaların, sağlık profesyonellerinin ve sağlık sisteminin değişen ihtiyaçlarını karşılayarak Türkiye'nin sağlık alanındaki liderliğini korumayı hedeflemiştir. Hizmet sunumunun iyileştirilmesi, mesleki standartların güçlendirilmesi ve modern teknolojilerin entegrasyonu üzerine odaklanan düzenleme, sektörün neredeyse her alanını etkilemektedir. Hekimlerin çalışma koşulları ve sağlık çalışanlarının disiplin kuralları, dijital onam süreçleri, organ bağışı sistemleri, ilaç takibi ve tıbbi cihaz denetimi gibi alanlarda getirilen yeniliklerle, bu yeni yasal çerçeve Türkiye'nin sağlık sektöründeki dönüşümünde önemli bir dönüm noktasıdır.
Hekimlerin Çalışma Yerlerine Getirilen Yeni Kısıtlamalar
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu'nda ("1219 sayılı Kanun") yapılan önemli değişiklikler, hekimlerin ve diş hekimlerinin mesleki faaliyetlerini organize etme şekillerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. En dikkat çekici değişiklik, hekimlerin görev yapabileceği sağlık kuruluş sayısına sınırlama getirilmesidir.
Kanunun önceki halinde, tıp uzmanlık mevzuatı kapsamında tanımlanan hekimler, diş hekimleri ve uzmanlar, Sağlık Bakanlığı'nın istihdam planlaması çerçevesinde ve yasaya uygun şekilde birden fazla sağlık kurumunda çalışabilmekteydi.
Yenilenen maddeye göre, bu profesyoneller artık en fazla iki sağlık kurumunda çalışabilecektir.
Bu değişiklik, istihdam yapılarının standartlaştırılmasını, denetimin güçlendirilmesini ve çok sayıda kurumda dağınık ya da düzensiz potansiyel tıbbi uygulamaların önlenmesini amaçlayan bir politika değişikliğini işaret etmektedir. Özellikle daha önce birden fazla kurumda yarı zamanlı olarak çalışan hekimler bu durumdan etkilenecektir.
Geçiş süreci getirlerek, halihazırda özel sağlık kurumları veya vakıf üniversitelerinde önceki izinlerle çalışan hekimlerin, 1 Haziran 2026 tarihine kadar yenilenen koşullara uygun yeni çalışma izni başvurusu yapmaları gerekmektedir. Bu tarihe kadar başvurmayanların mevcut izinleri otomatik olarak iptal edilecek ve yasal olarak çalışmaya devam etmek için yeniden başvuru yapmaları zorunlu hale gelecektir.
Bazı milletvekilleri muhalefet şerhlerinde, hekimlerin en fazla iki kurumda çalışması kısıtlamasının, kapsamlı bir iş gücü planlaması yapılmadığı takdirde, hizmete erişimin zayıf olduğu bölgelerde sağlık hizmetlerine erişim sorunlarını daha da kötüleştirebileceğini vurgulamıştır.
Sözleşmeli Sağlık Personeli için Disiplin Düzenlemeleri
663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de ("663 sayılı KHK") yapılan düzenlemelerle, hastane müdürü, müdür yardımcısı ve resmi görev listesinde belirlenen diğer yönetim pozisyonlarında çalışan sözleşmeli sağlık personeli, 663 sayılı KHK'da belirtilen istisnalar haricinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplin hükümlerine tabi olmuştur.
Disiplin işlemleri, özellikle sözleşmenin kötüye kullanıma bağlı feshi gibi durumlarda Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanacak, böylece sözleşmeli personelin işten çıkarılması kalıcı devlet memurlarıyla aynı formalize sürece bağlanmış olacaktır. Bu karar sonrası sözleşme sona erecek ve kişinin memurluk statüsü resmen kaldırılacaktır.
Disiplin prosedürlerinin formalize edilmesi sözleşmeli personelin devlet memuru standartlarına uyumunu sağlarken, bazı milletvekilleri muhalefet şerhinde, kanunun disiplin uygulamalarındaki tutarsızlıklar ve şeffaflık eksikliği gibi devam eden sorunları göz ardı ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, sağlık personelinin motivasyonu ve kurumda kalmasının önündeki sistemsel sorunların ele alınmadığı vurgulanmıştır.
Özel Sağlık Kuruluşlarının Reklam Kısıtlamaları
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na ("3359 sayılı Kanun") eklenen yeni hükümle, özel sağlık hizmeti sunan kuruluşlara tamamen reklam yasağı getirilmiştir. Yalnızca adres ve iletişim bilgileri, çalışma saatleri, sunulan uzmanlıklar, sağlık personelinin mesleki nitelikleri ve genel sağlık eğitimi materyalleri gibi sınırlı tanıtım içeriğine izin verileceği öngörülmüştür.
Bu kurallara aykırı hareket edenlere 100.000 TL'den başlayıp, kuruluşun brüt hizmet gelirinin %2'sine kadar varan idari para cezaları uygulanabilecektir.
Muhalefet şerhinde, reklam yasağının haksız rekabet ve hasta koruması sorunlarını tek başına çözmekte yetersiz kalacağı; şeffaflık ve kamu farkındalığını artıracak tamamlayıcı önlemler olmadan etkili sonuçlar doğuramayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, ağır cezaların küçük özel sağlık kuruluşları üzerindeki ekonomik etkilerine ilişkin endişeler de dile getirilmiştir.
Elektronik Onam ve Sağlıkta Dijital Dönüşüm
Hasta haklarının modernizasyonu kapsamında, yasa artık elektronik bilgilendirilmiş muvafakat ("e-onam") uygulamasına izin vermektedir. 1219 sayılı Kanunu'ndaki değişikliklerle, hastaların elektronik cihazlar veya iletişim sistemleri aracılığıyla onam vermeleri mümkün hale gelmektedir. Bu süreçte, kimlik doğrulama biyometrik yöntemler veya resmi elektronik kimliklerle sağlanacaktır. Uygulama için spesifik standartlar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile koordineli bir şekilde Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecektir.
Dijital onam mekanizmaları olumlu karşılansa da, bazı milletvekilleri muhalefet şerhinde, özellikle yaşlı ve kırsal kesimde yaşayan vatandaşların e-hizmetleri kullanmakta zorluk çekebileceğini, altyapı eksikliği ve kullanıcı eğitimlerinin yetersizliğinin dijital girişimlerin etkinliğini sınırlayabileceğini ifade etmiştir.
e-Devlet Üzerinden Organ ve Doku Bağışı
2238 sayılı Organ ve Doku Alınması,
Saklanması, Aşılanması ve Nakli Kanunu'nda
yapılan değişikliklerle, vatandaşların
organ ve doku bağışı beyanlarını
ulusal e-Devlet portalı veya ilgili Bakanlık sistemleri
üzerinden kaydetmeleri mümkün hale
getirilmiştir. Beyan bir kez yapıldıktan sonra,
bağışçının ölümünden
sonra aile itirazı olsa dahi geçerliliğini
koruyacaktır. Ayrıca, kayıtlı organ
bağışçılarının birinci derece
yakınlarına, acil hastalardan hemen sonra nakil
önceliği verilecektir.
e-Devlet platformları üzerinden organ bağışı kayıt süreci olumlu karşılanırken, bazı milletvekilleri kamuoyunu bilinçlendirme ve güven oluşturma çalışmalarının yetersiz kaldığını belirtmiştir.
Eczane İşlemleri, Takip ve Cezalar
984, 6197 ve 1262 sayılı kanunlarda yapılan değişikliklerle, ilaçlar ve özel tıbbi amaçlı gıdaların izlenebilirliği konusunda önemli düzenlemeler kanun düzeyinde netleştirilmiş ve bu ürünlere ilişkin yaptırımlar güçlendirilmiştir. Daha önce İlaç Takip Sistemi (İTS) uygulaması yönetmeliklerle düzenlenirken, yeni yasal düzenlemelerle takip süreçleri ve kurallar artık kanun kapsamında belirlenmiş ve yaptırımlar artırılmıştır.
Eczaneler ve ecza depoları, ürün hareketlerini İTS'ye bildirmekle yükümlü kılınmıştır. Önceki mevzuat yalnızca ilaçları kapsarken, yeni düzenleme özel tıbbi amaçlı gıdaları da kapsam içine almıştır.
Her ilaç ve özel tıbbi amaçlı gıda kutusundaki QR kodları aracılığıyla ürünlerin giriş ve çıkışları, gerçek zamanlı olarak merkezi bir veri tabanında izlenebilmektedir. Bu sistem, ürün güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra, sahte, kaçak ve yasa dışı ürünlerin tedarik zincirine girmesini önleyerek halk sağlığı açısından kritik bir önlem teşkil etmektedir.
Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması durumunda ağır idari para cezaları uygulanacaktır. İlk ihlalde ceza, etkilenen ürünlerin toptan satış fiyatının iki katı olarak belirlenirken, bir yıl içinde tekrarlanan ihlallerde ceza miktarı artırılacak, üçüncü ihlalde ise eczanenin ticari ruhsatı iptal edilecektir.
Bu düzenlemelerle birlikte, 15 Mart 2025'ten önce İTS üzerinde bildirim hatası yapan eczaneler, ecza depoları ve ruhsat sahiplerine yönelik geçici bir imtiyaz da tanınmıştır. Kanunun 24 Temmuz 2025'te yayımlanmasıyla başlayan üç aylık süre içinde, stokta olmayan ürünler için yapılmış bildirimler ya da stokta bulunmasına rağmen bildirimi yapılmamış ürünler için gerekli düzeltmeler yapılırsa, herhangi birine ceza uygulanmayacaktır.
Öte yandan, bazı milletvekilleri muhalefet şerhlerinde, sistemin pratik işleyişine dair sorunlara dikkat çekmiştir. Eczacıların sistem erişiminde yaşadığı teknik zorluklar, döviz kuru dalgalanmalarının ilaç temini üzerindeki etkisi, sistem dışı ilaçların fiyat farkları ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun indirim uygulamasına dair sorunların yeni düzenlemeyle çözülmediği belirtilmiştir.
Tıbbi Cihazlara Yönelik Yeni Yaptırımlar ve Denetim
Sahte ve kayıtsız tıbbi cihazlarla mücadele
amacıyla 3359 sayılı Kanun'da sıkı
yaptırımlar getirilmiştir. Sahte tıbbi
cihazları dağıtan veya kullanan kuruluşlara 1
milyon TL ile 10 milyon TL arasında para cezası
verilebilecektir. Cihazların yetkisiz reklamı,
dağıtımı veya teknik servisi ise 500 bin TL ile
5 milyon TL arasında cezalarla
karşılaşabilecektir. Bir yıl içinde
tekrar eden ihlallerde ceza miktarı
artırılacaktır.
Bu yaptırımları uygulama yetkisi hem Türkiye
İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu
("TİTCK") hem de en üst düzey yerel
yönetim yetkilisine verilmiştir.
Daha sert yaptırımların gerekli olduğu belirtilirken, bazı milletvekilleri cezaların etkinliğinin sağlanabilmesi için denetim kapasitesi ve düzenleyici koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği uyarısında bulunmuştur. Ayrıca, sadece cezaların karmaşık yasa dışı faaliyetleri caydırmakta yetersiz kalabileceği, daha kapsamlı sistem reformlarına ihtiyaç olduğu dile getirilmiştir.
TİTCK'nın Mali Denetim Yetkilerinin Genişletilmesi
3359 sayılı Kanun'a eklenen yeni bir maddeyle TİTCK'ya, denetim amaçlı gerçek ve tüzel kişilerden her türlü mali kayıt ve belge talep etme yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme, TİTCK'nın düzenleyici yetkilerini önemli ölçüde artırmaktadır.
Denetim yetkilerinin genişletilmesi düzenleyici etkinliği artırabilir; ancak bazı milletvekilleri şeffaflık güvenceleri ve kurumlar üzerindeki olası idari yükler konusunda endişelerini muhalefet şerhine işlemiştir. Denetimle operasyonel sürdürülebilirlik arasında denge kurulması için daha net yönergeler talep edilmiştir.
Değerlendirme
7557 sayılı Kanun, Türkiye'de sağlık alanında son yıllarda dile getirilen pek çok tartışma ve sorunu yasal zemine taşıyan kapsamlı bir düzenleme olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, getirilen değişikliklerin bir kısmı, sağlık camiası ve paydaşlar açısından şaşırtıcı bulunmamıştır; zira bazı hükümler, halihazırda Sağlık Bakanlığı uygulamalarıyla veya sektörün mevcut işleyişiyle uyumlu olacak şekilde yasal çerçeveye alınmıştır. Bu uyum, uygulamada beklentilerin netleşmesine ve sistem genelinde tutarlılığın sağlanmasına katkı sunabilecektir.
Öte yandan, düzenleme önemli bir adım olmakla birlikte, muhalefet şerhinde de ifade edildiği üzere, bazı milletvekilleri kanunun mevcut sağlık sistemindeki temel sorunlara yeterince çözüm üretmediğini vurgulamıştır. Özellikle randevu sistemindeki yoğunluk, yoğun bakım yatağı yetersizliği ve risk altındaki gruplara HPV aşısının hâlâ uygulanamıyor olması gibi kritik konuların bu düzenleme kapsamı dışında kaldığına dikkat çekilmiştir. Bu sorunların yalnızca mevzuat değişiklikleriyle değil, hızlı ve hedef odaklı politikalarla da ele alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Kanun, Bakanlık uygulamalarıyla uyumlu bazı alanları yasalaştırarak ve uzun süredir gündemde olan başlıkları ele alarak önemli boşlukları doldurmuştur. Ancak muhalefet şerhinde, sosyal güvenlik iskonto sistemindeki adaletsizlikler, döviz kurlarına bağlı ilaç tedarik sorunları, sağlık altyapısındaki darboğazlar ve geri ödeme süreçlerindeki idari karmaşanın devam ettiği; bu alanlarda hâlâ yapısal çözümlere ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Bu sorunların, yapılan yasal reformlarla birlikte acil politika müdahaleleriyle ele alınmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.