Başvurucu çalışanın işveren tarafından tahsis edilmiş cep telefonunu kullanarak bir iş arkadaşıyla yaptığı yazışmaların işveren tarafından incelenmesi ve bu yazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı 15 Kasım 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Somut olayda işten ayrılan bir çalışanın iade ettiği cep telefonunda yer alan mesajlaşmalar işveren işveren ve çalışanları hakkında birtakım küçük düşürücü ifadelerin bulunduğu tespit edilmiş ve başvurucunun iş akdi bu mesaj içerikleri gerekçe gösterilerek feshedilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından somut olayın özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bakımından incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Söz konusu değerlendirmeler kapsamında:

  • teknolojik gelişmelerin imkanlarından yararlanmak isteyen işverenlerin bilgisayar, internet, e-posta veya cep telefonu gibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanın kullanımına sunması nedeniyle oluşan uyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ile çalışanın temel hak ve özgürlükleri arasında bir dengeleme yapılması gerektiği,
  • işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ile bilgi akışının kontrolünün sağlanması, çalışanın eylemlerine bağlı cezai ve hukuki sorumluluğa karşı korunulması, verimliliğin ölçülmesi veya güvenlik endişeleri gibi haklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin yönetim yetkisi kapsamında çalışanın kullanımına sunduğu iletişim araçlarını kural olarak denetleyebileceği ve kullanım sınırlamaları getirebileceği,
  • bununla birlikte, işverenin yönetim yetkisinin işyerinde işin yürütülmesi ile işyeri düzeninin ve güvenliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğu, haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkının işyeri sınırları dahilinde de korunduğu ve işyeri kurallarının çalışanların temel haklarının özünü zedeleyecek nitelikte olmaması gerektiği,
  • işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğu gözetilerek işverenin sınırsız ve mutlak bir gözetime sahip olduğunun kabul edilmesinin çalışanın demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygı gösterilmesi gerektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacağı,
  • benzer bir olaya ilişkin yine Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeye atıf ile (i) iletişim araçları ile iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu gösteren meşru gerekçelerin olup olmadığının denetlenmesi ve iletişim akışı ile iletişim içeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesi bakımından daha ciddi gerekçeler aranması, (ii) iletişimin denetlenmesi ve kişisel verilerin işlenmesi süreci hakkında işveren tarafından şeffaf, kullanım sınırlamalarını içerir ve (a) kişisel verilerin işlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, (b) denetlemenin ve veri işlemenin kapsamı, (c) verilerin saklanacağı süre, (d) ilgili kişinin hakları, (e) denetlemenin ve işlemenin sonuçları ile (f) verilerin muhtemelen yararlanıcıları hususlarını kapsar bir bilgilendirme yapılması, (iii) çalışanın temel hak ve hürriyetlerine işveren tarafından yapılan müdahalenin ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, (iv) çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine daha az müdahale içeren yöntemlerin ve tedbirlerin uygulanmasının mümkün olup olmadığının denetlenmesi ve (v) iletişimin incelenmesinin çalışan üzerindeki etkisi ve sonuçları göz önünde tutularak çatışan menfaat ve hakların adil bir biçimde dengelenip dengelenmediğine bakılması gerektiği,
  • iletişim araçlarını inceleme ve denetleme yetkisinin, kullanım sınırlarının ve bu sınırların aşılması durumuna bağlı yaptırımın işverenin İletişim Araçları Politikası'nda açıkça düzenlenip düzenlenmediği ve anılan politikanın çalışanlara aydınlatma yükümlülüğü kapsamında bildirilip bildirilmediği hususlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tartışılmadığı, o müşteri iletişim bilgilerine ulaşmak adına telefonda inceleme yaptığını savunan işverenin feshe dayanak teşkil edilen mesaj içeriklerini ele geçirmesinin amaçla uyumlu ve sınırlı bir inceleme yaptığını ortaya koyamadığı,
  • mesajlaşma programlarının kişisel olarak da kullanılabileceği gözetildiğinde bir başkasına ait olan cep telefonunun denetlenmesinin ve başvurucuya ait mesajların ele geçirilmesinin başvurucunun özel hayatının ve haberleşmesinin gizliliğinin korunması konusundaki makul beklentisine aykırı olduğu ve
  • derece mahkemeleri tarafından anayasal güvenceleri gözeten özenli bir yargılama yapılarak pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediğ

ifadelerine yer verilmiş olup, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ve işbu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine bildirim yapılmasına karar verilmiştir.

Söz konusu kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.