- within Litigation and Mediation & Arbitration topic(s)
Yeni Gelişme
11. Yargı Paketi olarak anılan 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ("Kanun"), 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu kapsamlı Kanun ile birçok temel mevzuatta yargılamayı hızlandırmaya ve güncel ekonomik koşullara uyum sağlamaya yönelik kritik değişiklikler yapılmıştır.
Aşağıda, 11. Yargı Paketi kapsamında İcra ve İflas Kanunu, Avukatlık Kanunu, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İnfaz Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nda yapılan değişiklikleri ve bu değişikliklerin uygulamadaki karşılığını özet halinde bulabilirsiniz.
1. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 134'üncü maddesinin ikinci
fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki cümle ve
dördüncü fıkrasına
aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
"Belirtilen kişiler dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi halinde mahkemece ihalenin feshi talebi dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilir." "Teminatın veya üçüncü fıkra uyarınca yatırılması gereken harcın yatırılmaması veya eksik yatırılması suretiyle ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde mahkeme tebliğ edeceği muhtırada, iki haftalık kesin süre içinde teminatın veya harcın ikmal edilmesini, aksi hâlde ihalenin feshi talebinin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceğini bildirir. Mahkeme, süresi içinde teminat veya harç ikmal edilmediği takdirde derhal ihalenin feshi talebini reddeder." |
Bu değişikli ile kanunda sayılan,
ihalenin feshini talep edebilecek kişiler
dışındaki üçüncü
kişilerin talepleri artık duruşma
açılmadan, doğrudan dosya üzerinden kesin
olarak reddedilecektir.
Ayrıca İhalenin feshi taleplerinde harç veya teminat eksikliği varsa, mahkemece 2 haftalık kesin süre verilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu süre içinde eksiklik tamamlanmazsa talep dosya üzerinden reddedilir. |
| 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 278'inci maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 278 Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır: a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar. b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler. c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri." |
Bu düzenleme ile tasarrufun iptali
davalarında borçlunun mal
kaçırmasını önlemek adına
"bağışlama sayılan" işlemlerin
kapsamı netleştirilmiş ve
genişletilmiştir:
Bağışlamalarda 2 yıllık süre 1 yıla indirilmiş ancak başlangıç kriterleri (aciz belgesi, haciz tutanağı vb.) somutlaştırılmıştır. İptale tabi akraba çevresine; son bir yıl içinde boşanılan eş, 3. dereceye kadar kayın hısımları ve ortak konutta yaşayan kişiler de eklenmiş ayrıca, bu kişiler arasındaki işlemlerin "gerçek değerinde" yapıldığını ispat yükü taraflara yüklenmiştir; aksi halde işlem bağışlama sayılarak iptal edilebilecektir. |
| 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun Ek 1'inci maddesinin ikinci fıkrası
aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"363 ve 364 üncü maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında şikâyet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." |
Bu düzenleme ile istinaf ve temyiz kanun yollarındaki parasal sınırların belirlenmesinde, davanın açıldığı veya şikâyetin yapıldığı tarihteki limitlerin geçerli olacağı netleştirilmiştir. Böylece yargılama devam ederken değişen parasal sınırların (yeniden değerleme oranları vb.) derdest davaları etkilemesi ve hak kayıplarına yol açması engellenmiştir. |
2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
59'uncu maddesinin dördüncü
fıkrasının ikinci cümlesi
aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Bu durum ve yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir." |
Avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle yapılan yargılamalarda verilen tüm nihai kararların (beraat, mahkûmiyet vb.) avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilmesi zorunlu hale gelmiştir. |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
134'üncü maddesi başlığıyla
birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Disiplin cezalarının uygulanacağı haller MADDE 134 Avukatlara; avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir." |
Disiplin cezası verilmesini gerektiren durumlar "avukatlık onuru", "savunma hakkına saygı", "özen ve doğruluk yükümlülüğü" gibi temel ilkeler üzerinden yeniden tanımlanmıştır. Maddenin başlığı içeriği yansıtacak şekilde "Disiplin cezalarının uygulanacağı haller" olarak güncellenmiştir. |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
135'inci maddesi başlığıyla birlikte
aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Disiplin cezaları MADDE 135 Avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarmadır. 1. Uyarma; avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Aşağıdaki hâllerde uyarma cezası verilir: a) Mesleki çalışmalarında hukukla ve kanunlarla ilgisiz açıklamalarda bulunmak. b) Bürosunu mesleğin bağımsızlığına ve görevin vakarına uygun biçimde bulundurmamak. c) Yargı görevini yapanlar ile ilişkilerinde meslek onur ve vakarına aykırı davranmak. d) Adliye yazı işleri müdürlükleri ile icra dairelerinde veya diğer mercilerdeki görevlilerle olan ilişkilerinde meslek onur ve vakarına aykırı davranmak. e) Meslektaşlarıyla ilişkilerinde meslek dayanışmasına ve onuruna uymayan davranışlarda bulunmak. f) Meslektaşlarının mesleki tutum ve davranışlarına ilişkin eleştirilerini kamuoyuyla paylaşmak veya herhangi bir meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikte ifadelerde bulunmak. g) İddia ve savunmanın hukuki çerçevesinin dışına çıkarak, anlaşmazlığın tarafı olduğu intibaını uyandıracak şekilde davranmak. h) Bulunduğu başkaca mevki ve imkânlarla mesleki çalışmalarında avantaj sağlamaya çalışmak veya mesleki çalışması dışında kişisel anlaşmazlıklarda avukatlık sıfatının getirdiği imkânlardan yararlanmaya çalışmak. ı) Stajyerin çalışma şeklini ve süresini zorunlu staj eğitim programına uygun şekilde belirlememek, stajyerin iyi yetişmesi için gerekli dikkat, özen ve ilgiyi göstermemek. j) Avukatlık bürosunda ücret karşılığı çalışan avukatlara karşı eşitlik ilkesine veya avukatlık mesleğinin gerektirdiği saygı ve güvene aykırı davranmak ya da avukatın bağımsızlığını gözetmemek yahut avukatın iş tanımını ve ücretini mesleğin itibarına ve işin niteliğine göre belirlememek. k) İşin kabul edilmesinden önce, aynı işle ilgili olarak daha önce vekâlet verilen avukata bilgi vermemek. l) Dosya tutmamak veya dosya saklama yükümlülüğünü ihlal etmek. m) Ücretsiz iş alınması hâlinde bu durumu baro yönetim kuruluna bildirmemek. n) Haklı sebep olmaksızın meslek kuruluşu tarafından verilen görevleri kabul etmemek. o) Mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak. p) Avukatla temsil edilen karşı taraf ile avukatı bulunmaksızın görüşmek veya avukatla temsil edilmeyen karşı tarafla görüşmesi halinde müvekkilini bilgilendirmemek. r) Yapılan tahsilatı makul süre içinde icra dosyasına bildirmemek. s) Gerekmediği halde ilama bağlı alacağı birden çok kaleme ayırarak icra takibinde bulunmak. t) Büro ve konut adresini veya adres değişikliklerini barosuna bildirmemek. u) Meslektaşının dilekçesini rızası dışında aynen kopyalamak suretiyle kullanmak. v) Duruşmalara Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenmiş cübbeyle çıkmamak veya ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla uzaktan yapılan duruşmalara yargılamanın saygınlığına ve mesleğin onuruna uygun olmayan ortamda katılmak. y) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. 2. Kınama; avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında kusurlu sayıldığının yazılı olarak bildirilmesidir. Aşağıdaki hâllerde kınama cezası verilir: a) Reklam yasağını ihlal etmek. b) Avukatlık görevi veya Türkiye Barolar Birliği ya da baro organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendiği hususları açığa vurmak. c) Kendisinin ve mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak. d) Bürosunu avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan iş ve amaçlara tahsis etmek. e) Avukatlıkla birleşmeyen veya mesleğin onuruyla bağdaşması mümkün olmayan işlerle uğraşmak. f) İşin reddi zorunluluğunu veya işi sonuna kadar takip etme yükümlülüğünü ihlal etmek. g) Zorunlu müdafilik veya adli yardım kapsamındaki görevlerini yerine getirmemek ya da gereken dikkat ve özeni göstermemek. h) Görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm olmak. ı) Kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevlerinden ayrılmalarından itibaren iki yıl geçmeden ayrıldıkları kurum ve kuruluş aleyhine dava almak veya takipte bulunmak. j) Çekişmeli hakları edinme yasağına aykırı davranmak. k) Baro levhasına yazılı olduğu yer dışında sürekli olarak avukatlık yapmak. l) Kanunun tanıdığı bir hakkın kullanımını bertaraf edecek şekilde davanın veya işin safhaları hakkında müvekkiline bilgi vermemek. m) Takip ettiği işlerde özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına sebebiyet vermek. n) Kanunla belirlenen azami ücretin üzerinde veya avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret belirlemek veya tahsil etmek ya da iş temin etmek amacıyla yargılama veya icra giderlerini üstlenmek. o) Müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı veya diğer her türlü kıymetleri, hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde müvekkiline vermemek. p) Haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçtiği iş için ücret istemek veya peşin aldığı ücreti iade etmemek. r) Üstlendiği işle ilgili masraf aldığı halde dava açmamak veya icra takibi başlatmamak ya da dava açmadığı veya icra takibi başlatmadığı halde aldığı masrafı iade etmemek. s) Mesleğiyle ilgili bir işten dolayı ısrarlı bir şekilde çevrim içi mecralar dâhil olmak üzere kişilerle yazılı, sözlü veya görsel iletişim kurmak veya kurmaya çalışmak. t) Avukata ait hak ve yetkileri veya avukatlık kimliğini hukuka aykırı olarak başkalarına kullandırmak. u) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan hakkında düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilenler bakımından kendisinin veya mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyeceği disiplin kovuşturması sonucu tespit edilmiş olmak. v) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. 3. Para cezası; yirmibin Türk Lirası ila ikiyüzbin Türk Lirası arasında belirlenecek bir paranın disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenmesidir. Bu cezalar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır. Aşağıdaki hâllerde para cezası verilir: a) Görevini savsaklayarak veya kötüye kullanarak müvekkilinin zararına kendisine veya başkasına menfaat sağlamak. b) Şube açmak veya birden fazla büro edinmek ya da şube açmış yahut birden fazla büro edinmiş gibi mesleki faaliyette bulunmak. c) Yabancı avukatlık ortaklıklarıyla ilgili bu Kanunda yer alan sınırlamalara uymamak. d) Kanunda yasaklanmış derecedeki yakınlarından olan hâkim veya Cumhuriyet savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık yapmak. e) 48 inci maddede düzenlenen suçtan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmak. f) Meslektaşına fiili saldırıda bulunmak. g) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. 4. İşten çıkarma; avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmasıdır. Aşağıdaki hâllerde işten çıkarma cezası verilir: a) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmak. b) 48 inci maddede düzenlenen suçtan mahkûm olmak. c) Hâkim, Cumhuriyet savcısı, hakem, arabulucu, uzlaştırmacı, bilirkişi veya başkaca bir resmî sıfatla görev yaptığı bir işte avukatlık yapmak. d) 155 inci maddede belirtilen yasağa aykırı davranmak. 5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Bu ceza, avukatlık ortaklığı bakımından baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir. Aşağıdaki hâllerde meslekten çıkarma cezası verilir: a) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan veya 56 ncı maddede düzenlenen suçtan mahkûm olmak." |
Bu değişiklik ile avukatların disiplin rejimi "yönetmelik" veya "ilke kararı" düzeyinden doğrudan "kanun" düzeyine taşınmıştır. Hangi eylemin (örneğin mazeretsiz duruşmaya girmemek) hangi cezayı doğuracağı artık kanunda açıkça yazılıdır. |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
136'ncı maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"MADDE 136 Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı uygulanır. Ancak ilk defa verilen uyarma cezasının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde işten çıkarma cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi halinde meslekten çıkarma cezası yerine işten çıkarma cezasının üst haddi uygulanır. Bir defa işten çıkarma cezası alan avukat, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde en az kınama cezasını gerektiren bir fiil işlerse meslekten çıkarılır. Meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiil işleyen avukata, verilecek disiplin cezasından bir derece hafif olanı uygulanabilir. Hakkında verilen bir disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçenler bakımından da bu hüküm geçerlidir." |
Disiplin hukukuna standart bir
"tekerrür" (suçun tekrarı) ve
"takdiri indirim" sistemi getirilmiştir:
5 yıl içinde tekrar suç işleyene otomatik bir üst ceza verilir. İlk kez hata yapan avukat için "bir derece hafif ceza" (örneğin kınama yerine uyarma) uygulama yetkisi yasallaşmıştır |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 155'inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. | Bu bent yürürlükten kaldırılmıştır. |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
159'uncu maddesinin üçüncü
fıkrasına aşağıdaki cümle ve maddeye
aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Disiplin Kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde, kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." "Disiplin soruşturması veya kovuşturması sonucu tesis edilen idari işleme karşı dava açılması halinde zamanaşımı süresi kesilir. Mahkemenin idari işlemin iptaline ilişkin kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine bildirilmesinden itibaren mahkeme kararı uyarınca en geç iki yıl içinde yeniden yapılacak soruşturma veya kovuşturma sonucuna göre karar verilir. Mahkeme kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine ulaşmasından itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez." |
Avukat hakkındaki ceza davası bittikten sonra baronun disiplin cezası vermesi için 1 yıllık bir süre sınırı getirilerek, dosyanın baroda sürüncemede kalması engellenmiştir. Ayrıca iptal davaları sonrası yeniden karar verme süresi 2 yıl ile sınırlandırılmıştır. |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanununun
160'ıncı maddesinin ikinci fıkrası
aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Meslekten çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar; uyarma, kınama, para ve işten çıkarma cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler. Tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışındadır." |
Meslekten çıkarma hariç tüm cezalar için 5 yıl sonra "sicil temizleme" hakkı tanınmıştır. Ancak tekerrür (ikinci kez) nedeniyle alınan işten çıkarma cezaları sicilden silinemeyecektir. |
3. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "nitelikli dolandırıcılık (m. 158)," ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. | Nitelikli dolandırıcılık suçları artık ağır ceza mahkemesinin değil, asliye ceza mahkemesinin görev alanına girmiştir. Ancak yürürlükte olan davalar için istisna getirilmiştir (Bkz. Madde 13). |
| 5235 sayılı Adlî Yargı
İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin
Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 7 Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur." |
Görev değişikliği derdest (devam eden) davaları etkilemeyecektir. Mevcut dosyalar ağır cezada görülmeye devam edecek, üst mahkemeler sırf bu görev değişikliği nedeniyle bozma kararı veremeyecektir. |
4. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
32'nci maddesinin ikinci fıkrasının
üçüncü cümlesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur." |
Akıl zayıflığı nedeniyle kusur yeteneği azalmış kişiler hakkında ceza indiriminin yanı sıra güvenlik tedbiri uygulanması artık bir zorunluluk (bağlı yetki) haline getirilmiştir. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
57'nci maddesinin ikinci fıkrasına
aşağıdaki cümle eklenmiş ve
altıncı fıkrası yürürlükten
kaldırılmıştır.
"Ancak, hakkında 32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz." |
Akıl hastalarına uygulanan güvenlik tedbirlerinde suçun ağırlığına göre asgari bir "kurumda kalış süresi" getirilmiştir. Ağır suçlarda en az 1 yıl, diğer nitelikli suçlarda en az 6 ay kalış şartı aranacaktır. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
75'inci maddesinin altıncı fıkrasının
(a) bendinin (2) numaralı alt bendi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"2. Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125)," |
Kamu görevlisine karşı, görevinden dolayı işlenen hakaret suçları (TCK 125/3-a) artık ön ödeme kapsamından çıkarılmıştır. Bu suç tipinde şüpheliye para cezası ödeyerek dosyayı kapatma imkânı tanınmayacak, doğrudan kamu davası açılacaktır. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89'uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "üç aydan bir yıla" ibaresi "dört aydan iki yıla" ve dördüncü fıkrasında yer alan "altı aydan üç yıla" ibaresi "dokuz aydan beş yıla" şeklinde değiştirilmiştir. | Taksirle yaralama suçunun (örneğin
trafik kazaları) cezaları
artırılmıştır.
Temel yaralamada alt sınır 4 aya çıkmıştır. Birden fazla kişinin yaralanması veya ağır nitelikli yaralanmalarda üst sınır 3 yıldan 5 yıla yükseltilmiştir. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
155'inci maddesine aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
"(3) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır." |
Özellikle araç kiralama (rent-a-car) şirketlerini suistimal eden, aracı süresinde iade etmeyen veya satan kişiler için ceza ağırlaştırılmıştır. Artık güveni kötüye kullanma suçuna konu olan bir taşıtsa, verilecek ceza 2 katı olarak uygulanacaktır. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
170'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan
"altı aydan üç yıla" ibaresi
"bir yıldan beş yıla" şeklinde
değiştirilmiş, fıkraya aşağıdaki
cümle ile maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek
üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve
diğer fıkra buna göre teselsül
ettirilmiştir.
"Suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi halinde kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." "(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." |
Halk arasında "maganda kurşunu"
olarak bilinen, korku ve panik yaratacak şekilde ateş
etme suçunun cezası
artırılmıştır.
Gerçek silahla ateş etmenin alt sınırı 1 yıla çıkarılmıştır. Kurusıkı silahla ateş etmek de artık hapis cezası kapsamındadır. Eylemin kalabalık yerlerde (düğün, konser vb.) işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacaktır. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
220'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan
"dört yıldan sekiz yıla" ibaresi
"beş yıldan on yıla", ikinci
fıkrasında yer alan "dört yıla"
ibaresi "beş yıla",
üçüncü fıkrasında yer alan
"dörtte birinden yarısına kadar" ibaresi
"yarısı oranında" şeklinde
değiştirilmiş ve beşinci fıkrasına
birinci cümlesinden önce gelmek üzere
aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır." |
Suç örgütlerine yönelik yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. En dikkat çekici yenilik, örgüt suçlarında çocukların kullanılmasıdır; bu durumda yöneticilere verilecek ceza 1 katına kadar artırılacaktır. |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
223'üncü maddesi başlığıyla
birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması MADDE 223 (1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi amacıyla veya sırasında başka bir suçun işlenmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı ceza verilir. (5) Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşleri esnasında birinci ve ikinci fıkrada belirtilen fillerin işlenmesi halinde bu fıkralardaki suç oluşmaz." |
Ulaşım araçlarına
yönelik suçların kapsamı
genişletilmiş ve cezalar araç türüne
göre kademelendirilerek
artırılmıştır:
Kara araçlarını durdurmak ile başka yere götürmek (kaçırmak) ayrılmış, kaçırma eyleminin cezası 5 yıla çıkarılmıştır. Deniz ve demiryolu araçları için ceza alt sınırı 3 yıla yükseltilmiştir. Hava araçlarında aracı başka yere götürmenin cezası 12 yıla kadar yükseltilmiştir. Yasal toplantı ve gösteri yürüyüşleri bu suçun kapsamı dışında tutulmuştur. |
5. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa
128'inci maddesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki madde eklenmiştir.
"Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma MADDE 128/A (1) Türk Ceza Kanununda yer alan; a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e), b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent f ve l), c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde 245), suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir. (2) Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili malî kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru hakkında yirmidört saat içinde karar verir. (3) Askıya alma işlemi tamamlanmadan suça konu menfaatin başka bir malî kuruma transfer edildiğinin tespit edilmesi halinde bu durum, askıya alma işleminin yapılabilmesi için banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından ilgili malî kuruma gecikmeksizin bildirilir. (4) Birinci fıkra uyarınca malî kurum tarafından askıya alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından 128 inci maddede belirtilen rapor alma şartı aranmaz. (5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir. (6) Bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu tutulmaz. (7) Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya belgenin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. İstenen bilgi veya belgenin gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir." |
Siber suçlarla mücadelede bir
"hızlı müdahale" mekanizması
kurulmuştur:
Hesap Dondurma:Bankalar ve kripto borsaları, siber dolandırıcılık şüphesi olan hesapları 48 saat boyunca dondurabilecektir. Savcılık ve Hakim Onayı: Askıya alma işlemi derhal savcılığa bildirilecek ve hakim kararıyla elkoymaya dönüştürülebilecektir. Mağdurun Korunması: Elkonulan para, mağdura ait olduğu anlaşılırsa soruşturma aşamasında iade edilebilecektir. Bilgi Verme Zorunluluğu:Savcılık talebine 10 gün içinde cevap vermeyen kurumlara 300.000 TL'ye kadar para cezası verilecektir. |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 250'nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "(madde 170)" ibaresi "(madde 170, birinci ve üçüncü fıkra)" şeklinde değiştirilmiştir. | Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun (TCK 170) ikinci fıkrası (suçun toplu yerlerde işlenmesi hali), seri muhakeme usulünün dışına çıkarılmıştır. Bu nitelikli hal için artık seri muhakeme değil, genel yargılama usulü uygulanacaktır. |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun
253'üncü maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendinin (7) numaralı alt bendinde yer alan "(madde
155)" ibaresi "(üçüncü fıkra
hariç, madde 155)" şeklinde,
üçüncü fıkrasında yer alan
"(125 inci maddenin ikinci fıkrası)," ibaresi
"(madde 125)" şeklinde değiştirilmiş
ve fıkraya aşağıdaki cümle
eklenmiştir.
"Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır." |
Uzlaştırma müessesesinin
kapsamı revize edilmiştir
Güveni Kötüye Kullanma:Taşıtlarla ilgili nitelikli hal (TCK 155/3) uzlaştırma kapsamı dışına çıkarılmıştır. Hakaret: Suçun tamamı uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Önödeme-Uzlaşma İlişkisi:Bir suç önödeme, diğeri uzlaşma kapsamındaysa ve aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaşma hükümleri öncelikli olarak uygulanacaktır. |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 280'inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde" ibaresi "maddede" şeklinde değiştirilmiştir. | Bu değişiklik, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (istinaf) duruşma açmadan karar verme yetkisini genişletmiştir. BAM artık atıf yapılan maddedeki (CMK 303) tüm bentler kapsamında, yani (g) ve (h) bentlerindeki hatalar dahil olmak üzere, hukuka aykırılıkları duruşma açmaksızın düzelterek esastan karar verebilecektir. |
| 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 8 (1) Soruşturma veya kovuşturma evresinde olup da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla uzlaşmanın sağlanmış olduğu dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve 5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır." |
Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki değişikliklerin yürürlük tarihinden önce uzlaşması sağlanmış dosyalar, bu yeni değişikliklerden etkilenmeyecektir. Eski hükümlere göre işlemler tamamlanacaktır. |
6. 5275 Sayılı İnfaz Kanunu Değişiklikleri
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasına "Türk Ceza Kanununun" ibaresinden sonra gelmek üzere "kasten öldürme suçları (82 nci maddenin birinci fıkrasının (d), (e) ve (f) bentleri), deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (102 nci ve 103 üncü maddeler ile 104 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları)," ibaresi eklenmiş, fıkrada yer alan "tarihi itibarıyla" ibaresi "tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle" ve "tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler," ibaresi "tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler," şeklinde değiştirilmiş, yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. | Geçici 10. madde kapsamındaki infaz
avantajlarından (açık cezaevine ayrılma ve
denetimli serbestlik usulleri) yararlanamayacak
suçların kapsamı teknik olarak
genişletilmiştir:
1. İstisna Tutulan (Kapsam Dışı) Yeni Suçlar:
2. Zaman ve Uygulama Kriteri:
3. Fıkra İptalleri:
|
7. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)
| Değişiklik | Değişiklik Ne Anlama Geliyor? |
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
733'üncü maddesinin birinci fıkrası
aşağıdaki şekilde ve dördüncü
fıkrasında yer alan "iki yıl" ibaresi
"bir yıl" şeklinde
değiştirilmiştir.
"8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan satışlar ile cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz." |
Önalım hakkının
kullanılamayacağı haller genişletilmiş ve
dava açma süreleri
kısaltılmıştır:
İhale Satışları Muafiyeti:Artık sadece icra (cebrî) satışları değil, Devlet İhale Kanunu (2886) kapsamında yapılan (kamu kurumlarının ihaleyle yaptığı) taşınmaz satışları da önalım hakkının dışında bırakılmıştır. Bu ihalelerden pay alan kişilere karşı diğer paydaşlar artık şufa davası açamayacaktır. Süre Kısıtlaması:Satışın noter aracılığıyla bildirilmediği durumlarda, satış tarihinden itibaren işleyen mutlak hak düşürücü süre 2 yıldan 1 yıla indirilmiştir. Yani paydaşlar, haberdar edilmeseler bile satışın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra artık dava açamayacaklardır. |
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
734'üncü maddesinin ikinci fıkrası
aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Önalım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırılmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir." |
Bu madde, önalım davalarındaki
"düşük bedel" tartışması
sona ermektedir.
Satış Bedeli Yerine Rayiç Bedel:Davacı paydaş, artık tapuda gösterilen (ve genellikle düşük olan) satış bedelini değil, mahkemece belirlenecek olan güncel rayiç bedeli ödemek zorundadır. Bu durum, düşük beyanla vergi kaçırılan ancak gerçekte yüksek bedelle alınan yerlerde, davacının haksız yere ucuz mal edinmesini engellemektedir. Nema (Faiz) Geliri:Depo edilen para mahkemece nemalandırılacak (faiz işletilecek) ve dava bittiğinde bu ana para ile biriken faiz geliri hak sahibine ödenecektir. Böylece davanın uzaması nedeniyle paranın değer kaybetmesinin önüne geçilmiştir. Kesin Süre:Bedelin yatırılması için hâkimce kesin süre verilecektir; bu süreye uyulmaması davanın reddi sebebidir. |
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 1 (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 733 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan satışlar bakımından uygulanmaz. Bu satışlar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanır." |
Geçici madde ile değişikliğin
geçmişe etkisi (geriye yürüme)
netleştirilmiştir:
Derdest Davalara Etkisi:TMK 734'teki "rayiç bedel tespiti" ve "nemalandırma" kuralı, hali hazırda devam eden (açılmış olan) tüm davalara da uygulanacaktır. Bu, şu an süren davalarda dahi bilirkişi incelemesiyle güncel rayiç bedel isteneceği anlamına gelmektedir. Satış Tarihi İstisnası: Ancak 733. maddedeki ihale muafiyetleri ve süre kısalması, Kanun'un yürürlüğünden (25.12.2025) önce yapılmış satışları kapsamayacaktır. |
Sonuç
Sonuç olarak 11. Yargı Paketi ile çeşitli kanunlarda kapsamlı değişiklikler yapılmış olup, düzenlemelerin büyük bölümü 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir; yalnızca Kanun'un 11. maddesi (4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m.53/(j) bendindeki değişiklik) 26.12.2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Ayrıca Kanun, geçiş hükümleriyle bazı düzenlemelerin yürürlükten önceki satışlara/derdest bulunan dosyalara uygulanmasına ilişkin özel kurallar öngörmekte; bunun yanında bazı hükümler bakımından geriye etkili (ör. 1/1/2025'ten itibaren geçerli) uygulama da düzenlenmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.