ARTICLE
15 July 2026

ISDS Sisteminde Yapisal Reform Ve Kurumsal Dönüşüm: Uncitral Wgiii Ve ICSID Çerçevesinde Güncel Yaklaşimlar

N
Nazali

Contributor

“Nazali is a law firm founded by Ersin Nazali, providing a wide range of legal services (consultancy and litigation in all areas of law) to its national and international clients, through its trustworthy and experienced legal team. There are thirteen partners, forty lawyers, four sworn financial advisors and ten certified public accountants working for Nazali. Our philosophy is quality in delivery, timely response and business minded approach.“
Rekabet Kurumu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca, kendisine verilen görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde “yerinde inceleme” yapma yetkisine sahiptir. Rekabet Kurulu, yerinde incelemelerin etkinliğini güvence altına almak amacıyla, bu yetkinin engellenmesi veya zorlaştırılması niteliği taşıyan davranışları genel olarak katı bir şekilde değerlendirmekte; özellikle veri silme eylemlerini, silinen verilerin niteliğinden veya geri getirilip getirilemediğinden bağımsız olarak yerinde incelemenin engellenmesi olarak kabul etmektedir.
Turkey Litigation, Mediation & Arbitration

GİRİŞ

Uluslararası yatırım hukuku, özellikle 1990’lardan bu yana hızla yaygınlaşan ikili ya-tırım anlaşmaları ve bu anlaşmaların uygu-lanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim mekanizmasına duyulan güven sayesinde küresel ekonomik ilişkilerin merkezine yerleşmiştir. Devletler ile yabancı ya-tırımcılar arasındaki ilişkiler, çoğunlukla ICSID ve UNCITRAL kurallarına dayalı tahkim süreç-leri ile düzenlenmiş; bu süreçler, yatırımcılara güvence sağlayan istikrarlı bir altyapı oluştur-muştur. Ancak zaman içinde sistem; artan dava sayısı, uzun süren yargılamalar, yüksek mali-yetler ve hakemlerin bağımsızlığına ilişkin eleş-tiriler nedeniyle ciddi bir reform tartışmasının odağı hâline gelmiştir. Bu bağlamda, UNCITRAL Working Group III tarafından yürütülen ISDS reformu hem kurumsal hem normatif düzeyde önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. Refor-mun kapsamı ve yöntemi, Avrupa Komisyo-nu’nun ISDS mekanizmasına ilişkin resmi poli-tika belgelerinde ayrıntılı olarak ele alınmakta; ICSID Review ise akademik tartışmaları derin-leştirerek bu dönüşümün hukuki çerçevesini açıklığa kavuşturmaktadır. Bu çalışma, reform sürecinin neyi amaçladığını, hangi adımların atıldığını ve yatırım ortamının geleceğini nasıl şekillendireceğini incelemektedir.

I.      Uluslararası Yatırım Kavramı ve Ya-bancı Yatırımların Hukuki Altyapısı

Küreselleşmeyle birlikte uluslararası yatı-rımlar önemli ölçüde artmış; buna paralel ola-rak devletler arasındaki ekonomik ilişkiler de daha karmaşık ve çok yönlü bir hâl almıştır. Bu gelişmeler hem ticari faaliyetlerin desteklenmesi hem de ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların et-kin biçimde çözümlenebilmesi amacıyla çeşitli hukuki düzenlemelerin ve uzmanlık alanlarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu çerçevede, yabancı yatırımların güvence altına alınması ve sürdürülebilir bir sistem dâhilinde devam ettiri-lebilmesi için uluslararası hukukta farklı koru-ma mekanizmaları ve kavramlar geliştirilmiştir.

A.    Yatırım Kavramı

Yatırım kavramının sınırlarının belirlen-mesi ve hangi ekonomik faaliyetlerin yatırım olarak kabul edileceğinin tespiti, özellikle uyuş-mazlıkların değerlendirilmesi bakımından bü-yük önem taşımaktadır.

Genel anlamıyla yatırım, bir kişinin ekono-mik fayda elde etmek amacıyla sermaye, kay-nak veya varlıklarını belirli bir faaliyete tahsis etmesi olarak ifade edilirken; yabancı yatırım, ev sahibi devletin ekonomisine, başka bir ül-keye ait sermaye aracılığıyla yatırım yapılması anlamına gelmektedir. Yabancı yatırımcı ise bu sermayeyi ev sahibi ülkeye aktaran gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Sermaye transferi, birey-ler veya şirketler tarafından yapılabileceği gibi devlet tarafından da gerçekleştirilebilir; bu du-rumda devletlerarası ekonomik ilişkilerin doğ-duğu kabul edilmektedir1.

ICSID Tahkim Heyeti’nin (ICSID Arbitral Tribunal) 2001 tarihli Salini v. Moroko kararın-da, yatırımın unsurlarını belirlemek amacıyla literatüre Salini Testi olarak geçen bir dizi ölçüt ortaya konulmuştur. Bu teste göre bir faaliyetin yatırım olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir süre devam eden bir ekonomik süreç olması, bel-li düzeyde risk barındırması ve ev sahibi devle-tin ekonomik kalkınmasına katkı sağlaması ge-rekmektedir2. Böylece Salini testi, bir faaliyetin yatırım kapsamında değerlendirilip değerlen-dirilmeyeceğini somut kriterler üzerinden ince-lemeye imkân tanımakta ve yatırım tahkimine konu edilebilecek uyuşmazlıkların sınırlarını daha açık şekilde belirlemektedir.

B.    Yabancı Yatırımların Hukuki Altya-pısı: Yatırım Anlaşmaları

Yabancı yatırım hukukunun temelini oluş-turan yatırım anlaşmaları, yabancı yatırımcı ile ev sahibi devlet arasındaki ilişkileri düzenle-yen, yatırımcının haklarını güvence altına alan ve uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak hukuki çerçeveyi belirleyen en önemli meka-nizmalardan biridir. Taraflardan birinin yatı-rımcı, diğerinin ise yatırımı kabul eden devlet olduğu bu anlaşmaların amacı, bir yandan ev sahibi devletin kalkınmasını desteklerken diğer yandan yatırımcının korunmasını sağlamak ve hakem heyetlerinin yargılama yetkisinin sınır-larını çizmekten ibarettir.

Uluslararası yatırımların artmasıyla birlikte devletler, yatırımcıların hukuki güvenliğini artır-mak ve yatırım ortamını teşvik etmek amacıyla ikili yatırım anlaşmalarını -diğer adıyla Yatı-rımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaş-malarını (“BIT”s)- yaygın biçimde kullanmaya başlamıştır. Bu anlaşmalar, yatırımcıyı ev sahibi devletin keyfi uygulamalarına karşı korumayı hedefleyerek adil ve eşit muamele standartları-nın sağlanmasını ve ticari istikrarın devamlılığını güvence altına alır. BIT’ler bu özelliklerinin yanı sıra yabancı yatırımcı ile ev sahibi devlet arasın-daki uyuşmazlıkların uluslararası tahkim yoluyla çözümlenmesini de öngörerek yatırımcıya ek bir hukuki koruma sağlamaktadır.

II.    Yatırım Tahkimi 

Yatırım tahkimi, yabancı yatırımcı ile ev sahibi devlet arasında doğan uyuşmazlıkların uluslararası tahkim yoluyla çözümünü sağlayan; esneklik, tarafsızlık ve uluslararası nitelik gibi özellikleriyle klasik yargılama süreçlerinden ay-rılan bir mekanizmadır.

Yatırım uyuşmazlıkları ad hoc veya kurum-sal tahkim yoluyla çözümlenebilmektedir. Ad hoc tahkim, herhangi bir kurumun yönetimi altında yürütülmeyen; hakemlerin ve uygula-nacak kuralların taraflarca belirlendiği esnek bir yöntemdir. Bu alanda en çok başvurulan dü-zenleme ise UNCITRAL Tahkim Kuralları olup yatırım anlaşmalarında bu kurallara yapılan atıf, uyuşmazlıkların UNCITRAL usulleri çer-çevesinde çözümlenmesini sağlar. Kurumsal tahkimde ise süreç, kendine özgü prosedürleri bulunan bir tahkim kurumu tarafından yürü-tülmektedir. Taraflar, yatırım anlaşmaları ara-cılığıyla uyuşmazlıklarını ICC, SCC, LCIA veya ICSID gibi uluslararası kurumların nezdinde çözüme kavuşturabilirler. Bununla birlikte ya-tırım tahkiminde en yaygın başvurulan meka-nizma ICSID Tahkimi olup uyuşmazlıklarda da ICSID Sözleşmesi uygulanmaktadır.

ICSID tahkimi, taraflardan birinin devlet olması ve uyuşmazlığın bir kamu otoritesinin eylemlerinden kaynaklanması sebebiyle diğer tahkim mekanizmalarına kıyasla daha belirgin bir kamusal nitelik taşımaktadır. ICSID’in ayırt edici özellikleri; şeffaflığa verdiği önem, bağımsız yapısı, yalnızca yatırım uyuşmazlıkları için oluş-turulmuş olması ve kararlarının geniş kapsamlı icra kabiliyetidir. Ev sahibi devletin kamu menfa-ati ile yatırımcının hakları arasındaki dengenin sağlanması amacıyla ICSID yargılamalarında şeffaflık ilkesi ön planda tutulmaktadır. Ayrıca 

ICSID, devletler arasında yapılan bir uluslararası sözleşmeye dayandığından, ICSID kararlarının sözleşmeye taraf tüm devletlerde doğrudan icra edilebilmesi, onu diğer yatırım tahkimi mekaniz-malarından ayıran önemli özelliklerden biridir3.

Yatırım tahkiminin özellikle ICSID nezdin-de bu denli yaygın ve etkili bir mekanizma hâ-line gelmesi, zaman içinde hem devletlerin hem de yatırımcıların beklentilerinin değişmesine ve uygulamada çeşitli tartışmaların ortaya çıkma-sına neden olmuştur. Artan dava sayısı, yargıla-maların süresi ve maliyeti, kararların tutarlılığı, kamu yararı ile yatırımcı hakları arasındaki den-genin korunması gibi hususlar, mevcut sistemin güncellenmesi ve daha işlevsel hâle getirilmesi-ne yönelik reform ihtiyaçlarını gündeme getir-miştir. Bu kapsamda ICSID hem tahkim kuralla-rının modernleştirilmesi hem de yargılamaların daha şeffaf, öngörülebilir ve etkin bir şekilde yü-rütülmesi amacıyla kapsamlı bir reform süreci başlatmış ve bu süreç yatırım tahkimi pratiğinde önemli yenilikler doğurmuştur. Aşağıda ICSID Reformunun temel hedefleri, kapsamı ve getirdi-ği başlıca yenilikler ele alınacaktır.

III.      ISDS Reformu 

A. ISDS Sistemine Yönelik Eleştiriler ve Reform İhtiyacı

ISDS reformu, sistemin yapısal sorunlarının detaylı biçimde tespit edildiği ve çözüm için hem kurumsal hem hukuki önerilerin geliştirildiği bir evredir. UNCITRAL WGIII, reform sürecinin teme-lini oluşturan sorunları belirlerken yatırım tahki-minde öngörülebilirliği ve güvenilirliği zedeleyen unsurları sistematik biçimde analiz etmiştir. Av-rupa Komisyonu’nun resmi politika metinleri ve ICSID Review’da yer alan akademik değerlendir-meler, reform ihtiyacının arkasında yatan sebepler konusunda büyük ölçüde uyumludur. Sistemin tu-tarsız kararlar üretmesi, farklı tahkim heyetlerinin

benzer hukuki standartları farklı yorumlaması, tahkim süreçlerinin aşırı uzun sürmesi, maliyet-lerin yüksek olması, hakemlerin tarafsızlığına du-yulan güvenin zayıflaması ve şeffaflık eksikliği bu sorunların başında gelmektedir4.

Avrupa Komisyonu belgelerinde özellikle tahkim kararlarının öngörülebilirliği konusun-daki eksiklikler vurgulanmaktadır5. Bireysel hakem heyetlerinin farklı içtihatlar yaratması-nın yatırım hukukunda parçalanmaya yol açtığı belirtilmektedir. ICSID Review’da yayımlanan akademik analizlerde ise yatırım tahkim sis-teminin devletlerin düzenleme yapma hakkını zayıflattığına ilişkin eleştiriler de ağırlıklı yer tutmaktadır. Birçok devletin kamu politikaları alanında aldığı kararların yatırımcılar tarafın-dan tahkim yoluyla ciddi tazminat taleplerine konu edilmesi, hukuki belirlilik ve devlet ege-menliği arasındaki dengeyi tartışmalı hâle ge-tirmiştir. Bu bağlamda reform, yalnızca tahkim sistemini iyileştirme çabası değil aynı zamanda devletin düzenleme yapma hakkını ve yatırım-cının hukuki güvenliğini dengeleyen yeni bir yapısal çerçeve oluşturma girişimidir.

UNCITRAL WGIII, devletlerin beklentilerini toplamakta, alternatif mekanizmaların hukuki ve kurumsal uygulanabilirliğini analiz etmekte ve çok taraflı müzakere ortamında uzlaşı zemini oluştur-maya çalışmaktadır. Avrupa Komisyonu, reformun teknik boyutu kadar siyasi boyutunun da önem ta-şıdığını, zira yatırım tahkimine yönelik eleştirile-rin küresel düzeyde arttığını ve sistemin meşruiyet krizine sürüklendiğini ifade etmektedir.

B.    Reformun Bugüne Kadar Atılan Somut Adımları 

Bugüne kadar gerçekleştirilen reform adım-ları, temelde sistemin en çok eleştirilen tarafla-rına yönelik iyileştirmeleri kapsamaktadır. IC-SID ile UNCITRAL’in ortak çalışması sonucunda ortaya çıkan Hakemler İçin Davranış Kuralları, reformun ilk ve en somut ürünlerinden biridir. Bu kurallar, hakemlerin çıkar çatışmalarından uzak şekilde görev yapmasını sağlamayı amaç-lamakta ve özellikle “double-hatting” uygula-masının yarattığı meşruiyet sorununu gider-mek için önemli düzenlemeler içermektedir. Hakemlerin eşzamanlı olarak başka yatırım uyuşmazlıklarında avukat ya da danışman ola-rak görev almalarının yasaklanması, bağım-sızlık ve tarafsızlık ilkesinin güçlendirilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiril-mektedir. Arabuluculuğun teşvik edilmesine yönelik rehber metinler de reformun erken aşamalarında ortaya çıkan önemli bir diğer ge-lişmedir. Avrupa Komisyonu’nun ilgili politika belgelerinde, yatırım uyuşmazlıklarında dosta-ne çözüm yollarının genişletilmesinin maliyet-leri düşürmek ve süreçleri hızlandırmak bakı-mından kritik olduğuna vurgu yapılmaktadır. UNCITRAL’in hazırladığı arabuluculuk rehber-leri, yatırım anlaşmalarına eklenebilecek model hükümler sunarak tarafların tahkime başvur-madan önce daha düşük maliyetli yöntemlerle çözüm aramalarının önünü açmaktadır.

Reform sürecinde kaydedilen bir başka önemli gelişme, Uyuşmazlık Önleme ve Er-ken Müdahale Araç Setinin oluşturulmasıdır. Bu araç seti, devletlerin kendi iç koordinasyon mekanizmalarını güçlendirmelerine ve yatı-rımcılarla ilişkilerini daha düzenli bir çerçeve-de yürütmelerine imkân tanıyacak kurumsal düzenlemeler içermektedir. ICSID Review ana-lizlerinde bu mekanizma, yatırım uyuşmazlık-larının ortaya çıkmadan yönetilmesinde etkili bir önleyici araç olarak değerlendirilmekte ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin idari kapasi-tesini artırma işlevi öne çıkarılmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde sıkça görülen hukuki kapasite eksikliğini gidermek amacıyla çok taraflı bir danışma merkezinin kurulması yönündeki girişim de reformun bugüne kadar atılmış somut adımları arasında yer almakta-dır. Avrupa Komisyonu, bu merkezin yatırım tahkimine erişimde eşitsizlikleri azaltacağını ve devletlerin daha dengeli bir biçimde temsil edilmesine katkı sağlayacağını belirtmektedir.

C.    Devam Eden Kurumsal Dönüşüm: MIC ve Temyiz Mekanizması

Reform sürecinin en kritik aşaması, halen müzakere edilmekte olan geniş kapsamlı ku-rumsal dönüşümdür. Bu dönüşümün iki temel unsuru, Çok Taraflı Yatırım Mahkemesi (Multi-lateral Investment Court) (“MIC”) kurulması ve temyiz mekanizmasının hayata geçirilmesidir.

MIC, Avrupa Komisyonu’nun uzun süredir savunduğu kurumsal bir model olup yatırım tahkimine alternatif yaratmayı amaçlamakta-dır.6 Bu mahkemenin en önemli özelliği, sürekli görev yapan profesyonel yargıçlardan oluşma-sıdır. Böylece tahkim heyetlerinin geçici yapısı-nın neden olduğu dağınıklığın önüne geçilmesi ve karar kalitesinin yükseltilmesi amaçlanmak-tadır. Yargıçların atanma yöntemi, görev süresi ve bağımsızlık güvenceleri, mahkemenin meş-ruiyetini destekleyen temel unsurlar olacaktır. Avrupa Komisyonu belgelerinde MIC’in, uzun vadede yatırım hukukunun temel kurumu hâli-ne gelebileceği ve devletlerarası iş birliğini güç-lendirebileceği vurgulanmaktadır.

Temyiz mekanizması ise reformun en geniş destek bulan yapısıdır. Mevcut ISDS sisteminde kararların nihai olması, hukuki hataların düzel-tilmesini imkânsız kılmakta ve sistemin tutarlı-lığını olumsuz etkilemektedir. Temyiz mekaniz-ması hem hukuki standartların birleştirilmesine hem de hatalı kararların düzeltilmesine imkân tanıyacak bir ikinci denetim katmanı oluştura-caktır. Ancak temyiz mekanizmasının kapsamı-na ilişkin tartışmalar sürmektedir. Önemli bir görüş ayrılığı, mekanizmanın yalnızca anlaşma temelli uyuşmazlıklara mı yoksa sözleşme te-melli uyuşmazlıklara da mı uygulanacağı yö-nündedir. ICSID Review analizlerinde sözleşme temelli uyuşmazlıkların kapsam dışında bıra-kılmasının sistemde parçalanma yaratabileceği, yatırımcıların farklı forumlara yönelerek temyiz denetiminden kaçabileceği belirtilmektedir.

D.    Reformun Amacı: Tutarlılık, Meşrui-yet, Şeffaflık ve Etkinlik

ICSID reformunun temel amaçları, Avrupa Komisyonu’nun politika belgeleri ve ICSID Re-view analizlerinin ortak değerlendirilmesiyle beş ana kavram etrafında toplanmaktadır. Re-formun birinci amacı, kararların tutarlılığını artırmak ve içtihat birliği oluşturmaktır. Farklı tahkim heyetlerinin benzer hukuki standartla-rı farklı yorumlaması, yatırımcılar ve devletler açısından ciddi bir öngörülemezlik yaratmakta; temyiz mekanizması ve MIC gibi kurumsal ya-pılar bu tutarsızlıkları gidermeye yönelik önemli araçlar sunmaktadır.

İkinci amaç, sistemin meşruiyetini güçlen-dirmektir. Hakemlerin çıkar çatışmasından uzak bir şekilde görev yapmasını sağlayacak davranış kuralları, MIC’in profesyonel yargıç modeli ve daha şeffaf yargılama süreçleri bu amaca hizmet etmektedir.

Üçüncü amaç, şeffaflığın artırılmasıdır. Kamu yararını ilgilendiren uyuşmazlıklarda ka-palı kapılar ardında yürütülen tahkim süreçleri yoğun eleştirilere maruz kalmış; reform belgele-rinde şeffaflığın merkezi bir unsur olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Dördüncü amaç, özellikle gelişmekte olan ül-keler için sistemin erişilebilirliğini artırmaktır. Hukuki kapasite eksikliğini giderecek danışma merkezleri ve rehber metinler, devletlerin yatı-rım uyuşmazlıklarında daha dengeli bir konum elde etmesini sağlayacaktır.

Son olarak reformun beşinci amacı, uyuş-mazlık çözümünün etkinliğini artırmaktır. Tah-kim süreçlerinin hızlandırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve uyuşmazlık önleme mekaniz-malarının geliştirilmesi, yatırımcılar ve devlet-ler için daha verimli bir sistem oluşturulması amaçlanmaktadır.

E.    Reformun Uluslararası Yatırım Orta-mındaki Etkileri

Mevcut uluslararası yatırım ortamı, sözleşme temelli uyuşmazlıklarda belirgin bir artış göstermektedir. Enerji, altyapı ve doğal kaynaklar gibi devlet politikalarının yoğun şekilde etkilediği sektörlerde yatırımcılar ile devletler arasındaki ilişkiler giderek daha karmaşık hâle gelmektedir. ICSID Review’da yayımlanan analizlerde sözleş-me temelli uyuşmazlıkların artış hızının, yatırım hukukunun geleceğinde bu tür uyuşmazlıkların daha büyük bir ağırlığa sahip olacağını gösterdiği tespit edilmektedir. Bu durum reformun önemi-ni daha da artırmaktadır çünkü sözleşme temelli uyuşmazlıkların kapsam dışında kaldığı bir tem-yiz mekanizması veya yatırım mahkemesi, siste-min bütünlüğünü zayıflatacaktır.

Reformun tamamlanmasıyla birlikte ulus-lararası yatırım ortamında önemli değişiklikler beklenmektedir. Çok taraflı bir yatırım mahke-mesinin kurulması ve temyiz mekanizmasının hayata geçmesi halinde hukuki öngörülebilirlik artacak; yatırımcıların risk analizi daha sağlık-lı yapılabilir hâle gelecektir. Bu öngörülebilirlik, özellikle enerji dönüşümü süreçlerinde devlet-lerin aldığı düzenleyici kararların yoğun şekilde tahkime konu olması nedeniyle önem taşımak-tadır. Yatırımcılar için daha tutarlı kararların alınması, yatırım risk primini düşürebilir ve sürdürülebilir yatırım akışını güçlendirebilir.

Devletler açısından reform, düzenleme yap-ma hakkının daha güçlü bir hukuki çerçevede korunması anlamına gelmektedir. Kamu politi-kası alanında alınan kararların tahkim yoluyla sınanmasında, temyiz mekanizması daha dengeli bir denetim sağlayacaktır. Ayrıca danışma mer-kezlerinin kurulması, gelişmekte olan ülkelerin ISDS süreçlerinde dezavantajlı konuma düşmesi-ni engelleyebilir. Avrupa Komisyonu’nun değer-lendirmelerine göre reform, uzun vadede daha öngörülebilir, daha sürdürülebilir ve daha adil bir uluslararası yatırım ortamı yaratacaktır.

SONUÇ

ISDS reformu, uluslararası yatırım uyuşmaz-lıklarının çözümünde kullanılan tahkim meka-nizmasını köklü biçimde dönüştürmeyi hedefle-yen kapsamlı bir girişimdir. UNCITRAL Working Group III tarafından yürütülen süreç, yalnızca mevcut sorunların giderilmesini değil aynı za-manda geleceğin yatırım uyuşmazlıkları mimarisinin kurulmasını amaçlamaktadır. Bugüne kadar atılan normatif adımlar, sistemin iyileştirilmesi-ne önemli katkılar sağlamış; davranış kuralları, arabuluculuk rehberleri ve uyuşmazlık önleme araçları reform sürecinin ilk aşamasını başarıyla tamamlamıştır. Ancak reformun esas dönüşümü, Çok Taraflı Yatırım Mahkemesi ve temyiz meka-nizmasının kurulmasıyla gerçekleşecektir. Av-rupa Komisyonu’nun resmi politika belgeleri ve ICSID Review’da yer alan akademik analizler bir-likte değerlendirildiğinde, bu iki yapının yatırım hukukunda içtihat birliği, meşruiyet ve şeffaflık sağlayarak sistemin temel eksikliklerini gidere-cek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Reformun uluslararası piyasa üzerindeki et-kileri ise hem yatırımcıların hem de devletlerin hukuki pozisyonlarını yeniden şekillendirecek ölçüde önemlidir. Daha öngörülebilir bir hukuk düzeni, yatırımcı güvenini artıracak; devletlerin düzenleme yapma hakkı daha net bir çerçeveye kavuşacak; uyuşmazlıkların daha hızlı ve düşük maliyetle çözülmesi yatırım ortamını daha istik-rarlı hâle getirecektir. Sonuç olarak ISDS refor-mu, uluslararası ekonomik ilişkilerin geleceğini belirleyen en önemli hukuki dönüşüm alanların-dan biri olarak değerlendirilmektedir.

Footnotes

1 Deniz Antepoğlu, “Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Uluslararası Tahkim Yoluyla Çözümü”, Yüksek Lisans Tezi, 2021, 5

2 Ceyla Özkazanç, “Yatırım Tahkiminde Emsal Karar”, Yüksek Lisans Tezi, 2019, 7

3 Doç.Dr. İnci Ataman- Figanmeşe “Milletlerarası Ticari Tahkim ile Yatırım Tahkimi Arasındaki Farklar”, Public and Private International Law Bulletin, Volume 31, Issue 1, s.98

4 Ekin Deniz İlhan, “Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları ve Yatırım Tahkimi Yargılamasında Karşılaşılan Sorunlar”, Türkiye Ba-

rolar Birliği Dergisi, Sayı 158, 2022, s. 393 vd.

5 European Union Parliament Report on the Future European International Investment Policy, A7-0070/2011 of 22 March 2011,

(https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-7-2011-0070_EN.html) Erişim: 03.12.2025, s.14.

6 European Union Parliament, Legislative Train, Haziran 2022, https://www.europarl.europa.eu/legislative-train/carriage/multila-

teral-investment-court-(mic)/report?sid=6001, Erişim: 10.12.2025

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More