ARTICLE
6 July 2026

Grev Oylamasi Neti̇cesi̇nde Yetki̇ Belgesi̇ni̇n Akibeti̇

U
Urey Law Firm

Contributor

Ürey Law Firm, founded by Ali Ürey with 40 years of experience, provides comprehensive legal services across various industries. With a team of 15+ experts, we offer tailored, result-oriented solutions in consultancy and litigation. Our client-focused, dynamic approach ensures effective legal and commercial support both nationally and internationally.
This article examines the strike ballot mechanism in Turkish labor law, exploring how workers can collectively decide whether to proceed with or reject a strike decision made by their union.
Turkey Employment and HR

GİRİŞ

Grev, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerindeki faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla işi bırakmaları şeklinde ortaya çıkan ve toplu iş uyuşmazlıklarında işçi tarafına tanınmış olan temel bir haktır.

Bununla birlikte grev hakkı mutlak nitelik taşımamakta olup kanuni düzenlemelerle yasaklanabilmesi yahut idari tasarruflar aracılığıyla fiilen kullanılmasının engellenmesi de mümkündür. Bunun yanı sıra, söz konusu hakkın her durumda hak sahipleri tarafından kullanılacağı da söylenemez. Nitekim bu noktada, işçilerin kolektif iradesinin belirlenmesine hizmet eden grev oylaması mekanizması gündeme gelmekte; oylama sonucunda olumsuz bir çoğunluğun ortaya çıkması halinde grev hakkının kullanılmaması söz konusu olabilmektedir. Bu çerçevede grev oylaması, oylama sonucuna bağlı olarak grevin uygulanmasını etkileyebilen mekanizmalardan biridir.

Grev oylamasına ilişkin olarak talepte bulunabilecek kişiler, başvuru süresi, oylamanın yapılabilmesi için gerekli çoğunluk, oylama usulü ve sonuçları gibi hususlar, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (“SenTİSK”) ile Toplu İş Sözleşmesi Yetki Tespiti ile Grev Oylaması Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) hükümlerinde düzenlenmiştir.

Çalışmamız kapsamında öncelikle grev oylaması kurumu ele alınacak, ardından oylamanın şartları ve usulü incelenecektir. Son bölümde ise grev oylamasının uygulamadaki sonuçları değerlendirilerek bu sonuçların sendikanın yetki belgesi üzerindeki etkisine değinilecektir.

  1. GREV OYLAMASI KURUMU

Anayasa’nın 54. maddesinde1 açıkça toplu iş sözleşmesinin yapılması sürecinde bir uyuşmazlık ortaya çıkması halinde işçilerin grev hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bununla birlikte, grev hakkı işçilere tanınmış bir hak olsa da, hukukumuzda bu hakkın bireysel kullanımına cevaz verilmemiş; yalnızca toplu iş uyuşmazlığının tarafı olan yetkili işçi sendikaları aracılığıyla kullanılması mümkün kılınmıştır. Bu nedenle grevin başlatılması ve yürütülmesi, bireysel olarak işçilerin iradesine değil; sendikanın kurumsal kararına bağlıdır2.

Başka bir ifadeyle, grev hakkı teorik olarak işçilere ait bir hak olsa da, pratikte işçilerin bu hakkı doğrudan ve bireysel biçimde kullanabilme imkanı ortadan kaldırılmıştır. Bu çerçevede, grevden doğrudan etkilenecek olan işçilerin, grev kararının alınması aşamasında belirleyici bir rolü bulunmamaktadır3.

Bu aşamada, grevin uygulanıp uygulanmaması hususunda işçilere karar sürecine katılım imkanı tanıyan ve kolektif iradenin belirlenmesini sağlayan grev oylaması mekanizması öngörülmüştür. Grev oylaması4, grev kararının alınması sürecine dahil olmayan işçilere, yetkili işçi kuruluşu tarafından alınan grev kararının işyerinde uygulanmasını akamete uğratma imkanı veren bir denetim ve müdahale aracı niteliği taşımaktadır. Bu mekanizma ile özellikle grev iradesine katılmayan işçi çoğunluğunun muhtemel ekonomik ve sosyal zararlarının önlenmesi amaçlanmakta ve işçilere, alınan grev kararının uygulanmasını engelleyebilme yönünde bağlayıcı sonuç doğuran bir irade açıklamasında bulunma yetkisi tanınmaktadır5.

Grev oylamasının kanuni grevin zorunlu unsurlarından olmadığının da ifade edilmesi gerekmektedir6. Çalışmamız kapsamında detaylıca izah edeceğimiz üzere grev oylaması, grev uygulanacak iş yerinde çalışan işçilerin talebine bağlı olarak gündeme gelmektedir. İşçilerin gerekli yeter sayıları sağlayarak talepte bulunmadıkları durumlarda grev oylamasının yapılmamış olması grevin sıhhatine halel getirmemektedir.

Buna karşılık, grev oylamasının usulüne uygun şekilde talep edilmiş olması halinde, oylama gerçekleştirilmeden ve oylama sonucu kesinleşmeden grev kararının uygulamaya konulması mümkün değildir. Buna rağmen grevin uygulanmaya başlanması durumunda ise, söz konusu grev kanun dışı grev niteliği taşıyacaktır7.

  1. GREV OYLAMASI MEKANİZMASININ AMACI

Grevin her zaman işçilerin menfaatine olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim grevin hem işçiler hem de işverenler üzerindeki maliyetinin yüksek olduğu ve önemli ekonomik sonuçlar doğurduğu da göz önünde bulundurulduğunda, işçiler kendi ekonomik ve sosyal koşullarını dikkate alarak her zaman greve yönelmemekte ve bu hakkı kullanmaktan imtina edebilmektedirler.

Toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların uzlaşmaya varması hedeflenmekle birlikte, müzakere ortamının yarattığı gerilim ve beklenti düzeyi, karar alma süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, sendikaların stratejik tercihlerini daraltarak, başlangıçta arzu edilmese dahi grev seçeneğinin gündeme alınmasına neden olabilmektedir. Özellikle taleplerin yüksek tutulması ve süreç içerisinde bu taleplerin geri çekilmesinin güçleşmesi, uyuşmazlığın sertleşmesine ve grev ihtimalinin kuvvetlenmesine yol açmaktadır.

Böyle bir ortamda başvurulan grev oylaması, karar alma sürecine asıl hak sahipleri olan işçilerin katılımını sağlayarak grev kararının meşruiyetini güçlendiren bir mekanizma işlevi görmektedir. Bu yönüyle oylama, karar yetkisinin dar bir yönetici grubunda toplanmasını önleyen ve işçilerin gerçek iradesini ortaya koyan önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir8.

Grev oylaması, yukarıda belirtilen işlev ve faydalarının yanı sıra doktrinde çeşitli eleştirilere de konu olmaktadır. Doktrinde grev oylamasını “yasa yolu ile grev kırıcılığı özendirilmesi”9 olarak nitelendiren ve bu mekanizmanın grev kararını zayıflatıcı bir etki doğurduğunu ileri süren görüşler olduğu gibi; işveren tarafından kötüye kullanımın söz konusu olabileceği de belirtilmektedir10.  Bunun yanında, grev ihtimalinin zayıflaması halinde sendikanın elindeki önemli bir pazarlık aracının etkisini yitireceği ve bu durumun işveren karşısındaki müzakere gücünü olumsuz yönde etkileyebileceği de dile getirilmektedir. Bu hususta grev oylamasını düzenleyen hükümlerin Anayasa’ya aykırılığı iddia edilerek iptali talebiyle başvuruda bulunulmuşsa da Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu kararında grev oylamasını, işçilerin çoğunluğunun isteğine aykırı bir kararın uygulanmasını önlemeye yönelik bir güvence mekanizması olarak değerlendirmiş ve iptal talebini reddetmiştir11.

Anayasa Mahkemesi değerlendirmesi yerindedir. Nitekim, “grev oylaması” grev kırıcılığı niteliği taşıması sebebiyle eleştirilse dahi esas hak sahibi olan işçilerin üyelikleri ile başlayan toplu iş sözleşmesi sürecine aktif olarak dahil oldukları ilk anlarıdır. Bu sebeple dahi grev oylamasının mutlak surette korunması gerekmektedir. Aynı zamanda grev oylaması açısından bir diğer önemli husus da uygulamada yetki davalarının uzun sürmesi, bu süreçte işyerindeki sendikalaşmanın da etkisinin azalması yahut mevcut sendika yerine başka bir sendikanın işyerinde örgütlenmesi gibi durumlarda işçiler yabancı bir sendika ile muhatap olmak durumunda kalmaktadır. Grev oylaması da kendisinin yeteri kadar temsil edildiğini düşünmeyen işçilere tanınan bir haktır. Zira uygulamada uzun süren davalar neticesinde sendikal sürecin sekteye uğradığı bu kapsamda işyerlerinde yetki belgesi almaya hak kazanan sendika ile işyerindeki çoğunluk arasına mesafe girdiği, sendikanın ve örgütlü mücadelenin en önemli vasfının birlik olduğu, çoğu zaman işyerlerinde sendika üyesi işçi sayısının neredeyse yok denecek kadar azaldığı yahut yeni sendikaların örgütlendiği görülmektedir. Hal böyle iken sendikası ile ünsiyet bağı kuramayan bir işçiden işyerinde eylem yapmasını beklemek bir hayli zor olacaktır. Bu durumda ise çalışanın elindeki tek imkan, grev oylaması kurumudur. 

  1. GREV OYLAMASININ USULÜ VE ŞARTLARI    

Grev oylamasının usulü ve şartları 6356 sayılı SenTİSK’in 61. maddesinde düzenlenmiştir. SenTİSK md.61’de, grev kararının işyerinde ilan edildiği tarihte işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte birinin, ilan tarihinden itibaren altı iş günü içinde işyerinin bağlı bulunduğu görevli makama yazılı olarak başvurması halinde, görevli makam tarafından başvurunun yapılmasından itibaren altı iş günü içinde grev oylaması yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

2822 sayılı mülga Kanunda grev oylaması talebinin mahallin en büyük mülki amirine yapılacağı öngörülmüşken, 6356 sayılı Kanunda görevli makam ifadesi kullanılmıştır. Yönetmelikte ise görevli makam işyerinin yahut işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü olarak tanımlanmıştır.

Grev oylamasının gündeme gelebilmesi için öncelikle hukuken geçerli bir grev kararının bulunması gerekmektedir. Nitekim kanun tarafından tanınmayan bir grev bakımından oylamaya gidilmesi halinde, bu oylama da hukuki geçerlilik kazanmayacaktır12.

Oylama talebinde bulunulabilmesi için işçilerin öncelikle alınan grev kararından haberdar olmaları gerekmektedir13. Bu durum ise grev kararının işyerinde ilan edilmesiyle sağlanmaktadır14. 6356 sayılı SenTİSK’in 61. maddesi uyarınca işçiler tarafından yapılacak oylama talebinin ilan tarihinden itibaren altı iş günü içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup bu süreye riayet edilip edilmediği görevli makam tarafından kendiliğinden denetlenmektedir.

Grev oylamasının yapılabilmesi için, grev kararının işyerinde ilan edildiği tarihte işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte birinin, ilan tarihinden itibaren altı iş günü içerisinde işyerinin bağlı bulunduğu görevli makama yazılı başvuruda bulunması gerekmektedir.

Bu düzenleme, 2822 sayılı mülga Kanundaki sistematiği devam ettirmektedir. Nitekim 275 sayılı Kanunda grev oylaması için öngörülen nisap işçilerin üçte biri olarak belirlenmişken, 2822 sayılı Kanun ile bu oran dörtte bire indirilmiş; 6356 sayılı Kanunda da aynı oran muhafaza edilmiştir. Ayrıca kamu düzenine ilişkin nitelik taşıyan bu nisabın, tarafların iradesi veya sözleşme hükümleriyle değiştirilmesi mümkün değildir15.

Söz konusu başvuru, işçiler tarafından bireysel olarak ayrı ayrı yapılabileceği gibi, grev oylaması talebine ilişkin ortak bir metnin imzalanması suretiyle toplu olarak da gerçekleştirilebilecektir.

SenTİSK’in 61. maddesinin açık hükmünde işçiler arasında herhangi bir ayrım yapılmamış; işyerinde çalışmak kaydıyla tüm işçilerin grev oylaması talebinde bulunabilmesine ve yapılacak oylamaya katılabilmesine imkan tanınmıştır. Bu düzenleme uyarınca talepte bulunabilecek yahut oylamaya katılabilecek olan işçilerin grev kararı alan sendikanın üyesi olması aranmamıştır.

Bununla beraber grev oylaması yalnızca işçi statüsünde bulunan kişilerce talep edilebilmekte olup işverenler ile işletmenin bütününü yöneten işveren vekillerinin talepte bulunması yahut oylama için aranan dörtte birlik yeter sayı hesabında dikkate alınması mümkün değildir16. Buna karşılık Yönetmelikte açıkça dışlanmamış olmaları sebebiyle işletmenin bütününü yönetme yetkisini haiz olmayan işveren vekillerinin grev oylaması talebinde bulunmalarının önünde yasal bir engel bulunmadığı söylenebilecektir.

Yine, grev oylaması bakımından işçi statüsünde bulunma şartının aranması nedeniyle, bu statüye sahip olmayan çıraklar ve stajyerler ile greve katılması yasaklanan özel güvenlik görevlileri, hem dörtte birlik yeter sayı hesabında dikkate alınmayacak hem de gerçekleştirilecek grev oylamasında oy kullanamayacaktır.

Sayı bakımından önem taşıyan bir diğer husus ise, grev kararının ilanından önce iş sözleşmesi sona ermiş olanlar ile ilan tarihinden sonra işe başlayan işçilerin nisap hesabına dahil edilmemesine karşın, işe iade davası henüz kesinleşmemiş olan işçilerin dörtte birlik nisabın hesaplanmasında dikkate alınmasıdır. Buna karşılık, söz konusu işçiler fiilen yapılacak grev oylamasına katılamayacaktır. Ayrıca, grev kararının ilanından sonra ancak oylamanın gerçekleştirilmesinden önce iş sözleşmesi sona eren işçiler de nisabın hesaplanmasında dikkate alınacak, ancak grev oylamasına katılamayacaktır.

  1. OYLAMANIN SONUCUNUN SENDİKANIN YETKİ BELGESİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

          4.1  Oylamadan Çıkabilecek Sonuçlar

Oylamanın sonucunun belirlenmesi bakımından Kanunda, oylamaya katılan işçi sayısına ilişkin herhangi bir asgari katılım şartı öngörülmediğinden oylamaya kaç işçinin katıldığına bakılmaksızın, katılanların salt çoğunluğunun iradesi oylamanın sonucunun olumlu veya olumsuz şekilde belirlenmesi için yeterli kabul edilmektedir.

  • Greve Evet Sonucu

Grev oylamasına katılan işçilerin salt çoğunluğunun grevin uygulanması yönünde olumlu oy kullanmaları halinde grev kararı uygulanabilecektir. Ancak grev oylamasının grev lehine sonuçlanmış olması tek başına yeterli olmayıp, grevin uygulanabilmesi için ayrıca grev oylamasına ilişkin itiraz süresinin sona ermiş olması, itiraz edilmişse bunun kesin olarak karara bağlanması ve böylece grev kararının kesinleşmesi şarttır. Aksi halde grev kanun dışı grev niteliği taşıyacaktır.

  • Greve Hayır Sonucu

Oylamaya katılan işçilerin salt çoğunluğunun grevin uygulanmaması yönünde oy kullanması halinde, grev kararının artık uygulamaya konulması mümkün değildir. Buna rağmen grev kararının uygulanması durumunda ise söz konusu grev kanun dışı grev niteliği taşımaktadır.

          4.2  Grev Yapılmaması Kararının Yetki Belgesine Etkisi

275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 22. maddesinde grev oylaması düzenlenmiş olmakla birlikte, oylama sonucunda grevin uygulanmamasına karar verilmesi durumunda sendikanın yetkisinin durumunun ne olacağı hakkında kanunda herhangi bir hüküm yer almamıştır.

Her ne kadar grev oylamasında “grevin uygulanmamasına” karar verilmesi halinde yetki belgesinin akıbeti düzenlenmemişse de 2822 sayılı Kanun’da ise 275 sayılı Kanun döneminde görülen aksaklıklar göz önüne alınarak işçilerin grevin uygulanmamasına karar vermeleri ve işçi sendikasının oylama sonucunun kesinleşmesinden itibaren on beş gün içinde karşı tarafla anlaşmaya varamaması yahut Yüksek Hakem Kuruluna başvurmaması halinde, yetki belgesinin hükümden düşeceği hüküm altına alınmıştır17.

6356 sayılı SenTİSK’in 51. maddesinde ise, grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren işçi sendikasının altı iş günü içinde Yüksek Hakem Kuruluna başvurabileceği; aksi takdirde yetkisinin düşeceği hükme bağlanmıştır. Böylece, 2822 sayılı Kanun’a kıyasla daha kısa bir süre öngörülmüştür.

          4.3  Grev Yapılmaması Kararının Yetki Belgesine Etkisinin Değerlendirilmesi

Kanun koyucunun, grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönünde bir irade ortaya çıkması halinde; uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulu’nca çözüme kavuşturulacağını düzenlemesi toplu iş hukuku sistematiği içinde birden fazla amaca hizmet eden bir tercih olarak değerlendirilebilir. Ancak söz konusu tercih her ne kadar yetki belgesi alan sendikanın örgütlenme özgürlüğünü korumayı amaçlasa da somut durumda çelişki barındırmaktadır.

Zira grev, işçi sendikasına tanınmış en önemli baskı araçlarından biri olup bu aracın kullanılmayacağının işçi çoğunluğu tarafından ortaya konulmasına rağmen sendikanın yetkisinin devam eder şekilde toplu iş sözleşmesi bağıtlayabilmesi toplu iş hukuku bakımından ciddi riskler taşımaktadır. Nitekim mevcut işyerindeki en güçlü silahını kaybeden sendikanın halen sürecin içerisinde yer alması kendi tabanını oluşturan işçilerle bağının olmaması anlamına gelmektedir. Yine Türk sendika hukukunun “işkolu esası”na dayanması, uzun süren yetki davaları aşamasında işyerlerinde yapılan işin ve işkolunun değişmesi, yeni işyerleri açılarak işyerinin işletmeye dönmesi, yine uzun süren dava süreçlerinde işyerlerinde başka sendikaların örgütlenmesi, bu sebeple de sendikanın işyerinde meşruiyetini sağlayacak işçiler ile bağının kalmaması gibi durumlarda sendikanın yetkisinin devam etmesi abesle iştigaldir.

Nitekim Yargıtay’ın 6356 sayılı Sentisk’in 75/6. maddesini değerlendirirken yapmış olduğu “grevin bir savaş olduğu, iş yerinde grev uygulaması sonucu dörtte üç oranında üyesini yitiren sendikanın işçiler adına hareket gücünün ortadan kalkacağı; kanunun işçilerin haklarına bir an önce ulaşabilmelerini sağlamak üzere yetki belgesi alan sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmak üzere gerekli işlemleri bir an önce yapması zorunluluğunu getirdiği aksi takdirde yetki belgesinin geçersiz sayılmasını öngörüldüğü, kanunda yetki belgesinin hükümden düşmesine grevin uygulanamaz hâle gelmesinin zorunlu bir sonucu olarak yer verildiği, artık işçilerin çoğunluğunu temsil gücünü yitiren, tabanı kalmayan işçi sendikasının uyguladığı grevin mahkeme kararı ile sonlandırıldığına göre yetki belgesinin hükmünün de kalmayacağı” tespitinde de görüleceği üzere sendikanın meşruiyet kaynağını kaybetmesi yetki belgesinin düşmesine yol açacaktır. Grev bir savaştır ve grevin uygulanmaması kararını alan işçiler savaşta hangi tarafta olduklarını da beyan etmişlerdir. Hal böyle iken ordusu tarafından terk edilen ve silahı kalmayan sendikaya masaya oturma hakkı verilmesi yapılacak anlaşmanın da sadece masada kalacağını, gerçeklerle bağdaşmayacağını göstermektedir.

Bu aşamada kanunkoyucu tarafından grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönünde karar verilmesi halinde yetki belgesinin düşeceği yönünde açık bir hüküm ihdas edilmesi gerekmektedir.

Neticede yetki belgesinin düşmesi sonucunun öngörülmesi, kanun koyucunun toplu iş uyuşmazlıklarını hızla çözüme kavuşturma ve işçi iradesi ile sendikal temsil arasındaki uyumu sağlama amaçlarının bir yansıması olabilecektir. Ancak bu tercih, aynı zamanda sendikal hakların kullanım alanını daraltabilecek nitelikte birtakım sonuçlara da yol açabilecektir.

SONUÇ

Grev oylaması, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu çerçevesinde, grev hakkının kullanımına ilişkin olarak işçi iradesini sürece dahil eden önemli bir denge mekanizması olarak düzenlenmiştir. Bu kurum, bir yandan sendikanın toplu iş uyuşmazlığı sürecindeki temsil yetkisini korurken diğer yandan işyerinde çalışan işçilerin çoğunluk iradesinin grev kararının uygulanması üzerinde belirleyici olmasını sağlamaktadır.

Çalışmamız kapsamında incelendiği üzere, grev oylaması her durumda zorunlu bir aşama olmayıp yalnızca kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde gündeme gelmektedir. Buna rağmen oylama talebinin usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi durumunda, grevin uygulanabilmesi oylama sonucunun kesinleşmesine bağlı kılınmış; böylece grev hakkının kullanılmasında kolektif işçi iradesine hukuki bir işlev tanınmıştır.

Öte yandan grev oylaması, katılım yeter sayısı öngörülmemesi ve yalnızca katılanların salt çoğunluğu ile sonuç doğurması gibi yönleriyle doktrinde tartışmalara da konu olmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucu, bu mekanizma aracılığıyla hem işçilerin ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumayı hem de toplu iş ilişkilerinde ortaya çıkabilecek tek taraflı irade oluşumlarını dengelemeyi amaçlamıştır.

Sonuç olarak grev oylaması, toplu iş hukukunda grev hakkının kullanımını sınırlandıran bir araç olmaktan ziyade, işçi iradesinin görünür kılınmasını sağlayan ve sendikal karar alma süreçlerini demokratikleştiren bir kontrol mekanizması niteliği taşımaktadır.

Bu nedenle de grev oylaması sonucunda grev yapılmaması yönünde karar verilmesi halinde, işçi sendikasına Yüksek Hakem Kurulu’na başvurma imkanı tanınması yerine kanunkoyucu tarafından yetki belgesinin düşeceği yönünde açık bir hüküm ihdas edilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Dulay Yangın, Dilek     : İş Mücadelesine Hakim Olan Temel İlkeler - Karşılaştırmalı Bir İnceleme, On                                                        İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021, s.153.

Ekmekçi, Ömer             : Toplu İş Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2023, s.580.

Erkanlı, Betül    : Türk İş Hukukunda Grev Oylaması, DEÜFHD, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a                                             Armağan C. 19, Özel Sayı-2017, s.2219-2237.

Güler, Şerefettin        : İşçilerin Yasal Greve Müdahalesi: Grev Oylaması, İstanbul Üniversitesi                                                                 Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı                                                  Yüksek  Lisans Tezi, İstanbul 2009, s.11-28.    

Kabakçı, Mahmut         : 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’na Göre Toplu                                                                 Pazarlık Sürecinde Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Çözüm Aracı Olarak Grev                                                         ve Lokavt, İstanbul 2004, s. 287-188.

Saracel, Nüket              : Toplu İş Hukukunda Yetki Düşmesi, Anadolu Üniversitesi İktisadi Ve İdari                                                            Bilimler Fakültesi Dergisi, s.471-472.

Şahlanan, Fevzi            : Toplu İş Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2020, s.570-571.

İnternet Kaynakları       : www.mevzuat.gov.tr

                                        www.lexpera.com.tr

Footnotes

1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, md.54.

2. Hukukumuzda kanuni bir grev kararının ancak toplu iş uyuşmazlığının tarafı olan yetkili işçi sendikası tarafından alınabilmesi mümkündürBetül ERKANLI, Türk İş Hukukunda Grev Oylaması, DEÜFHD, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı-2017, s.2219.

3. ERKANLI, a.e., s.2219.

4. Grev oylamasının alınan grev kararının uygulanacağı işyerinde veya işyerlerinde çalışmakta olan işçilerin iradeleriyle grevi engelleyebildikleri demokratik bir süreç olduğu, işçi sendikası tarafından grev kararı alınmış olsa dahi işçilerin, alınan grev kararına rağmen çalıştıkları işyerinde grevin uygulanmamasını isteyebileceği, bu nedenle, hukuk sistemimizde grev oylaması kurumu kabul edilerek, işçilere çoğunluğun iradesiyle grevin uygulanmasına engel olma hakkı tanındığı ifade edilmektedir. Fevzi ŞAHLANAN, Toplu İş Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, Temmuz 2020, s.570-571.

5. Kanunkoyucu işçilere grevin yapılması yerine yapılmaması konusunda söz hakkı tanımaktadır. Şerefettin GÜLER, İşçilerin Yasal Greve Müdahalesi: Grev Oylaması, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2009, s.11.

6. Ömer EKMEKÇİ, Toplu İş Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, Mayıs 2023, s.580.

7. ERKANLI, a.g.e., s.2237.

8. GÜLER, a.g.e., s.28.

9. Dilek DULAY YANGIN, İş Mücadelesine Hakim Olan Temel İlkeler - Karşılaştırmalı Bir İnceleme, On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2021, s.153.

10. Mahmut KABAKÇI, 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’na Göre Toplu Pazarlık Sürecinde Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Çözüm Aracı Olarak Grev ve Lokavt, İstanbul 2004, s. 287-188.

11. Nitekim Anayasa Mahkemesi, grev oylamasının sendikanın işçilerin çoğunluğunun isteğine aykırı bir kararın uygulanmasını önlemek üzere öngörülen bir tedbir olduğunu, bu tedbirin demokratik nitelikte olduğunu, böylelikle sendika yöneticilerinin durumu yanlış takdir ederek işçiler için istenilmeyen bir davranışa geçmesine fırsat verilmemiş olduğunu ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 20.10.1967 tarihli 1963/337 E., 1967/31 K. sayılı kararı.

12. ERKANLI, a.g.e., s.2226.

13. İlanın iş yerinde nerede yapılacağı Kanun’da belirtilmemiş ise de, ilanın yapılması grev oylaması süresinin başlaması ile doğrudan ilgili olduğundan, işçilerin grev kararının ilan edildiğini yeterli açıklıkla öğrenebilecekleri şekilde ve yerde yapılması uygun olacaktır. EKMEKÇİ, a.e., s. 580.

14. Buna karşılık öğretide ilanın yapılmamış olmasının sonucu tartışmalıdır. Bir görüşe göre, ilanın yapılmamasının grevi kanun dışı hale getireceği kabul edilmeliyken, diğer bir görüşe göre ise, ilanın yapılmamasına grevin kanun dışı sayılması sonucu bağlanmamalı, yalnızca grevin uygulamaya konulması sürecinin gecikebileceği düşünülmelidir. ERKANLI, a.g.e., 2233.

15. ERKANLI, a.e., 2233.

16. Toplu İş Sözleşmesi Yetki Tespiti İle Grev Oylaması Hakkında Yönetmelik md. 13/3:“Grev oylamasına grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde veya işletmede çalışan işçiler katılabilir. Ancak, işveren veya işveren adına işletmenin bütününü yöneten işveren vekilleri grev oylamasına katılamaz.”

17. Nüket SARACEL, Toplu İş Hukukunda Yetki Düşmesi, Anadolu Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, s.471-472.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More