- within Energy and Natural Resources, Employment and HR and Real Estate and Construction topic(s)
Genel İşlem Koşulları
Dünyadaki diğer hukuk sistemlerinde ülkemize kıyasla daha erken tarihlerde gelişim gösteren genel işlem koşulları, sözleşmenin güçsüz tarafını, güçlü tarafça kendisine dayatılan uzun, karmaşık ve matbu sözleşme metinlerinin yorumlanması bakımından korumaya yönelik bir yasal düzenleme niteliği taşımaktadır. Türk hukukuna görece geç dahil olan bu yaklaşımın ilk yasal düzenlemesi, 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 4822 sayılı Kanun ile 6 Mart 2003 tarihinde eklenen ve “Sözleşmedeki Haksız Şartlar” kenar başlığını taşıyan 6. maddede yer almıştır. Söz konusu düzenlemenin güncel karşılığı ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesinde yer almaktadır. Bununla birlikte, taraflardan birinin tüketici olmadığı sözleşmelerde genel işlem koşullarının sınırlandırılması Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 20 ila 25. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Ayrıca TTK m.55/f hükümleri tacirler arasındaki sözleşmelerde “dürüstlük kuralın aykırı işlem şartları” kullanmayı sınırlamış ve bazı kriterler çerçevesinde “haksız rekabet” saymıştır.1
Genel İşlem Koşullarının Tacirler Hakkında Uygulanması
Öncelikle TTK m.55 hükmü haksız rekabet halinde TTK m.55/1-f’ deki şartı sağlayan nitelikteki genel işlem koşullarının varlığı ihtimalinde tacirin sözleşmede koşulları kullanan ya da sözleşmenin karşı tarafı olması fark etmeksizin onu kapsamına almaktadır. Ancak sözünü ettiğimiz hükmün uygulanması için aranan haksız rekabet teşkil etmeyen ticari sözleşmelerde genel işlem koşullarının varlığı halinde ise tacirin korunması için TBK hükümleri tatbik edilecek midir?
Doktrindeki bir görüş uyarınca, TBK m.20-25 özel kanunlarda yer alan düzenlemeler istisna olmak üzere tarafların gerçek ya da tüzel kişi olmaları fark etmeksizin tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulanır. Bu bağlamda tacirlerin de TBK’nın genel işlem koşullarına ilişkin öngördüğü korumadan yararlanabilecekleri savunulmaktadır.2 Aynı yönde olmakla beraber doktrinde bir görüş ise TBK m.20-25’in uygulanabilmesini özellikle tüketici işlemleri dışındaki ticari olsun olmasın her türlü sözleşmede düzenleyen karşısında yer alan tarafın talep etmesi şartına bağlamaktadır.3 Doktrinde aksi yönde olan diğer görüşe göre ise tacirlerin genel işlem koşullarına karşı korunmasının TTK m.55 vd. düzenleme altına alınan haksız rekabet hali ile sınırlamıştır. Bunun dışında tacirlerin genel işlem koşullarına karşı korunması söz konusu olmaz. Diğer deyişle TBK m.20- 25 hükümlerinin tacirlere uygulanması mümkün değildir.4
Bizim görüşümüzce TBK 20-25 hükümleri sözleşmedeki güçsüz tarafı güçlü olana karşı korumaya hedefler ve tacirler arasındaki sözleşmeler bu hükümlerin korumasından yararlanmamalıdır. Aksi takdirde sözleşme özgürlüğü, basiretli tacir, serbest piyasa gibi temel prensiplerin içi boşaltılmış olacaktır. Özellikle TTK m.18/2 hükmünde ifadesini bulan tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü tacirin ticari niteliği haiz işlem ve faaliyetleriyle sınırlıdır. Bu yükümlülük, yasada veya sözleşmede belirlenen tüm borçları kapsayacak biçimde geniş bir manayı içerir. Tacirin bu yükümlülüğü sübjektif olmayıp objektif niteliktedir. Gerçekten de bu yükümlülüğün kapsamını saptarken tacirin kişisel hal ve yetenekleri değil, benzer alanda tedbirli, makul ve öngörülü bir tacirin davranışı işin özelliğine göre nazara alınır.5
Yargıtay bir kararında “…Dosya masrafı gibi kalemlerin genel işlem koşulları uyarınca yazılmamış sayılması gerektiği belirtilmiş ise de taraflar tacir olup 6102 sayılı TTK’nın 18/2 maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir…” 6 Şeklinde hüküm kurarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler açısından da uygulanabilir nitelikte olmakla birlikte, Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesi uyarınca tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü göz önünde bulundurulduğunda, bu koşulların uygulanması ve değerlendirilmesi her somut olayın özellikleri dikkate alınarak daha özenli bir şekilde ele alınması gerektiğini belirtmiştir.
Bir başka kararda ise “…Yargıtay Yüksek 19. Hukuk Dairesinin 2012/5456 E. ve 2012/13988 sayılı kararında bu yeni Yargıtay kararına göre tacirler arasındaki ticari nitelikli işlerde ve kredilerde bu emsal kararda olduğu üzere genel işlem koşulu aranmadığı ve tacirler arasındaki ticari işlerde aranamayacağının mahkememizin yukardaki gerekçesine binaen de açık olduğu yönünde bu ve bu benzer birçok kararda olduğu üzere emsallerin olduğu…”7 şeklinde hüküm kurarak tacirler arasındaki işlemlerde genel işlem koşullarının uygulanmasını reddetmiştir.
Doktrinde de istisnai olarak küçük ve orta ölçekli tacirlerin daha büyük ölçekli tacirler karşısında korunmaları gerekebileceği durumlarda (örneğin; banka ile ticari kredi almak için sözleşme imzalayan tacire de) TBK hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Tüketicilerde olduğu gibi, tacirlerin de sözleşmenin kurulması aşamasında çoğu zaman pazarlık yapma veya içeriğe etki etme imkânı bulunmadığı; karşı tarafın belirlediği şartları kabul etmeden sözleşme yapmalarının mümkün olmadığı durumlarda, genel işlem koşullarına ilişkin denetimin tacirler açısından da uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Yargıtay’ın TBK’nın genel işlem koşulları hükümlerine ilişkin düzenlemeleri kapsamında tacir ve tüketici şeklinde herhangi bir ayrım yapılmamasından hareketle genel işlem koşullarının tacirlere de uygulanacağına dair kararları da mevcuttur.8
Yargıtay buna ilişkin bir kararında “…Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır...”9 Şeklinde hüküm kurarak genel işlem koşulları bağlamında bir ayrım yapmamıştır.
Sonuç
Sonuç olarak, genel işlem koşullarının tacirler bakımından uygulanması hususu hem doktrinde hem de yargı içtihatlarında yeknesak bir çözüme kavuşturulmuş değildir. Bir yandan Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25. maddelerinin, taraf ayrımı yapılmaksızın tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanabileceği ve bu kapsamda tacirlerin de söz konusu korumadan yararlanabileceği kabul edilirken; diğer yandan Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesinde düzenlenen basiretli tacir ilkesi ve ticari hayatın dinamikleri gereği tacirler arasındaki sözleşmelerde bu korumanın sınırlı tutulması gerektiği ileri sürülmektedir. Yargıtay kararları da somut olayın özelliklerine göre değişkenlik göstermekle birlikte, genel işlem koşullarına ilişkin denetimin tamamen dışlanmadığı, ancak tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü çerçevesinde daha dar ve özenli bir şekilde uygulanması gerektiği yönünde bir eğilim ortaya koymaktadır. Bu itibarla, tacirler arasındaki sözleşmelerde genel işlem koşullarının uygulanabilirliği hususunda mutlak bir kabul ya da ret yerine, her somut olayın tarafların ekonomik gücü, pazarlık imkânı ve sözleşme koşullarının oluşum süreci dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Footnotes
1 Oğuzman, M. Kemal, Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1, Vedat Kitapçılık 2022, 20. Bası s. 166-167
2 YELMEN, s.72; YILMAZ, s.142; ATAMER, Genel İşlem, s.137.
3 EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 19.Baskı, Ankara 2015 s. 217
4 Ersöz, Oğuz Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (69-104)
5 Ersöz, Oğuz Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (69-104)
6 Yargıtay 19. HD., E. 2016/15462 K. 2018/713 T. 19.2.2018
7 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5 E. , 2024/2573 K.
8 Yargıtay 19. HD., E. 2014/5865 K. 2014/10353 T. 02.06.2014
9 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/8789 E. , 2017/7099 K.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.