ARTICLE
5 October 2026

Yoksulluk Nafakasında “Süresiz Olarak” İbaresi Anayasa Mahkemesi Tarafından İptal Edildi

OA
Ozbilen Aykut Attorney Partnership

Contributor

OA provides their national and international clients operating in different sectors with legal services, ranging from mergers & acquisitions to commercial disputes. Supported by a powerful and agile legal team, OA serves its clients as reliable business advisers, moving their businesses forward by prioritizing their needs and objectives, fostering progressive solutions. OA’s sophisticated understanding of the nuances within tax and corporate law not only amplifies its litigation strengths but also emphasizes the significance of tax implications in commercial transactions. This keen focus on tax considerations as a pivotal element of legal strategy enhances client outcomes and drives the successful progression of their commercial ambitions.
TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrası uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması şartıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka talep edebilmektedir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise aranmamaktadır.
Turkey Government, Public Sector

30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı (“Karar”) ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (“TMK”) yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal hükmü, Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.

Kararla birlikte yoksulluk nafakası kurumu veya yoksulluk nafakası talep etme hakkı ortadan kaldırılmamış, yalnızca yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” talep edilmesine ilişkin ibare iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresinin somut olayın koşullarına göre belirlenebilmesine ve nafaka alacaklısı ile nafaka yükümlüsünün hak ve menfaatleri arasında denge kurulmasına olanak sağlayacak bir hukuki çerçeveye ihtiyaç bulunduğunu değerlendirmiştir.

Mevcut Düzenleme Yoksulluk Nafakasını Nasıl Düzenliyor?

TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrası uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka talep edebilmektedir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise aranmamaktadır.

TMK’nın 176. maddesinde ayrıca nafakanın sona ermesi ve değiştirilmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Buna göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden sona ermekte; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın artırılması veya azaltılması da mümkündür.

Anayasa Mahkemesi’nin incelemesi, yoksulluk nafakasının kendisine veya nafakanın sona ermesi ve değiştirilmesine ilişkin bu hallere değil; TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresine ilişkindir. İncelemenin temelinde, nafaka yükümlülüğünün nafaka ödeyen kişinin hayatının sonuna kadar devam edebilmesinin; kişinin yeniden evlenmesi, mal edinmesi ve yeni bir aile kurarak çocuk sahibi olması gibi hallerde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile mülkiyet hakkı üzerinde sınırlama oluşturabileceği iddiası bulunmaktadır.

Yerleşik Yargısal Uygulamada Hakimin Nafakanın Süresini Belirleme Yetkisinin Bulunmadığı Tespit Edildi

Anayasa Mahkemesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan belirlilik ilkesine vurgu yaparak, TMK’nın 175. maddesinin lafzının hakimi her durumda süresiz nafakaya hükmetmek zorunda bıraktığının söylenemeyeceğini; buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada “süresiz olarak” ibaresinin emredici nitelikte, belirli bir süreyle sınırlandırılmasına imkan vermeyecek şekilde yorumlandığını tespit etmiştir. Mahkeme, kanun hükmünün lafzı ile yerleşik yargısal uygulama arasındaki bu farklılığın, düzenlemenin anlam ve kapsamının yeterli açıklık ve öngörülebilirlikle belirlenmesini güçleştirdiğini değerlendirmiştir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi; nafakanın irat biçiminde ödenmesine karar verilmesi halinde, evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin eğitim ve sağlık durumu, ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi çeşitli unsurların hakim tarafından somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve bu değerlendirmeye ilişkin öngörülebilir bir çerçevenin oluşturulması gerektiğini belirtmiştir.

Nafaka Alacaklısı ile Nafaka Yükümlüsünün Hakları Arasında Denge Kurulması Gerektiği Belirtildi

Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşin asgari yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasına ve maddi ve manevi varlığının korunmasına hizmet ettiğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte, yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğünün nafaka yükümlüsünün ekonomik geleceğini, malvarlığını ve boşanma sonrasında kuracağı yaşamı da etkileyebileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle devletin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemelerde yalnızca nafaka alacaklısının korunmasını değil, nafaka yükümlüsünün hak ve menfaatlerini de gözetmesi ve taraflardan herhangi biri üzerinde ölçüsüz bir yük oluşmasının önlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yoksulluk Nafakasının Belirli Bir Süreyle Sınırlandırılabilmesine İmkan Tanınması Gerektiği Değerlendirildi

Kararın en önemli noktalarından biri, Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasının her durumda belirli bir süreyle sınırlandırılması gerektiği sonucuna ulaşmamış olmasıdır. Mahkemeye göre yoksulluk nafakasının somut olayın koşullarına göre belirli bir süreyle sınırlandırılması mümkün olabileceği gibi, gerekli koşulların bulunması halinde nafaka süresinin uzatılması veya yaşam boyunca nafaka ödenmesine karar verilmesi de mümkün olabilecektir.

Bununla birlikte, dönemsel olarak ödenecek yoksulluk nafakasının süresinin somut olayın özelliklerine göre belirlenebilmesi için hakime takdir yetkisi tanınması ve bu yetkinin kullanımına ilişkin açık ve öngörülebilir bir hukuki çerçeve oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Karar, “süresiz nafaka” yerine doğrudan belirli bir azami süre getirmemekte; esas itibarıyla nafaka süresinin somut olayın özelliklerine göre belirlenebilmesine imkan sağlayan bir sistemin oluşturulması gerektiğine işaret etmektedir.

“Süresiz Olarak” İbaresi Anayasa’ya Aykırı Bulundu

Anayasa Mahkemesi, mevcut düzenlemenin yoksulluk nafakasının süresinin somut olayın özelliklerine göre belirlenmesine imkan sağlayan yeterli açıklıkta ve öngörülebilir bir çerçeve sunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu çerçevede TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresi; hukuk devleti ilkesi, devletin kişinin temel hak ve özgürlüklerini koruma yükümlülüğü ile kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bulunarak oy çokluğuyla iptal edilmiştir.

Karar, yoksulluk nafakasının tamamının Anayasa’ya aykırı olduğu veya yoksulluk nafakasının kaldırıldığı anlamına gelmemektedir. Ayrıca Kararda yoksulluk nafakası bakımından uygulanacak belirli bir azami süre de öngörülmemiştir.

İptal Hükmü 9 Ay Sonra Yürürlüğe Girecek

Anayasa Mahkemesi, “süresiz olarak” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte olduğunu değerlendirmiş ve yasama organının yeni bir hukuki çerçeve oluşturabilmesine imkan tanımak amacıyla iptal hükmünün yürürlüğünü ertelemiştir.

Bu kapsamda iptal hükmü, Kararın 30.09.2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girecektir. Yürürlüğün ertelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Bu süre boyunca TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresi yürürlükte kalmaya devam edecektir.

Değerlendirme ve Sonuç

Anayasa Mahkemesinin Kararıyla yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmamış; TMK’nın 175. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresi iptal edilmiştir.

Kararın temel sonucu, yoksulluk nafakasının süresinin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin dikkate alınabilmesine imkan veren, nafaka alacaklısı ile nafaka yükümlüsünün hak ve menfaatleri arasında denge kuran açık ve öngörülebilir bir hukuki çerçeve oluşturulması ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. Anayasa Mahkemesi belirli bir azami nafaka süresi öngörmemiştir. Aksine Karar, somut olayın koşullarına göre belirli süreli nafakaya hükmedilebilmesinin yanı sıra, gerekli koşulların bulunması halinde süresiz nafakanın da mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır.

İptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girecek olması nedeniyle, bu süre içerisinde yasama organı tarafından yoksulluk nafakasının süresine, hakimin takdir yetkisine ve sürenin belirlenmesinde dikkate alınacak ölçütlere ilişkin yeni bir kanuni düzenleme yapılması beklenmektedir. 9 aylık süre içerisinde yeni bir kanuni düzenleme yapılmaması halinde ise ilgili maddede yer alan “süresiz olarak” ibaresi iptal hükmünün yürürlüğe girmesiyle madde metninden çıkacaktır.

Bununla birlikte Karar, böyle bir durumda nafakanın süresinin hangi esaslara göre belirleneceğine ilişkin doğrudan ve ayrıntılı bir uygulama rejimi öngörmemektedir. Bu nedenle yeni bir kanuni düzenleme yapılmaması halinde, nafakanın süresinin belirlenmesi bakımından uygulamanın ve yargısal içtihadın nasıl şekilleneceğinin ayrıca takip edilmesi gerekecektir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More