ARTICLE
26 May 2026

Rekabet & Uluslararası Ticaret Bülteni – Birinci Çeyrek, 2026

HB
Herguner Bilgen Ucer Attorney Partnership

Contributor

Hergüner Bilgen Üçer is one of Türkiye’s largest, full-service independent corporate law firms representing major corporations and clientele, and international financial institutions and agencies. Hergüner not only provides expert legal counsel to clients, but also serves as a trusted advisor and provides premium legal advice within a commercial context.
Hergüner ekibi tarafından hazırlanan ve sektördeki güncel gelişmeleri derleyen Rekabet & Uluslararası Ticaret bültenimizin yeni sayısı yayında!
Turkey Antitrust/Competition Law
Herguner Bilgen Ucer Attorney Partnership are most popular:
  • within Family and Matrimonial, Technology and Consumer Protection topic(s)

REKABET BÖLÜMÜ

 

BİRLEŞME DEVRALMA REJİMİNDE YENİ DÖNEM!

2010/4 sayılı Tebliğ’de yapılan son değişiklikler, birleşme ve devralma rejiminde hem bildirim eşiklerini hem de Kurul’un değerlendirme çerçevesini önemli ölçüde güncelledi; güncel kılavuzlar da bu yeni yaklaşımın uygulama esaslarını somutlaştırdı1.

İlk dikkat çeken değişiklik, bildirim analizi ve ciro eşiklerine ilişkin güncellemelerdir. Yeni eşiklere göre bir işlemin izne tabi olması için ya işlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının 3 milyar TL’yi ve taraflardan en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı 1 milyar TL’yi aşması ya da devralmalarda devre konu varlık veya faaliyetin, birleşmelerde ise taraflardan en az birinin Türkiye cirosunun 1 milyar TL’yi, diğer taraflardan en az birinin dünya cirosunun ise 9 milyar TL’yi aşması gerekecektir. Ciro eşiklerinin önemli ölçüde artırılmasıyla birlikte, özellikle yabancılar arası işlemlerde, yalnızca kur dalgalanmaları nedeniyle bildirime tabi hale gelen işlemlerin kapsamı daraltılmış oldu. Kılavuzlar da bu değişikliğe paralel olarak ciro hesabına ilişkin esasları netleştirdi. Özellikle Türkiye cirosu hesabında yurt dışı satışların dikkate alınmayacağı, buna karşılık dünya cirosu hesabına Türkiye satışlarının dahil edileceği açıkça belirtildi.

İkinci önemli değişiklik, teknoloji teşebbüslerine ilişkin özel rejimin korunmakla birlikte kapsamının daraltılmasıdır. Artık bu rejimin uygulanabilmesi için işlem taraflarından en az birinin Türkiye’de yerleşik bir teknoloji teşebbüsü olması gerekmekte olup, önceki sistemde olduğu gibi ciro kriterinin tamamen devre dışı bırakıldığı bir yapı yerine, belirli işlemler bakımından 1 milyar TL’lik eşik 250 milyon TL olarak uygulanmaktadır. Güncellenen kılavuzlarda ise ciro hesaplamasında bu nitelikteki teşebbüslerin dijital platformlar ile yazılım ve oyun yazılımı, finansal teknolojiler, biyoteknoloji, farmakoloji, tarım kimyasalları ve sağlık teknolojileri alanlarındaki faaliyetlerinden elde edilen cironun esas alınacağı açıklandı.

Bir diğer önemli değişiklik alanı, ortak girişimlerin değerlendirilmesine ilişkindir. Tebliğ ile ana teşebbüsler arasındaki koordinasyon etkisinin değerlendirilmesine ilişkin kriterler doğrudan mevzuat metnine dahil edilirken, güncellenen kılavuzlarda özellikle aynı pazarda faaliyet, yapısal bağlantılar ve dikey ilişkiler gibi unsurlar bakımından koordinasyon riskinin nasıl değerlendirileceği ayrıntılı biçimde ortaya koyuldu. Son olarak, üç yıllık tek işlem kuralı, geçiş hükümleri ve bildirim formundaki sadeleştirmelerle uygulamanın daha öngörülebilir ve sistematik hale getirilmesi amaçlandı.

 

 

AYDIN SÜRÜCÜ KURSLARI KARARI: KARTEL KOLAYLAŞTIRICILIĞI VE ŞAHSİ SORUMLULUK Kurul, Aydın ilinde faaliyet gösteren motorlu taşıt sürücü kursları ile True Özel Araştırma ve Danışmanlık Tic. San. Ltd. Şti.’nin (“True Danışmanlık”), sürücü kursu ücretlerini birlikte belirlemek ve bu fiyat anlaşmasının uygulanmasını denetim ve yaptırım mekanizmalarıyla sağlamak suretiyle Kanun’u ihlal edip etmediği iddiasını inceledi2. True Danışmanlık dışındaki 38 teşebbüsün süresi içinde uzlaşma metni sunması üzerine, soruşturma bu teşebbüsler bakımından uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldı. Buna karşılık, True Danışmanlık tarafından süresi içinde uzlaşma metni sunulmaması nedeniyle inceleme bu teşebbüs yönünden nihai kararla tamamlandı.

Kurul; protokoller, fiyat listeleri, senetler, banka dekontları, para cezası belgeleri ve taraf beyanlarını birlikte değerlendirerek, Aydın’daki çeşitli sürücü kurslarının farklı ehliyet sınıflarına ilişkin kurs ücretlerini birlikte belirledikleri sonucuna ulaştı. Kurul ayrıca, belirlenen fiyat seviyelerinin altına inilmesini engellemek amacıyla denetim ve yaptırım mekanizmaları oluşturulduğunu ve True Danışmanlık’ın bu yapının kurulması ile sürdürülmesinde aktif rol üstlendiğini tespit etti.

Kurul’a göre True Danışmanlık, yalnızca dışarıdan hizmet sunan bağımsız bir danışmanlık şirketi gibi hareket etmedi; fiyat anlaşmalarına uyumu izledi, aykırılık iddialarını denetledi, cezai şart ve tahsilat süreçlerinde rol aldı ve böylece kartelin işleyişini kolaylaştırdı. Kararda, bu tür bir katkının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 4. maddesi kapsamındaki rekabet ihlaline iştirak sonucunu doğurabileceği açık biçimde ortaya konuldu. Kurul, True Danışmanlık’ın ilgili pazarda doğrudan rakip olarak faaliyet göstermemesinin, kartelin kurulmasına ve devamına sağladığı katkı karşısında sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını değerlendirdi. Bu nedenle Kurul, True Danışmanlık’ın fiyat tespiti niteliğindeki rekabet ihlaline aracılık etmek ve sürdürülmesini kolaylaştırmak suretiyle kartel kolaylaştırıcısı sıfatıyla iştirak ettiğine karar verdi.

Kurul ayrıca, şirket müdürü ve tek hissedarı olan Serdar Kaplanoğlu’nun ihlalin organizasyonu, uygulanması ve sürdürülmesi bakımından vazgeçilmez bir rol üstlendiği kanaatine vardı. Bu tespit doğrultusunda, şirket hakkında idari para cezası uygulanmasının yanında, yönetici hakkında da ayrıca para cezası tesis edildi. Karar, yalnızca kartel taraflarının değil, karteli organize eden veya sürdüren üçüncü kişilerin ve hatta belirleyici rol oynayan gerçek kişi yöneticilerin de yaptırımla karşılaşabileceğini göstermesi bakımından önem taşıyor.

Faydalı Bilgi: Rekabet hukuku uygulamasında, bir ihlalin tarafı olmayan üçüncü kişiler de kartelin kurulmasına, koordinasyonuna veya sürdürülmesine sağladıkları katkı nedeniyle “kartel kolaylaştırıcısı” sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Ayrıca rekabet hukukunda idari para cezaları, yalnızca teşebbüsler hakkında değil, ihlalin ortaya çıkmasında veya sürdürülmesinde “belirleyici etki”si bulunduğu tespit edilen yönetici ve çalışanlar hakkında da uygulanabilmektedir.

 

 

 

İLAÇ SEKTÖRÜNDEÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMALARI VE HASSAS BİLGİ PAYLAŞIMINA CEZA!

Kurul, ilaç sektöründeki rekabete aykırı uygulamalara ilişkin olarak çok sayıda teşebbüs hakkında yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturmada, ilaç şirketleri arasındaki çalışan ayartmama anlaşmaları ile rekabete hassas bilgi paylaşımı iddialarını ve, AbbVie’nin hâkim durumunu kötüye kullandığı iddialarını inceledi3.

Kurul, bazı teşebbüslerin rakip şirket çalışanlarını işe almamaya yönelik centilmenlik anlaşmaları veya uyumlu eylemler içinde bulunduğunu tespit etti. Dosya kapsamında incelenen yazışmalarda “off-limits şirketler” ve “centilmenlik anlaşmasına taraf şirketler” yönündeki ifadelere yer verilmesini, teşebbüsler arasında çalışan ayartmamaya yönelik bir anlaşma veya uyumlu eylem bulunduğuna işaret eden bir unsur olarak değerlendirdi. Kurul, bu tür düzenlemelerin işgücü girdisinin teşebbüsler arasında paylaşılması sonucunu doğurduğunu, çalışan hareketliliğini sınırladığını ve ücretler üzerinde baskı yaratabildiğini ortaya koydu. Bu nedenle çalışan ayartmama düzenlemeleri, amaç bakımından rekabeti sınırlayıcı nitelikte olarak nitelendirildi. Bu doğrultuda teşebbüslerin uygulamada karşılıklı işe alımların devam ettiği savunması yerinde görülmedi. Sonuç olarak Kurul, bu kapsamda toplam 10 teşebbüse idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Dosyanın bir diğer önemli boyutunu insan kaynakları verilerinin paylaşımı oluşturdu. Kurul, bazı teşebbüsler arasında maaş artış oranları, planlanan ek zamlar ve yan haklara ilişkin ileriye dönük bilgilerin paylaşılmasını rekabete hassas bilgi değişimi olarak değerlendirdi. Özellikle geleceğe yönelik bu tür bilgi paylaşımlarının piyasadaki belirsizliği ortadan kaldırdığı, rakip teşebbüslerin maliyet yapılarının benzeşmesine yol açtığı ve pazarın şeffaflaşması nedeniyle rekabeti kısıtlayıcı etki doğurduğu belirtildi. Ayrıca ücret ve yan hakların rakipler arasında benzeşmesinin, çalışanların iş değiştirme eğilimlerini azaltıcı nitelik taşıdığı da vurgulandı. Bu çerçevede karar, insan kaynakları ekipleri arasındaki temasların artık yalnızca operasyonel iletişim olarak görülemeyeceğini, doğrudan rekabet hukuku riski doğurabileceğini ortaya koydu. Bu nedenle toplamda 7 teşebbüse idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Bununla birlikte Kurul, çalışan ayartmama hükümlerinin her durumda hukuka aykırı olmayacağını da ortaya koydu. Birleşme ve devralma işlemleri, lisans ilişkileri, dağıtım sözleşmeleri veya benzeri meşru ticari ilişkiler kapsamında yer alan; yalnızca ilgili işlemle doğrudan bağlantılı, gerekli ve orantılı çalışan ayartmama hükümlerinin yan sınırlama doktrini çerçevesinde Kanun’un 4. maddesi dışında kalabileceği kabul edildi. Bu yaklaşım, çalışan ayartmama yükümlülüklerinin mutlak biçimde yasaklanmadığını; ancak hukuka uygunluk değerlendirmesinin, söz konusu düzenlemenin dayandığı ticari ilişkinin niteliği, kapsamı ve zorunluluğu dikkate alınarak yapılacağını ortaya koydu.

Öte yandan Kurul, AbbVie bakımından hâkim durumun kötüye kullanılması iddialarını da üç başlık altında inceledi: hekimlere yapılan ödemeler ve cihaz bağışları yoluyla hekim tercihlerinin etkilenip etkilenmediği, ruhsat ve geri ödeme süreçleri üzerinden rakiplerin pazara girişinin engellenip engellenmediği ve hasta verilerine ilişkin veri toplama faaliyetlerinin hukuka aykırı olup olmadığı. İnceleme sonucunda, hekimlere yapılan ödeme ve cihaz bağışlarının yasal sınırlar, bilimsel etkinlik katılımları ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu uygulamaları çerçevesinde kaldığı ve rakipleri dışlayıcı bir amaç taşımadığı sonucuna varıldı. AbbVie’nin kamu otoriteleri üzerinde baskı kurarak rakiplerin pazara girişini engellediği yönündeki iddialar doğrulanmadı. Hasta verilerine ilişkin faaliyetler ise olağan saha istihbaratı kapsamında değerlendirildi. Bu çerçevede Kurul, AbbVie’nin Hepatit C pazarında hâkim durumda olmasına rağmen, incelenen uygulamaların hiçbirinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye kullanma teşkil etmediğine karar verdi.

Faydalı Bilgi: Çalışan ayartmama anlaşmaları “amaç bakımından” rekabet kısıtlaması olarak kabul edildiğinden, teşebbüsler arasında fiilen çalışan transferi gerçekleşmiş olması veya anlaşmanın piyasada somut bir etki doğurmamış olması, yapılan ihlal tespitini ve idari para cezası uygulanmasını ortadan kaldırmamaktadır.

 

 

 

ÇİMENTO SEKTÖRÜ YENİDEN REKABET KURUMU’NUN MERCEĞİNDE!

Rekabet Kurulu, çimento sektörüne yönelik kapsamlı bir sektör incelemesi başlattı4. Rekabet Kurumu duyurusunda, çimentonun altyapı ve inşaat sektörleri bakımından stratejik önem taşıdığına, Türkiye’nin ise dünya çimento üretiminde önde gelen ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekti.

İnceleme kararının temelinde, sektörün rekabet hukuku bakımından taşıdığı yapısal özellikler yer alıyor. Kurum, çimento sektöründe yoğunlaşma düzeyinin yüksek, ürünlerin ise büyük ölçüde homojen olduğunu; bu nedenle sektörün rekabetçi sorunlara elverişli bir pazar yapısı sergilediğini belirtti..

Çimento sektörü, uzun süredir Kurum’un yakından izlediği sektörler arasında yer aldığından, duyuruda ayrıca, bugüne kadar hazırlanan önaraştırma ve soruşturma raporlarının çoğunlukla belirli bölge, dönem, teşebbüs veya ihlal iddialarıyla sınırlı kaldığı ifade edildi. Yeni sektör incelemesiyle ise daha geniş bir dönem ve daha fazla teşebbüsü kapsayan bütüncül bir değerlendirme yapılması hedefleniyor. Bu kapsamda, firma ve müşteri düzeyindeki mikro verilerden yararlanılarak sektörün pazar yapısı, firma davranışları ve bölgesel rekabet dinamikleri uzun dönemli bir perspektifle analiz edileceği anlaşılıyor.

Elde edilecek bulguların, ilerleyen dönemde politika geliştirme süreçlerinde ve sektöre yönelik olası adımlarda dikkate alınması bekleniyor. Bu yönüyle inceleme, çimento sektörüne ilişkin daha kapsamlı ve veri temelli bir değerlendirme zemini oluşturacak.

Faydalı Bilgi: Sektör incelemeleri, Rekabet Kurumu’nun “rekabet savunuculuğu” araçlarından biridir ve ilgili piyasada rekabetin güçlendirilmesine yönelik önerilerin geliştirilmesine zemin hazırlar. Ayrıca bu incelemeler doğrudan bir ihlal tespiti anlamına gelmemekle birlikte, Kurum’un ilgili pazarı daha yakından izlemeye başladığını ve ileride önaraştırma, soruşturma veya politika adımlarının gündeme gelebileceğini gösterir.

 

 

ORZAKS SORUŞTURMASINDA İNTERNET SATIŞ KISITLAMASINA CEZA, DIŞLAYICI UYGULAMALARINA TAAHHÜT

Rekabet Kurulu, Orzaks İlaç ve Kimya Sanayi Ticaret A.Ş.’nin (“Orzaks”) eczanelerin internet satışlarını kısıtlama, eczanelere alım yükümlülükleri getirme, belirli ürün gruplarını birlikte bulundurma zorunluluğu öngörme ve çeşitli indirim uygulamalarıyla rakipleri dışlama niteliği taşıdığı iddia edilen eylemleri hakkında yürüttüğü soruşturmayı, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri kapsamında inceleyerek taahhüt ve uzlaşma usulleri çerçevesinde karara bağladı5.

Uzlaşma usulü sonucunda Kurul, eczanelerin internet satışlarının kısıtlanması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine hükmederek Orzaks hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Bunun yanında, eczanelere getirilen alım yükümlülükleri, belirli ürün gruplarının birlikte bulundurulması zorunluluğu ve çeşitli indirim uygulamaları yoluyla rakiplerin dışlandığı iddiaları bakımından sunulan taahhütler kabul edilerek bağlayıcı hale getirildi. Orzaks tarafından beş yıl süreyle yıllık olarak raporlanacak taahhütler şu şekildedir:

  • D3 ve D3K2 ürünlerinde raf ve yemek çeki desteği kaldırılacak: Bu ürünler bakımından raf desteği ve yemek çeki desteği verilmeyecek; eczacılara yönelik tatil kampanyalarına da dahil edilmeyecek.
  • İskonto uygulaması sınırlandırılacak: D3 ve D3K2 dışındaki ürünlerde de mal fazlası dışında iskonto uygulanmayacak.
  • Dönemsel kampanyalar yeknesak olacak: Mal fazlası dışında, yalnızca nihai tüketiciye yönelik promosyon malzemesi, ekstra ürün veya iskontolu ürün içeren ve tüm eczaneler bakımından yeknesak uygulanan dönemsel kampanyalar yapılabilecek.
  • Alım desteğinde objektif kriterler uygulanacak: Eczanelere, “spesifik noktalardaki eczaneler” ve diğer eczaneler ayrımına göre destek verilmesi halinde, destekler objektif kriterler çerçevesinde belirlenecek.
  • Ürün seçim özgürlüğü açıkça belirtilecek: Orzaks ürün listesine, bayilerin istedikleri ürünü seçmekte serbest olduğunu belirten açık ve okunabilir bir ibare eklenecek.
  • Rakip ürünlere raf görünürlüğü tanınacak: Sözleşmelere, eczanelerin raflarını rakip ürünlere de yer verecek ve onları görünür kılacak şekilde serbestçe kullanabileceğine ilişkin hüküm eklenecek.

REKABET KURULU, ABG’NİN GUESS?’İN FİKRİ MÜLKİYET HAKLARINI DEVRALMASINA İZİN VERDİ

Rekabet Kurulu, küresel marka lisanslama devi Authentic Brands Group, LLC’nin (“ABG”) ünlü giyim markası GUESS?, Inc.’nin (“GUESS”) fikri mülkiyet haklarını ve müşteri verilerini devralmasına oybirliğiyle izin verdi6.

ABG, Reebok ve Brooks Brothers gibi onlarca küresel markanın fikri mülkiyet haklarını bünyesinde barındıran, medya, eğlence ve yaşam tarzı sektörlerinde faaliyet gösteren bir marka lisanslama şirketi. ABG ise, çatısı altındaki markalara ilişkin üretim, mağaza işletmeciliği veya stok yönetimi gibi operasyonel faaliyetlere bizzat girmeyip; lisans haklarını üçüncü taraflara devretmek suretiyle bu haklardan doğan telif gelirlerinin yönetimi şeklinde bir iş modeli tercih ediyor. Türkiye’de de hâlihazırda çok sayıda markanın lisans haklarına sahip olan ABG, bu kez hazır giyim ve aksesuar pazarının tanıdık ismi GUESS’i portföyüne katmak için harekete geçti.

İşlemin kurgusu dikkat çekici. GUESS, tüm şirketini değil; tescilli fikri mülkiyet haklarını -tasarımlar, marka portföyü, reklam ve görsel materyaller, arşiv koleksiyonları- ile son otuz altı aya ait müşteri verilerini ABG’ye devredecek; GUESS’in mağazaları, çalışanları, tedarikçi sözleşmeleri ve diğer operasyonel varlıkları ise GUESS’de kalmaya devam edecek. Devrin yapısı gereği söz konusu fikri mülkiyet hakları ve müşteri verileri önce bu amaçla kurulan iki ara şirkete aktarılacak, ABG’nin yine bu işlem için kurduğu şirket ABG GLOW ise anılan ara şirketlerin hisselerini devralacak şekilde taraflar arasında 20.08.2025 tarihinde bir sözleşme imzalanmıştı.

Kurul, söz konusu yapıyı önce 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında değerlendirdi. İşlemin yalnızca fikri mülkiyet hakları ve müşteri verilerini kapsıyor olması, tek başına devralma değerlendirmesinin dışında kalmak için yeterli olmadığı: devre konu varlıkların pazar cirosu atfedilebilen bir faaliyeti temsil etmesi ve bu sayede kontrolde kalıcı değişiklik yaratması halinde söz konusu işlem yine de devralma olarak nitelendirilebileceği belirtildi. Türkiye’de GUESS adına fikri mülkiyet haklarını lisanslama faaliyeti yürütülmekte ve bu faaliyet kapsamında gelir elde edilmekte olduğundan Kurul, devre konu varlıkların pazar cirosu atfedilebilen bir nitelik taşıdığını ve işlemin izne tabi bir devralma oluşturduğunu tespit etti. İlgili pazar olarak marka lisanslama pazarı -ve alt kırılım olarak giyim ile aksesuar markalarının lisanslanması pazarı- belirlemesi yapıldı. Her iki alanda da tarafların Türkiye’deki pazar payları son üç yılda %20 eşiğinin oldukça altında seyrettiği göz ününde bulundurulduğunda ABG ve GUESS’in birleşik payının da aynı eşiğin belirgin biçimde altında kalacağı görüldü; işlemin rekabet açısından olumsuz etkilerinin sınırlı olduğu ve detaylı bir analiz gerektirmediği sonucuna ulaşıldı. Kurul, herhangi bir şart ya da taahhüt öngörmeksizin işleme izin verdi.

 

Faydalı Bilgi: Patentler, markalar, tasarımlar veya telif hakları gibi fikri mülkiyet haklarının devrine konu işlemler; devredilen varlıklara atfedilebilir bir pazar cirosunun mevcut olması ve bu suretle söz konusu varlıkların müstakil bir iş birimi niteliği taşıması halinde, 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi çerçevesinde devralma işlemi olarak nitelendirilebilecektir. Bu itibarla, münhasıran fikri mülkiyet haklarını kapsayan işlemlerin de öngörülen ciro eşiklerini aşması durumunda Rekabet Kurulu'na bildirim yükümlülüğünün doğabileceği ve işlemin izne tabi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

 

 

TEKFEN DEVRALMASINDA “GUN-JUMPING” KARARI:  “GEÇİŞ DÖNEMİ” HÜKÜMLERİ CAN GRUBUNA CEZA GETİRDİ

Rekabet Kurulu, Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği AŞ’nin (“CAN KÜLTÜR”) içerisinde bulunduğu Can Grubu ekonomik bütünlüğü tarafından Tekfen Holding AŞ’nin (“TEKFEN”) kontrolünün devralınmasına yönelik işlemi inceledi ve Can Grubuna idari para cezası uyguladı7.

Ne Olmuştu?

Can Grubu ile TEKFEN’in kurucu ortaklarından bir aile arasında 10.04.2025 tarihinde bir “Pay Devri Sözleşmesi” imzalandı. Can Grubu’nun ise TEKFEN’de halihazırda toplam %17,52 oranında paya sahip bulunuyor, sözleşme kapsamında ailenin TEKFEN’deki %25,24 oranındaki payının CAN KÜLTÜR’e devredilmesi planlanıyordu. Dolayısıyla devir tamamlandığında Can Grubu’nun TEKFEN’deki toplam payı %42,76’ya ulaşacaktı. Bu doğrultuda devralan taraf, 14.04.2025 tarihinde işlem için Kurum’a başvuruda bulunmuştu.

Kurul Ne Tespit Etti?

Kurul, söz konusu Pay Devri Sözleşmesi’nin “7. Geçiş Dönemi” başlıklı bölümündeki hükümlere odaklandı. Bu hükümler uyarınca aile, 01.05.2025-31.12.2025 tarihleri arasında gerçekleşecek tüm TEKFEN olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında CAN KÜLTÜR’ün önergeleriyle aynı yönde oy kullanmayı; yönetim kurulu listesi ve komite atamaları dahil tüm konularda CAN KÜLTÜR’ün iradesine uygun davranmayı taahhüt ediyordu. Bu yükümlülüklere aykırılık halinde ağır bir cezai şart uygulanacağı da hükme bağlanmıştı.

Kurul, anılan geçiş dönemi hükümlerinin aileye ait oy haklarını Kurul izni beklenmeksizin fiilen CAN KÜLTÜR’ün tasarrufuna bıraktığını değerlendirdi. Kontrol kavramına ilişkin kılavuz ilkelerine göre, kontrol değişikliğinin varlığı için belirleyici etkinin fiilen uygulanması değil, bu etkiyi uygulayabilme olanağına sahip olmak yeterli göründüğünden hareketle; sözleşmenin imzalandığı andan itibaren genel kuruldaki oy çoğunluğunun Can Grubu’na geçtiği ve fiili kontrol değişikliğinin Kurul’un onayına sunulmaksızın fiilen gerçekleştiği sonucuna ulaşıldı. Nitekim 07.05.2025 tarihinde yapılan TEKFEN olağan genel kurulunda Can Grubu ve aile ortak bir yönetim kurulu listesi sunmuş; yapılan oylamayla bu liste kabul edilerek Mehmet Şakir CAN Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Kemal CAN ise Yönetim Kurulu üyesi olarak seçildiği anlaşılıyordu.

Kurul, işlemin kontrolde kalıcı değişiklik yaratması ve ciro eşiklerini aşması nedeniyle izne tabi olduğunu tespit etti. Bildirim yapılmış olmakla birlikte Kurul izni alınmadan işlemin fiilen gerçekleştirilmesi, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca devralan konumundaki Can Grubuna 2024 yılı Türkiye’de elde edilen gayri safi gelirinin binde biri oranında idari para cezası uygulanması sonucunu doğurdu. Kararda ayrıca, işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında rekabeti önemli ölçüde azaltıp azaltmayacağı yönündeki esasa ilişkin incelemenin ayrıca sürdüğü ve dosyanın tekemmülünün ardından işlemin nihayete erdirileceği belirtildi.

Faydalı Bilgi: İzne tabi birleşme ve devralma işlemlerinin Kurul tarafından karara bağlanmasından önce fiilen gerçekleştirilmesi (gun-jumping), Kurul izni alınmadan işlemin tamamlanmaması yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, izin alınmaksızın hayata geçirilen işlemler bakımından, söz konusu işlemin Kanun'un 7. maddesi kapsamına girip girmediğinden bağımsız olarak idari para cezası tatbik edilebilecektir.

 

 

 

ŞİŞECAM’IN YETKİLİ BAYİLİK SÖZLEŞMESİNE BİREYSEL MUAFİYET TALEBİNE RED!

Rekabet Kurulu, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları AŞ’nin (“ŞİŞECAM”) 19 yetkili bayi ile imzalamayı planladığı rekabet etmeme yükümlülüğü içeren Yetkili Bayilik Sözleşmesi”ne bireysel muafiyet tanınması talebini oybirliğiyle reddetti8.

Ne Olmuştu?

Türkiye’nin en büyük cam üreticisi ŞİŞECAM, 2019 yılında ilettiği bildirimle 19 yetkili bayi aracılığıyla kurmayı planladığı dağıtım sistemine bireysel muafiyet tanınmasını talep etti. Sözleşme; bayilerin yalnızca ŞİŞECAM ürünleri satmasını ve rakip ürün tedarik etmemesini öngörüyor olsa da; bölgesel münhasırlık, aktif/pasif satış kısıtlaması veya tavsiye fiyat gibi unsurlar içermiyordu.

Kurul Nasıl Bir Değerlendirmede Bulundu?

Kurul, ilgili ürün pazarını “düzcam pazarı” ve ilgili coğrafi pazarı Türkiye olarak belirledi ve yalnızca bir yerli rakip olan Düzce Cam Sanayi ve Ticaret AŞ’nin (“DÜZCE CAM”) bulunduğu pazarda ŞİŞECAM’ın hâkim durumda olduğunun önceki Kurul kararlarıyla da sabit olduğu belirtildi. Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu tespit edildiğinden menfi tespit belgesi verilemeyeceğine hükmedildi. ŞİŞECAM’ın pazardaki payı %30 eşiğini aştığından 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyeti de söz konusu olmadı; bu nedenle bireysel muafiyet değerlendirmesine geçildi. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında yapılan incelemede Kurul, bayilik sistemiyle talep tahmin doğruluğu (TTD) oranında iyileşme sayesinde atıl stokların azalabileceğini, üretim planlamasının güçlenebileceğini ve arz sürekliliğinin sağlanabileceğini kabul ederek (a) bendindeki koşulun karşılandığına karar verdi. Buna karşın kalan üç koşul bakımından olumsuz değerlendirmelere ulaşıldı.

(b) bendi kapsamında Kurul, ülke içine giren ithalat miktarına yakın düzeyde düzcam ihracatının ŞİŞECAM tarafından gerçekleştiriliyor olmasını, bayilik sisteminin muafiyetten yararlandığı 2018-2019 döneminde dahi düzcam fiyatlarının ÜFE artışının üzerinde seyretmesini ve markalar arası rekabetin sınırlılığını göz önünde bulundurarak etkinlik kazanımlarının tüketiciye yansıtılmayacağına hükmetti.

(c) bendi kapsamında ise Sözleşme akdedilmesi planlanan 19 bayinin 2024 yılı itibarıyla düzcam alım pazarının yaklaşık %40’ını oluşturduğu ve bayilerin önemli bir bölümünün aynı zamanda çift cam üreticisi ve sanayici üretici olduğu dikkate alındığında, rekabet etmeme yükümlülüğünün etkisinin yeniden satış kanalının ötesine geçeceği ve DÜZCE CAM’ın en yoğun faaliyet gösterdiği kanalların da dahil olmak üzere pazarın önemli bir bölümünün rakiplere kapanabileceği sonucuna varıldı.

(d) bendi kapsamında ise Kurul, ŞİŞECAM’ın hâlihazırda kullandığı ARVENTO ve ORTEK gibi takip ve planlama sistemleri aracılığıyla iddia edilen TTD iyileşmelerinin rekabet etmeme yükümlülüğüne gerek kalmaksızın sağlanabileceğini, dolayısıyla yükümlülüğün zorunlu olandan fazla rekabet kısıtlaması getirdiğini tespit etti.

Kurul sonuç olarak Sözleşme’ye bireysel muafiyet tanınamayacağına oybirliğiyle karar verdi.

 

Faydalı Bilgi: Dikey anlaşmalara bireysel muafiyet tanınabilmesi için 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki dört koşulun birlikte sağlanması gerekmektedir: (i) üretim veya dağıtımda iyileşme ya da ekonomik/teknik gelişme sağlanması, (ii) tüketicinin bu kazanımlardan adil bir pay alması, (iii) rekabetin zorunlu olandan fazla kısıtlanmaması ve (iv) ilgili pazarda rekabetin önemli bir bölümünün ortadan kaldırılmaması. Bu koşullar kümülatif nitelikte olduğundan yalnızca birinin sağlanmaması dahi muafiyetten yararlanılamaması sonucunu doğurmaktadır.

SAHİBİNDEN’İN OTOBİD HİZMETİNE YÖNELİK SORUŞTURMA TAAHHÜTLERLE SONLANDI

Rekabet Kurulu, Sahibinden Bilgi Teknolojileri Pazarlama ve Ticaret AŞ’nin (“SAHİBİNDEN”) çevrim içi ikinci el araç alım-satım hizmetleri pazarındaki faaliyetlerine ilişkin soruşturmayı, SAHİBİNDEN tarafından sunulan taahhütleri bağlayıcı hale getirerek oybirliğiyle sonlandırdı9.

Ne Olmuştu?

Türkiye’nin lider çevrim içi ilan platformu konumundaki SAHİBİNDEN, 2023 yılının Kasım ayında bireysel kullanıcıların araçlarını açık artırma yöntemiyle oto galerilere sattığı, tüketiciden oto galeriye (C2B) iş modeliyle çalışan bir platform olan Otobid adlı hizmeti piyasaya sürdü. Kurul ise 16.01.2025 tarihli kararıyla SAHİBİNDEN’in başta kurumsal ve bireysel üyelerin vasıta satış faaliyetlerine yönelik çevrim içi platform hizmetlerindeki hâkim durumundan kaynaklanan pazar gücünü ve sahip olduğu kullanıcı verilerini Otobid hizmeti aracılığıyla çevrim içi ikinci el araç alım-satım hizmetleri pazarına aktararak rekabeti kısıtlayıp kısıtlamadığının tespiti amacıyla soruşturma açtı. Aynı kararla, iki temel endişe gerekçesiyle SAHİBİNDEN’e geçici tedbir uygulandı: (i) SAHİBİNDEN platformu içinde Otobid hizmetine ilişkin gösterimlerin ve yönlendirmelerin engellenmesi; (ii) ilan listeleme hizmetleri kapsamında elde edilen verilerin Otobid hizmetlerinde kullanılmasının önlenmesi.

Geçici tedbir kararının uygulanması sancılı bir süreç izledi. SAHİBİNDEN’in önerdiği çözümler başlangıçta yetersiz bulundu ve Kurul, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine günlük idari para cezası uyguladı. Mart 2025’te Otobid hizmeti faaliyetlerini durdurdu; Nisan 2025’te ise Kurul, SAHİBİNDEN’in önerdiği çözümlerin geçici tedbir kararını karşıladığına hükmetti.

Kurul Hangi Endişeleri Tespit Etti?

Soruşturma iki temel endişe ekseninde şekillendi. İlki veri birleştirme kaynaklı endişeler; ikincisi ise yoğun reklam harcamalarından doğan endişelerdi.

Veri temelli endişeler kapsamında Kurul, SAHİBİNDEN’in ilan listeleme platformunun uzun yıllar boyunca biriktirdiği hacimli kullanıcı ve araç verilerini Otobid hizmeti için kullandığını tespit etti. Bu verilerin -ilan henüz tamamlanmamış, araç bilgileri kamuya açılmamışken- bireyselden oto galeriye satış hizmetinde kullanılması ve ilan verme aşamasındaki kullanıcıların doğrudan Otobid’e yönlendirilmesi somut bir kaldıraç davranışı olarak değerlendirildi. SAHİBİNDEN’in tüm hizmetlerine ait verilerin tek bir havuzda toplandığı ve aynı ekipler tarafından yönetildiği de belirlendi.

Reklam temelli endişeler kapsamında ise Kurul, SAHİBİNDEN’in Otobid için platform içi ve platform dışı kanallarda rakiplerinin ulaşamayacağı bütçelerle reklam yatırımı gerçekleştirdiğini saptadı. Nitekim Kasım 2023-Mayıs 2025 döneminde çevrim içi ikinci el araç alım-satım sektöründeki toplam reklam harcamalarının büyük çoğunluğunun SAHİBİNDEN’e ait olduğu, bu harcamaların ise büyük ölçüde çevrim içi ilan hizmetlerinden elde edilen gelirlerle finanse edildiği görüldü.

Taahhütler Ne Getiriyor?

SAHİBİNDEN, revize taahhüt dilekçesiyle dört taahhüt sundu. Veri temelli endişeleri gidermek üzere sunulan ilk üç taahhüt kapsamında SAHİBİNDEN, (i) Otobid hizmetini www.otobid.com üzerinden bağımsız biçimde sunmayı ve www.sahibinden.com ile her türlü bağını kesmeyi; (ii) ilan verme aşamasında kullanıcıları Otobid’e yönlendirmemeyi; (iii) çevrim içi ilan listeleme hizmetlerinden elde edilen kamuya açık olmayan verileri Otobid için kullanmamayı taahhüt etti. Bu amaçla veri tabanları ve veri ekipleri ayrıştırıldı, Otobid personeli farklı bir fiziki lokasyona taşındı, yönetim kurulları arasındaki çapraz üyelik yasaklandı ve hesap sözleşmeleri revize edildi.

Reklam temelli endişelere yönelik dördüncü taahhüt ise Birinci Taahhüt Dilekçesi’nde sunulan ve toplam işlem değeri üzerinden kurgulanan sınırlama reddedilince revize edildi. Revize taahhüde göre, C2B araç satış adedi belirli bir eşiği aştığı takdirde Otobid kapsamındaki reklam harcamaları ve değişken maliyetler yalnızca Otobid’in kendi gelirleriyle finanse edilecek; başta ilan hizmetleri olmak üzere diğer hizmetlerden elde edilen gelirlerle sübvanse edilemeyecek.

Nihai olarak Kurul, revize taahhütlerin rekabet sorunlarıyla orantılı, bu sorunları gidermeye elverişli ve etkin biçimde uygulanabilir olduğunu değerlendirerek taahhütleri bağlayıcı hale getirdi ve soruşturmayı oybirliğiyle sonlandırdı.

 

Faydalı Bilgi: Açık ve ağır ihlallerle ilgili olmayan soruşturmalarda ilgili teşebbüsler taahhüt sunma imkânına sahiptir. Taahhütlerin kabul edilmesi halinde Kurul soruşturmayı sonlandırır ve ihlal tespiti yapmaz; bu nedenle taahhüt kararları, ihlalin varlığına ya da yokluğuna dair bir değerlendirme içermemektedir. Ancak yine de taahhütler ve buna bağlı yükümlülükler teşebbüsler için bağlayıcıdır.

ENERJİ ALTYAPISININ DÖNÜŞTÜRÜCÜLERINE REKOR CEZA!

Rekabet Kurulu, elektriğin üretimden tüketiciye ulaşmasında kritik bir halka olan güç ve dağıtım transformatörleri ile hücre ve beton köşk sektöründe faaliyet gösteren teşebbüslerin ihalelerde danışıklı hareket ettiğini ve ihale dışı satışlarda fiyat belirlediğini tespit etti, 18 teşebbüs hakkında yürütülen soruşturma sonucunda 10 teşebbüse toplam 537 milyon TL’yi aşan idari para cezası uygulandı10.

Soruşturma Nasıl Başladı?

Soruşturmanın fitilini anonim ihbarlar ateşledi. Kasım-Aralık 2022’de Kuruma ulaşan ihbarlarda, elektrik iletim şebekesinin tek işleticisi olan TEİAŞ’ın güç transformatörü ihalelerinin belirli teşebbüsler tarafından paylaşıldığı, ihale teknik şartnamelerinin ilan edilmeden önce TEİAŞ yetkililerinden öğrenilerek rakiplerle paylaşıldığı ve yapay yüksek tekliflerle ürünlerin yüksek fiyatlardan satıldığı ileri sürüldü. Kurul önce önaraştırma, ardından birden fazla Kurul kararıyla genişlettiği kapsamlı bir soruşturma başlattı. Temmuz 2023, Eylül 2023 ve Mayıs 2024 tarihlerinde birbirine bağlanan üç soruşturma kararıyla dosya, güç transformatörlerinden dağıtım transformatörlerine, hücrelerden beton köşklere uzanan geniş bir ürün yelpazesini ve TEİAŞ ihalelerinin yanı sıra Türkiye’nin 21 elektrik dağıtım bölgesindeki özel dağıtım şirketlerine yönelik satışları da kapsayacak biçimde büyüdü. Süreç içinde çok sayıda teşebbüste eş zamanlı yerinde inceleme gerçekleştirildi.

Kimler Ceza Aldı?

Ceza yağmuru on teşebbüsü vurdu. Listenin başında Astor Enerji AŞ ile EFG Elektrik Enerji AŞ’den oluşan ekonomik bütünlük yer alıyor; bu iki teşebbüse 339,8 milyon TL ceza kesildi. Diğer teşebbüsler ise Balıkesir Elektromanyetik, Beta Enerji, Ekos Teknoloji, Eltaş Transformatör, Eva Elektromekanik, Monokon Elektrik ve Ulusoy Elektrik oldu.

İstisna SEM Transformatör AŞ oldu. SEM, soruşturma sürecinde uzlaşma yolunu seçerek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğini kabul etti. Kurul ise %25 indirim uygulayarak 42.379.948,55 TL cezayla soruşturmayı SEM bakımından kapattı.

Dört teşebbüs ise “ne bis in idem” (aynı fiilden iki kez yargılanmama) ilkesinin koruması altına girdi: Armtek Elektrik, ATS Elektrik Pano, Girişim Elektrik ve Europower Enerji. Benzer davranışlarına ilişkin daha önceden tesis edilen Kurul kararları bulunduğundan bu teşebbüsler hakkında yeni ceza uygulanmasına yer olmadığına hükmedildi. Grid Solutions, Hitachi TR Energy, Kontrolmatik ve Meksan Trafo ise ihlale ilişkin herhangi bir bulguya ulaşılamadığından soruşturmadan aklanarak çıktı. ASTOR’un ise soruşturma sürecinde aktif bir işbirliği başvurusu bulunuyor olmasına rağmen, başvurusu Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik koşullarını karşılamadığı gerekçesiyle reddedildi.

Faydalı Bilgi: Uzlaşma mekanizması; soruşturma raporunun tebliğine kadar geçen süre zarfında talep edilebilen ve ihlalin kabul edilmesi karşılığında yüzde on ile yüzde yirmi beş arasında ceza indirimi öngören usule ilişkin bir araçtır. Uzlaşmayla sonuçlandırılan dosyalarda, uzlaşmanın tarafları hem uygulanan idari para cezasını hem de uzlaşma metninde yer alan tespitleri dava konusu yapamayacaktır.

REKABET KURUMU 2025 YILI FAALİYET RAPORU: FAZLACA CEZA, ARTAN İŞ YÜKÜ, YENİ GÜNDEM MADDELERİ

Rekabet Kurumu, 2025 yılına ilişkin faaliyet raporunu kamuoyuyla paylaştı11. Kurul’un geçen yılki faaliyetleri özetle: toplam 530 nihai karar, yaklaşık 12,1 milyar TL idari para cezası ve son beş yılın en yüksek birleşme-devralma dosya sayısına işaret ediyor.

Karara Bağlanan Dosyalar

Kurul, 2024’e kıyasla %9 oranında artışla 2025 yılında 530 dosyayı karara bağladı. Bu dosyaların 416’sı birleşme ve devralma, 104’ü rekabet ihlali, 10’u ise muafiyet/menfi tespit başvurularına ilişkin. Rekabet ihlali dosyalarında bir önceki yıla (166 karar) göre dikkat çekici bir gerileme yaşandığı görülmekle bu gerilemenin kısmen soruşturma sayısındaki düşüşten (2024’te 49, 2025’te 44 tamamlanan soruşturma), kısmen de daha az sayıda soruşturmayla daha yüksek cezalar gerçekleştirilmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta. Öte yandan birleşme ve devralma dosyalarında %34’lük artışla 416 işlem karara bağlandı; bu da, son beş yılın en yüksek rakamı oldu.

Yaptırımlar: Rekor Ceza Tutarı

2025 yılında uygulanan toplam idari para cezası tutarı yaklaşık 12,1 milyar TL’ye ulaştı; bu tutar 2024’teki 7,5 milyar TL’nin neredeyse bir buçuk katına tekabül ediyor. Cezaların bileşenlerine bakıldığında 7,79 milyar TL’lik kısmın esasa ilişkin ihlal cezalarından; 3,81 milyar TL’lik kısmın ise 17. madde kapsamındaki nispi idari para cezalarından (taahhüt ihlalleri gibi) oluştuğu görülüyor. Gıda sektörü yaklaşık 4,7 milyar TL ile açık ara en yüksek ceza uygulanan sektör olurken hemen arkasında kimya-madencilik (669 milyon TL), altyapı hizmetleri (658 milyon TL), iş gücü piyasası (557 milyon TL) ve otomotiv-taşıtlar (526 milyon TL) sektörleri geliyor.

Soruşturma Süreçlerinde Uzlaşma ve Taahhüt

2025 yılında sonuçlanan 89 soruşturmanın 47’si uzlaşma, 11’i taahhüt mekanizmasıyla kapandı. Uzlaşmayla sonuçlanan dosyaların toplam soruşturma kararları içindeki oranı 2024’teki %65 düzeyinden %52’ye geriledi. Yerinde inceleme görevlendirme sayısı ise 2024’teki 1.039’dan 1.509’a yükseldi; bu artış, Kurum’un sahada aktifliğini koruduğunu gösteriyor.

İş Gücü Piyasası: Gündemin Yeni Sabitlerinden Biri

2025 yılı faaliyetlerinde iş gücü piyasaları hem soruşturma hem de birleşme-devralma incelemelerinde giderek daha fazla yer tutmaya başladığı görülüyor. Nitekim soruşturma cephesinde ilaç, hazır beton ve diğer sektörlerdeki çalışan maaş anlaşmaları ile çalışan ayartmama anlaşmaları nedeniyle toplamda 557 milyon TL ceza uygulandı. Birleşme-devralma tarafında ise Kurul, 2025 yılı için ilk kez iş gücü piyasasını ayrı bir sektör olarak sınıflandırdı; bu kategoride 14 işlem karara bağlandı.

Birleşme ve Devralmalar: Hız, Yoğunluk, Yeni Odak

416 işlemin 381’ine koşulsuz, 10’una koşullu izin verildi; 25 işlem ise kapsam dışı olarak değerlendirildi. Son beş yıllık tabloya bakıldığında, izne tabi işlemlerin yaklaşık %99’unun koşulsuz onay aldığı görülmekte; bu oran, Türkiye’nin birleşme-devralma rejiminin öngörülebilir yapısını koruduğunu ortaya koymaktadır. Bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri sektörü 84 işlemle listede ilk sırayı korurken; Tofaş-Stellantis, Synopsys-Ansys ve Currium-Monrol kararları sektörel derinlik gerektiren incelemelerin gündemde kaldığını gösterdi. Ortalama karar süresi, eksiksiz dosya tarihinden itibaren 10 gün olarak gerçekleşti.

Raporun verilerine göre hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu işlemlerde toplam beyan edilen işlem bedeli 466 milyar TL’ye, özelleştirmeler dâhil edildiğinde ise bu meblağ 574 milyar TL’ye ulaştı. Yabancı yatırımcılar Türk şirketlerine 55 ayrı işlemde yatırım yaptı; bu işlemler içinde Almanya kökenli yatırımcılar 9 işlemle ilk sırada yer aldı.

Yapay Zekâ

Yapay zekâ 2025 yılında da kurumsal gündemin ayrılmaz bir parçasıydı. Kurum, fiyat anomalilerini önceden tespit etmeye yönelik makine öğrenmesi tabanlı bir proje geliştirmekte olduğunu açıklarken Kamu İhale Kurumu ile yapay zekâ destekli ihale karteli tespitine ilişkin iş birliği protokolü de imzalandı.

 

 

ULUSLARARASI TİCARET BÖLÜMÜ

 

  • Gümrük Vergisi İadelerinde Faiz Hesabı Değişiyor

Anayasa Mahkemesi, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanuni faiz” ibaresini iptal etti.12 Karar, gümrük vergileri ile bunlara bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizi veya gecikme zammının geri verilmesinde uygulanacak faiz türü bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizi veya gecikme zammının geri verilmesinde; geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için kanuni faiz uygulanmaktaydı. Anayasa Mahkemesi, kanuni faiz uygulamasının, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacağın reel değerini korumakta yetersiz kalabileceğini değerlendirdi. Bu çerçevede Mahkeme, düzenlemenin mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı bakımından yeterli güvence sağlamadığı sonucuna ulaştı.

Karar, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 31 Aralık 2025’ten itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Böylece Mahkeme, kanun koyucuya yeni bir düzenleme yapılması için geçiş süresi tanımış oldu. Bu süre içinde, gümrük vergilerinin iadesinde hangi faiz türünün ve hesaplama yönteminin uygulanacağına ilişkin tartışmaların özellikle devam eden iade başvuruları ve davalar bakımından önem kazanması beklenmektedir.

Karar, yalnızca teknik bir faiz hesabı meselesi olarak görülmemelidir. İthalatçılar bakımından fazla veya yersiz tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesi, çoğu zaman uzun idari ve yargısal süreçlerin sonunda mümkün olabilmektedir. Bu süreçlerde uygulanacak faiz oranı, iade edilecek tutarın ekonomik karşılığını doğrudan etkilemekte. Bu nedenle karar, özellikle yüksek tutarlı ek tahakkuklar, ihtirazi kayıtla yapılan ödemeler, menşe veya tarife sınıflandırmasına dayalı uyuşmazlıklar ve gözetim uygulamalarından kaynaklanan iade talepleri bakımından pratik önem taşımakta.

Şirketlerin bu aşamada, devam eden iade başvurularını ve yargı süreçlerini gözden geçirmeleri; faiz taleplerini açık şekilde ileri sürmeleri; iptal kararının yürürlük tarihi öncesi ve sonrası dönemler için farklı stratejiler geliştirmeleri önem taşımaktadır. Kanun koyucu tarafından yapılacak yeni düzenleme ise gümrük idaresinin iade süreçlerinde faiz hesabına ilişkin uygulamasını yeniden şekillendirecektir.

  • AB - Mercosur Anlaşması Gümrük Birliği Asimetrisini Yeniden Gündeme Taşıdı

Avrupa Birliği ile Mercosur ülkeleri arasındaki ticaret anlaşmasının geçici uygulama süreci 1 Mayıs 2026 itibarıyla başladı.13 Anlaşma; AB ile Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında geniş kapsamlı bir serbest ticaret bölgesi oluşturuyor ve yaklaşık 700 milyon kişilik bir pazarı kapsıyor. Avrupa Komisyonu, anlaşmanın AB ihracatçıları için yeni pazar erişimi imkânları yaratacağını ve özellikle sanayi ürünleri, otomotiv, makine, ilaç ve tarım-gıda sektörleri bakımından önemli ticari sonuçlar doğuracağını belirtiyor.14

Türkiye, anlaşmanın tarafı değil. Bununla birlikte, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği nedeniyle AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı ticaret anlaşmaları Türkiye bakımından dolaylı sonuçlar doğurabiliyor. Gümrük Birliği’nin mevcut yapısı uyarınca Türkiye, AB’nin ortak gümrük tarifesine ve ticaret politikasına büyük ölçüde uyum sağlamakla yükümlü. Buna karşılık, AB’nin üçüncü ülkelerle akdettiği serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye otomatik olarak taraf olmuyor. Bu durum, Türkiye’nin söz konusu ülkelerle ayrı müzakereler yürütmesini gerektiriyor.

Bu asimetri, AB - Mercosur anlaşmasıyla bir kez daha gündeme geldi. Anlaşma kapsamındaki ürünlerin AB pazarına daha avantajlı koşullarla girmesi, özellikle AB pazarında Türk ihracatçıları ile Mercosur menşeli ürünler arasındaki rekabet koşullarını etkileyebilir. Buna karşılık, Türkiye’nin Mercosur ülkelerine ihracatı bakımından aynı tercihli rejim kendiliğinden uygulanmayacaktır. Bu nedenle, Türk ihracatçıları bazı ürün gruplarında AB’de artan rekabetle karşılaşırken, Mercosur pazarlarında aynı ölçüde pazar erişimi avantajı elde edemeyebilir.

AB - Mercosur Anlaşması Türkiye bakımından yalnızca AB pazarındaki rekabet koşullarını değiştiren bir gelişme değil. Anlaşma, gümrük birliğinin yapısı nedeniyle Türkiye pazarında da etkiler doğurabilir ve Türkiye’nin Mercosur ülkeleriyle paralel bir tercihli ticaret düzeni kurma ihtiyacını yeniden gündeme getirebilir. Bununla birlikte, Türkiye - AB gümrük birliği temel olarak sanayi ürünlerini ve işlenmiş gıda ürünlerini kapsamaktadır. Tarım ürünleri bakımından ise farklı ve daha sınırlı bir rejim uygulanmaktadır. Bu nedenle AB - Mercosur anlaşmasının Türkiye’ye etkisinin, temel olarak sanayi ürünlerinde olması beklenmektedir.

Şirketler bakımından bu gelişme, AB pazarındaki rekabet pozisyonunun, menşe kurallarının, tedarik alternatiflerinin ve fiyatlama stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Türkiye açısından ise AB’nin yeni nesil ticaret anlaşmaları, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin üçüncü ülkelerle paralel anlaşma yapabilme kapasitesinin güçlendirilmesi ihtiyacını yeniden öne çıkarmaktadır.

  • SKDM’de Geçiş Dönemi Sona Erdi

AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi sona erdi ve kesin uygulama 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Böylece mekanizma kapsamındaki çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi ürünlerin AB’ye ithalatında raporlama yükümlülüklerinin ötesine geçen mali yükümlülük dönemi başlamış oldu. Avrupa Komisyonu, sistemin 1 Ocak 2026’da tüm üye devletlerde devreye alındığını duyurdu. Türk ihracatçıları bakımından bu aşamada asıl gündem, emisyon verilerinin doğrulanabilir şekilde toplanması, AB’deki ithalatçılarla maliyet paylaşımı ve fiyat uyarlama mekanizmalarının sözleşmelere yansıtılması olacaktır.

  • Industrial Accelerator Act Taslağında Süreç Devam Ediyor

Avrupa Komisyonu’nun 4 Mart 2026’da yayımladığı Industrial Accelerator Act (“IAA”) taslağında yasama süreci halen devam etmekte. Türkiye bakımından taslağın en önemli yönü, AB ile gümrük birliği veya serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerden gelen bazı girdilerin, belirli koşullarda “Union origin” hesabında dikkate alınabilmesine imkan tanımasıdır. IAA, Türkiye için AB tedarik zincirlerinde konumunu güçlendirebilecek bir fırsat penceresi açıyor. Ancak nihai metnin kapsamı, kamu alımlarında karşılıklılık ve yerli içerik şartlarının tedarik zincirlerine etkisi hala ciddi belirsizlikler içeriyor. Konu hakkında daha önce yayımlamış olduğumuz makaleye bu linkten erişebilirsiniz.

  • Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü – Authorized Economic Operator Karşılıklı Tanımasında Önemli Adım

AB ile Türkiye arasında yetkilendirilmiş yükümlü programlarının karşılıklı tanınmasına yönelik süreçte önemli bir adım atıldı. AB Konseyi’nin 2025/2516 sayılı kararı, tarafların yetkilendirilmiş yükümlü statüsü programlarının karşılıklı tanınmasına ilişkin Gümrük İşbirliği Komitesi kararında AB adına alınacak pozisyonu belirledi.15 Taslak karar, iki programın özellikle emniyet ve güvenlik standartları bakımından uyumlu olduğunu ve Dünya Gümrük Örgütü’nün SAFE Framework standartlarına dayandığını kabul ediyor. Karşılıklı tanımanın yürürlüğe girmesi halinde statü sahibi şirketlerin risk analizinde daha olumlu değerlendirilmesi, emniyet ve güvenlik odaklı kontrollerin azaltılması, muayene kararı alınan sevkiyatlarda öncelik tanınması ve ticaret akışlarında kesinti yaşanan olağanüstü durumlarda iş sürekliliği mekanizmalarından yararlanması mümkün olabilecek. Bununla birlikte, düzenleme tüm gümrük kolaylaştırmalarını otomatik olarak karşılıklı hale getirmemekte; özellikle hızlı geçiş hatları gibi ek kolaylıklar, uygulamanın gözden geçirilmesi ve ilgili idarelerin iş birliği sonucunda gündeme gelebilecektir. Bu nedenle statü sahibi şirketlerin, statülerinin AB ile ticarette yaratabileceği pratik avantajları takip etmeleri ve tedarik zinciri güvenliği dosyalarını güncel tutmaları önem taşımaktadır.

Ticaret Politikası Savunma Araçları – Yeni Soruşturma ve Önlemler

 

  • Damping ve Sübvansiyon – Yeni Soruşturmalar

SORUŞTURMA TÜRÜ

ÜRÜN

MENŞEİ ÜLKE

BAŞLANGIÇ TARİHİ

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Sentetik Filament İplikten Dokunmuş Mensucat (Giyim İçin Olanlar)

Çin Halk Cumhuriyeti

Kore Cumhuriyeti

Malezya

Tayland Krallığı

Çin Tayvanı

29.01.2026

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Poliesterlerden (Polyester Tekstüre İplik)

Çin Halk Cumhuriyeti

Endonezya Cumhuriyeti

Malezya

Tayland Krallığı

Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti

06.02.2026

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Öğütücülere, Karıştırıcılara ve Meyve veya Sebze Preslerine Mahsus Bıçak ve Kesici Ağızlar

Çin Halk Cumhuriyeti

19.03.2026

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Kapı Kilitleri

Çin Halk Cumhuriyeti

24.03.2026

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Brandalar

Çin Halk Cumhuriyeti

Vietnam

05.05.2026

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Vulkanize Edilmiş Kauçuktan İplik ve İpler (Lateks İplik)

Malezya

08.05.2026

  • Korunma Önlemleri – Yeni Soruşturmalar

 

ÜRÜN

MENŞE

PET Resin

Tüm ülkeler

Tereftalik Asit (PTA)

Muhtelif Kartonlar

 

 

 

  • İzleme ve Önlemlerin Etkisiz Kılınması – Yeni Soruşturmalar

ÜRÜN

MENŞE

ETKİSİZ KILINAN ÖNLEM

Boru Bağlantı Parçaları

Romanya

Çin Halk Cumhuriyeti menşeli boru bağlantı parçalarına uygulanan dampinge karşı önlem

Mensucat – Sentetik Filamentten (Giyimlik)

Kosova

Çin Halk Cumhuriyeti menşeli sentetik filament iplikten dokunmuş mensucata uygulanan dampinge karşı önlem

Menteşeler ve Diğer Benzeri Eşya

Hindistan

Hindistan menşeli menteşe, ve diğer benzeri eşyalara uygulanan dampinge karşı önlem

 

  • Yeni Önlemler

SORUŞTURMA TÜRÜ

ÜRÜN

ÜLKE

ÖNLEM (Aksi belirtilmediyse CIF%)

TARİH

Anti-Damping

Rüzgâr Türbini Kanadı

Çin Halk Cumhuriyeti

-

31.12.2025

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Polyester Elyaf (Renkli Olanlar)

Hindistan Cumhuriyeti

3,2 – 6

30.01.2026

Çin Tayvanı

Tayland Krallığı

Polyester Elyaf (Diğerleri)

Hindistan Cumhuriyeti

6,4 – 12

Çin Tayvanı

Tayland Krallığı

Nihai Gözden Geçirme Soruşturması

Laminat Parke

Çin Halk Cumhuriyeti

1,6 – 2,4

14.05.2026

Footnotes

1 11.02.2026 tarihli Kurul duyurusu; 04.05.2026 tarihli Kurul duyurusu

2 Kurul’un 06.11.2025 tarihli ve 25-41/1016-582 sayılı kararı

3 Kurul’un 11.09.2025 tarihli ve 25-34/810-474 sayılı kararı

4 17.03.2026 tarihli Kurul duyurusu

5 30.04.2026 tarihli Kurul duyurusu

6 Kurul’un 08.01.2026 tarihli ve 26-01/12-8 sayılı kararı

7 Kurul’un 26.06.2025 tarihli ve 25-23/589-371 sayılı kararı

8 Kurul'un 04.12.2025 tarihli ve 25-45/1129-633 sayılı kararı

9 Kurul’un 25.12.2025 tarihli ve 25-49/1208-683 sayılı kararı

10 Kurul’un 13.03.2025 tarihli ve 25-10/246-126 sayılı kararı

11 https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/2025_yillik-rapor-20260304111331912.pdf

12 AYM, E. 2023/165, K. 2025/165, T. 22/7/2025

13 https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/mercosur/eu-mercosur-agreement_en

14 https://commission.europa.eu/topics/trade/eu-mercosur-trade-agreement_en

15 https://eur-lex.europa.eu/legal-content/en/TXT/?uri=CELEX%3A32025D2516

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

See More Popular Content From

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More