ARTICLE
23 July 2026

Airbnb Üzerindenelde Edilengelirlerin Hukukiniteliği Ve Türk Vergi Hukuku Bakimindan Değerlendirilmesi

N
Nazali

Contributor

“Nazali is a law firm founded by Ersin Nazali, providing a wide range of legal services (consultancy and litigation in all areas of law) to its national and international clients, through its trustworthy and experienced legal team. There are thirteen partners, forty lawyers, four sworn financial advisors and ten certified public accountants working for Nazali. Our philosophy is quality in delivery, timely response and business minded approach.“
Türk vergi mevzuatında, bu faaliyetlerin vergilendirilmesine özgü açık ve yeknesak bir düzenlemenin bulunmaması, Airbnb üzerinden elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı, ticari kazanç veya arızi kazanç kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu doktrinde ve uygulamada görüş ayrılıklarına yol açmaktadır.
Turkey Accounting and Audit

ÖZET

Airbnb gibi platformlar aracılığıyla kısa süreli konut kiralamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, söz konusu gelirlerin kira geliri mi yoksa ticari kazanç mı olduğu sorusu uygulamanın merkezine yerleşmiş; özellikle gerçek kişilerin günlük veya haftalık kiralamalarında vergi idaresi ile mükellefler arasındaki görüş ayrılığı somut vergi ihtilaflarına dönüşmüştür. Airbnb ve benzeri dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen kısa süreli konaklama faaliyetleri, bu yönüyle hem özel hukuk hem de vergi hukuku bakımından hukuki nitelendirme sorunlarını beraberinde getirmektedir. Türk vergi mevzuatında, bu faaliyetlerin vergilendirilmesine özgü açık ve yeknesak bir düzenlemenin bulunmaması, Airbnb üzerinden elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı, ticari kazanç veya arızi kazanç kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu doktrinde ve uygulamada görüş ayrılıklarına yol açmaktadır.

Bu makalede, öncelikle Airbnb iş modelinin hukuki niteliği ortaya konulmakta; kısa süreli konaklama faaliyetinin Türk hukukundaki yeri incelenmekte ve devamında Airbnb üzerinden elde edilen gelirlerin Gelir Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Katma Değer Vergisi mevzuatı çerçevesinde nasıl vergilendirilmesi gerektiği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Ayrıca idarenin konuya ilişkin özelgeleri, uygulamada karşılaşılan denetim pratikleri ve ortaya çıkan hukuki belirsizlikler değerlendirilmekte; son olarak, mevcut sorunların giderilmesine yönelik mevzuatsal ve uygulamaya dönük çözüm önerilerine yer verilmektedir.

GİRİŞ

Son yıllarda dijitalleşmenin hız kazanması ve paylaşım ekonomisinin yaygınlaşması, klasik hukuk ve vergi kavramlarının sınırlarını zorlayan yeni ekonomik faaliyet biçimlerini ortaya çıkarmıştır. Özellikle dijital platformlar aracılığıyla sunulan hizmetler, geleneksel hukuki ilişki tipleriyle birebir örtüşmemekte; bu durum hem hukuki nitelendirme hem de vergilendirme bakımından önemli belirsizliklere yol açmaktadır. Airbnb’nin, bireylerin sahip oldukları veya kullanım haklarını haiz oldukları taşınmazları kısa süreli olarak üçüncü kişilere tahsis etmelerine imkân tanıması nedeniyle Türkiye’de hukuki nitelendirme tartışmasının en görünür başlıklarından biri kısa süreli konut kiralamaları olmuştur.

Türkiye’de Airbnb kullanımı giderek yaygınlaşmasına rağmen, kısa süreli konaklama faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin vergisel nitelendirilmesine ve gelir unsuru ayrımına doğrudan temas eden açık bir yasal çerçevenin bulunmaması, uygulamada ciddi sorunlar doğurmaktadır. Mevcut durumda, Gelir Vergisi Kanunu’nda düzenlenen klasik gelir unsurları üzerinden değerlendirme yapılmakta; bu ise aynı nitelikteki faaliyetlerin farklı şekilde vergilendirilmesine, idari ihtilaflara ve mükellefler açısından hukuki öngörülebilirliğin zedelenmesine yol açmaktadır.

Bu çalışma, Airbnb üzerinden elde edilen gelirlerin hukuki ve vergisel niteliğini mevcut mevzuat, idari uygulamalar ve doktrindeki görüşler ışığında ele almayı; ortaya çıkan sorun alanlarını tespit etmeyi ve çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır.

I. Airbnb Faaliyetinin Hukuki Niteliği

A. Airbnb İş Modelinin Özellikleri

Airbnb, hukuki anlamda doğrudan bir konaklama hizmeti sunmaktan ziyade, taşınmaz maliklerini veya kullanıcılarını konaklama talebinde bulunan kişilerle dijital bir platform aracılığıyla buluşturan bir aracılık sistemi üzerine kuruludur. Platform, taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin kurulmasına imkân sağlayan teknik altyapıyı sunmakta; bu hizmet karşılığında belirli bir komisyon bedeli tahsil etmektedir. Bu yönüyle Airbnb, klasik anlamda bir otel işletmesi veya konaklama hizmeti sağlayıcısı olarak değil dijital aracılık faaliyeti yürüten bir platform olarak nitelendirilmektedir.1

Ancak her ne kadar platformun hukuki rolü aracılıkla sınırlı olsa da platform üzerinden gerçekleştirilen faaliyetlerin niteliği, konaklama süresinin kısalığı, faaliyetin sürekliliği ve organizasyon düzeyi gibi unsurlar dikkate alındığında, elde edilen gelirin hukuki mahiyetinin yalnızca taşınmaz kiralaması olarak değerlendirilmesi her somut olay bakımından mümkün olmayabilir.

B. Kısa Süreli Konaklama Faaliyetinin Türk Hukukundaki Yeri

Türk Borçlar Kanunu’nda kira sözleşmesi, kısa süreli kiralamaları da kapsamakla birlikte uygulamada ağırlıklı olarak uzun süreli ve sürekli kullanım ilişkileri üzerinden şekillenmiştir. Airbnb üzerinden gerçekleştirilen kısa süreli konaklama faaliyetleri ise çoğu zaman birkaç günle sınırlı olmakta ve klasik kira sözleşmesinin özelliklerinden ayrılmaktadır.

Özellikle temizlik hizmetleri, anahtar teslimi, müşteri ilişkilerinin yönetimi ve konaklamanın profesyonel bir organizasyon dâhilinde yürütülmesi hâllerinde, faaliyetin salt bir kira ilişkisi olmaktan çıkarak konaklama hizmeti veya ticari faaliyet niteliği kazandığı kabul edilmektedir. 2 Bu nedenle Airbnb faaliyetinin hukuki niteliği, her somut olayda faaliyetin kapsamı, sürekliliği ve organizasyon düzeyi dikkate alınarak belirlenmelidir.

II. AIRBNB GELİRLERİNİN GELİR VERGİSİ HUKUKU BAKIMINDAN SINIFLAN-DIRILMASI

A. Gayrimenkul Sermaye İradı Olarak Değerlendirilmesi

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesi uyarınca, taşınmazların kiraya verilmesinden elde edilen gelirler gayrimenkul sermaye iradı olarak vergilendirilmektedir. Airbnb üzerinden elde edilen gelirlerin, süreklilik arz etmeyen ve organizasyon unsuru barındırmayan hâllerde, bu kapsamda değerlendirilmesi mümkündür.3 Bu durumda mükellefler, gayrimenkul sermaye iradına ilişkin istisna ve beyan hükümlerinden yararlanabilmektedir.

Bununla birlikte kısa süreli ve sık tekrar eden kiralamalar ile birden fazla taşınmazın Airbnb yoluyla değerlendirilmesi hâllerinde, klasik gayrimenkul sermaye iradı anlayışının sınırlarına ulaşıldığı görülmektedir. Bu noktada yalnızca gelirin kaynağı değil faaliyetin icra ediliş biçimi de belirleyici hâle gelmektedir.

B. Ticari Kazanç Olarak Değerlendirilmesi

Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca ticari kazanç, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançları kapsamaktadır. Airbnb faaliyetinin süreklilik arz etmesi, belirli bir organizasyon dâhilinde yürütülmesi ve kazanç elde etme amacının ön planda olması hâllerinde, bu faaliyetin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi mümkündür.4

İdarenin uygulamada, birden fazla taşınmazın Airbnb yoluyla işletilmesi, profesyonel yönetim hizmetlerinden yararlanılması veya yıl boyunca kesintisiz konaklama sağlanması gibi durumlarda ticari kazanç yönünde değerlendirme yaptığı görülmektedir. Bu hâllerde mükellefiyet tesis edilmesi, defter tutulması ve ticari kazanca ilişkin vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.

C. Arızi Kazanç İhtimâli

Arızi kazanç, Gelir Vergisi Kanunu’nda süreklilik arz etmeyen ve mutat olmayan faaliyetlerden elde edilen kazançlar olarak düzenlenmiştir. Airbnb faaliyetinin doğası gereği tekrar eden bir yapı sergilemesi ve çoğu zaman belirli bir süreklilik içermesi nedeniyle arızi kazanç kapsamında değerlendirilmesi doktrinde sınırlı kabul görmektedir.5

III. VERGİ USUL HUKUKU VE UYGULAMA BOYUTU

Airbnb üzerinden gelir elde eden kişilerin, faaliyetin niteliğine göre gelir vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerekmektedir. Ticari kazanç olarak değerlendirilen hâllerde mükellefiyet tesis edilmemesi, vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük yaptırımlarını gündeme getirmektedir. Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, ticari kazanç elde eden mükelleflerin belge düzenine uyması ve defter tutma yükümlülüklerini yerine getirmesi zorunludur.

Son yıllarda dijital platformlardan elde edilen gelirlerin izlenmesine yönelik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, banka kayıtları ve ödeme sistemleri üzerinden yapılan incelemelerle birlikte Airbnb gelirlerinin tespitini kolaylaştırmış; bu durum geçmişe dönük tarhiyat risklerini de artırmıştır.6

IV. KDV VE DİĞER VERGİLER BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

Airbnb faaliyetinin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi hâlinde, katma değer vergisi mükellefiyeti de gündeme gelebilecektir. Ayrıca kısa süreli konaklama faaliyetinin, somut olayda konaklama hizmeti veya konaklama tesisi niteliği kazanması hâlinde, konaklama vergisi ve belediyelere yönelik bildirim yükümlülüklerinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin ihlâli, idari para cezalarına ve ek vergisel yaptırımlara yol açabilmektedir.

V. YARGI KARARLARI VE GÜNCEL İÇTİHATLAR IŞIĞINDA AIRBNB FAALİ-YETLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ

Son dönemde Danıştay’ın, vergi idaresinin yerleşik uygulamalarını ve idari yorumlarını sorgulayan ve mükellefler lehine sonuçlar doğuran kararlarının sayısında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Nitekim özel fon uygulamaları, garantörlük (kefalet) hizmetleri, yurt içi asgari kurumlar vergisinde geçmiş yıl zararlarının mahsubu, sermaye taahhüt borcunu ödemeyen ortaklara sağlanan menfaatlerin finansman hizmeti kapsamında değerlendirilerek vergi tarhiyatı yapılamayacağına ilişkin içtihatlar, bu eğilimin somut örnekleri arasında yer almaktadır.

Bu kapsamda, Danıştay’ın vergi idaresine yönelik olarak yarattığı son ve en dikkat çekici etki, Airbnb ve benzeri dijital platformlar aracılığıyla gerçekleştirilen kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesine ilişkindir. Uyuşmazlığın temelini, gerçek kişilerin sahibi oldukları konutları Airbnb sistemi üzerinden günlük, haftalık veya aylık sürelerle kiraya vermeleri suretiyle elde ettikleri gelirlerin ticari kazanç kapsamında gelir vergisi ve katma değer vergisine tabi olup olmadığı sorusu oluşturmaktadır.

Vergi idaresi, uzun süredir benimsediği yaklaşım çerçevesinde, gayrimenkullerin uzun süreli kiralanması suretiyle elde edilecek gelire kıyasla daha fazla gelir elde edilmesi amacıyla, konutların günlük veya aylık olarak, süreklilik arz edecek biçimde farklı kişilerin kullanımına hazır halde bulundurulmasının; konutun kiracıya teslim edilmesi, konaklama süresi sonunda geri alınması ve yeniden kullanıma hazır hale getirilmesinin belirli bir organizasyonu gerektirdiğini ileri sürmüştür. Bu gerekçeyle, Airbnb sistemi üzerinden veya bireysel olarak günlük, haftalık ya da aylık kiralama yapan ev sahiplerinin faaliyetlerinin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği; bu kapsamda mükellefiyet tesis edilerek ticari kazanç hükümleri uyarınca gelir vergisi ve KDV yönünden vergilendirme yapılmasının zorunlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.7

Vergi idaresinin bu yaklaşımı doğrultusunda, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden kısa süreli kiralama yapan çok sayıda gerçek kişi hakkında geriye dönük olarak mükellefiyet tesis edilmiş; gelir vergisi ve katma değer vergisi yönünden vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapılmıştır.

Söz konusu tarhiyatlara maruz kalan mükellefler, bu kiralama faaliyetlerinin ticari kazanç olarak değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle gelir vergisi ile katma değer vergisi hesaplanamayacağı iddialarıyla konuyu yargıya taşımış; bu çerçevede ülke genelinde yüzlerce dava açılmıştır.

Danıştay, kendisine intikal eden uyuşmazlıklardan birinde verdiği Danıştay 3. Dairesi’nin 14.04.2025 tarihli ve E.2024/6160, K.2025/1856 sayılı kararı ile vergi idaresinin bu yaklaşımını açık biçimde reddetmiştir. Anılan kararda Danıştay, bir faaliyetin ticari kazanç olarak nitelendirilebilmesi için kiralamanın otel, apart veya pansiyon işletmeciliği gibi ticari bir organizasyon dahilinde yürütülmesi ve kahvaltı, yemek, ütü, günlük temizlik gibi ek hizmetleri içermesi gerektiğini vurgulamıştır.8

Danıştay’a göre, bu tür bir ticari organizasyon bulunmaksızın, salt daha fazla gelir elde etmek amacıyla taşınmazların Airbnb adlı platform üzerinden günlük, haftalık veya aylık olarak kiraya verilmesi, elde edilen kazancın hukuki niteliğini değiştirmemekte; bu faaliyetlerden doğan gelir gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmelidir. Bu gerekçeyle Danıştay, vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve geçici vergi tarhiyatlarını hukuka aykırı bulara, idarenin temyiz istemini reddetmiştir.

Öte yandan, Airbnb faaliyetlerine ilişkin bir diğer tartışmalı alan katma değer vergisi oranının belirlenmesidir. Vergi idaresi, 7464 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Turizm Amaçlı Kiralanan Konut İzin Belgesi” alınan konutların, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik’te sayılan konaklama tesisleri arasında yer almadığı gerekçesiyle, bu konutlarda sunulan geceleme hizmetlerinin indirimli katma değer vergisi oranına tabi tutulamayacağını ve genel oranda katma değer vergisi uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.9

Bu konuda mükellefler lehine dikkat çekici bir değerlendirme ise İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi’nin 30.09.2025 tarih ve E.2025/1489, K.2025/1911 sayılı kararı ile ortaya konulmuştur. Anılan kararda Mahkeme, KDV Kanunu ve ilgili Bakanlar Kurulu Kararlarında, indirimli katma değer vergisi oranının uygulanabilmesi için turizm işletme belgesi veya işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmasının zorunlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme yer almadığını; ayrıca idarece davacının konaklama hizmeti vermediği yönünde somut bir tespitin de yapılmadığını belirterek beyan dışı bırakılan hasılatın indirimli katma değer vergisi oranına tabi tutulması gerektiği sonucuna varmıştır.10 Bununla birlikte söz konusu karar henüz kesinleşmemiş olup temyiz incelemesi aşamasında Danıştay önündedir.

SONUÇ

Dijital platform ekonomisinin giderek yaygınlaşması, klasik vergi hukuku kavramları ile yeni ekonomik faaliyet biçimleri arasındaki uyumsuzluğu daha görünür hâle getirmiş; özellikle Airbnb ve benzeri platformlar aracılığıyla gerçekleştirilen kısa süreli konut kiralamalarının hukuki ve vergisel niteliği hem uygulamada hem de yargı mercileri önünde yoğun tartışmalara konu olmuştur. Türk vergi mevzuatında, bu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin vergisel nitelendirilmesine ilişkin açık ve yeknesak bir düzenlemenin bulunmaması, vergi idaresinin geniş yorumlara dayalı uygulamalar geliştirmesine; bu uygulamaların ise mükellefler açısından ciddi hukuki belirsizlikler ve öngörülemez sonuçlar doğurmasına neden olmuştur.

Vergi idaresi, kısa süreli kiralamaların süreklilik arz etmesi ve daha yüksek gelir elde etme amacı taşıması olgularını esas alarak bu faaliyetleri ticari kazanç kapsamında değerlendirmiş; bu doğrultuda geriye dönük mükellefiyet tesisleri ve vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yoluyla oldukça sert bir vergilendirme pratiği benimsemiştir. Ancak Danıştay’ın son dönemde verdiği kararlar, bu yaklaşımın hukuki sınırlarını net biçimde ortaya koymuş; özellikle ticari kazanç nitelendirmesi bakımından “ticari organizasyon” unsurunun vazgeçilmezliğini açıkça vurgulamıştır.

Danıştay 3. Dairesi’nin 14.04.2025 tarihli ve E.2024/6160, K.2025/1856 sayılı kararı, kısa süreli konut kiralamalarından elde edilen gelirin salt daha fazla kazanç sağlama amacıyla ve ticari bir organizasyon dahilinde olmaksızın elde edilmesi hâlinde, bu gelirin hukuki niteliğinin değişmeyeceğini ve gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Bu karar, yalnızca somut uyuşmazlığın çözümü bakımından değil aynı zamanda idarenin uzun süredir benimsediği genelleştirici ve genişletici vergilendirme yaklaşımına karşı, hukuki güvenliği önceleyen önemli bir içtihat olarak değerlendirilmelidir.

Öte yandan, kısa süreli kiralamalara uygulanacak katma değer vergisi oranı konusundaki tartışmalar da gerek idarenin özelgeleri gerekse bölge idare mahkemesi kararları ışığında henüz tam anlamıyla yeknesaklık kazanmamıştır. Özellikle konutların “konaklama tesisi” sayılıp sayılmayacağına bağlı olarak indirimli katma değer vergisi oranının uygulanıp uygulanamayacağı hususu, uygulamada farklı yorumlara konu olmakta; bu durum hem gerçek kişiler hem de kurumsal yapılar açısından önemli vergisel riskler doğurmaktadır. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen ve henüz kesinleşmemiş olan karar, bu alanda mükellef lehine yeni bir tartışma zemini oluşturmakla birlikte, nihai değerlendirme bakımından Danıştay’ın vereceği karar belirleyici olacaktır.

Bu çerçevede, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden gerçekleştirilen kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesinde, faaliyetin somut özelliklerinin, özellikle organizasyon yapısı, sunulan ek hizmetler ve işletme niteliği taşıyıp taşımadığı hususlarının esas alınması gerektiği açıktır. Vergi idaresinin, bu faaliyetleri kategorik biçimde ticari kazanç olarak nitelendirmek yerine, Danıştay içtihadında çizilen sınırlar doğrultusunda daha ölçülü ve olay bazlı bir değerlendirme yaklaşımı benimsemesi hem hukuki güvenliğin sağlanması hem de vergiye gönüllü uyumun artırılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesine ilişkin mevcut belirsizliklerin giderilmesi, yalnızca yargı kararlarıyla şekillenen bir alan olmaktan çıkarılarak açık, öngörülebilir ve sistematik bir yasal düzenleme ile desteklenmelidir. Dijital platform ekonomisinin kalıcı niteliği dikkate alındığında, bu alanda yapılacak mevzuat çalışmaları hem mükelleflerin hukuki durumunu netleştirecek hem de idare ile mükellefler arasındaki uyuşmazlıkların azalmasına katkı sağlayacaktır. Danıştay’ın son dönemdeki içtihatları ise, bu sürecin yönünü belirleyen ve hukuki sınırları açıkça çizen uygulamaya yön veren temel bir referans noktası oluşturmaktadır.

Footnotes

1. OECD, “The Sharing and Gig Economy: Effective Taxation of Platform Sellers”, 2019.

2. Kızılot, Ş., “Gelir Vergisi Kanunu Uygulaması”, Ankara, 2022, s. 412.

3. Gelir Vergisi Kanunu m. 70.

4. Gelir Vergisi Kanunu m. 37.

5. Yılmaz, B., “Dijital Platform Gelirlerinin Vergilendirilmesi”, Vergi Sorunları Dergisi, 2021, s. 85 vd.

6. Vergi Usul Kanunu m. 127; Hazine ve Maliye Bakanlığı dijital ekonomi denetim raporları.

7. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 19.02.2016 tarihli ve 62030549-120[40-2014/891]-14193 sayılı; Balıke-sir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 08.09.2020 tarihli ve 46480499-120.01.01[2018/1661]-E.63499 sayılı özelgeleri.

8. Danıştay 3. Dairesi’nin 14.04.2025 tarih ve E.2024/6160, K.2025/1856 sayılı kararı.

<9. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Defterdarlığı’nın 17.09.2024 tarihli ve E-21152195-130[28-2024.7318]-550725 sayılı özelgesi.

<10. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi’nin 30.09.2025 tarihli ve E.2025/1489, K.2025/1911 sayılı kararı.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More