- in European Union
- in European Union
- within Litigation, Mediation & Arbitration, Insolvency/Bankruptcy/Re-Structuring and Corporate/Commercial Law topic(s)
Yeni Gelişme
Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM“) 2024/187 E., 2026/42 K. numaralı ve 12.02.2026 tarihli kararı (“Karar“), 2 Haziran 2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. AYM, Karar’da; (i) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (“TKHK“) 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci…” ibaresini ve (ii) 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un (“ETK“) 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasını, tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.
İptal Konusu Kurallar
TKHK m.48(6)(d)’deki ibare uyarınca, aracı hizmet sağlayıcı sıfatıyla faaliyet gösteren elektronik ticaret pazaryeri işleticileri, satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmeleri halinde bile Kanun’un 11. maddesinde düzenlenen ayıplı mala ilişkin tüketici seçimlik haklarının kullanımından sorumlu tutulamamaktaydı. ETK m.9(1) ise aracı hizmet sağlayıcıları, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ile içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan genel olarak muaf kılmaktaydı.
İptale Konu Başvuru
İptal başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından yapılmıştır. Daire, elektronik ticaret yoluyla satın alınan ayıplı mal nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan bir davanın istinaf incelemesi sırasında, itiraz konusu kuralların tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasındaki dengeyi tüketici aleyhine bozduğu kanısına varmıştır. Başvuruda özetle; tüketicilerin elektronik ticaret pazaryerlerinin oluşturduğu güven ortamı nedeniyle alışveriş yaptığı, güven sorumluluğu ilkesi gereği aracı hizmet sağlayıcıların aracılık ettikleri sözleşmelerden sorumlu tutulmalarının anayasal bir zorunluluk olduğu ve kuralların Anayasa’nın 2., 10., 13., 36. ile 172. maddelerine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
Karar Ne Diyor?
AYM, iptal gerekçesini aşağıdaki temel tespitler üzerine inşa etmiştir:
- Mülkiyet Hakkı ve Pozitif Yükümlülük: AYM, tüketicinin ayıplı veya hukuka aykırı mal karşılığında ödediği bedelin mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu; devletin bu hakkı koruma yükümlülüğünün, tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasında adil denge kuran etkili hukuki mekanizmalar oluşturulmasını da içerdiğini belirtmiştir.
- Aktif Aracı Hizmet Sağlayıcılar: AYM’ye göre aracı hizmet sağlayıcılar her zaman yalnızca teknik ve tarafsız bir aracılık faaliyeti yürütmemektedir. Mal veya hizmet üzerinde bilgi ya da kontrol sahibi oldukları, başka bir ifadeyle aktif rol üstlendikleri durumlarda sorumluluğun tamamen dışlanması tüketiciyi korumasız bırakabilir.
- Koruma Boşluğu: AYM, itiraz konusu kuralların tüketicinin aracı hizmet sağlayıcıya karşı doğrudan talepte bulunmasını her durumda imkânsız kıldığını; özellikle satıcıya ulaşılamayan veya satıcının yükümlülüklerini yerine getirmediği hallerde bunun tüketici aleyhine ciddi bir koruma boşluğu yaratabileceğini değerlendirmiştir.
- Tüketicinin Korunması: AYM, Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kuralların tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi tüketici aleyhine bozduğu sonucuna ulaşmıştır.
Karşı Oy
Karar, bir üyenin karşı oyuyla oyçokluğuyla alınmıştır. Karşı oy gerekçesinde; mevcut yasal çerçeve altında aracı hizmet sağlayıcıların zaten geniş bir sorumluluk yelpazesine tabi olduğu (ön bilgilendirme yükümlülükleri, mal teslimi ve ifası, cayma hakkı kullanımında bedel iadesi, satıcı onayı alınmaksızın yürütülen kampanyalı satışlarda sorumluluk) belirtilmiştir. Üye ayrıca; ayıplı olup olmadığını bilmesi ya da bilebilmesi mümkün olmayan aracı hizmet sağlayıcının kusursuz sorumluluk niteliğindeki ayıp hükümlerinden sorumlu tutulmasının hizmet maliyetlerini artıracağını, bu artışın nihayetinde tüketiciye yansıyacağını ve pazaryeri işleticilerinin piyasadan çekilmesi riskini doğurabileceğini savunmuştur. Karşı oy sahibi üyeye göre söz konusu düzenleme aynı zamanda Anayasa’nın mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı işlemesini güvence altına alma yükümlülüğüyle de bağdaşmamaktadır.
Sonuç
AYM, doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceği gerekçesiyle her iki iptal hükmünün de Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten (2 Haziran 2026) itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Dokuz aylık erteleme süreci içinde yasama organının, platform sorumluluğunu karşılaştırmalı hukukta ve Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Tüzüğü’nde görülen aktif ve pasif aracı hizmet sağlayıcı ayrımını gözetecek biçimde yeniden düzenlemesi beklenmektedir. Elektronik ticaret pazaryeri işleticilerinin bu süreçte satıcı sözleşmelerini, risk dağılımı mekanizmalarını ve tüketici şikâyet süreçlerini bu kapsamda gözden geçirmesi önem taşıyacaktır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]