- in Turkey
- with readers working within the Technology and Retail & Leisure industries
- within International Law topic(s)
Grup şirketleri arasında finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla yaygın olarak kullanılan araçlardan biri grup içi kredilerdir. Holding yapılarında ve çok uluslu şirket gruplarında bu tür borçlanmalar operasyonel esneklik ve maliyet avantajı sağlar. Ancak Türkiye’de grup içi krediler, tek bir mevzuata değil; borçlar hukuku, ticaret hukuku, bankacılık hukuku, vergi hukuku ve sermaye hareketleri rejiminin kesişimine tabidir.
Bu yazımızda, özellikle genel kuralın serbestlik olduğu ancak istisnalarla sınırlandığı sermaye hareketleri perspektifi de dikkate alınarak grup içi kredilerin hukuki çerçevesi ele alınmaktadır.
Borçlar Hukuku ve Sözleşme Serbestisi
Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşme serbestisi esastır. Grup içi kredi sözleşmeleri de bu kapsamda geçerli ve bağlayıcı özel hukuk sözleşmeleridir. Taraflar faiz oranını, vadeyi, geri ödeme planını, teminat yapısını serbestçe belirleyebilir. Ancak sözleşmenin gerçek bir borç ilişkisini yansıtması, muvazaalı olmaması ve yalnızca vergisel sonuç doğurmak amacıyla kurgulanmaması gerekir. Bununla birlikte vade ve geri ödeme planının Kredi Kullanımı Destek Fonu ödemesini tetikleyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Ticaret Hukuku: Sermayenin Korunması İlkesi ve Şirketler Topluluğu Hukuku
Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinde sermayenin korunmasını temel ilke olarak benimser. Grup içi krediler örtülü sermaye veya örtülü kazanç dağıtımı sonucunu doğuracak şekilde yapılandırılamaz.
Özellikle bağlı ortaklığın, ana şirkete piyasa koşullarından saparak finansman sağlaması sermayenin korunması ilkesine aykırılık riski taşır. Ayrıca şirketler topluluğunda, hâkim şirketin talimatıyla bağlı şirketin zarara uğraması hâlinde, bu zararın denkleştirilmesi gerekir. Grup içi krediler, bağlı şirket aleyhine orantısız bir risk yaratıyorsa hukuki sorumluluk doğabilir.
Bankacılık Hukuku
Türkiye’de kredi verme faaliyeti esasen bankalara özgülenmiştir. Bununla birlikte, grup içi krediler; arızi, sınırlı ve grup içi ihtiyaç kapsamında kaldığı sürece bankacılık faaliyeti olarak değerlendirilmez.
Ancak faaliyetin süreklilik kazanması veya grup dışına yönelmesi izinsiz bankacılık faaliyeti riskini doğurabilir. Kredinin yurtdışındaki bir
grup şirketinden alınması halinde, yabancı bankalardan alınan kredilere uygulanan damga vergisi istisnalarından faydalanılamayacaktır.
Sermaye Hareketleri Mevzuatı
Türkiye’de yerleşik şirketlerin yurt dışından döviz kredisi kullanabilmesi, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve Sermaye Hareketleri Genelgesi uyarınca belirli koşullara bağlanmıştır. Bu kapsamda, kredi alan şirketlerin döviz gelirine sahip olmaları veya toplam döviz kredi bakiyelerinin 15 milyon ABD doları eşiğini aşması gibi şartlardan birini yerine getirmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, grup içi krediler için ayrı bir istisna bulunmaktadır. Paylarının tamamı yurt dışında yerleşik şirketlere ait olan ve Türkiye’de yerleşik bulunan grup şirketlerinin yurtdışındaki grup şirketlerinden döviz cinsinden kredi kullanmaları serbesttir.
Öte yandan, kredinin Türkiye’de yerleşik bir grup şirketinden temin edilebilmesi için, ancak fon fazlası bulunan bir şirketten, aynı holding veya grup bünyesindeki fon ihtiyacı olan bir şirkete finansman sağlaması gerekmektedir. Bu tür işlemlerde, yalnızca iç finansman ve kaynak aktarımı amacıyla, ilgili tutarın döviz cinsinden karşılığının yatırılması söz konusu olabilir. Ancak bu halde, borçlandırma ve borcun takibinin Türk Lirası cinsinden yapılması şartıyla, borçlandırmaya ilişkin tutarların döviz karşılıklarının, borçlu şirketin yazılı beyanına dayanarak yurt içindeki ilgili hesaplara transfer edilmesine izin verilmektedir.
Dolayısıyla grup içi kredilere mevzuat kapsamında izin verilmekle birlikte, para cinsi, tarafların yerleşikliği ve kredi kullanım amacı mutlaka sermaye hareketleri mevzuatıyla uyumlu olmalıdır.
Vergi Hukuku ve Transfer Fiyatlandırması
Grup içi kredilerin en yoğun denetlendiği alan vergi hukukudur. İlişkili kişiler arasında yapılan borçlanmalarda emsallere uygunluk ilkesi uygulanır. Bu kapsamda:
» faiz oranı piyasa koşullarına uygun olmalı,
» aşırı borçlanma yoluyla örtülü sermaye yaratılmamalı,
» transfer fiyatlandırması raporlaması yapılmalıdır.
Aksi hâlde faiz giderleri reddedilebilir ve vergi cezaları uygulanabilir.
Sonuç
Türkiye’de grup içi krediler bakımından genel kural serbestliktir. Ancak bu serbestlik;
» sermayenin korunması ilkesi,
» şirketler topluluğu dengeleri,
» bankacılık mevzuatı,
» sermaye hareketlerine ilişkin döviz sınırlamaları,
» vergi hukuku
ile önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla grup içi kredi işlemlerinin bütüncül bir hukuki değerlendirmeyle yapılandırılması gerekmektedir.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.