- in United States
- within Litigation, Mediation & Arbitration and Consumer Protection topic(s)
GİRİŞ
Uluslararası iklim gündemi, Haziran 2026 itibarıyla önemli toplantılar ve politika açıklamalarıyla şekillenmeye devam etmektedir. Bonn İklim Görüşmeleri, Londra İklim Eylem Haftası ve İklim İnovasyon Forumu kapsamında öne çıkan başlıklar ile 9 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan COP31 İklim Zirvesi öncesi Türkiye'nin COP31 Başkanlığı hazırlıkları, önümüzdeki dönemin iklim politikalarına ışık tutmaktadır. Bu yoğun gündemde, son dönemde öne çıkan gelişmeler ve Türkiye'nin iklim gündemini sizler için özetlemek istedik.
1. BONN İKLİM GÖRÜŞMELERİ: COP31 ÖNCESİ TEKNİK MÜZAKERELER
Haziran ayında Almanya'da gerçekleştirilen SB64 toplantıları, COP31 öncesindeki en önemli teknik müzakere sürecini oluşturmuştur. Toplantılarda iklim finansmanı, uyum, adil geçiş, emisyon azaltımı, şeffaflık mekanizmaları ve Ulusal Katkı Beyanlarının (NDC) uygulanması başta olmak üzere birçok temel konu ele alınmıştır. Ancak taraflar, özellikle finansman ve uygulama mekanizmalarına ilişkin temel başlıklarda somut ilerleme sağlayamadan müzakereleri tamamlamıştır.
Simon Stiell kapanış oturumunda, müzakerelerde yaşanan siyasi çıkmaza dikkat çekerek, bazı müzakere gruplarının diğer taraflar harekete geçmeden kendi taahhütlerini yerine getirmeye veya sürecin ilerlemesine izin vermeye yanaşmadığını vurgulamıştır. Stiell, bu yaklaşımın, acil iklim eylemine ihtiyaç duyulan bir dönemde müzakerelerin tıkanmasına yol açtığını ve ilerleme sağlanmasını zorlaştırdığını ifade etmiştir.
Her ne kadar Bonn İklim Görüşmeleri birçok başlıkta beklenen ilerlemeyi sağlayamayarak siyasi açıdan tıkanmış bir süreç olarak değerlendirilse ve nihai kararların önemli bir kısmı COP31'e bırakılmış olsa da, COP30 sonrasındaki ilk kapsamlı çok taraflı iklim müzakeresi olması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır. Bonn'da yürütülen teknik çalışmalar ve müzakere metinleri, COP31 kapsamında Antalya'da gerçekleştirilecek siyasi müzakerelerin ve alınacak kararların temelini oluşturacaktır.
2. LONDRA İKLİM EYLEM HAFTASI VE İKLİM İNOVASYON FORUMU
20-28 Haziran tarihleri arasında Londra İklim Eylem Haftası kapsamında düzenlenen İklim İnovasyon Forumu, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, yatırımcılar ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getirerek iklim gündeminin finansman, yatırım ve teknoloji boyutuna odaklanmıştır. Hafta boyunca gerçekleştirilen oturumlarda devlet ve hükümet temsilcileri, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, iş dünyası liderleri ve iklim alanında çalışan uzmanlar, küresel iklim politikalarının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Forumda özellikle;
- Temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması,
- Sürdürülebilir finans mekanizmalarının güçlendirilmesi,
- Sanayinin düşük karbonlu üretime geçişi,
- İklim teknolojileri ve inovasyon,
- Kamu, özel sektör ve finans kuruluşları arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesi ve,
- Yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi öne çıkan başlıca gündem maddeleri arasında yer almıştır.
Görüşmelerde, iklim hedeflerine ulaşılabilmesi için taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiği vurgulanmış; enerji dönüşümünün hızlandırılması, elektrifikasyonun yaygınlaştırılması, iklim finansmanına erişimin artırılması ve yenilikçi teknolojilerin ölçeklendirilmesi öncelikli politika alanları olarak öne çıkmıştır. Ayrıca, hükümetler, uluslararası kuruluşlar, finans sektörü ve iş dünyası arasında geliştirilecek iş birliklerinin, iklim eyleminin hızlandırılmasında kritik rol oynayacağı yönünde ortak bir yaklaşım benimsenmiştir.
Avrupa'nın en büyük iklim organizasyonlarından biri olan Londra İklim Eylem Haftası, yaklaşık 50 bin katılımcıyı 700'ü aşkın etkinlikte bir araya getirmiştir. Organizasyon, COP süreçleri arasındaki dönemde uluslararası iklim gündeminin canlı tutulmasına katkı sağlayarak, farklı paydaşlar arasında yeni ortaklıkların kurulmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca, Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde Türkiye'nin önceliklerinin uluslararası platformlarda paylaşılması ve küresel iklim diplomasisinin uygulama odaklı bir yaklaşımla güçlendirilmesi bakımından önemli bir hazırlık süreci olarak değerlendirilmiştir.
3. TÜRKİYE'NİN İKLİM GÜNDEMİ: COP31'E DOĞRU ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR
Türkiye, COP31 Başkanlığı hazırlıkları kapsamında uluslararası platformlarda önümüzdeki döneme ilişkin önceliklerini paylaşmıştır. Bonn İklim Değişikliği Konferansı sırasında açıklanan COP31 Eylem Gündemi, Türkiye'nin başkanlık sürecinde öne çıkarmayı planladığı politika alanlarını ve temel hedeflerini ortaya koymaktadır.
Bu kapsamda, 10 öncelikli alan etrafında şekillenen Eylem Gündemi; iklim eylemini yalnızca emisyon azaltımı perspektifiyle değil, enerji dönüşümü, finansman, teknoloji, dayanıklılık ve uluslararası iş birliği ekseninde ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsemektedir. Açıklanan alanlar arasında;
- Sıfır Atık ve metan emisyonlarının azaltılması
- Temiz enerji ve elektrifikasyon
- Gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım
- Yeşil sanayileşme
- Okyanuslar ve denizlerin korunması
- İklim dostu ve dirençli şehirler
- Gençlik katılımı
- Dinamik ve dayanıklı sağlık sistemleri
- İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve arazi bozunumu arasında sinerji kurulması
- Ulusal Katkı Beyanlarının (NDC) uygulanmasının güçlendirilmesi Şeklindedir.
Öne çıkan politika alanları yanında, Türkiye'nin iklim gündeminde İklim Kanunu'nun uygulanmasına yönelik ikincil düzenlemeler, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) hazırlıkları ve
Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında yürütülen uyum çalışmaları da önemini korumaktadır. Bu başlıkların, önümüzdeki dönemde hem kamu politikaları hem de iş dünyası açısından yakından takip edilmesi gerekmektedir
4. GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Geçtiğimiz haziran ayında gerçekleştirilen uluslararası toplantılar ve yapılan açıklamalar, COP31'e giden süreçte iklim gündeminin ana başlıklarını ortaya koymuştur. Bonn'da yürütülen teknik müzakereler, finansman ve uygulama mekanizmalarında somut uzlaşı sağlanamamış olmasına karşın COP31 kapsamında Antalya'da yürütülecek siyasi görüşmelerin zeminini oluşturmuştur. Bonn'da yürütülen teknik müzakereler, Londra'da öne çıkan yatırım ve inovasyon odaklı yaklaşım ile Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamında paylaştığı öncelikler birlikte değerlendirildiğinde; enerji dönüşümü, iklim finansmanı, teknoloji ve uygulamaya yönelik politikaların önümüzdeki dönemin iklim gündeminde belirleyici olmaya devam edeceği görülmektedir. Önümüzdeki aylarda hem uluslararası müzakerelerin hem de Türkiye'nin iklim politikalarına ilişkin gelişmelerin yakından takip edilmesi önem taşımaktadır.
Tüm bu gelişmelerin meyvesi olarak muhtelif hukuki düzenlemelerde değişiklikler yapılması ve hatta yeni düzenlemelerin ortaya çıkması da kuvvetle muhtemel olup, bilhassa enerji, çimento, demir-çelik, alüminyum, kimya, otomotiv, ulaşım ve finans sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin gündemi yakından takip ederek proaktif şekilde gerekli hazırlık ve uyum süreçlerini planlamaları gerekmektedir. Bu doğrultuda sürdürülebilir bir bilinç ve farkındalık tesis edebilmek için gerek COP31 zirvesi öncesinde gerekse sonrasında ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin bu süreci yakından izlemesi ve gerekli hazırlıkları zamanında hayata geçirmesi büyük önem taşıyacaktır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.