7186 sayılı Kanun'la (19.7.2019 (Mük.) R.G. tarihli) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen Geçici 32. Madde, ödeme güçlüğü içinde olan kredi borçlusu şirketlerin, banka ve diğer finansman kuruluşları ile finansal yapılandırma anlaşması yaparak borçlarını daha rahat ve uzun vadede ödeyebilmeleri imkanını sağlayan bir düzenlemedir.
Bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmalar ve bu anlaşmalar kapsamında yapılan sözleşmeler ile kredilerin vadelerini uzatmak, kredileri yenilemek, 6361 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilave kredi vermek, anapara, faiz, temerrüt faizi, gecikme cezaları ve kâr payları ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan kısmen veya tamamen vazgeçmek, teminat azaltmak, anapara, faiz veya kâr payı alacaklarını; kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, özel amaçlı şirketler ile 6362 sayılı Kanuna göre kurulan yatırım fonlarına aynî, nakdî ya da tahsil şartına bağlı bir bedel karşılığı devir veya temlik etmek, borçlu ya da üçüncü kişilere ait aynî değerler karşılığında kısmen veya tamamen tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak, diğer alacaklı kuruluşlar ve alacaklılarla birlikte hareket ederek protokoller yapmak imkanları sağlanmaktadır.
Bu madde hükümleri bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl süreyle geçerli iken ilk olarak 4299 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ardından Kanuna eklenen Geçici 35. Madde ile 28.12.2025 tarihine kadar uzatılmıştır. Diğer yandan Geçici 35. Maddede, Geçici 32. Maddenin uygulama süresinin 2 yıl uzatılması konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiştir.
Cumhurbaşkanı bu yetkisine dayanarak aldığı 10767 sayılı Kararla(RG:25/12/2025-33118) Geçici 32. Maddesinin uygulama süresini, 28/12/2025 tarihinden itibaren 2 yıl uzatmıştır. Buna göre anılan madde, 27/12/2027 tarihine kadar uygulanacaktır.
Borçlu şirketlerin banka ve diğer finansman
kuruluşları ile bu madde kapsamında
yaptığı yeniden yapılandırma
anlaşmaları bu şirketler ile banka ve diğer
finansman kuruluşlarına önemli vergisel avantajlar
sağlamaktadır. Bu suretle bir yandan kredi
yapılandırma anlaşmaları teşvik edilirken
bir yandan da zaten finansal zorluk yaşayan borçlu
şirketlere ve alacağını tahsil edemeyen banka
ve benzeri kredi kuruluşlarına bir de vergi vb. mali
yükler yüklenmesinin önüne
geçilmektedir.
Düzenlemenin sağladığı vergisel
avantajlar aşağıda özetlenmiştir:
- Bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca;
- Yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisinden,
- Alacaklı kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,
- Kullandırılan ve kullandırılacak krediler kaynak kullanımını destekleme fonundan,
müstesnadır. Yukarıda belirtilen istisnalar, alacaklı kuruluşların Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmeler kapsamındaki işlemleri dolayısıyla doğrudan veya dolaylı edindikleri varlıkları ve teminatları, alacaklı kuruluşların kendi aralarında veya borçluya devri hariç, elden çıkardıkları hâllerde uygulanmaz.
- Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan istisna hükmü,kanuni takibe alınma şartı aranmaksızınalacaklı kuruluşlara ilgili varlıklarını Çerçeve Anlaşmaları ve düzenlenen Sözleşmeler kapsamında devreden kurumlar ile bu suretle ilgili varlıkları devralan söz konusu alacaklı kuruluşların bu varlıkları satışından doğan kazançları hakkında da uygulanır.
Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/f maddesi uyarınca bankalara, finansal kiralama ya da finansman şirketlerine borçları nedeniyle kanuni takibe alınmış(Geçici 32. Maddede bu şart aranmamaktadır) veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara, finansal kiralama ya da finansman şirketlerine veya bu Fona devrinden sağlanan hasılatınbu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet edenkazançların tamamıile bankaların, finansal kiralama ya da finansman şirketlerinin bu şekilde elde ettikleri söz konusu kıymetlerden taşınmazların (6361 sayılı Kanun kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracının temerrüdü sebebiyle kanuni takipteki finansal kiralama alacakları karşılığında tarafların karşılıklı mutabakatıyla kiralayanın her türlü tasarruf hakkını devraldığı finansal kiralama konusu taşınmazlar dâhil) satışından doğan kazançların %50'lik, diğerlerinin satışından doğan kazançların %75'lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır. Bununla birlikte bu istisna kapsamındaki kazançlar Kanunun 32/C maddesiyle düzenlenen yurt içi asgari kurumlar vergisi kapsamındadır.
- Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinde yer alan istisna hükmü, ilgili varlıkların Çerçeve Anlaşmaları ve düzenlenen Sözleşmeler kapsamında alacaklı kuruluşlara devir ve teslimi ile bu suretle ilgili varlıkları devralan alacaklı kuruluşların bu varlıkları devir ve tesliminde de uygulanır.
Bilindiği üzere Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca, bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve teslimi KDV'den istisnadır. Bu istisnanın uygulanması için iki yıllık iktisap süresi aranmamaktadır.
- Sözleşme hükümleri uyarınca tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları 213 sayılı Kanun hükümlerine göre alacaklı için değersiz alacak, borçlu için ise vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır. Alacaklı kuruluşlar tarafından dahil oldukları risk grubunda bulunan borçlularla yapılan yeniden yapılandırma işlemlerinde bu fıkra hükümleri uygulanmaz.
- Sözleşmelere göre borçları yeniden yapılandırılan borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri ve ihracat taahhüt süreleri ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20 nci maddesi çerçevesinde sağlanan kefaletleri de içermek üzere kredi garanti kurumları tarafından verilen garanti ve kefaletlerin süreleri, sözleşmeler ile belirlenen süreler kadar uzatılmış sayılır.
Bu madde hükümlerine göre finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınan bir borçlunun borçlarının Sözleşmenin imza tarihini izleyen yılın başından itibaren iki yıl içerisinde tekrar finansal yeniden yapılandırmaya konu edilmesi hâlinde, bu madde hükmünde belirtilen vergi istisnaları ve teşvikler uygulanmaz.
Sözleşmeler ile uygulamaya konulan işlemlerin gerçekleşmemesi hâlinde dahi, uygulanmış olan vergi, fon ve harç istisnaları geri alınmaz.
Bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmeler için sağlanan vergi istisnaları ve teşvikler, bu madde kapsamında düzenlenen sözleşmelere istinaden yapılacak işlemlere birinci fıkrada yer alan süreyle sınırlı olmaksızın uygulanır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]