CURATED
23 January 2026

Depolamalı RES/GES Ve Yüzer Santrallerde Yeni Mevzuat Çerçevesi

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
10 Aralık 2025 tarihli ve 33103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yüzer Güneş Enerji Santralleri Kurulmasında Su Yüzeyi Kullanımına İlişkin Yönetmelik ...
Turkey Energy and Natural Resources
Gözde Esen Sakar’s articles from Sakar Law Office are most popular:
  • within Energy and Natural Resources topic(s)
Sakar Law Office are most popular:
  • within Energy and Natural Resources and Criminal Law topic(s)
  • with readers working within the Banking & Credit industries

10 Aralık 2025 tarihli ve 33103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yüzer Güneş Enerji Santralleri Kurulmasında Su Yüzeyi Kullanımına İlişkin Yönetmelik ("Yüzer GES Yönetmeliği") ve hemen ardından Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde ("Lisans Yönetmeliği") değişiklik yapan yönetmeliğin ve Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliğinde ("Depolama Yönetmeliği") Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 29 Aralık 2025 tarihli 33122 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile Türkiye Elektrik Piyasası mevzuatına güncellemeler gelmiştir. Anılan düzenlemeler, enerji yatırımlarında uzun süredir tartışma konusu olan depolama entegrasyonu, hibrit tesis yapıları ve kamu kaynaklarının (su yüzeyleri) kullanımına ilişkin hukuki çerçeveyi daha belirgin hale getirmeyi amaçlamaktadır. İşbu makalede, söz konusu değişikliklerin lisanslama süreçlerine etkisi, "Yüzer GES" tanımındaki değişiklik ve depolamalı tesisler için getirilen yeni ticari düzenlemeler değerlendirilecektir.

1. Yüzer GES Tanımındaki Değişiklik

Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu ("EPDK") tarafından Lisans Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik ile "Yüzer GES" tanımı değiştirilerek yalnızca doğal veya yapay göletlerle sınırlı kalmaksızın rezervuarlı veya regülatörlü hidroelektrik santral ("HES") sahalarındaki su yüzeyleri de kapsama alınmış olup bu değişiklik hibrit tesis yatırımlarının önünü açmıştır. Bu kapsamda "Yüzer GES", hukuki niteliği itibarıyla bağımsız bir üretim tesisi olmaktan ziyade, mevcut bir enerji üretim tesisine (özellikle HES) entegre edilen ve aynı lisans çatısı altında veya hibrit tesis modeliyle işletilebilen bir üretim birimi olarak konumlandırılmaktadır.

Bu değişiklik, özellikle mevcut HES yatırımları ile entegre hibrit modeller geliştirmek isteyen yatırımcılar açısından önemli bir fırsat alanı yaratmaktadır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki Lisans Yönetmeliği içme-kullanma suyu temin edilen rezervuarları ve kıyı kanunu kapsamındaki alanları kapsam dışı bırakmıştır. Bu istisnalar, kamu yararı ve çevresel koruma gerekçeleriyle düzenlenmiş olup yatırımcı açısından "hukuken mümkün olan" ile "fiilen izin verilebilir olan" alanlar arasında ayrım yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Ancak bu noktada yatırımcıları bekleyen önemli bir hukuki eşik bulunmaktadır. EPDK lisansı veya EPDK önlisansı almak artık tek kriter olmayıp Yüzer GES Yönetmeliği uyarınca rezervuarlı HES sahalarındaki su yüzeylerinin enerji üretimi amaçlı kiralanması, DSİ'nin ayrı bir iznine tabidir. Bu durum, yüzer GES projelerinde klasik lisanslama rejimine ek olarak idari nitelikte bir "kamu kaynağı tahsisi" sürecinin devreye girdiğini göstermektedir.

Burada dikkat çekici husus, DSİ'nin izin ve tahsis süreçlerinde benimsediği öncelik sıralamasıdır, bu sıralama tarımsal sulama ve içme suyu teminine, enerji üretimine kıyasla daha çok öncelik vermektedir. İlaveten yatırımcılar enerji üretimi amacıyla su yüzeyi kiralaması için Devlet Su İşleri ile ayrıca bir "Su Yüzeyi Kira Sözleşmesi" imzalayacaktır. Bu sözleşmenin idare hukuku ilkelerine tabi olması, sözleşmenin yenilenmesi, feshi veya bedel revizyonu gibi konularda DSİ'nin takdir yetkisinin yatırımcı açısından önemli bir hukuki risk unsuru oluşturmasına neden olabilecektir.

2. Depolama Faaliyetlerinde "Bedelsiz Katkı"

Depolama Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik ile depolamalı elektrik üretim tesislerinin şebekeye verdiği enerjinin, YEKDEM veya piyasa takas fiyatı üzerinden ekonomik değere dönüştürülemeyen kısmı, mevzuat gereği "Bedelsiz Katkı" olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Depolama Yönetmeliği'nde tanımlanan "bedelsiz katkı", yatırımcının teknik olarak ürettiği ancak piyasa mekanizmaları çerçevesinde parasal karşılık elde edemediği enerji miktarını ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle, depolama ünitesinden çıkan ancak ilgili piyasa mekanizması içinde fiyatlandırılamayan enerji, yatırımcı açısından gelir yaratmayan bir unsur haline gelmektedir. Bu düzenleme, depolamalı tesislerin fizibilite çalışmalarında varsayılan gelir kalemlerinin hukuken sınırlandırılması sonucunu doğurmakta olup, yatırımcı açısından dolaylı bir gelir kaybı riskini beraberinde getirmektedir.

Her ne kadar düzenlemenin sistem güvenliği ve piyasa istikrarı amacıyla getirildiği anlaşılmakta ise de yatırımcıların bu düzenlemeyi mülkiyet hakkı, kazanılmış hak ve sözleşme serbestisi ilkeleri bakımından dikkatle değerlendirmesi gerekmektedir.

3. "Emre Amadelik" Tanımında Teknik Güncelleme

Depolama Yönetmeliği'nde yapılan bir diğer değişiklik ile depolama ünitelerinin emre amade sayılabilmesi için aranan teknik kriterler güncellenmiştir. Güncellenen teknik kriterler ile depolama ünitelerinin yalnızca fiziksel olarak kurulmuş olması değil sistem operatörünün talimatlarına fiilen ve kesintisiz şekilde cevap verebilir durumda olmasını esas almaktadır. Bu kapsamda "emre amadelik", artık salt teknik bir yeterlilik değil, aynı zamanda sürekli ve aktif bir işletme yükümlülüğü olarak tanımlanmaktadır.

Emre amade sayılmayan depolama ünitesi, lisans yükümlülüklerinin ihlali gerekçesiyle idari yaptırımlara ve hatta lisans iptaline kadar varan riskler doğurabileceği açıktır. Bu nedenle, lisans sahiplerinin teknik ekipleri ile hukuk departmanları arasında işletme sürecine ilişkin koordinasyonun artırılması, olası idari yaptırımların önüne geçilmesi açısından kritik önemdedir.

4. Sonuç

2026 yılı, depolamalı RES/GES ve yüzer GES projeleri açısından bir kurulum ve işletmeye geçiş yılı olacaktır. Ancak bu süreç, önceki yıllardan farklı olarak yalnızca teknik değil, yoğun biçimde hukuki ve finansal risk yönetimi gerektirmektedir. Özellikle, Bedelsiz Katkı düzenlemesi, DSİ'nin enerji üretimine ikincil öncelik tanıyan kiralama rejimi, emre amadelik kriterlerindeki sıkılaşma finansal modellerin ve sözleşme setlerinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, yatırımcıların yalnızca mevzuata uyum değil, aynı zamanda uzun vadeli hukuki riskleri öngören bir yatırım stratejisi geliştirmeleri 2026 ve sonrası için belirleyici olacaktır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More