- within Government and Public Sector topic(s)
- within Real Estate and Construction, Environment and Insurance topic(s)
A. GİRİŞ
28.11.2025 tarihli 33091 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2024/5814 Başvuru Numaralı Anayasa Mahkemesi kararı (“Karar”) yayımlanmıştır.
Söz konusu kararda, başvuru konusu edilen olay ve olgulara dayanarak mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmişse de Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmede başvurunun 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesinde yer alan hüküm kapsamında başvuru hakkının kötüye kullanıldığı sonuca ulaşılmış olup başvuranlar aleyhine idari para cezasına hükmedilmiştir. Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki kararlarının nadir olması nedeniyle, ilgili karardaki esaslı unsurların ve Yüksek Mahkeme yaklaşımının incelenmesinin faydalı olacağı değerlendirilmiştir.
B. İNCELEME
1. Olayın Özeti
Fiziki olmayan altın satışları üzerinden alınan BSMV vergisinin iptali yönündeki Danıştay kararının ardından, başvurucular vekilince çoğunluğu yakın akrabaları olan kişiler üzerinden çok sayıda ve küçük miktarda altın alım-satımı yapılmış, ardından kesilen BSMV'lerin (0,50 kuruş-4 TL arası) iadesi için ayrı ayrı olmak üzere binlerce vergi davası açılmıştır. Anayasa Mahkemesince bu işlemler hak arama özgürlüğü yerine sadece vekalet ücreti kazanabilmek amacıyla yargı organlarının gereksiz yere işgal edilmesi ve hakkın kötüye kullanılması çerçevesinde ele alınmıştır.
Danıştay Yedinci Dairesinin (Danıştay Dairesi) 28/3/2023 tarihli ve E.2020/1362, K.2023/1758 sayılı kararının 19/7/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine GİB tarafından yazılan 8/8/2023 tarihli yazı ile banka hesapları üzerinden fiziki teslim olmaksızın yapılan altın satışı işlemlerinden BSMV alınmaması yönünde uygulamaya gidilmesi Birliğe aynı gün elektronik ortamda bildirilmiştir. Bununla birlikte bankalar bir süre daha müşterilerinden BSMV kesintisi yapmaya devam etmiştir.
Başvurucular vekili, başvurucular adına GİB'in Birliğe ikinci yazısından önce ve sonra olmak üzere toplamda 1.600'ün üzerinde dava açmıştır. Bu davaların konusu ayrı ayrı yapılan bankacılık işlemleri ile kesilen her biri 0,50 TL ilâ 4 TL tutarındaki BSMV'lerin iptali ve iadesi talepleridir. Açılan davaların konusu çok düşük olduğundan vergi mahkemelerince kesin olarak kararlar verilmiştir.
Açılan davalarda Vergi Mahkemelerince, 379 dosyada davanın reddi kararı verilmesi nedeniyle başvuran vekili tarafından mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçeleriyle bireysel başvuru yoluna başvurulmuştur.
2. Başvurucuların İddia ve Talepleri
Başvurucular;
- Bir kısım davada, davalı idarenin savunma dilekçesi kendilerine tebliğ edilmeden karar verilmesi nedeniyle çelişmeli yargılanma hakkının,
- Dava değeri ortalama 2 TL olan çok küçük tutarlı uyuşmazlıklarda aleyhlerine 10.500 TL, 5.250 TL ve 2.625 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi, lehlerine verilen kararlarda dava değeri kadar vekâlet ücretine hükmedilmesi, davanın esası hakkında karar verilmeyen kararlarda lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının,
- Başvuruya konu mahkeme kararları ile aleyhlerine toplamda 1.207.054,82 TL tutarında vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi, mahkemelerce davalar kabul edilmiş olsaydı lehlerine 3.276.000 TL vekâlet ücretine hükmedilecek olması, yine mahkemelerce lehlerine tam vekâlet ücretine hükmedilmiş olsaydı da 314.964,98 TL fazladan vekâlet ücreti verilecek olması ve bu şekilde toplam kayıplarının 4.798.019,80 TL olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
3. Başvurunun Değerlendirilmesi
Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali iddiaları karşısında değerlendirmeye aldığı temel husus 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi hükümleridir. Anılan hükümlere göre “başvuru hakkının kötüye kullanılması” halinde başvurucu taraf aleyhine iki bin lirayı aşmamak üzere idari para cezasına hükmolunur.
İşbu hükümlerde yer alan “hakkın kötüye kullanılması” meselesi Anayasa Mahkemesi tarafından, bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışlar olarak değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş tarihli içtihatları da incelendiğinde bu kapsamda değerlendirilen durumların; Mahkemeyi yanıltma amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması olduğu görülmektedir.
Ancak bahse konu bireysel başvuruya konu mesele irdelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından geçmiş tarihli içtihatlarının kapsamı genişletilerek “hakkın kötüye kullanılması” durumunun yalnızca geçmiş tarihli içtihatlarda anıldığı şekilde meydana gelmeyeceği ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi verdiği kararda, hukuk sistemindeki boşluklardan yararlanılarak haksız ve fahiş şekilde vekâlet ücreti almak amacıyla kişiler ya da kamuya karşı gerçek bir temeli olmayan ve bir hakkın korunmasını amaçlamayan çok sayıda dava açılması ve bu davaların bireysel başvuruya konu edilmesinin de kötüye kullanma teşkil edebileceğini ve mahkemelerin suni uyuşmazlıklar oluşturularak kişisel zenginleşme aracı olarak kullanılmasına cevaz verilmemesi gerekliliğini öne sürmüştür.
Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) tarafından verilen “Ferrara ve diğerleri/İtalya” kararına da değinilerek çok sayıda vekâlet ücreti almak amacıyla dava ve icra süreçlerinin yapay olarak çoğaltılması suretiyle başvuru hakkının kötüye kullanılabileceği Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanmıştır.
C. Sonuç
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda aralarında yakın akrabalık ilişkisi bulunduğu da anlaşılan başvurucular ve vekillerince gerçekleştirilen altın alış işlemleri üzerine kesilen BSMV'lerin iptali ve iadesi talebiyle açılan davaların gerçek bir uyuşmazlığa dayanmadığı ve hükmedilmesi olası çok sayıda vekâlet ücretine odaklanılarak davaların suni olarak oluşturulduğu gözlemlenmiştir.
Bu kapsamda başvurucular vekili vergi mahkemelerinde yüzlerce dava açarak bu mahkemelerin iş yüklerinin ciddi şekilde artmasına ve yaşanan emek kaybı nedeniyle bu mahkemelerde görülen davaların yargılama sürelerinin uzamasına neden olmuştur. Aynı şekilde başvurucular vekilinin bu davaların bir kısmını bireysel başvuruya da konu ederek benzer bir tutumu Anayasa Mahkemesi nezdinde de sürdürdüğü tespit edilmiştir. Somut olayın koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava ve bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi tarafından, yukarıdaki gerekçelere dayanarak, başvurunun 366 davaya ilişkin kısmının “başvuru hakkının kötüye kullanılması” nedeniyle reddine ve başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca başvurucular aleyhine takdiren ayrı ayrı 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Benzer nitelikteki örneklerine fazla rastlanılmayan Yüksek Mahkemenin inceleme konusu kararının, yargı organları ve davaların hakkın kötüye kullanılmasının bir aracı olarak aleni bir şekilde kullanılmasının önlenmesi noktasında önemli bir adım olduğu değerlendirilmekle, karara katıldığımızı ve avukatlık mesleğinin etik ilkelere uygun bir şekilde yerine getirilmesine katkı sunacağını düşünmekteyiz.
Saygılarımızla.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]