- within Criminal Law topic(s)
Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 ile 131. Maddeleri arasında düzenlenmiş olup, bu maddeler Kanun’un ‘’Şerefe Karşı Suçlar’’ başlığı altında yer almaktadır. Kanunlarımızda hakareti “ifade özgürlüğü” kabul edip suç vasfını ortadan kaldıran düzenleme mevcut olmadığından, istatistiksel olarak soruşturma dosyalarına en çok konu edilen suç türlerinden biri hakaret suçudur.
Bu bilgi notunda hakaret suçu; unsurları, cezasızlık sebepleri, özel düzenlemeleri ve cezalandırılması bakımından irdelenecektir.
The crime of insult is regulated in Articles 125 through 131 of the Turkish Penal Code No. 5237, and these articles are found under the heading “Crimes Against Honor” in the Code. Since there is no provision in our laws that classifies insult as “freedom of expression” and thereby removes its criminal status, the crime of insult is statistically one of the most frequently investigated offenses.
This legal brief will examine the crime of insult, its elements, grounds for exemption from punishment, special provisions, and penalties.
Hakaret suçu kişilerin toplumsal yaşamdaki onur, şeref ve saygınlıklarını korumak amacıyla kanunumuzda düzenlenmiştir. Bunun yanında, “Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik Veya Aşağılama (TCK 216)”, “Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK m.130)’’ veya “Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK 299)” gibi ayrı suç tipleri de mevcuttur.
Hakaret bir zarar suçu değil, soyut tehlike suçudur. Mağdurun, sözden gerçekten rencide olması veya psikolojik zarar görmesi aranmaz; eylemin onur ve saygınlığı zedelemeye elverişli olması suçun oluşması için yeterlidir. Zaten Kanun lafzında da bu husus “onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek…” şeklinde ifade edilmiştir.
1. Hakaret Suçunun Unsurları
Hakaret suçunun fiil unsuru çeşitli seçimlik hareketlerle işlenebilmektedir. Bir kişiye somut bir fiil veya olgu isnat edilerek bu suç işlenebileceği gibi doğrudan sövme şeklinde de işlenebilir. Örneğin bir kişiye “rüşvet aldığı ithamıyla” şeref ve onurunu kıracak bir olgu isnat edilebilir yahut sövmede ise doğrudan hakaret sayılabilecek bir sözcük sarf edilebilir. Ancak, “Allah belanı versin”, “lan, ulan” gibi ifadeler beddua ve kaba söz kabul edilir, hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay içtihatlarına göre “yaparsan aptalsın” benzeri şarta bağlı söylemler de hakaret suçunu oluşturmayacaktır. Toplum nazarında kötü bir hayat süren veya daha önce suç işlemiş bir kişiye hakaret edilmesi de suçu oluşturur; örneğin gerçekten dolandırıcılık yapmış birine sırf rencide etmek kastıyla “dolandırıcı” diyerek sövmek hakarettir.1
Mağdur yönünden inceleme yapıldığında ise bakılan ilk husus mağdurun belli veya belirlenebilir olmasıdır. Şartın oluşması için mağdurun isminin açıkça ifade edilmiş olmasına gerek yoktur, eğer kullanılan ifadelerden mağdurun kim olduğu şüpheye mahal vermeksizin çıkartılabiliyorsa suç yine oluşacaktır. TCK m.126’da bu durum “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.” şeklinde ifade edilmiştir. Tüzel kişiler yönünden ise, tüzel kişilerin ceza hukuku bağlamında gerçek kişiler gibi onur ve saygınlıkları olmadığı için hakaret suçunun mağduru olamazlar; ancak ifadeler tüzel kişi yöneticilerini hedef alıyorsa o kişiler mağdur olabilir.
Mağdurun bizzat bulunmadığı bir ortamda ona hakaret edilmesine gıyapta hakaret denir. Fıkrada geçen “Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir” ifadesinden anlaşılacağı üzere bu eylemin en az üç kişinin öğrenmesi sağlanarak işlenmesi gerekir. İhtilat şartının gerçekleşmesi için ortamdaki üç kişinin sözü idrak edebilecek yetenekte olması gerekir.
2.Suçun Nitelikli Halleri
125. maddenin 3. ve 4. fıkralarında suçun nitelikli halleri sayılmıştır. Buna göre suçun kamu görevlisine karşı işlenmesi, kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşüncelerini açıklaması, değiştirmesi, yaymaya çalışması veya mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranması nedeniyle işlenmesi, mensup olunan dinin kutsal sayılan değerlerinden dolayı işlenmesi halinde suçun nitelikli hali ortaya çıkacaktır. 4. fıkrada bahsi geçen suçun alenen işlenmesi halinde ise eylemin belirsiz sayıda kişi tarafından görülme veya öğrenilme tehlikesini ifade eder. Yani burada ulaşılması gereken sonuç “belli bir miktarda kişi” olarak değil, kaç kişiye eriştiği önem arz etmeksizin herkesçe erişilebilir şekilde hakaretin işlenmesidir.
3. Ceza Yargılamasına Konu Olan Haller
a)Cezasızlık Veya Ceza İndirimi Sebepleri
Kanun’un 128. ve 129. maddelerin ceza soruşturması veya kovuşturması durumunda fail hakkında cezasızlığa yahut cezada indirime sebebiyet verebilecek haller düzenlenmiştir.
Buna göre, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması şartıyla adli ve idari makamlarda iddia ve savunmada bulunurken, bir hakkın tesisi için çaba sarf etme halindeyken uyuşmazlığın tarafları hakkında olgu isnat edilmesi halinde kişiler cezalandırılamayacaktır. Gerçekten de bu durum, hak arama hürriyetinin bir sonucudur. Aksi halde uyuşmazlığın tarafları her daim “ceza yargılaması” tehdidiyle karşı karşıya kalacaklarını hissedecek ve etkin bir savunma yapamayacaklardır.
129. maddedeki düzenlemelere göre ise, kişi hakareti bir haksız fiile tepki göstermek adına veya kendisine edilen hakarete karşı ederse cezada indirime gidilebilir veya hiç ceza verilmeme durumu ortaya çıkabilir. Hakaret suçunun kasten yaralama eylemine karşı işlenmesi halinde ise ceza verilmeyecektir.
Pratikte sık sık karşılaşıldığı üzere; hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, faillere verilecek ceza indirilebileceği gibi, ceza verilmeme yoluna da gidilebilir. Bu düzenlemenin arkasındaki düşünce ise kişilerin eylemlerinin “karşılıklarını birbirlerinden almış” olmasıdır. Muhakkak ki burada, kişilerin hakaretlerinin boyutu ve birbirlerine göre durumu da gözetilmelidir.
b)Suçun Şikayete Tabi Olması Durumu
Hakaret suçunun “kamu görevlisine hakareti” düzenleyen 125/3-a maddesi dışındaki durumları şikayete tabidir. Yani şikayet olmayan hallerde suç re’sen soruşturulamaz, şikayetten vazgeçildiyse soruşturma sona erdirilir. Buna ek olarak Cumhurbaşkanına Hakaret suçu da takibi şikayete tabi suçlardan değildir. Hakaret suçunda şikayet süresi fiilin öğrenilme tarihinden itibaren 6 ay, TCK’nın 73/2 hükmü uyarınca ise her halde 2 yıldır.
c)Suçun Ön Ödemeye Tabi Olması Durumu
25.12.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun’un 16. maddesi doğrultusunda yapılan değişiklik ile TCK m.75 uyarınca TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu (kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen nitelikli hali hariç olmak üzere) ön ödeme kapsamına alınmıştır. Ön ödeme sayesinde mağdurun şikayetini geri çekmesi yahut “uzlaşma” aranmaksızın, Devlet’in belirlediği miktarda ödeme yapan şüpheli, dosyanın kapanmasıyla yargılanma tehdidinden kurtulabilmektedir.
Sonuç:
- Hakaret suçu, bireyin toplum içindeki onur, şeref ve saygınlıklarını koruma altına alan soyut bir tehlike suçudur. Mağdurun gerçekten rencide olması aranmadığı gibi, toplum nazarında olumsuz bir imaja sahip veya daha önce suç işlemiş kişilere karşı işlenmesi de cezai koruma kapsamındadır.
- Suçun unsurları belirlenirken, eleştiri sınırını aşan kaba sözler ve beddualar suç kapsamı dışında bırakılmış; buna karşın mağdurun belirlenebilirliği (matufiyet) noktasında isminin açıkça zikredilmesi şart koşulmayarak koruma alanı geniş tutulmuştur. Ayrıca gıyapta hakaret ve aleni hakaret gibi, söylemin ulaşılabilir olduğu çevreye göre de ayrımlara gidilmiştir.
- Kanun koyucu, iddia ve savunma dokunulmazlığı ile hak arama hürriyetini güvenceye alırken; haksız tahrik, karşılıklı hakaret ve isnadın ispatı gibi özel cezasızlık veya indirim nedenleriyle somut olayda ceza adaletini ve hakkaniyeti gözetmiştir.
- Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı işlenen hali hariç olmak üzere, suç şikayete tabi olup, aynı zamanda 2025 yılında getirilen düzenleme ile ön ödeme kapsamına alınmıştır.
Footnote
1. Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, R. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 23. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2026, s. 551
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]