ARTICLE
3 February 2026

Cari Hesap – Açık Hesap Arasındaki Kritik Fark: Cari Hesap Sözleşmesinde Yazılılık Şartı Ve Sonuçları

YBK Attorney Partnership

Contributor

Yagci - Bulut - Konukpay (YBK) Attorney Partnership, an independent law firm located in Istanbul and Izmir, extends its legal services to leading companies and respected individuals. YBK Attorney Partnership's team, comprised of highly respected partners, is dedicated to providing innovative and effective legal support. The team is composed of young and competent lawyers. YBK Attorney Partnership combines its practical knowledge with academic expertise to provide exceptional service to its clients. With a client-centric approach, YBK Attorney Partnership prioritizes the needs and disputes of its clients, offering creative solutions by thoroughly analyzing each case. YBK Attorney Partnership's commitment extends to collaborative teamwork, ensuring comprehensive evaluation of all possible scenarios and risks in addressing legal matters.
TTK m. 89/2 uyarınca cari hesap sözleşmesi, yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Dolayısıyla cari hesap sözleşmelerindeki yazılılık şartı, ispat şartı olmayıp TBK m. 13/1 anlamında bir geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla, olası bir uyuşmazlıkta cari hesap sözleşmesinin yazılı şekle uygun akdedilip edilmediğini hakim, tarafların herhangi bir talep
Turkey Corporate/Commercial Law
Efe Murat Bulut’s articles from YBK Attorney Partnership are most popular:
  • with readers working within the Law Firm industries
YBK Attorney Partnership are most popular:
  • within Food, Drugs, Healthcare, Life Sciences, Litigation and Mediation & Arbitration topic(s)
  • with Senior Company Executives and HR

1. GİRİŞ: Cari Hesap ve Cari Hesap Sözleşmesi

Cari hesap, tacirler arası uygulamadan doğan, tarafların karşılıklı alacaklarının ve borçlarının tasfiyesinde sıkça kullanılan, kökeni 12. yüzyıl İtalya'sına dayanan geleneksel bir hesaplaşma yöntemidir. İlk başlarda bir muhasebe işlemi olarak gelişen bu yöntem, zamanla kanun hükümlerince düzenlenmesiyle beraber hukuki bir müessese niteliğini kazanmıştır.

Cari hesap uygulamasının temel işlevi, ticari hayatta kolaylık ve hız sağlayan, tacirler arası gereksiz para transferlerini ortadan kaldırarak ödeme işlemlerine bağlı masrafları azaltan bir ödeme aracı olmasıdır. Ayrıca, tarafların takas sonucu alacak ve borçları sona erdiği için tarafların borçlarına karşılık alacaklarının yer alması sayesinde bir tarafa alacaklar ile diğer tarafa ait borçlar güvence altına alınır, bu durum cari uygulamasının teminat işlevini gösterir.

Cari hesap sözleşmesi ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK)" m. 89/1 uyarınca iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşmedir. Cari hesap sözleşmesi ile kurulan ilişkide belirli hesap devreleri bulunur ve bu hesap devreleri sonucunda bakiye tespiti yapılabilir.

Taraflar arasındaki bir hukuki ilişkinin cari hesap sözleşmesi olarak tasvir edilip edilememesi, ortaya çıkan hukuki sonuçlar bakımından önem arz etmektedir. Bu nedenle, yazımız kapsamında cari hesap sözleşmesinin oluşması için gereken şartlar, cari hesap uygulaması ile açık hesap uygulaması arasındaki farkları ve cari hesap sözleşmesinin taraflar arasındaki ilişki bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar ele alınacaktır.

2. Cari Hesap Sözleşmelerinde Yazılı Şekil Şartı

TTK m. 89/2 uyarınca cari hesap sözleşmesi, yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Dolayısıyla cari hesap sözleşmelerindeki yazılılık şartı, ispat şartı olmayıp TBK m. 13/1 anlamında bir geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla, olası bir uyuşmazlıkta cari hesap sözleşmesinin yazılı şekle uygun akdedilip edilmediğini hakim, tarafların herhangi bir talep veya itirazı olmasa da re'sen nazara almak zorundadır.

Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtilmiştir:

"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK'nin 87.) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır." ( Yargıtay HGK., E. 2017/919 K. 2019/886 T. 17.9.2019; Yargıtay HGK., E. 2017/1299 K. 2021/779 T. 17.6.2021)

Cari hesap sözleşmesi, herhangi bir sözleşmeden bağımsız bir yazılı sözleşme olarak taraflarca akdedilebileceği gibi başka bir sözleşmenin içerisinde bir kayıt olarak da kararlaştırılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.10.2008 tarihli ve E. 2008/560, K. 2008/639 sayılı kararında "Anılan sözleşmenin 22.maddesi "Cari Hesaplar" başlığını taşımakta olup; cari hesap ilişkisinin kurulması, devamı ve sona ermesine ilişkin esasları düzenlemektedir. Bu hüküm gereğince sözleşmenin imzalanması ile birlikte taraflar arasında cari hesap ilişkisinin kurulduğuna (...) Ayrıca yargılama aşamasında ibraz olunan müşteri cari hesap ekstresi içeriği ve bilirkişi tarafından incelenen defter kayıtları ile de bu ilişkinin varlığı belirgin biçimde ortaya konulmuştur. (...) taraflar arasında cari hesap ilişkisinin kurulduğu belirgindir." ( Yargıtay HGK., E. 2008/560 K. 2008/639 T. 22.10.2008) şeklinde hüküm kurmak suretiyle cari hesap sözleşmesinin başka bir sözleşmenin bir maddesi olarak düzenlenmesi neticesinde cari hesap sözleşmesi hükümlerinin taraflar arasındaki ilişkiye uygulanacağını tespit etmiştir.

Bununla beraber, cari hesap sözleşmesinin geçerliliği için adi yazılı şekil yeterlidir. Bu noktada, taraflar arasındaki ilişkide adi yazılı şekil şartının sağlanması için hangi asgari gerekliliklere sahip olunduğunun irdelenmesi gerekmektedir.

Yazılı şekil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 13 vd. hükmünde düzenlenmiş olup Türk Borçlar Kanunu'nda adili yazılı şeklin tanımı yapılmamıştır. Öğretide adi yazılı şekil, "tarafların herhangi bir makamın veya şahsın onayı ve katılımına gerek duymadan sadece anlaştıkları noktaları el ile daktilo veya başka bir aletle herhangi bir şey üzerine yazarak altı borç altına girenler tarafından imzalanarak meydana getirilen senet" olarak tanımlanmıştır1. Başka bir anlatımla, adi yazılı şeklin iki gereği bulunmaktadır: (i) yazılı metin ve (ii) imza. Asıl belirleyici olan unsur, borç altına giren kişinin imzasıdır2. TBK m. 15 uyarınca bu imza, elle atılmış ıslak imza olabileceği gibi teyit edilmiş olmak kaydıyla faks ve benzer iletişim araçlarıyla veya güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil şartını sağlamaktadır.

Cari hesap sözleşmesi ile her iki taraf da borç altına girdiği için, TBK m. 14/1 ve 15/1 hükümleri uyarınca sözleşme metninin her iki tarafın irade beyanlarını ve imzalarını içermesi gerekir3. Taraflarca doğrudan yazılı olarak düzenlenen ve imzalanan bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı fakat fiiliyatta cari hesap tablosu benzeri bir ilişki bulunduğu ihtimalinde, taraflarca düzenlenen cari hesap tabloları, cari hesap ekstreleri, muavin defterleri ve benzeri belgeler ile e-posta yazışmalarının niteliği bu ölçütü karşılamadığından, yazılı şekil şartını yerine getirememekte olup TTK m. 89 anlamında bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığının kabulü gerekir.

Nitekim Yargıtay uygulamasında da bu doğrultuda bir değerlendirme mevcuttur:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen bir uyuşmazlık, davacı tarafından iki adet fatura sebep gösterilerek davalıya karşı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin bir davadır. Bu kapsamda davalı tarafından mahkemeye cari hesap ekstreleri sunularak bu belgelere göre bir değerlendirme yapılması talep edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi olup olmadığını, buna göre cari hesap ilişkisine göre mi yoksa davacı tarafından sunulan iki adet fatura gözetilerek mi karar verileceği hususunu incelemiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından, her ne kadar mahkemeye "cari hesap ekstresi" adı altında bir belge sunulmuşsa da bu belgenin yazılı cari hesap sözleşmesi için gerekli şartı sağlamayacağı, "taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceği" ve bu nedenle "sadece takip konusu faturalar ve ödeme savunması bakımından araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" sonucuna varılmıştır ( Yargıtay HGK., E. 2017/1634 K. 2018/633 T. 28.3.2018).

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen bir itirazın iptali davası niteliğindeki uyuşmazlıkta, yerel mahkeme tarafından tarafların aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu kabul ettiğinden hareketle taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre birbirlerinden alacaklı olup olmadıklarının tespitinin yapılarak uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği değerlendirmesinde bulunulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, "taraflar arasındayazılıbircari hesap sözleşmesi bulunmadığından, aradaki ilişkininaçık hesapilişkisi olarak değerlendirilebileceği ve Özel Daire kararında belirtildiği gibi yalnızca takibe konu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması" yönünde karar vermiştir ( Yargıtay HGK., E. 2017/903 K. 2018/974 T. 25.4.2018). Dolayısıyla, her ne kadar taraflar mahkeme nezdinde aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu kabul etseler de aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadıkça tarafların cari hesap ilişkisinin bulunduğu sonucuna varılamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nezdinde incelenen diğer bir uyuşmazlıkta, davacı taraf cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili talepli icra takibi başlatmış, bu icra takibinde davacı tarafından davalının muhasebesinden alınan cari hesap ekran çıktıları delil olarak sunulmuştur, davalı tarafın itirazı üzerine işbu itirazın iptaline ilişkin dava açmıştır. Mahkeme tarafından sunulan cari hesap ekran çıktılarının yazılı cari hesap sözleşmesi bulunduğunu göstermediği tespit edilmiş, "davalının satıcı, dava dışı temlik edenin de alıcı olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında satıma konu malların dava dışı temlik eden alıcı tarafından davalıya iade edildiği, iadeye konu malların davalı tarafından kabul edildiği, taraflar arasındayazılıbircari hesapsözleşmesi bulunmadığından, aradaki ilişkinincari hesapilişkisi değil,açık hesap ilişkisi olduğu" sonucuna varmıştır ( Yargıtay 11. HD., E. 2020/3193 K. 2021/2173 T. 9.3.2021).

Yine başka bir Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararına konu olayda, davacı tarafından davalının yaptığı taşıma işlerinde keşide edilen faturalar ve takip borçlusunca yapılan ödemeler cari hesaba kaydedilmektedir. Davacı, cari hesap bakiyesi ödenmediğinden davalı aleyhine icra takibi başlatmış ve davalının takibe karşı itirazı karşısında itirazın iptali davası açmıştır. Mahkeme, davacı tarafından sunulan cari hesap belgelerini yazılı anlaşma olarak kabul etmeyip "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesinde cari hesap sözleşmesinin tanımlandığı, anılan maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağının belirtildiği, buna göre taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağı, somut olayda, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, açık hesap ilişkisinin önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumunu ifade ettiği, yazılı cari hesap sözleşmenin varlığının ispat edilememesi nedeniyle (...) esastan reddine karar verilmiştir." sonucuna vararak söz konusu ilişkinin cari hesap sözleşmesindeki yazılı şekil şartını sağlamadığını, bu nedenle cari hesap sözleşmesi hükümlerinin uygulanamayacağını, taraflar arasında açık hesap ilişki olduğu sonucuna varmıştır ( Yargıtay 11. HD., E. 2019/5351 K. 2020/3138 T. 24.6.2020).

Daha yakın tarihli bir kararında ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önüne gelen TTK anlamında taşıma işine ilişkin bir uyuşmazlıkta, "taraflar arasında yazılı bir hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte ilişkinin cari hesap şeklinde işlediği" tespit edilmiş; bu nedenle zamanaşımı süresi olarak cari hesap sözleşmesi zamanaşımı süresi değil, taşıma işine ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresi mahkemece kabul edilmiştir ( Yargıtay 11. HD., E. 2024/4332 K. 2025/3769 T. 28.5.2025).

3. Hukuki Sonuçları İtibariyle Cari Hesap Sözleşmesi

Taraflar arası hukuki ilişki bir cari hesap sözleşmesi olarak tespit edildiğinde,

a. Bakiye Tutarın Tespiti ve Hesap Devreleri

Cari hesap sözleşmesinde hesaba kaydedilen alacak ve borçlar takas edilerek belirli bir hesap devresi bakiye tespit edilir (TTK m. 94/1). Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa her takvim yılının son günü hesap kapatılır (TTK m. 94/2). Bu hesap devresinden önce bakiye tutarın tespiti ve buna dayanılarak karşı taraftan talepte bulunulması mümkün değildir.

b. Bütünlük İlkesi

Hesaba kaydedilen alacak ve borçlar, maddi ve hukuki sebepleri farklı olsalar dahi cari hesaba kaydedilmek suretiyle önceden aralarında bulunmayan özel bir bağa sahip olurlar. Bu bağlamda cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemlerinin birbirinden ayrılmaz bir bütün teşkil etmelerine, öğretide "bütünlük ilkesi" adı verilir4.

Bu husus, TTK m. 97 hükmünde de "Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler." şeklinde belirtilmiştir.

Cari hesaba kaydedilmek suretiyle alacaklar, hukuki niteliklerini kaybederler ve diğer alacaklarla ayrılmaz bir hale gelirler. Bunun en önemli sonucu, muhasebesel olarak taraflar arasında alacaklı-borçlu tespiti yapılabilecekken hukuki açıdan cari hesap sözleşmesi sona erip nihai bakiye tespit edilmeden önceki hesap devreleri boyunca taraflardan hiçbirinin alacaklı veya borçlu sayılmamasıdır5. Taraflar, ancak cari hesap sözleşmesi sona erdikten ve nihai bakiye tespit edildikten sonra hukuken alacaklı ve borçlu sayılabilirler.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de süregelen içtihadında cari hesap sözleşmesini, "cari hesap sözleşmesi, hesap kesilmeden alacak talep edilmeyeceğine dair bir anlaşma" olarak tanımlamaktadır ( Yargıtay 11. HD., E. 1988/10067 K. 1989/2386 T. 20.04.1989).

c. Zamanaşımı

Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğu takdirde, cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar bakımından zamanaşımı süresi, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıldır (TTK m. 101). Bu bakımdan cari hesap sözleşmesi bakımından öngörülen kanuni zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu'nda kabul edilen on yıllık genel zamanaşımı hükmünün (TBK m. 146) istisnasını oluşturur.

Taraflar arasındaki alacak ilişkilerinde on yıllık zamanaşımı süresi öngörülen sözleşmeler söz konusu olduğu takdirde, cari hesap sözleşmesinin tespiti, zamanaşımını kısaltan bir unsurdur. Bununla beraber, Ticaret Kanunu kapsamında öngörülen taşıma işleri gibi kanunen beş yıldan kısa süreli zamanaşımı öngörülen işler bakımından cari hesap sözleşmesinin tespiti, taraflar arasındaki hukuki ilişkide zamanaşımını uzatıcı bir etki gösterir.

d. Faiz

Tarafların her ikisi de tacir olduğu takdirde, TTK m. 95 uyarınca cari hesap ilişkisi kapsamında borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, bakiyenin belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler.

Bileşik faiz bakımından ise, esasen Ticaret Kanunu sistematiğinde bileşik faiz kural olarak yasaktır. Bununla beraber, kanun cari hesap sözleşmeleri bakımından bir istisna tanımıştır. TTK m. 8/2 uyarınca cari hesap sözleşmesinde, her iki tarafın da tacir olması durumunda bileşik faiz işletilebilir. TTK m. 96 uyarınca bunun. İçin tarafların, üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan başlamak üzere bileşik faizin uygulanmasını kararlaştırmaları gerekmektedir. Zira TTK m. 95 uyarınca, taraflarca bu yönde bir belirleme yapılmadıkça bileşik faiz kendiliğinden işlemez.

e. Devir, rehin ve haciz

Cari hesaba kaydedilen alacaklar bakımından devir, rehin ve haczedilme söz konusu değildir. Bu alacakların ödenmeleri istenemez, bu nedenle temerrüt durumu da oluşmaz. Söz konusu alacaklara işlemekte olan zamanaşımı süreleri durur6.

4. Açık Hesap Uygulaması ve Cari Hesaptan Farkları

Açık hesap uygulaması, doğurduğu hukuki sonuçlar itibariyle cari hesap sözleşmesinden farklılık arz eder. Bu nedenle, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap uygulaması mı yoksa açık hesap uygulaması mı olduğu yönündeki tespitin yapılması, uyuşmazlık çözüm sürecinde büyük öneme sahiptir.

Açık hesap uygulamasının cari hesaptan farkları şu şekilde özetlenebilir:

a. Uygulanacak Hükümler

Taraflar arasında yazılılık şartını sağlayan hukuki işlemler cari hesap sözleşmesi olarak adlandırılırken bu şartı sağlamamış hukuki işlemler, TTK m. 89 hükmünün gereği olarak cari hesap sözleşmesi olarak tasnif edilemezler. Böylesi hukuki ilişkilere, "açık hesap" adı verilir ve TTK m. 89-101 kapsamında yer alan cari hesap sözleşmesi hükümleri açık hesaba uygulanmaz.

Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında da belirtilmiştir:

"Açık hesapilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.Açık hesapilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz." ( Yargıtay HGK., E. 2017/919 K. 2019/886 T. 17.9.2019; Yargıtay HGK., E. 2017/1299 K. 2021/779 T. 17.6.2021)

"Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında belirtilenşekil şartına uyularak yapılmış bircari hesapsözleşmesi bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen poliçe bedellerinin zamana yayılarak ödenmesi suretiyleaçık hesapşeklinde bir ticari ilişki bulunduğu, (...) gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ödeme emrine vaki itirazın 622,46 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir." ( Yargıtay 11. HD., E. 2016/5361 K. 2017/7379 T. 19.12.2017)

b. Bakiye Tutarın Tespiti ve Hesap Devreleri

Açık hesap uygulamasında, cari hesaptan farklı olarak tarafların alacak ve borçlarını hesaplaşmaları, belirli bir dönemi olmaksızın gerçekleşir. Dolayısıyla açık hesapta bakiye tespiti, sadece belirli hesap devreleri sonucunda değil, her zaman yapılabilir.

c. Bütünlük İlkesi

Açık hesap uygulamasında bütünlük ilkesi öngörülmediği için kaydedilen alacaklar niteliklerini kaybetmezler. Taraflar açık hesaba kaydedilen alacakların ayrı ayrı ödenmesini talep edebilirler, icra takibi için hesap döneminin bitmesini ve buna göre bakiyenin belirlenmesini beklemek zorunda değillerdir. Cari hesap uygulamasında ise ancak hesap dönemi sonunda bakiye tutarın tespiti ile takip yapılabilir, her bir alacak için ayrı ayrı takip yapılması mümkün değildir.

d. Zamanaşımı

Açık hesap söz konusu olduğunda, TTK m. 101 hükmünde düzenlenen beş yıllık cari hesap zamanaşımı uygulanmaz, taraflar arasındaki ilişkiye uygulanan zamanaşımı hükümleri uygulama alanı bulur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin varlığı ispat edilemediğinden cari hesaba ilişkin beş yıllık zamanaşımı süresi değil, TTK m. 855 uyarınca taşıma işine ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresi uygulanmıştır:

"(...) taraflar arasında yazılı bircari hesapsözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağı, somut olayda, taraflar arasındaaçık hesapilişkisinin bulunduğu,açık hesapilişkisinin önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumunu ifade ettiği, yazılıcari hesapsözleşmenin varlığının ispat edilememesi nedeniyle zamanaşımı süresinin taşımaya göre belirlenmesininin yerinde olduğu (...)" ( Yargıtay 11. HD., E. 2019/5351 K. 2020/3138 T. 24.6.2020)

e. Faiz

Açık hesap ilişkisi söz konusu olduğunda, cari hesap sözleşmesine has olan faiz hükümleri de uygulanamayacağı için alacakların hesaba kaydedilmesi ile doğrudan alacaklara faiz işlemesi ve taraflar arasındaki ilişkide kararlaştırılmış olsa dahi bileşik faiz uygulanması mümkün değildir.

f. Devir, rehin ve haciz

Açık hesapta taraflar alacaklarını bir sınırlamaya tabi olmadan devir, rehin ve haciz edilebilirler. Ek olarak, olası bir uyuşmazlık halinde, açık hesap pozisyonları ayrı ayrı açıklanmalı ve ispatlanmalıdır7.

5. SONUÇ

Ticari hayatı kolaylaştırmak ve tacir arası ticari ilişkilerde gereksiz para transferlerini ortadan kaldırarak daha hızlı ve daha az masraflı bir ödeme aracı sağlayan cari hesap uygulaması, Türk hukukunda TTK m. 89 vd. kapsamında düzenlenmektedir.

Cari hesap sözleşmesinin yazılı olarak akdedilmesi gerekir, aksi takdirde TTK m. 89/2 uyarınca geçerli olmaz. Bu yazılı şeklin adi yazılı şekil olması yeterlidir. Nitekim Yargıtay da süregelen içtihadında taraflar arasında yazılı şekilde akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı takdirde TTK cari hesap hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağına hükmetmektedir. Bu durumda taraflar arası ilişki, açık hesap ilişkisi olarak nitelendirilir.

Açık hesap ilişkisinde ise cari hesap sözleşmesinden farklı olarak bütünlük ilkesi öngörülmediğinden kaydedilen alacaklar niteliklerini kaybetmez, her biri için ayrı ayrı ve hesap dönemi bitmeden icra takibi yürütülebilir. Ayrıca alacaklara TTK m. 101 kapsamında öngörülen beş yıllık cari hesap zamanaşımı değil, taraflar arasındaki ilişkiye uygulanan zamanaşımı hükümleri uygulanır. Yine açık hesap ilişkisinde bileşik faiz uygulanamaz. Taraflar; alacaklarını bir sınırlamaya tabi olmadan devir, rehin ve haciz edilebilirler, olası bir uyuşmazlık halinde, açık hesap pozisyonları ayrı ayrı açıklamaları ve ispatlamaları gerekir.

Bu nedenle taraflar arasında TTK hükümlerinin uygulama alanı bulacağı bir cari hesap ilişkisi kurulmak istenmekte ise car hesap sözleşmesinin yazılı şekle uygun şekilde akdedilmesi gerekliliği ticari işletmeler ve şirketler nazarında dikkate alınmalıdır.

KAYNAKÇA

Emine Gökçe Karabel, Yazılı Şekil Şartı, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2015.

K. Berk Kapancı, "Türk Borçlar Kanunu'nun 14. Maddesinin Öngördüğü Yeni Şekil Düzenlemesinin Getirdikleri" MÜHFD – HAD, C. 18, S. 1, 2012, ss. 403-430.

Murat Koçsoy, Serhat Dinç, "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Muhasebe Uygulamaları Açısından Cari Hesap Kavramı", Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt 73, No. 2, 2018, ss. 617-641.

Yalçın Kavak, Borçlar Hukukunda Yazılı Şekil, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2015.

Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2012.

Yargıtay HGK., E. 2008/560 K. 2008/639 T. 22.10.2008

Yargıtay HGK., E. 2017/903 K. 2018/974 T. 25.4.2018

Yargıtay HGK., E. 2017/919 K. 2019/886 T. 17.9.2019

Yargıtay HGK., E. 2017/1299 K. 2021/779 T. 17.6.2021

Yargıtay HGK., E. 2017/1634 K. 2018/633 T. 28.3.2018

Yargıtay 11. HD., E. 1988/10067 K. 1989/2386 T. 20.04.1989

Yargıtay 11. HD., E. 2016/5361 K. 2017/7379 T. 19.12.2017

Yargıtay 11. HD., E. 2019/5351 K. 2020/3138 T. 24.6.2020

Yargıtay 11. HD., E. 2020/3193 K. 2021/2173 T. 9.3.2021

Yargıtay 11. HD., E. 2024/4332 K. 2025/3769 T. 28.5.2025

Footnotes

1 Emine Gökçe Karabel, Yazılı Şekil Şartı, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2015, s. 24

2 K. Berk Kapancı, "Türk Borçlar Kanunu'nun 14. Maddesinin Öngördüğü Yeni Şekil Düzenlemesinin Getirdikleri" MÜHFD – HAD, C. 18, S. 1, 2012, s. 418

3 Yalçın Kavak, Borçlar Hukukunda Yazılı Şekil, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2015, s. 209

4 Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2012, s. 115-116.

5 Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2012, s. 116-117.

6 Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2012, s. 115-122.

7 Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2012, s. 34-35.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More