ARTICLE
7 September 2026

YAPAY ZEKA ÇAĞINDA YARGI

MP
EKSP Law Firm

Contributor

EKSP Law Firm is one of Türkiye’s leading independent law firms, providing high-standard legal advisory services to its clients both nationally and internationally. With over 30 years of experience and a dynamic, multidisciplinary team, we are guided by the rule of law and continue to serve as a reliable partner in navigating complex legal processes. Under the leadership of our experienced partners, EKSP operates across more than 10 sectors and 19 different practice areas, combining a boutique service approach with global reach. Our team consists of leading lawyers in Türkiye, recognized by some of the world’s most prestigious legal directories, including Chambers and Partners, Client Choice, and Legal 500.
Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu eserlerinin konusu olan bir soru, artık mahkeme salonlarının kapısını çalmaktadır: Hakimler, savcılar veya bilirkişiler yapay zekadan ne şekilde ve hangi sınırlar içinde yararlanabilir? İstanbul’da bir ticaret mahkemesinin gerekçeli kararında1 yapay zekadan yararlandığını açıkça belirtmesi, bu soruyu teorik olmaktan çıkararak Türk yargısının güncel bir meselesi haline getirmiştir.
Turkey Technology
Efe Kınıkoğlu’s articles from EKSP Law Firm are most popular:
  • within Technology topic(s)
EKSP Law Firm are most popular:
  • within Media, Telecoms, IT, Entertainment, Consumer Protection and Environment topic(s)
  • with readers working within the Construction & Engineering industries

Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu eserlerinin konusu olan bir soru, artık mahkeme salonlarının kapısını çalmaktadır: Hakimler, savcılar veya bilirkişiler yapay zekadan ne şekilde ve hangi sınırlar içinde yararlanabilir? İstanbul’da bir ticaret mahkemesinin gerekçeli kararında1 yapay zekadan yararlandığını açıkça belirtmesi, bu soruyu teorik olmaktan çıkararak Türk yargısının güncel bir meselesi haline getirmiştir.

Kararda yapay zeka; yabancı hukuk kaynaklarının araştırılması, yabancı mahkeme kararlarının doğrulanması ve yabancı dildeki hukuki metinlerin Türkçeye çevrilmesi amacıyla kullanılmış, buna karşılık hukuki değerlendirme, delillerin takdiri, vicdani kanaatin oluşması ve hükmün kurulmasının tamamen hakime ait olduğu özellikle vurgulanmıştır.

Yapay zekanın yargısal süreçlerde kullanımı üç temel grupta değerlendirilebilir: (i) bilgi toplama, (ii) analiz ve içerik üretimi, (iii) doğrulama ve kontrol. İlk gruba hukuki araştırma, belge tarama ve tercüme; ikinci gruba taslak rapor/karar hazırlanması; üçüncü gruba ise kaynakların ve üretilen içeriğin doğrulanması ile tutarlılık denetimi girebilir.

Günümüzde tartışılması gereken konu, yapay zekanın kullanılıp kullanılmaması değildir. Mevcut gelişmeler, yapay zeka sistemlerinin yargısal süreçlerden dışlanmasının artık gerçekçi bir yaklaşım olmadığını göstermektedir. Buna karşılık yapay zeka sistemlerinin gelişigüzel şekilde ve daha da önemlisi herhangi bir denetime tabi olmaksızın kullanılması birçok soruna yol açabilecek ve nihayetinde yargıya duyulan güveni zedeleyebilecektir. Tartışılması gerekenler, kullanımın ne şekilde ve hangi sınırlar içinde gerçekleştirileceği, nasıl denetleneceği ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağıdır.

Türk hukukunda mahkemelerin ve yargı personelinin yapay zeka sistemlerini kullanmasına dair bir düzenleme henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle konu şimdilik sadece, Kamu Görevlileri Etik Kurulu İlke Kararı ve yorum yoluyla Anayasa, usul hukuku kuralları çerçevesinde değerlendirilebilir.

  • Kamu Görevlileri Etik Kurulu İlke Kararı: Mahkeme, gerekçeli kararında yapay zeka sistemlerini kullanması hususunda 5176 sayılı Kanun2 uyarınca kurulmuş olan Kamu Görevlileri Etik Kurulunun İlke Kararı’na>3 atıf yapmıştır. Söz konusu İlke Karar; kamu görevlilerinin yapay zeka sistemlerini kullanırken uymakla yükümlü olduğu temel etik ilkeleri ve hareket alanını belirlemektedir.

İlke Kararı uyarınca yapay zeka kullanımı doğrudan insan denetimini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede; üretilen çıktıların doğrulanmadan kullanılmaması, kişisel verilerin ve gizlilik içeren bilgilerin hassasiyetle korunması, sistemlerin üretebileceği olası önyargılı veya ayrımcı sonuçlara karşı gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi zorunludur. Ayrıca sistem çıktıları ne olursa olsun, nihai sorumluluğun kullanıcıda kalacaktır..

Ne var ki; 5176 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargı mensupları söz konusu Kanun’un kapsamı dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla, mahkemenin gerekçeli kararındaki atfına rağmen, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun kararları hakimler bakımından doğrudan bağlayıcı bir hukuki norm niteliği taşımamakta, yalnızca etik ve yol gösterici bir tavsiye kararı olarak değerlendirilebilmektedir. 

  • Karar Verme Yetkisinin Devredilemezliği: Anayasa’nın 138. maddesine göre hakimler görevlerinde bağımsızdır ve Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verirler. Bu Anayasal ilke, karar verme yetkisinin hakime ait olduğunu ve devredilemeyeceğini göstermektedir. Dolayısıyla yapay zeka sistemlerinin karar vermesi veya hakimin hiçbir değerlendirme yapmadan sistemin verdiği sonucu benimsemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil edecektir.
  • Gerekçeli Karar ve Şeffaflık: Anayasa’nın Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu
  1. 27 birlikte değerlendirildiğinde ise bir mahkeme kararının hangi hukuki ve maddi gerekçelerle oluşturulduğu anlaşılabilir olmalıdır. Yapay zeka sistemleri aracılığıyla elde edilen bilgi veya sonuçlar ile gerekçenin denetlenebilir olması zorunludur.

Yargıda Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Uluslararası Düzenlemeler

Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ)4, yapay zekanın yargıda kullanımına ilişkin Yargı Sistemlerinde ve Çevrelerinde Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Avrupa Etik Şartı5nda temel haklara saygı, ayrımcılığın önlenmesi, kalite ve güvenlik, şeffaflık ile insan denetimi ilkelerini benimsemiştir. Buradaki temel yaklaşım, yapay zekanın hakimin yerine geçmemesi; karar sürecinin kontrolünün insanda kalmasıdır.

Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü 6 ise mahkemelerin hukuki araştırma yapmasına ve uygulamasına yardımcı olan yapay zeka sistemlerine ilişkin kayıt tutma, insan gözetimi, teknik dokümantasyon ve şeffaflık gibi yükümlülükler öngörmektedir. Nitekim, adalet mekanizması ve yargısal süreçlerin yürütülmesinde kullanılan yapay zeka sistemlerini doğrudan 'Yüksek Riskli Yapay Zeka Sistemleri' kategorisinde sınıflandırmıştır. Tüzük; bu tür sistemlerin kullanımı bakımından detaylı kayıt tutma, yüksek düzeyde insan gözetimi, teknik dokümantasyon, siber güvenlik ve şeffaflık gibi sıkı yükümlülükler öngörmektedir.

Bu nedenle mahkemelerde standartlaştırılmış bir “Yapay Zeka Kullanım Kaydı” belgesi oluşturulması şarttır. Bu kayıt kapsamında kullanılan yapay zeka modeli ve sürümü, kullanım amacı, sisteme aktarılan veri türleri, süreci etkileyen komutlar, elde edilen sonuçlar ile bu sonuçların yapay zeka haricinde hangi bağımsız kaynaklar üzerinden doğrulandığı güvenli ve izlenebilir biçimde kayıt altına alınmalıdır. Böylece hem taraflar hem de üst mahkemeler, gerektiğinde adil yargılanma ilkesi kapsamında yapay zeka kullanım sürecini inceleyebilir ve denetleyebilir.

Yapay Zeka Sistemlerinin Kullanım Koşulları ve Şartları Bakımından Değerlendirme

Yapay zeka sistemleri kullanılırken yalnızca yapay zeka modelinin değil, sağlayıcı firmanın kullanım şartları da dikkate alınmalıdır. Örneğin, OpenAI, Anthropic ve Google tarafından yayımlanan kullanım şart ve koşulları ortak olarak üç temel hususu ortaya koymaktadır.,

  • Garanti Yokluğu ve Doğrulama Yükümlülüğü: Hiçbir sağlayıcı çıktılarının hukuken veya fiilen doğru olduğunu garanti etmemektedir. Aksine bütün sağlayıcılar kullanıcıların sonuçları bağımsız biçimde doğrulaması gerektiğini açıkça belirtmektedir.
  • Veri Güvenliği ve Gizlilik: Bireysel ve kurumsal üyelik arasında kullanıcılar açısından önemli veri güvenliği farkları bulunmaktadır. Kurumsal sürümlerde verilerin yapay zeka modelinin eğitiminde kullanılmamasına ilişkin daha güçlü güvenceler bulunurken bireysel ücretsiz üyeliklerde bu koruma yetersizdir.
  • Sistem Tercihi: Yapay zeka sistemleri tarafından işlenen bilgi bakımından tüm sorumluluk kullanıcıya aittir. Bu nedenle dosya içerikleri, taraf bilgileri, ticari sırlar veya çoğu zaman özel nitelikli veya değil birçok kişisel verinin genel kullanıma açık yapay zeka sistemine aktarılması başta veri güvenliği olmak üzere birçok konuda büyük risk arz etmektedir.

Bu nedenle hakimler, savcılar veya bilirkişiler bakımından bireysel aboneliklerden ziyade kurumsal, kayıt altına alınabilir ve denetlenebilir sistemlerin tercih edilmesi şarttır.

Bilirkişilerin Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Değerlendirme

Yapay zeka kullanımı yalnızca hakimler veya savcılar bakımından değil, her ne kadar yargı mensubu olmasalar da bilirkişiler bakımından da önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bilirkişilik Yönetmeliği’ne7 göre raporda kullanılan yöntem, teknik dayanak ve ulaşılan sonucun açıklanması gerekir. Bu nedenle yalnızca “Yapay zeka kullanıldı.” ibaresinin kullanılması yeterli olmamalı; rapor hazırlığı esnasında, yararlanılan sistemin hangi amaçla kullanıldığı, hangi veriler üzerinde çalıştığı, elde edilen sonuca hangi şekilde ulaşıldığı ve sonucun nasıl doğrulandığı da kayıt altına alınmalı ve açıklanmalıdır.

Bu konuda dikkat çekici yeni bir gelişme ABD’de yaşanmış8 olup, bilirkişi tarafından binlerce belgeyi filtrelemek amacıyla yapay zekadan yararlanmış; bunun üzerine karşı taraf, yalnızca bilirkişi raporunun değil, yapay zekaya verilen komutların da taraflara açıklanmasını talep etmiştir.

Mahkeme; hangi belgelerin inceleneceğini belirleme sürecinin ulaşılan sonucun güvenilirliğini doğrudan etkilemesi sebebiyle, kullanılan komutların bilirkişi yönteminin ayrılmaz bir parçası olduğuna karar vermiştir.

Yapay zeka sistemi burada yalnızca nihai bir sonuç üretmekle kalmamakta, hangi delillerin bilirkişinin incelemesine sunulacağını da belirlemektedir. Bu doğrultuda mahkeme, verilen komutları ve filtreleme süreçlerini, gerektiğinde tarafların incelemesine açılması gereken denetlenebilir metodolojik unsurlar olarak değerlendirmiştir.

Bu kararın önemi; yapay zekanın yargılamada yalnızca "yardımcı bir araç" olarak görülmesinin yeterli olmayabileceğini ortaya koymasıdır. Yapay zeka kullanılan yöntemin bir parçası haline geldiğinde, yargısal denetimin konusu yalnızca nihai rapor değil, yapay zekanın nasıl ve hangi talimatlarla kullanıldığı da olmaktadır.

Türk hukukunda da bilirkişilerin görev kapsamlarının genişliği ve raporların hükme esas teşkil etmedeki kritik rolü dikkate alındığında bu yaklaşım büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de bilirkişilerin; kullandıkları yapay zeka komutlarını, veri girdi-çıktılarını ve doğrulama süreçlerini raporun güvenilirliğini ve denetlenebilirliğini sağlayacak şekilde kayıt altına almalarını zorunlu kılan ve bu kullanım esaslarını netleştiren özel bir mevzuat düzenlemesi gerekmektedir.

Örnek olması adına yargıda nasıl bir yapay zeka sisteminin kullanılabileceği hakkında farklı yapay zeka sistemlerine aynı soruyu sorduğumuzda9 modellerin cevapları farklılaşmaktadır. Claude anayasal güvenceleri merkeze alan katmanlı bir denetim modeli önerirken, Gemini bağımsız bir “Yargısal Yapay Zeka Etik Kurulu”, zorunlu sertifikasyon ve yapay zeka kullanım sicili gibi daha kurumsal mekanizmaları öne çıkarmaktadır. ChatGPT ise denetimin merkezine “devredilemez yargısal çekirdek” anlayışını yerleştirerek, delil değerlendirmesi, hukuki nitelendirme ve gerekçelendirme gibi asli yargısal fonksiyonların hiçbir koşulda yapay zekaya bırakılamayacağını belirtmektedir. Görüldüğü üzere, hangi komut veya soruların sorulduğuna bağlı olarak sonuçlarda büyük farklılıklar olması bir kenara, aynı soruya dahi farklı sistemler farklı yanıtlar verebilmektedir.

Sonuç olarak, yargısal süreçlerde yapay zeka kullanımı; insan tarafından yönetilen, bağımsız kaynaklarla doğrulanan, kayıt altına alınan ve sonradan adil yargılanma ilkesi gereği tüm ilgililerce eşit ve şeffaf şekilde denetlenebilen bir kullanım modeli olmalıdır. Nihai hukuki değerlendirme ve buna ilişkin sorumluluk her durumda hakim, savcı veya bilirkişiye ait olmalıdır.

Şüphesiz ki bu çalışma kaleme alınırken dahi, gerek yapay zeka teknolojilerinde gerekse bu alandaki hukuki düzenlemelerde hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Nitekim bizler bu bilgi notunu hazırlarken Türkiye Barolar Birliği, yapay zeka araçlarının avukatlık faaliyetlerinde güvenli, bilinçli ve mesleki yükümlülüklerle uyumlu biçimde kullanılmasına yönelik “Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi”ni yayınlamış olup yapay zeka kullanımı ile ilgili bir çerçeve önermiştir. Bu dinamik süreçte kalıcı çözüm; katı yasaklar veya geçici tedbirler getirmek değil; aksine teknolojik dönüşüme uyum sağlayabilen, sürdürülebilir şekilde esnek, çevik ve denetlenebilir bir hukuki altyapının inşa edilmesidir.

Efe Kınıkoğlu, Kıdemli Ortak Ebrar Turan, Kıdemli Avukat Elif Beril Okay, Stajyer

Footnotes

1 İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 30.04.2026 tarihli ve 2025/976 E., 2026/413 K. sayılı kararı

2 Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

3 10.09.2024 tarihli ve 2024/108 sayılı “Yapay Zeka Sistemlerinin Kullanımında Kamu Görevlilerinin Uyması Gereken Etik Davranış İlkeleri” İlke Kararı

4 European Commission for the Efficiency of Justice.

5 CEPEJ, European ethical Charter on the use of Artificial Intelligence in judicial systems and their environment

Avrupa Parlamentosu ve Konseyi. Regulation (EU) 2024/1689 (Artificial Intelligence Act). 2024.

7 03.08.2017 tarihli 30143 sayılı Bilirkişilik Yönetmeliği m. 55

8 Conservation Law Foundation, Inc. v. Shell Oil Co., No. 3:21-cv-00933, ECF No. 970 (D. Conn. May 18, 2026)

9 “Yargıda üretken yapay zekanın kullanımının hukukun üstünlüğü, hakim bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve gerekçeli karar hakkı ile uyumlu şekilde denetlenebilmesi için nasıl bir hukuki denetim modeli önerirsiniz?”

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More