- within Food, Drugs, Healthcare and Life Sciences topic(s)
ÖZET
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 626/2. maddesinde limited şirket müdürleri için düzenlenen rekabet yasağı, limited şirket müdürlerinin görevlerini yerine getirirken şirket hakkında eriştikleri ticari sırları, müşteri çevresini, iş fırsatlarını kendi menfaatlerine veya üçüncü kişiler yararına kullanmalarını önlemeye yönelik hukuki bir sınırlamadır1. Bu çalışmada ise limited şirket müdürlerinin rekabet yasağının kişi ve konu bakımından kapsamı, başlangıcı, sona ermesi, yasaktan muafiyet halleri ile ilgili kuralın ihlali durumunda meydana gelebilecek sonuçlar incelenmektedir. Çalışmanın ağırlık noktasını, rekabet teşkil eden faaliyetlerin müdür tarafından doğrudan değil de ilgili müdürün müdür olmayan bir ortağı, eşi, yakını veya kendisi ile bağlantılı bir şirket üzerinden yürütülmesi oluşturmaktadır. Normal şartlarda müdür olmayan ortakların, şirket sözleşmesinde açık hüküm bulunmadıkça kanuni bir rekabet yasağına tabi olmadığı ve salt akrabalık veya yakınlık ilişkisinin üçüncü kişinin faaliyetini müdüre isnat etmeye yetmeyeceği sonucuna varılabilecektir. Buna karşılık rekabet teşkil edebilecek faaliyetin müdür tarafından arka planda finanse edilmesi veya söz konusu üçüncü kişiler arkasından fiilen yönetilmesi ve bu yolla şirket kaynaklarının kendi menfaati lehine kullanılması, müşterilerin ya da ticari fırsatların yine müdürün menfaati lehine kurulmuş ya da kurulacak rakip işletmeye yönlendirilmesi ve ekonomik menfaatin müdüre dolaylı bir yolla aktarılması gibi olguların meydana gelmesi halinde rekabet yasağının ihlalinden söz edilebilecektir.
Anahtar Kelimeler: Limited Şirket, Limited Şirket Müdürü, Rekabet Yasağı, Dolaylı Rekabet, Müdür Olmayan Ortak, İlişkili Kişi, Ticari Fırsat, Bağlılık Yükümlülüğü.
GİRİŞ
Rekabet etme ve ekonomik faaliyette bulunma özgürlüğü, serbest piyasa ekonomisinin temel ilkelerinden biridir. Bununla birlikte, bir şirketin ticari sırlarına, müşteri çevresine ve iş fırsatlarına görevi nedeniyle erişen kişilerin, bu bilgi ve imkânları şirketin menfaatlerine aykırı biçimde kullanmaları hukuken sınırlandırılabilir. Şirketler hukukunda yöneticiler için öngörülen rekabet yasağı, yöneticilerin sahip oldukları konumdan doğan imkânları şirket aleyhine kullanmalarını önlemeye hizmet eden bir hukuki kuraldır.
Limited şirkette şirketin yönetimi ve üçüncü kişiler nezdinde temsili, müdür veya müdürler tarafından yerine getirilir. Bu görevleri nedeniyle şirketin mali durumu, fiyatlandırma stratejisi, müşteri ve tedarikçi ilişkileri, personel yapısı, yatırım kararları ve değerlendirilmekte olan ticari fırsatlar hakkında diğer kişilere göre daha geniş bilgiye sahip olurlar. Müdürün bu bilgi ve imkânları kendisi veya üçüncü kişiler yararına kullanması, şirketin ekonomik menfaatlerini tehlikeye düşürebilir. Söz konusu rekabet yasağı bu tehlikeyi, zarar ortaya çıktıktan sonra gidermekten ziyade, çıkar çatışmasını ve şirket kaynaklarının kötüye kullanılmasını önceden engellemeyi amaçlar.
TTK m. 626/2, limited şirket müdürleri bakımından yasaklanan davranışları tek tek saymak yerine, müdürün “şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette” bulunamayacağını düzenlemiştir. Bu tercih, hükmün farklı rekabet biçimlerine uygulanmasını kolaylaştırmakla birlikte yasağın sınırlarının her somut olayda ayrıca belirlenme gerekliliğini doğurmaktadır. Şirket sözleşmesinde yer alan geniş faaliyet konusunun tamamının mı, şirketin fiilen yürüttüğü işlerin mi esas alınacağı; başka bir şirkette ortaklığın veya yöneticiliğin tek başına ihlal oluşturup oluşturmayacağı ve hazırlık faaliyetlerinin ne zaman rekabet aşamasına ulaştığı bu kapsamda önem taşımaktadır.
Uygulamada asıl güçlük, rekabet teşkil eden faaliyetin müdür tarafından bizzat kendi adına yürütülmediği ancak söz konusu işin müdürün eşi, çocuğu, kardeşi, başka bir yakını veya müdürün kontrol ettiği farklı bir şirket üzerinden faaliyete geçmesiyle veya yürütmesiyle ortaya çıkmaktadır. Böyle bir durumda yalnızca ticaret sicilindeki ortaklık ve yöneticilik kayıtlarıyla yetinilmesi, faaliyetin ekonomik gerçekliğinin gözden kaçırılmasına yol açabilir. Buna karşılık salt yakınlık ilişkisine dayanarak üçüncü kişiye ait bağımsız bir faaliyetin müdüre yüklenmesi de rekabet yasağının ölçüsüz biçimde genişletilmesi sonucunu doğurur.
Bu çalışmada ilk olarak limited şirketin hukuki yapısı ve müdürlük organı ele alınacak; ardından TTK m. 626/2’deki yasağın hukuki niteliği, kapsamı, muhatapları, süresi, kaldırılması ve ihlalinin sonuçları incelenecektir. Müdür sıfatını taşımayan ortakların durumu kişi bakımından kapsam içinde ele alındıktan sonra, son bölümde müdürün eşi, diğer yakınları ve bağlantılı kişiler üzerinden yürütülen faaliyetlerin hangi şartlarla müdüre isnat edilebileceği değerlendirilecektir.
1. Limited Şirket Müdürlerinin Rekabet Yasağı
1.1. Limited Şirketin Yapısı ve Müdürlük Organı
Her ne kadar anonim ve limited şirketlerin her ikisi de TTK m. 124/2 uyarınca sermaye şirketleri arasında yer alsa da limited şirketlerde kişi unsuru anonim şirketlere kıyasla daha belirgindir2. Gerçekten de örneğini anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olması zorunlu değilken, limited şirketlerde en az bir ortağın yönetim hakkına ve temsil yetkisine sahip olması gerekir. Bunun yanı sıra esas sermaye payının devrinin sınırlandırılabilmesi, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma imkânlarının bulunması ve ortakların bağlılık yükümlülüğüne tabi tutulması, limited şirketlerde ortakların kişisel özelliklerinin ve aralarındaki güven ilişkisinin anonim şirketlere göre daha fazla önem taşıdığını göstermektedir.
Bu yapısal farklılık, bağlılık yükümlülüğünün limited şirketlerde anonim şirketlere göre daha yoğun bir görünüm kazandırır. Limited şirketlerde ortakların birbirlerini kişisel olarak tanımaları, yönetime doğrudan katılmaları ve şirketin ticari bilgilerine daha geniş ölçüde erişmeleri, davranışlarının şirket ve diğer ortaklar üzerindeki etkisini artırır. Buna karşılık ortak sayısının fazla olduğu ve bazı ortakların yalnızca sermaye koyan pasif yatırımcı konumunda kaldığı şirketlerde kişisel söz konusu güven ilişkisinin ve yönetime katılımın daha sınırlı olduğu ifade edilebilecektir. Bu nedenle bağlılık yükümlülüğünün yoğunluğu her limited şirkette aynı değildir. Nitekim öğretide destekler ve doğrudan bir şekilde, “Ancak her limited ortaklıkta sadakat yükümlülüğünün yoğunluğu aynı değildir, ortaklığın ortak sayısı ve yapısına göre değişir.” denilmiştir3. Bu nedenle bağlılık yükümlülüğünün somut kapsamı belirlenirken ortağın şirketteki konumu, yönetime katılımı, şirketin ticari bilgilerine erişimi ve ortaklar arasındaki ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Limited şirketin bu özelliği, şirketin yönetimini üstlenen müdürlerin konumunu ayrıca önemli hâle getirmektedir. Şirketin yönetimi ve üçüncü kişiler nezdinde temsili müdür veya müdürlere aittir. Yönetim ve temsil yetkisi bir veya birden fazla ortağa, bütün ortaklara ya da ortak olmayan üçüncü kişilere bırakılabilse de en az bir ortağın şirketi yönetme hakkına ve temsil yetkisine sahip olması gerekir. Bir tüzel kişinin müdür olarak atanması hâlinde ise tüzel kişi, müdürlük görevini kendi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirlemekle yükümlüdür4.
Müdürlerin görevleri; şirket faaliyetlerini planlamak, ticari kararları almak, bu kararların uygulanmasını sağlamak ve şirketi yönetip temsil etmektir. Bu görevler nedeniyle müdürler, şirketin mali durumu, fiyatlandırma politikaları, müşteri ve tedarikçi ilişkileri, yatırım planları, ticari sırları ve henüz değerlendirme aşamasındaki iş fırsatları hakkında kapsamlı bilgiye erişebilirler. Müdürlerin bu bilgilere sahip olmaları ve şirket adına karar verebilmeleri, şirket menfaatleri ile kişisel menfaatlerinin çatışması riskini de beraberinde getirir.
Bu çıkar çatışması riskini sınırlamak amacıyla kanun koyucu, TTK m. 626/1’de getirdiği açık düzenlemeyle müdürleri ve yönetimle görevli kişileri, görevlerini gerekli özeni göstererek yerine getirmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü tutmuştur. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise müdürler ile yönetimle görevli kişilerin, ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabi oldukları düzenlenmiştir. Böylece müdürlerden yalnızca şirket işlerini gereği gibi yürütmeleri değil, görevleri dolayısıyla edindikleri bilgi ve imkânları şirket menfaatlerine aykırı biçimde kullanmaktan kaçınmaları da beklenmektedir.
Rekabet yasağı, müdürlerin özen ve bağlılık yükümlülüklerinin şirketle çatışan ekonomik faaliyetler bakımından somutlaşmış hâlidir. Müdürün görevi nedeniyle elde ettiği bilgi, yetki ve ticari imkânları rakip bir faaliyet yararına kullanması, şirketin müşteri çevresini, ticari sırlarını ve iş fırsatlarını tehlikeye düşürebilir. Bu nedenle rekabet yasağının temelinde müdürün şirkete karşı olan bağlılık borcu bulunmaktadır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Eski TK”) döneminde5 bu ilişki, “Müdür olan ortaklar bakımından rekabet yasağı konulmasının temel dayanağı, hiç şüphesiz ki, sadakat yükümüdür.” şeklinde ifade edilmiştir6. TTK uyarınca rekabet yasağı ise yalnızca aynı zamanda ortak olan müdürlere değil, ortaklık sıfatı bulunmayan müdürlere de uygulanmaktadır. Bu nedenle rekabet yasağının bağlılık yükümlülüğüne dayandığı yönündeki açıklama, günümüzde bütün limited şirket müdürleri bakımından geçerlidir.
1.2. Rekabet Yasağının Hukuki Niteliği ve Kapsamı
TTK m. 626/2 uyarınca müdürler, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe veya diğer bütün ortakların yazılı izni bulunmadıkça şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar7. Öyle ki, TTK’da da belirtildiği şekilde esas sözleşmeyle yasağın kaldırılabilmesi veya sınırlandırılabilmesi ve diğer ortakların yazılı izniyle müdüre rekabet etme imkânı tanınması mümkün olup ilgili düzenleme ile limited şirket müdürlerinin hali hazırda bahse konu düzenlemeler hayata geçirilmeden rekabet yasağına tabi olduğunu göstermektedir8. Aksi yönde bir şirket sözleşmesi hükmü veya geçerli bir izin bulunmadığı sürece yasak, bütün müdürler bakımından uygulanır.
Kanunda rekabet yasağına aykırı davranışlar tek tek sayılmamış, “şirketle rekabet oluşturan faaliyet” şeklinde genel bir ölçüt benimsenmiştir. Bununla birlikte bu ifade, müdürün şirket sözleşmesinde yer alan bütün faaliyetlerden uzak durması gerektiği biçiminde yorumlanmamalıdır. Rekabet yasağı, özünde yasak getirilen kişinin çalışma ve teşebbüs özgürlüğünü sınırlandırdığından, şirketin korunmaya değer menfaatleriyle bağlantılı ve ölçülü bir biçimde uygulanmalıdır. Eski TK döneminde kullanılan “şirketin uğraştığı ticaret dalı” ifadesi bakımından da öğretide ilgili ifadenin dar yorumlanması gerektiği belirtilmiştir9.
Yasağın kapsamının belirlenmesinde şirket sözleşmesinde yazılı işletme konusu bir başlangıç noktası olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Şirketin fiilen sunduğu mal ve hizmetler ile ekonomik faaliyetinin gerçekliği esas alınmalıdır. Öğretide de şirket konusuna girmekle birlikte fiilen yürütülmeyen işlerin kural olarak yasak kapsamında bulunmadığını belirtmektedir10. Bu nedenle şirket sözleşmesinde geniş biçimde sayılan, ancak şirketin faaliyet göstermediği alanlar müdürün ekonomik faaliyet özgürlüğünü kendiliğinden sınırlandırmamalıdır.
Rekabetin varlığı tek bir ölçüte göre değil; faaliyetlerin benzerliği, müdürün rakip işletmeyle bağlantısı ve somut olayın ekonomik ve yönetsel özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Yargıtay da bir kararında aynı faaliyet alanı ile faaliyetin yürütüldüğü yerin coğrafi yakınlığı, başka bir kararında müdürlük görevi devam ederken rakip şirket kurulmasını ve bu şirketin fiilen kazanç elde etmesini, diğer bir kararında ise faaliyet konularındaki benzerlik ile aynı kişinin her iki şirkette müdür olmasını birlikte dikkate almıştır. Bu kararlar, rekabet yasağının ihlalinin somut olayın bütün özellikleri gözetilerek belirlenmesi gerektiğini göstermektedir11.
Şirketin henüz faaliyete başlamadığı bir alan bakımından yalnızca geleceğe yönelik soyut bir ihtimal, müdürün faaliyetinin yasaklanması için yeterli değildir. Buna karşılık yatırım kararı alınması, finansman sağlanması veya müşteri ve tedarikçilerle görüşmelere başlanması gibi somut hazırlıkların bulunması hâlinde artık şirket bakımından korunmaya değer bir ticari fırsattan söz edilir. Müdürün görevi nedeniyle öğrendiği bu planı kendi yararına kullanması, olayın koşullarına göre rekabet yasağını veya bağlılık yükümlülüğünü ihlal edebilir.
Müdürün rakip bir işletme kurması, rakip şirketin yönetimini üstlenmesi veya şirket müşterilerini bu işletmeye yönlendirmesi rekabet yasağının başlıca görünüm biçimleridir. Yargıtay, müdürlük görevi devam ederken aynı alanda faaliyet göstermek üzere başka bir şirket kurulmasını rekabet yasağının ihlali kapsamında değerlendirmiş; kararında, “gerçek kişi davalıların davacı şirkette müdür sıfatları bulunduğu sırada davalı şirketi kurdukları, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği” tespitine dayanmıştır12. Başka bir uyuşmazlıkta ise bir limited şirket müdürünün benzer faaliyet konularına sahip diğer bir şirkette de yönetici olması TTK m. 626 kapsamında incelenmiş; Yargıtay, “her iki şirketin faaliyet konularında benzerlikler olduğu, her iki şirketin müdürlerinden birinin de aynı kişi olduğu” hususlarını dikkate alan değerlendirmede isabetsizlik görmemiştir13. Bu kararlar, müdürün rakip işletmeyle doğrudan ortaklık veya yöneticilik bağı kurduğu hâllerde rekabet yasağının uygulanabileceğini göstermektedir. Buna karşılık rakip şirkette yalnızca pay sahibi olmak her durumda ihlal sayılmamalıdır. Pasif nitelikteki bir yatırım ile müdüre rakip şirketin kararlarını yönlendirme veya bu şirket adına faaliyet gösterme imkânı veren ortaklık birbirinden ayrılmalıdır.
Rekabet yasağının ihlali için şirketin mutlaka gerçekleşmiş ve hesaplanabilir bir zarara uğraması gerekmez14. Yasak kapsamına giren rekabet faaliyetinin gerçekleştirilmesi, şirket henüz somut bir zarara uğramamış olsa da ihlalin meydana gelmesi için yeterlidir. Buna karşılık müdürden tazminat talep edilebilmesi için zararın, kusurun ve ihlal ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının ayrıca ortaya konulması gerekir. Benzer bir ayrım haksız rekabet bakımından da yargı kararlarında benimsenmiş; “Haksız rekabetin varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır.” denilmiştir15. Rekabet faaliyetinin eş, yakın veya bağlantılı bir şirket üzerinden yürütülmesi ise aşağıda ayrıca incelenecektir.
1.3. Rekabet Yasağına Tabi Kişiler ve Yasağın Süresi
1.3.1. Müdürler ve Yönetimle Görevli Diğer Kişiler
TTK m. 626/2’de düzenlenen rekabet yasağı, ortaklık sıfatına değil müdürlük görevine bağlıdır. Bu nedenle yasağın uygulanabilmesi için müdürün aynı zamanda şirket ortağı olması gerekmez. Ortaklar arasından seçilen müdürler ile şirket dışından atanan müdürler aynı kanuni yasağa tabidir. Öğretide de yasağın, ortak olan ve olmayan bütün müdürleri kapsadığı kabul edilmektedir16. Müdür ile şirket arasındaki ilişkinin hizmet, vekâlet veya başka bir sözleşmeye dayanması, müdürlük sıfatından doğan rekabet yasağını ortadan kaldırmaz.
Tüzel kişiler de limited şirkete müdür olarak atanabilir. Bu durumda müdürlük sıfatı tüzel kişiye ait olup tüzel kişi, müdürlük görevini kendi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirlemek zorundadır17. Tüzel kişi ile belirlediği gerçek kişi arasındaki ilişki temsil ilişkisine dayanır; bu nedenle gerçek kişi temsilcinin müdürlük görevi kapsamında gerçekleştirdiği işlemler tüzel kişi müdür bakımından hukuki sonuç doğurur18. Bu ayrım rekabet yasağının ihlali bakımından da önem taşır. Gerçek kişi temsilcinin rekabet yasağına aykırı davranması hâlinde, ihlale uğrayan şirket kural olarak tüzel kişi müdürü sorumlu tutar. Zira kanuni müdürlük sıfatı gerçek kişi temsilciye değil, tüzel kişiye aittir. Öğretide de temsilcinin rekabet yasağına aykırı eylemlerinden dolayı gerçek kişi yerine tüzel kişi müdürün sorumluluğuna gidileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte, şirket sırlarına ve şirketin faaliyetlerine ilişkin bilgilere fiilen erişen gerçek kişi temsilcinin de rekabet yasağı kapsamında olduğu belirtilmektedir19. Tüzel kişi müdür ile gerçek kişi temsilci arasındaki sorumluluk ilişkisi ise iç ilişkide ayrıca değerlendirilir. Tüzel kişi müdür, şirkete karşı sorumlu tutulduktan sonra, aralarındaki hukuki ilişkinin şartlarına göre gerçek kişi temsilciye rücu edebilir20. Ancak temsilciyle yapılacak bir sözleşme, tüzel kişi müdürün ihlale uğrayan limited şirkete karşı kanundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; böyle bir sözleşme esas olarak taraflar arasındaki iç sorumluluk ve rücu ilişkisini düzenleyebilir. Gerçek kişi temsilcinin şirkete karşı şahsen sorumlu tutulması ise yalnızca temsilci sıfatına değil, somut olayda kendisine ayrıca yüklenebilecek bir sorumluluk sebebinin bulunmasına bağlıdır21.
Müdür sıfatı taşımaksızın şirket yönetiminde görev alan kişilerin durumu ise farklıdır. TTK m. 626/1’de özen ve bağlılık yükümlülüğü “müdürler ve yönetimle görevli kişiler” bakımından düzenlenmişken, aynı maddenin ikinci fıkrasında rekabet yasağının muhatabı yalnızca “müdürler” olarak gösterilmiştir22. Bu nedenle ticari temsilci, üst düzey yönetici veya yönetimle görevlendirilen diğer kişilerin TTK m. 626/2’deki kanuni rekabet yasağına doğrudan tabi oldukları açık değildir. Bununla birlikte bu kişiler, şirketle aralarındaki sözleşmesel ilişkiden ve görevlerinin niteliğinden doğan bağlılık yükümlülükleri nedeniyle şirket menfaatlerine zarar verecek rekabetçi davranışlardan kaçınmak zorunda olabilirler. Bu kişilerin rekabet yükümlülüğünün hizmet, vekâlet veya yönetim sözleşmesinde açıkça düzenlenmesi, rekabet yasağına ilişkin belirsizlikleri azaltacaktır.
1.3.2. Müdür Sıfatını Taşımayan Ortaklar
TTK m. 613/2 uyarınca, “Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir.” Bu düzenleme, müdür sıfatını taşımayan ortaklar bakımından kanundan doğan genel bir rekabet yasağı bulunmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu kişilerin şirketle rekabet etmelerinin yasaklanabilmesi için şirket sözleşmesinde açık bir hükme yer verilmesi gerekir.
Kanunun gerekçesinde de bu ayrım açık biçimde ifade edilmiştir: “Şirket sözleşmesinde öngörülmemişse ortağa yönelik rekabet yasağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmuyorsa bağlılık yükümünden hareketle yasağa varılamaz23.” Buna göre müdür olmayan bir ortağın aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olması, bu şirkette yöneticilik üstlenmesi veya rakip bir işletme kurması, şirket sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça tek başına rekabet yasağının ihlalini oluşturmaz.
Yargıtay kararlarında da bu yaklaşım doğrulanmaktadır. Şirket sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir hüküm bulunmayan uyuşmazlıkta Yargıtay, “limited ortaklıkta müdür sıfatını haiz olmayan ortakların, müdürlerin aksine kanundan dolayı herhangi bir rekabet yasağına tabi olmadıkları” sonucuna varmıştır24. Daha yakın tarihli bir kararda ise şirket sözleşmesinde ortaklara yönelik rekabet yasağı öngörülmemesi nedeniyle müdür sıfatını taşımayan ortakların yasak kapsamında olmadığı yönündeki ilk derece ve bölge adliye mahkemesi değerlendirmeleri onanmıştır25.
Bununla birlikte müdür olmayan ortağın genel bir rekabet yasağına tabi olmaması, şirket zararına olacak her türlü davranışının hukuka uygun sayılacağı anlamına gelmez. Ortak, şirket sırlarını korumak ve şirketin menfaatlerini zedeleyebilecek davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür26. “Bu nedenle şirket sırlarının rekabet yasağını ihlal eden faaliyetlerde kullanılması veya üçüncü kişilerle paylaşılması, müşterilerin aldatıcı ya da dürüstlük kuralına27 aykırı yöntemlerle başka bir işletmeye yönlendirilmesi ve şirkete ait iş ürünlerinden yetkisiz biçimde yararlanılması, somut olayın özelliklerine göre bağlılık yükümlülüğünün ihlaline ve haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına yol açabilir. Nitekim Yargıtay, müdür olmayan limited şirket ortağının şirket sırlarını rakip şirketlerle paylaştığı iddiasını TTK m. 613 kapsamındaki sır saklama ve bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde incelemiş; talebi, sırların paylaşılmasının hukuken sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle değil, bu davranışın somut olayda ispatlanamaması nedeniyle reddetmiştir28.
Öte yandan müdür olmayan ortağın görünürde kendi adına hareket etmesine rağmen gerçekte müdürün talimatı, finansmanı veya hesabı doğrultusunda faaliyet göstermesi hâlinde mesele artık yalnızca bu ortağın bağımsız ekonomik faaliyeti olarak değerlendirilemez. Rakip işletmenin müdür tarafından finanse edilmesi, ticari kararlarının fiilen müdür tarafından alınması veya şirket müşterilerinin bu işletmeye yönlendirilmesi gibi olgular, müdürün TTK m. 626/2’den doğan rekabet yasağını dolaylı biçimde ihlal edip etmediğinin belirlenmesinde önem taşır29.
1.3.3. Yasağın Başlangıcı ve Sona Ermesi
Rekabet yasağı, müdürlük sıfatının kazanılmasıyla başlar30. Kuruluş sırasında şirket sözleşmesinde müdür olarak gösterilen kişiler bakımından yasak, şirketin ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanmasıyla uygulanmaya başlar. Sonradan atanan kişiler bakımından ise geçerli bir atama kararının alınması ve görevin kabul edilmesiyle birlikte doğar. Atamanın daha sonra ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, müdür ile şirket arasındaki iç ilişki bakımından kural olarak açıklayıcı niteliktedir.
Kanundan doğan rekabet yasağı, müdürlük sıfatı devam ettiği sürece geçerlidir. Öğretide de “Rekabet yasağı, zaman bakımından müdürlerin görev süresi ile sınırlıdır.” denilmektedir31. Buna göre müdürlük sıfatının istifa, görevden alma, görev süresinin sona ermesi veya başka bir nedenle ortadan kalkmasıyla TTK m. 626/2’den doğan kanuni rekabet yasağı da kural olarak ileriye etkili biçimde sona erer. Bununla birlikte müdürlük görevi hukuken sona ermiş olmasına rağmen kişinin şirket yönetiminde fiilen görev yapmaya devam etmesi hâlinde yasağın yalnızca sicil kayıtlarına dayanılarak sona erdiği kabul edilmemelidir32.
Müdürün istifası, tek taraflı bir irade beyanı olup iç ilişkide istifa beyanının şirkete ulaşmasıyla sonuç doğurur. Ticaret siciline yapılacak tescil ise özellikle üçüncü kişilerle ilişkiler bakımından önem taşır. Yargıtay da istifanın iç ilişkide şirkete ulaşmasıyla, dış ilişkide ise ticaret siciline tescil ve ilan edilmesiyle sonuç doğuracağını kabul etmektedir33. Buna göre TTK m. 626/2’den doğan kanuni rekabet yasağı da, müdürlük sıfatına bağlı bir yükümlülük olduğundan, kural olarak istifa beyanının şirkete ulaştığı anda sona erer.
Yargıtay tarafından onanan bir bölge adliye mahkemesi kararında, limited şirket müdürünün istifasının ardından ayrı bir mimarlık ofisi açarak şirketin daha önce yürüttüğü projenin sonraki aşamasını üstlenmesi incelenmiştir34. Kararda; şirket sözleşmesinde ortaklara yönelik rekabet yasağının bulunmaması, taraflar arasındaki güven ilişkisinin istifadan önce bozulmuş olması, istifadan kısa süre sonra fesih ve ortaklıktan çıkma davası açılması, şirket sırlarının kullanıldığının ve eski müdür tarafından alınan işin aksi hâlde şirkete verileceğinin ispatlanamaması birlikte değerlendirilmiştir. Bu koşullarda istifanın rekabet yasağından kurtulmak amacıyla kötü niyetle yapıldığı kabul edilmemiştir35. Karar, istifadan hemen sonra aynı sektörde faaliyete başlanmasının tek başına yasağın dolanılması veya haksız rekabet sayılmayacağını; görev döneminde gerçekleştirilmiş somut bir ihlalin, şirket sırrının kullanılmasının veya dürüstlük kuralına aykırı başka bir davranışın ayrıca ortaya konulması gerektiğini göstermektedir.
Müdürün ortaklar genel kurulu tarafından görevden alınması hâlinde de TTK m. 626/2’den doğan kanuni yasak, görevden alma kararının hukuki sonuç doğurmasıyla ileriye etkili olarak sona erer. Bu bakımdan görevden almanın haklı sebebe dayanıp dayanmaması kural olarak sonucu değiştirmez. Müdür rekabet yasağını ağır biçimde ihlal ettiği için haklı sebeple görevden alınmış olsa dahi kanuni yasak görevden alma sonrasındaki yeni faaliyetler bakımından devam etmez. Ancak görev süresinde gerçekleşen ihlalden doğan sorumluluk hali saklıdır. Haklı sebep bulunmaksızın görevden alınan müdür bakımından da TTK m. 626/2’den doğan kanuni rekabet yasağı, görevden alma kararının müdüre ulaştığı anda sona erer36. Haklı sebebin bulunmaması, şartları varsa müdürün tazminat talep etmesine yol açabilir; ancak müdürlük sıfatını ve buna bağlı rekabet yasağını devam ettirmez. Görevden alma kararının iptal edilmesi veya hükümsüzlüğünün tespit edilmesi hâlinde ise ara dönemde gerçekleştirilen faaliyetlerin hukuki niteliği, kararın zaman bakımından etkisine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Ortaklık sıfatı ile müdürlük sıfatı da birbirinden ayrılmalıdır. Bir kişinin şirket ortaklığından çıkması veya çıkarılması müdürlük görevinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmediği gibi, müdürlükten alınması da ortaklık sıfatını sona erdirmez. Müdürlükten alınmasına rağmen ortak olarak kalan kişi bakımından TTK m. 626/2’deki kanuni yasak sona erer; buna karşılık TTK m. 613/1’den doğan sır saklama ve şirket menfaatlerini zedelememe yükümlülükleri devam eder. Şirket sözleşmesinde ortaklara yönelik rekabet yasağı öngörülmüşse TTK m. 613/2’ye dayanan bu yasak da müdürlük sıfatından bağımsız olarak uygulanabilir.
İstifa, görevden alma veya görev süresinin sona ermesi, görev sırasında gerçekleşmiş rekabet yasağı ihlalini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmaz. Yargıtay, müdürlerin görevleri devam ederken şirketle aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurdukları uyuşmazlıkta, “davalıların daha sonra hem davalı şirketin hem de davacı şirketin ortaklık ve müdürlüklerinden ayrılmalarının rekabet yasağının ihlal edilmesine etkisi bulunmadığı” sonucuna ulaşmıştır37. Dolayısıyla müdürün ihlalden sonra istifa etmesi, görevden alınması, rakip şirketteki paylarını devretmesi veya bu şirketin yönetiminden ayrılması, görev döneminde doğmuş sorumluluğunu sona erdirmez.
Görevden ayrılma, müdürün görev süresi içinde gerçekleştirdiği ihlallerden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde müdürün görevi sırasında öğrendiği ticari sırları ve şirkete ait gizli bilgileri koruma yükümlülüğü de müdürlük sıfatının sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz38. Eski müdürün bu bilgileri kendisi veya üçüncü kişiler yararına kullanması, müşteri çevresini aldatıcı yöntemlerle rakip işletmeye yönlendirmesi ya da şirkete ait belge ve iş ürünlerinden yararlanması, somut olayın özelliklerine göre sır saklama yükümlülüğünün ihlaline, haksız rekabete ve tazminat sorumluluğuna yol açabilir.
Müdürlük sıfatının sona ermesi, görev sırasında başlatılan haksız rekabet niteliğindeki davranışların veya bunların devam eden sonuçlarının da kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yargıtay’ın incelediği bir uyuşmazlıkta müdürün görevi devam ederken aynı adreste ve aynı faaliyet alanında yeni bir şirket kurduğu; davacı şirkete ait ticari defterleri alıkoyduğu, müşterilere yeni şirketin iletişim bilgilerini gönderdiği ve bazı çalışanları rakip şirkete aktardığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi müdürlük görevinin sonradan sona ermesi nedeniyle haksız rekabetin önlenmesi talebinin konusuz kaldığına karar vermişse de Yargıtay, “haksız rekabetin tespitine karar verildiğine göre, haksız rekabetin önlenmesine de karar verilmesi gerekir” sonucuna ulaşmıştır39. Bu karar, TTK m. 626/2’den doğan kanuni yasağın görevden sonra devam ettiğini değil; haksız rekabet oluşturan davranışların veya sonuçlarının sürmesi hâlinde müdürlük sıfatından bağımsız olarak haksız rekabet hükümlerine başvurulabileceğini göstermektedir.
Eski müdürün görevden ayrıldıktan sonra belirli bir süre şirketle rekabet etmesinin genel olarak engellenebilmesi için müdürlük ilişkisini düzenleyen sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede görev sonrası rekabet yasağının açıkça kararlaştırılması gerekir. Müdür aynı zamanda şirketle hizmet ilişkisi içinde bulunuyorsa, sözleşmesel yasağın devamı bakımından ilişkinin sona erme sebebi de önem taşır. Hizmet sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bulunmaksızın sona erdirilmesi hâlinde TBK m. 447 uyarınca sözleşmesel rekabet yasağı sona erer. Buna karşılık sözleşmenin işveren tarafından haklı sebeple sona erdirilmesi veya işçinin işverene yüklenebilen bir sebep bulunmaksızın yalnızca rekabet edebilmek amacıyla ayrılması, geçerli biçimde kararlaştırılan görev sonrası yasağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Nitekim genel müdür olarak çalışan bir kişinin ikale sözleşmesiyle görevinden ayrılmasının ardından kendi şirketi üzerinden aynı faaliyet alanında çalışmasıyla ilgili uyuşmazlıkta, iki yıllık rekabet yasağı ve ceza koşulu geçerli kabul edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, sözleşmenin işveren tarafından haklı sebep olmaksızın veya işverene yüklenebilen bir nedenle sona erdirildiğinin kanıtlanamadığını belirterek ceza koşuluna hükmetmiştir. Yargıtay, haksız rekabete dayalı tazminat talebini usule ilişkin nedenle bozmuş; rekabet yasağına dayalı ceza koşuluna ilişkin diğer temyiz itirazlarını ise reddetmiştir40. Bununla birlikte bu karar, iş sözleşmesiyle çalışan bir genel müdüre ilişkindir. Şirketle arasında hizmet ilişkisi bulunmayan ve yalnızca organ sıfatını taşıyan müdürler bakımından TBK m. 444 ve devamındaki hükümlerin doğrudan değil, ilişkinin niteliğine göre kıyasen uygulanması gündeme gelebilir.
Görev sonrası sözleşmesel rekabet yasağının faaliyet konusu, coğrafi alanı ve süresi açık ve ölçülü biçimde belirlenmelidir. TBK m. 445’in kıyasen uygulanabileceği ve özel durumlar dışında yasağın iki yılı aşmaması gerektiği kabul edilmektedir41. Buna karşılık sır saklama yükümlülüğü ve haksız rekabet hükümleri iki yıllık süreyle sınırlı değildir. Ticari bilginin sır niteliğini koruduğu veya haksız rekabet oluşturan davranış ve sonuçları devam ettiği sürece bu yükümlülükler ayrıca uygulanabilir.
1.4. Rekabet Yasağından Muafiyet ve İhlalin Sonuçları
TTK m. 626/2 uyarınca müdürün rekabet yasağından muaf tutulması üç şekilde mümkündür. İlk olarak muafiyet, limited şirketlerde kullanılan ifadeyle şirket sözleşmesinde düzenlenebilir. Hüküm kuruluş sırasında şirket sözleşmesine konulabileceği gibi sonradan da eklenebilir. Sonradan eklenmesi hâlinde genel kurulun şirket sözleşmesi değişikliğine karar vermesi ve değişikliğin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. Muafiyet bütün müdürlere yönelik olabileceği gibi belirli bir müdür veya faaliyetle de sınırlandırılabilir42.
Şirket sözleşmesinde muafiyet bulunmaması hâlinde, diğer bütün ortakların yazılı izniyle de belirli bir müdürün rekabet etmesine izin verilebilir. Bu yöntemde şirket sözleşmesinin değiştirilmesine veya iznin ticaret siciline tesciline gerek yoktur. Ortaklar izinlerini aynı belge üzerinde veya ayrı yazılı beyanlarla verebilirler. Rekabet edecek müdür aynı zamanda ortaksa kendi iznine katılması yeterli değildir; diğer bütün ortakların yazılı onayı aranır43.
Ortakların ayrı ayrı yazılı izni yerine genel kurul kararıyla izin verilebilmesi ise ancak şirket sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunmasına bağlıdır. Böyle bir hüküm yoksa genel kurul kararı tek başına yeterli olmaz; öncelikle şirket sözleşmesinin değiştirilmesi gerekir. Genel kurulun izin vermeye yetkili olduğu hâllerde karar TTK m. 621/1-g’deki ağırlaştırılmış nisapla alınır. İzin verilecek müdür aynı zamanda ortaksa ilgili kararda oy kullanamaz44.
İzin belirli bir şirket, faaliyet, bölge veya süreyle sınırlandırılabilir. Öğretide de “Rekabet yasağının tamamen kaldırılması şart olmayıp, kısmen de kaldırılabilir.” denilmektedir45. Bununla birlikte verilen izin, müdürün şirket sırlarını koruma ve şirket menfaatlerini gözetme yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
TTK m. 626’da yasağın ihlaline özgü seçimlik haklar düzenlenmemiş, anonim şirketlere ilişkin TTK m. 396’ya da TTK m. 644’te gönderme yapılmamıştır. Bu nedenle TTK m. 396’daki özel taleplerin limited şirketlere kıyasen uygulanması tartışmalıdır46. Bu hükümlerin kıyasen uygulanabileceğinin kabul edilmesi hâlinde ise, ihlalin aynı zamanda haksız rekabet oluşturması durumunda TTK m. 54-56 kapsamındaki taleplerin de birlikte ileri sürülmesi mümkündür47. Buna karşılık ihlal hâlinde müdürün görevden alınması veya yetkilerinin sınırlandırılması ve şirket zararının tazmini açık kanuni dayanaklara sahiptir. Rekabet yasağının ağır biçimde ihlali TTK m. 630 kapsamında haklı sebep oluşturabilir; müdür ayrıca TTK m. 644/1-a’nın atfıyla TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabilir48. Şirket sözleşmesinde veya müdürle yapılan ayrı bir sözleşmede ceza koşulu öngörülmesi ve şartları varsa haksız rekabet hükümlerine başvurulması da mümkündür.
1.5. Rekabet Yasağının Üçüncü Kişiler Üzerinden İhlali
Limited şirket müdürünün rekabet yasağı, yalnızca rekabet yasağını ihlal eden faaliyeti doğrudan ve kendi adına yürüttüğü hâllerle sınırlı değildir. Faaliyetin bir ortak, eş, yakın veya başka bir şirket aracılığıyla gerçekleştirilmesi durumunda görünüşte faaliyeti yürüten kişi ile bu faaliyeti fiilen yönlendiren ve ekonomik sonucundan yararlanan kişinin birbirinden ayrılması gerekir. Bununla birlikte üçüncü kişinin müdürle olan yakınlığı, tek başına rekabet yasağının ihlal edildiğini göstermeyecektir.
1.5.1. Rekabet Yasağının Üçüncü Kişiler Aracılığıyla İhlali ve Müdüre İsnadı
TTK m. 626/2’de öngörülen rekabet yasağı, müdürün yalnızca kendi adına ve doğrudan yürüttüğü faaliyetlerle sınırlı değildir. Hükümde genel olarak şirketle rekabet oluşturan faaliyetlerden söz edilmesi, yasağın dolaylı biçimde gerçekleştirilen rekabeti de kapsamasına imkân vermektedir. Nitekim öğretide, hükmün dolaylı ve gerektiğinde etkisi duyulan komşu alan rekabetini de kapsadığı; üçüncü kişilerin müdür adına şirketle rekabet eden faaliyetlerde bulunmasının da yasak kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir49.
Bu çerçevede rekabete konu faaliyetin eş, çocuk, kardeş, başka bir ortak veya herhangi bir üçüncü kişi adına yürütülmesi, tek başına TTK m. 626/2’nin uygulanmasını engellemez. Öğretide, yasak kapsamındaki işlemin bir temsilci eliyle gerçekleştirilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, başkası hesabına yapılan işlemler ile dolaylı temsil hâllerinin de rekabet yasağı kapsamında kalabileceği belirtilmektedir. Hatta yasak kapsamındaki bir işin görünürde başka bir kişi üzerinden gerçekleştirilmesi, somut olayın özelliklerine göre kanunun dolanılması olarak değerlendirilebilir50. Buna karşılık üçüncü kişinin müdürle ailevi veya kişisel yakınlığının bulunması, faaliyetin kendiliğinden müdüre isnadı için yeterli değildir. Rekabet yasağının kapsamının, şirket menfaati ile müdürün ve üçüncü kişilerin çalışma ve girişim özgürlüğü arasındaki denge gözetilerek belirlenmesi gerekir51. Şahin de yasağın kanunun amaçladığından daha geniş yorumlanmasının çalışma ve girişim özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlayabileceğine işaret etmektedir.
Bu ayrım, Yargıtay tarafından incelenen bir uyuşmazlıkta somut biçimde ortaya çıkmıştır. Müdürler, şirketle aynı faaliyet alanında başka bir şirket kurduktan sonra bu şirketteki paylarını eşlerine devretmiş; her iki şirketin restoran işletmesi ve birbirine çok yakın konumda bulunması karşısında, “davalı müdürlerin ortağı bulundukları şirket ile aynı iştigal alanında ve ona çok yakın mesafede şirketle rekabet oluşturan faaliyette bulundukları” kabul edilmiştir52. Bu karardan eşe yapılan her pay devrinin muvazaalı olduğu sonucu çıkarılamaz. Belirleyici olan, görünürde üçüncü kişiye ait olan faaliyetin ekonomik ve yönetsel bakımdan müdürle bağının devam edip etmediğidir.
Bu nedenle üçüncü kişi üzerinden yürütülen faaliyetin müdüre isnadında şekli hukuki görünümle yetinilmemelidir. Rakip işletmenin kim tarafından finanse edildiği, ticari kararların fiilen kim tarafından alındığı, işletmenin gelir ve giderleri üzerinde kimin tasarrufta bulunduğu, çalışanların kimin talimatıyla hareket ettiği ve faaliyetten doğan ekonomik menfaatin sonuçta kime yöneldiği, somut olayda dikkate alınabilecek göstergelerdir. Aynı şekilde mevcut şirkete ait personelin, ekipmanın, ticari kayıtların, müşteri bilgilerinin veya diğer kaynakların üçüncü kişi adına yürütülen faaliyette kullanılması da müdür ile rekabet yasağını ihlal eden faaliyet arasındaki fiilî bağlantının belirlenmesinde önem taşıyabilir. Bu unsurlar kanunda sayılmış müstakil şartlar olmayıp, faaliyet üzerindeki gerçek hâkimiyetin ve ekonomik bağlantının ispatında kullanılabilecek olgulardır. Nitekim Şahin de rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıklarda ticari defterler, bilançolar, faturalar ve nakit akışları üzerinden hangi kazançların ihlalle bağlantılı olduğunun ayrıştırılmasının önemine dikkat çekmektedir53.
Müdürün şirketin önüne gelen bir ticari fırsatı üçüncü kişiye yönlendirmesi de bu kapsamda ayrıca önem taşır. Öğretide incelenen “ortaklık fırsatı” yaklaşımında, yöneticinin şirket tarafından değerlendirilmesi mümkün olan bir ticari fırsatı kendi menfaatine kullanması sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. Bir fırsatın şirkete ait olup olmadığının belirlenmesinde, fırsatın şirketin faaliyet alanına girip girmediği, şirketin bu konuda daha önce görüşme yapıp yapmadığı, fırsatın şirkete veya yöneticisine sunulup sunulmadığı, müdürün bu fırsattan görevi sayesinde haberdar olup olmadığı ve şirket kaynaklarının kullanılıp kullanılmadığı gibi ölçütlerin dikkate alınabileceği belirtilmektedir54. Bu nedenle şirketin değerlendirmekte olduğu bir müşteri, proje veya sözleşme imkânının müdür tarafından eşine, yakınına veya kontrol ettiği başka bir işletmeye aktarılması, rekabet yasağını ihlal eden faaliyetin şeklen üçüncü kişi adına yürütülmesine rağmen müdürün bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülükleri bakımından sonuç doğurabilir.
Sonuç olarak, üçüncü kişinin araya sokulması rekabet yasağının uygulanmasını kendiliğinden bertaraf etmez. Esas olan, üçüncü kişi adına görünen faaliyetin gerçekte müdür tarafından yürütülüp yürütülmediğinin veya müdürün bu faaliyeti yönlendirip yönlendirmediğinin somut olayın bütün özellikleri dikkate alınarak belirlenmesidir. Buna karşılık eşin, yakının veya başka bir üçüncü kişinin müdürden bağımsız biçimde yürüttüğü faaliyet, sırf kişisel yakınlık sebebiyle müdüre yüklenemez. İsnat için müdür ile rekabete konu faaliyet arasında yönetim, finansman, şirket kaynaklarının kullanılması, ekonomik menfaat veya ticari fırsatların yönlendirilmesi gibi somut bir bağlantının ortaya konulması gerekir.
SONUÇ
Limited şirket müdürlerinin rekabet yasağı, TTK m. 626/2’de şirketle rekabet oluşturan faaliyetleri kapsayacak biçimde genel olarak düzenlenmiştir. Hükmün temelinde müdürün şirkete karşı özen ve bağlılık yükümlülüğü ile görevi sayesinde ulaştığı bilgi ve imkânların şirket aleyhine kullanılmasının önlenmesi bulunmaktadır. Yasak ortaklık sıfatından değil müdürlük görevinden doğduğundan ortak olan ve olmayan bütün müdürler bakımından geçerlidir.
Rekabet yasağının kapsamı yalnızca şirket sözleşmesinde yer alan faaliyet konusuna göre belirlenmemelidir. Şirketin fiilen yürüttüğü veya ciddi ve somut hazırlıklar yaptığı faaliyetler, müşteri çevresi, coğrafi pazar ve müdürün faaliyeti nedeniyle meydana gelen rekabet baskısı birlikte değerlendirilmelidir. Şirket sözleşmesinde yazılı olmakla birlikte fiilen yürütülmeyen her işin yasak kapsamına alınması, müdürün çalışma ve teşebbüs özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlandırır.
TTK m. 626/2 düzenleyici niteliktedir. Şirket sözleşmesiyle yasak kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir; diğer bütün ortakların yazılı izniyle ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüşse genel kurul kararıyla müdüre rekabet izni verilebilir. Ancak bu izin, şirket sırlarının kullanılmasını, şirket kaynaklarının rakip işletmeye tahsis edilmesini veya şirkete ait ticari fırsatların müdür tarafından kendisine yönlendirilmesini hukuka uygun hâle getirmez.
Müdür olmayan ortaklar, şirket sözleşmesinde açık hüküm bulunmadıkça kanundan doğan genel bir rekabet yasağına tabi değildir. Bununla birlikte sır saklama ve şirket çıkarlarını zedelememe yükümlülükleri devam eder. Aynı biçimde müdürün eşi veya diğer yakınları da salt kişisel ilişkileri nedeniyle TTK m. 626/2’nin muhatabı hâline gelmez.
Üçüncü kişiler üzerinden yürütülen faaliyetlerin müdüre isnadında şekli kayıtların ötesine geçilmesi gerekir. Ancak ekonomik gerçekliğin doğrudan esas alınması, her yakınlık ilişkisinin dolaylı rekabet olarak kabul edilmesi anlamına gelmez. Müdürün rekabet yasağını ihlal eden faaliyet üzerindeki fiilî hâkimiyeti, bu faaliyetin finansmanına katılması, yönetim yetkisi, şirket kaynaklarını kullanması, müşterileri veya ticari fırsatları yönlendirmesi ve faaliyetten ekonomik yarar sağlaması gibi olgular birlikte değerlendirilmelidir. Bu göstergeler bulunmadıkça sırf eş, kardeş, çocuk veya başka bir yakının aynı sektörde faaliyet göstermesi, rekabet yasağının ihlalini kanıtlamaya yeterli değildir.
Footnotes
1. Türk Ticaret Kanunu, Kanun No. 6102, RG 14 Şubat 2011/27846, m. 626/2: “Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.” Erişim Tarihi: 01 Ağustos 2026, https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6102.pdf
2. Oruç Hami Şener, Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, 1. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 5.
3. N. Füsun NOMER, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Sadakat Yükümlülüğü, Beta, İstanbul, 1999, s. 15.
4. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 623
5.6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (mülga), Kanun No. 6762, RG 9 Temmuz 1956/9353, m. 547, Erişim Tarihi: 01 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ticaret-kanunu-6762
6. Pınar AŞIK, Anonim ve Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk (Ticaret Hukuku) Anabilim Dalı, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara, 2006, s. 86.
7. Türk Ticaret Kanunu, m. 626/2: “Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
8. Nuri Arda BUDAK ve Mehmet Fahrettin ÖNDER, “Limited Şirketlerde Müdürlerin Rekabet Yasağı”, Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 7, S. 3, Kasım 2023, ss. 687-706, s. 698-699, Erişim Tarihi: 01 Ağustos 2026, https://doi.org/10.30692/sisad.1376034
9. AŞIK, s. 124.
10. AŞIK, s. 125.
11. Bkz. Yargıtay 11. HD, E. 2019/3470, K. 2020/1136, T. 10.02.2020 https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2019-3470-k-2020-1136-t-10-2-2020; Yargıtay 11. HD, E. 2019/5002, K. 2020/3405, T. 01.07.2020 https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2019-5002-k-2020-3405-t-1-7-2020 ; Yargıtay 11. HD, E. 2023/897, K. 2024/4428, T. 29.05.2024. https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2023-897-k-2024-4428-t-29-5-2024
12. Yargıtay 11. HD, E. 2019/5002, K. 2020/3405, T. 01.07.2020, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2019-5002-k-2020-3405-t-1-7-2020.
13. Yargıtay 11. HD, E. 2023/897, K. 2024/4428, T. 29.05.2024, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2023-897-k-2024-4428-t-29-5-2024.
14.Yargıtay 11. HD, E. 2019/5340, K. 2020/3410, T. 01.07.2020, karşı oy, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/literatur/batider-makaleler/yargitay-kararlari-limited-sirket-ozen-ve-baglilik-yukumlulugu-rekabet-yasagi-267-271 Ersin ÇAMOĞLU, “Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Rekabet Yasağı”, İktisat ve Maliye Dergisi, C. XVI, S. 9, 1969, s. 359; BİLGE, s. 74; AYDOĞAN, s. 77, 120; GÜNER, s. 97.
15. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/1074, K. 2026/107, T. 27.01.2026.
16. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s. 2848.
17. Türk Ticaret Kanunu, m. 623/2: “Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.”
18. BUDAK/ÖNDER, s. 698.
19. BUDAK/ÖNDER, s. 698.
20. BUDAK/ÖNDER, s. 697.
21. TTK, m. 553/1 ve 644/1-a. Gerçek kişi temsilcinin bu hükümler kapsamında şahsen sorumluluğu, temsilci olmasından otomatik olarak değil, somut olayda TTK m. 553 anlamında kendisine yüklenebilir bağımsız bir yönetici sorumluluğunun bulunmasından hareketle ayrıca değerlendirilmelidir.
22. Türk Ticaret Kanunu, m. 626/1-2: “Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler.”; “Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar.”
23. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 613. maddesine ilişkin gerekçe.
24. Yargıtay 11. HD, E. 2019/302, K. 2019/7290, T. 18.11.2019, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2019-302-k-2019-7290-t-18-11-2019.
25. Yargıtay 11. HD, E. 2024/387, K. 2024/8413, T. 27.11.2024, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2024-387-k-2024-8413-t-27-11-2024.
26. Türk Ticaret Kanunu, m. 613/1.
27. Türk Medenî Kanunu, Kanun No. 4721, RG 8 Aralık 2001/24607, m. 2/1: “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
28. Yargıtay 11. HD, E. 2023/2385, K. 2024/5159, T. 25.06.2024, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2023-2385-k-2024-5159-t-25-6-2024
29. Dolaylı rekabet bakımından sınırlı olarak bkz. Yargıtay 11. HD, E. 2019/3470, K. 2020/1136, T. 10.02.2020.
30. Pınar AŞIK, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı (TTK m. 396)”, Ankara Barosu Dergisi, S. 2017/4, s. 170, dn. 17; burada anılan Akdağ Güney, s. 146; Atan, s. 99; Doğanay, s. 598; Franko, s. 26; Alman hukukunda AktG § 88 bakımından Godin/Wilhelmi, s. 43; Meyer-Landrut, s. 683; HGB § 112 bakımından Schäfer, s. 382.
31. AYDOĞAN, s. 161.
32. BUDAK/ÖNDER, s. 697.
33. Yargıtay 11. HD, E. 2015/13645, K. 2017/1451, T. 13.03.2017, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2015-13645-k-2017-1451-t-13-3-2017
34. Yargıtay 11. HD, E. 2024/2256, K. 2025/2270, T. 09.04.2025, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2024-2256-k-2025-2270-t-9-4-2025.
35. Yargıtay 11. HD, E. 2024/2256, K. 2025/2270, T. 09.04.2025, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2024-2256-k-2025-2270-t-9-4-2025.
36. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/194, K. 2021/327, T. 22.04.2021, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/adli-yargi-ilk-derece-mahkemeleri/istnbl-1-asliye-ticaret-mahkemesi-e-2020-194-k-2021-327-t-22-4-2021. Kararda, azlin iç ilişkide müdüre ulaşmakla hüküm doğurduğu ve tescil ile ilanın kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Kararın esas, karar ve tarih bilgileri ile söz konusu gerekçesi ayrıca doğrulanmaktadır.
37. Yargıtay 11. HD, E. 2015/9210, K. 2016/4267, T. 18.04.2016, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2015-9210-k-2016-4267-t-18-4-2016. Karar, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 547 dönemine ilişkin olmakla birlikte kararda yürürlükteki karşılığı olan TTK m. 626’ya açıkça işaret edilmiştir.
38. BUDAK/ÖNDER, s. 694.
39. Yargıtay 11. HD, E. 2017/2955, K. 2019/348, T. 15.01.2019, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2017-2955-k-2019-348-t-15-1-2019. Karar, TTK m. 626/2’den doğan yasağın görev sonrasında devamına değil, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkindir.
40. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD, E. 2022/1640, K. 2024/1911, T. 29.11.2024, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/bolge-adliye-mahkemesi/ankara-bam20-hd-e-2022-1640-k-2024-1911-t-29-11-2024; Yargıtay 11. HD, T. 29.09.2025.
41. Türk Borçlar Kanunu, Kanun No. 6098, RG 4 Şubat 2011/27836, m. 445; BUDAK/ÖNDER, s. 697 ve 700.
42. Türk Ticaret Kanunu, m. 589, 616/1-a ve 626/2; BUDAK/ÖNDER, s. 699.
43. Türk Ticaret Kanunu, m. 626/2; BUDAK/ÖNDER, s. 699-700.
44. Türk Ticaret Kanunu, m. 619/3, 621/1-g ve 626/2
45. AYDOĞAN, s. 159.
46. Türk Ticaret Kanunu, m. 396/1’de düzenlenen; şirketin tazminat isteme, yapılan işlemi şirket adına yapılmış sayma veya üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu talep etme şeklindeki seçimlik haklar ile m. 644; AYDOĞAN, s. 162.
47. Murat ŞAHİN, “Limited Şirket Müdürlerinin Rekabet Yasağına Aykırı Davranışlarında Dava Haklarının Kullanılması”, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 42, 2021, s. 346.
48. Türk Ticaret Kanunu, m. 630/1-3, 644/1-a, 553 ve 555.
49. Yaşar Can GÖKSOY, “Ortaklıklar Hukukunda Rekabet Yasaklarının Kapsamı”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 9, Özel Sayı, 2007, s. 664; BUDAK/ÖNDER, s. 696.
50. GÖKSOY, s. 667-668.
51. Murat ŞAHİN, “Limited Şirket Müdürlerinin Rekabet Yasağına Aykırı Davranışlarında Dava Haklarının Kullanılması”, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 42, 2021, s. 338.
52. Yargıtay 11. HD, E. 2019/3470, K. 2020/1136, T. 10.02.2020, LEXPERA, Erişim Tarihi: 07 Ağustos 2026, https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2019-3470-k-2020-1136-t-10-2-2020
53. ŞAHİN, s. 342.
54. GÖKSOY, s. 675-677.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.