ARTICLE
14 July 2026

Yerinde İncelemeninveri Silme Yoluylaengellenmesi: Rekabet Kurulu İçtihadi Ve Samsung Karari

N
Nazali

Contributor

“Nazali is a law firm founded by Ersin Nazali, providing a wide range of legal services (consultancy and litigation in all areas of law) to its national and international clients, through its trustworthy and experienced legal team. There are thirteen partners, forty lawyers, four sworn financial advisors and ten certified public accountants working for Nazali. Our philosophy is quality in delivery, timely response and business minded approach.“
Rekabet Kurumu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca, kendisine verilen görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde “yerinde inceleme” yapma yetkisine sahiptir.
Turkey Antitrust/Competition Law
Metin Pektaş’s articles from Nazali are most popular:
  • with readers working within the Oil & Gas industries

ÖZET

Rekabet Kurumu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca, kendisine verilen görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde “yerinde inceleme” yapma yetkisine sahiptir. Rekabet Kurulu, yerinde incelemelerin etkinliğini güvence altına almak amacıyla, bu yetkinin engellenmesi veya zorlaştırılması niteliği taşıyan davranışları genel olarak katı bir şekilde değerlendirmekte; özellikle veri silme eylemlerini, silinen verilerin niteliğinden veya geri getirilip getirilemediğinden bağımsız olarak yerinde incelemenin engellenmesi olarak kabul etmektedir.

Bununla birlikte çalışan iradesiyle gerçekleştirilen silme işlemleri ile sistemsel veya otomatik silme işlemleri arasında bir ayrım yapılabildiği ve veri bütünlüğünün sonradan sağlandığı durumlarda bu yaklaşımın esnetilebildiği kararlar bulunmaktadır.

Samsung kararı, bu ayrımın yerinde incelemenin engellenmesi değerlendirmesinde belirleyici hâle gelebildiğini ve Kurul’un yerleşik yaklaşımına istisna teşkil eden bir yorum benimsediğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu çerçevede Samsung kararıyla birlikte Kurul’un yerinde incelemenin engellenmesine karşı yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi ihtiyacının doğduğu söylenebilecektir.

Anahtar Kelimeler: Rekabet Kurumu, Yerinde İnceleme Yetkisi, Yerinde İncelemenin Engellenmesi, Veri Silme ve Otomatik Silme İşlemi.

GİRİŞ

Bağımsız ve özerk bir idari otorite olan Rekabet Kurumu’nun (“Kurum”) en tartışmalı ve en önemli yetkisi hiç şüphesiz yerinde inceleme yetkisi olup hangi davranışların yerinde incelemenin engellenmesi kapsamında değerlendirileceği büyük önem arz etmektedir. Kurum uzmanları, Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) vermiş olduğu yetkiyle, yürüttükleri önaraştırma ve/veya soruşturmalar kapsamında şirketlerde yerinde inceleme gerçekleştirebilmekte ve bu incelemeler esnasında şirket çalışanlarının birtakım zorlaştırıcı ve/veya engelleyici davranışlarıyla karşı karşıya kalabilmektedirler. Yerinde incelemenin engellenmesine ilişkin davranışlar basit bir tasnifle; fiziki engelleme, geciktirme ve silme olarak üç başlık altında sınıflandırılabilecek olup bunlar arasında tartışmaya en çok konu olan davranış ise silme işlemidir. Silme davranışı, kasti olarak belirli belgelerin, e-postaların, mesajların silinmesi şeklinde gerçekleşebileceği gibi içeriğinden bağımsız olarak inceleme esnasındaki panikle ya da endişeyle; şirket içi iletişim gruplarından ayrılma, toplu bir şekilde e-posta veya mesajları silme şeklinde de meydana gelebilmektedir. Kurul’un yerleşik içtihadına göre, bu noktada önemli olan husus Kurum uzmanlarının teşebbüs binasına girdiği andan itibaren binayı terk edecekleri ana kadar yerinde incelemeyi zorlaştırıcı / engelleyici hiçbir davranışta bulunulmaması gerekliliğidir. Bu nedenle yerinde inceleme başladıktan sonra kasten gerçekleştirilen silme işlemleri, silinen yazışmaların geri getirilip getirilememesine ve bu verilerin içeriğine bakılmaksızın yerinde incelemenin engellenmesi kapsamında değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte Kurul bazı kararlarında yerleşik içtihadından sapmakta ve bazı silme ve/veya gruptan ayrılma işlemlerinin, yerinde incelemenin engellendiği kanaatine varılmasında yeterli olmadığını değerlendirmektedir. Kurul’un son dönemde vermiş olduğu Samsung Kararı1 da konuya ilişkin en çarpıcı örneklerden biri olup bu çalışmada hem Kurul’un yerleşik içtihadını gösteren kararlara yer verilecek hem de bu içtihattan saptığı kararlarla birlikte Samsung Kararı irdelenecektir.

I. Rekabet Kurumunun Yerinde İnceleme Yetkisi

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“4054 sayılı Kanun”), rekabet hukukunun temel kurallarını düzenlemesinin yanı sıra Kurul’un yetkilerine de yer vermektedir. 4054 sayılı Kanun’ un 15. maddesi uyarınca Kurul, rekabet ihlâllerinin tespiti amacıyla yerinde inceleme gerçekleştirme yetkisine sahiptir.  Bu kapsamda, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından teşebbüslerin ve teşebbüs birliklerinin fiziki ve elektronik ortamlarda tutulan her türlü veri ve belgeleri incelenebilmekte, bu verilerin kopyaları ve fiziki örnekleri alınabilmektedir. Uzmanlar, teşebbüs bünyesinde kullanılan telefon, bilgisayar, tablet vb. elektronik cihazlar ile fiziki dosyalar, belgeler, ajandalar gibi kullanılan her türlü içeriği inceleme yetkisine sahiptir.

Yerinde inceleme, Kurum uzmanları tarafından düzenlenen ve yetkinin dayanağını oluşturan yazılı bir yetki belgesine istinaden gerçekleştirilebilmekte olup incelemeye tabi tutulan ilgililer, 4054 sayılı Kanun uyarınca yerinde incelemenin Kurum uzmanlarınca eksiksiz şekilde yürütülmesini sağlamak ve kolaylaştırmakla; talep edilen her türlü bilgi, belge, defter ve sair kaydın asıl veya suretlerini ibraz etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda Kurum uzmanları gerekli gördükleri hallerde, çalışanların kişisel telefonlarında ve e-postalarında da inceleme gerçekleştirebileceklerdir.

II. Rekabet Kurulu İçtihadına Göre Yerinde İncelemenin Engellenmesi Davranışları

4054 sayılı Kanun uyarınca, Kurul’un yerinde incelemesinin engellenmesi veya zorlaştırılması hâlinde idari para cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte yerinde incelemenin hangi fiillerle engellenmiş veya zorlaştırılmış sayılacağı, 4054 sayılı Kanun’da açıkça tanımlanmamış olup bu husus Kurul kararları yoluyla içtihatlar çerçevesinde şekillenmektedir. Nitekim Kurul’un yerleşik karar pratiği incelendiğinde, yerinde incelemenin engellenmesine yönelik davranışların farklı biçimlerde ortaya çıkabildiği görülmektedir.

Bu kapsamda söz konusu davranışların fiziki engelleme, geciktirme ve silme olmak üzere üç ana kategori altında sınıflandırılması mümkündür. Engelleme fiilleri, her bir kategori bakımından farklı şekillerde tezahür etmektedir. Fiziki engelleme; yerinde inceleme gerçekleştirmekle görevli uzmanların ilgili cihazlara, belgelere veya bilgilere fiilen erişiminin zorlaştırılması ya da tamamen engellenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Buna göre, uzmanların teşebbüs binasına alınmaması, bilgisayar, cep telefonu veya dosyaların ibraz edilmemesi, inceleme kapsamında bilgi vermesi gereken kişilerin inceleme mahalline gelmemesi veya inceleme sürecini terk etmesi gibi davranışlar fiziki engelleme olarak değerlendirilmektedir.

Öte yandan, geciktirme niteliğindeki davranışlar kapsamında; uzmanların bina girişinde bekletilmesi, çeşitli gerekçeler ileri sürülerek incelemenin başlatılmasının ertelenmesi veya bilgi sistemlerine erişimin kasten geciktirilmesi gibi fiiller yer almaktadır.

Kurul’un yerinde incelemenin engellenmesine ilişkin kararları incelendiğinde, üçüncü kategori olan silme eylemlerinin, uygulamada en yaygın engelleme davranışlarından biri olarak öne çıktığı görülmektedir. “Delil karartma” ve “veri bütünlüğünü bozma” şeklinde değerlendirilebilen silme eylemi, silinen veri ler geri getirilebilse dahi yerinde incelemenin, “ansızın”, “süratli”, “kesintisiz” olması gerektiği şeklindeki yaklaşım göz önünde bulundurularak, zorlaştırıldığı gerekçesiyle cezalandırılabilmektedir. Bu kapsamda silme eylemlerine yönelik Kurul yaklaşımı aşağıdaki başlık altında detaylıca incelenecektir.

III. Rekabet Kurulu’nun Silme ve Gruptan Çıkma Eylemlerine Yaklaşımı

Yerinde inceleme sürecinde gerçekleştirilen silme eylemlerinin, incelemede görevli meslek personelinin olası delillere erişimini zorlaştırdığı yönündeki değerlendirmenin Kurul nezdinde yerleşik içtihat hâlini aldığı görülmektedir. Silme eylemi, yerinde incelemenin başlamasından sonra bilgisayarlardan e-posta, doküman veya dosya silinmesi şeklinde ortaya çıkabileceği gibi; cep telefonlarından mesajların silinmesi ya da fiziki evrakların imhası suretiyle de gerçekleştirilebilmektedir. Günümüzde teknolojinin iş hayatına artan nüfuzu dikkate alındığında, silme eylemlerinin en sık bilgisayarlar ve mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirildiği gözlemlenmektedir.

Kurul’un yerinde incelemenin engellenmesini incelediği kararlarda, bazı dosyalarda tek başına silme eylemi bulunmasa da silme işleminin de dâhil olduğu davranışlar nedeniyle çoğunlukla idari para cezası uygulanmasına karar verildiği görülmektedir.  Silme eylemi nedeniyle idari para cezası uygulanmasına hükmedilen kararların ağırlıkta olması, Kurul’un silme eylemlerine ilişkin yaklaşımının yerleşik içtihat olarak nitelendirilebilecek ölçüde istikrarlı bir çizgiye sahip olduğunu göstermektedir. Yerleşik Kurul ve Mahkeme içtihatlarında silinen verilerin sonradan geri getirilebilir olup olmadığı ya da içeriklerinin somut olay bakımından taşıdığı nitelik gibi hususlara sınırlı ölçüde önem atfettiği; esasen silme eyleminin bizzat gerçekleştirilmiş olmasını yeterli gördüğü yönünde bir eğilim bulunduğu anlaşılmaktadır.2 Nitekim Samsung Kararında karşı oy veren Kurul üyeleri tarafından da bu yaklaşıma dikkat çekilmiş ve ilgili davranışların yerinde incelemenin engellenmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Kurul’un silme eylemine ilişkin bir diğer dikkat çekici yaklaşımı ise, bu eylemin arkasında yatan motivasyonu değerlendirme dışında bırakmasıdır. Örneğin AbbVie Kararı’nda3, yerinde inceleme sırasında bir çalışanın WhatsApp mesajlarını, söz konusu yazışmaların Türkiye dışındaki bir bölgeye ilişkin olduğunu ve bu nedenle inceleme kapsamında bulunmadığını düşünerek sildiği yönündeki savunmanın Kurul nezdinde herhangi bir etki doğurmadığı ve teşebbüs hakkında idari para cezasına hükmedildiği görülmektedir. Benzer şekilde P&G Kararı’nda4 da yerinde inceleme esnasında özel yazışmalar içerdiği ileri sürülen gruplardan mesaj silinmesi nedeniyle ceza uygulanmış; Kurul’un silme eyleminin gerekçesini dikkate almadığı ortaya konulmuştur.

Kurul’un 01.12.2022 tarihli Pasifik Kararı’nda5 bir çalışanın bilgisayarındaki inceleme esnasında 34 adet e-postanın silindiği tespit edilmiş; silinen e-postalar geri getirildikten sonra e-postaların teknik olarak silinemediğinin, halihazırda sunucuda bulunduğunun, dolayısıyla incelemeye engel olunmadığı savunmasında bulunulmuştur. Kurul, önceki idari yargı mahkemesi kararlarını örnek göstererek yerinde inceleme işleminin doğası gereği “ansızın, süratli ve kesintisiz” olması gerektiğini belirterek inceleme esnasında ger çekleşen silme işlemlerinin “delil karartma” niteliğinde olduğunu ve incelemeyi engellediğini/ zorlaştırdığını ifade etmiştir.

Öte yandan, yalnızca bir mesaj grubundan çıkılması fiilinin tek başına idari para cezasına konu edildiği bir Kurul kararına rastlanmamaktadır. Zira esasen saklanmak istenen unsurun içerik olduğu dikkate alındığında, grup içeriği silinmeksizin yalnızca gruptan çıkılmasının tek başına gerçekleştirilmesi hayatın olağan akışına da uygun görünmemektedir. Bununla birlikte grup mesajlarının silinmesine ek olarak gruptan çıkılması suretiyle dijital iz bırakılmamasının amaçlandığı durumlarda, Kurul kararlarında gruptan çıkma eyleminin de cezaya esas alınabildiği görülmektedir. Nitekim yakın tarihli Panagro Tarım Kararı’nda6, gruptan çıkma fiilinin tespit edildiği ancak somut olayda silme eylemlerinin de mevcut olması nedeniyle nihai değerlendirmede gruptan çıkma eylemine ayrıca yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Kurul’un yalnızca gruptan çıkma fiiline ilişkin yaklaşımı hakkında kesin bir sonuca varmak mümkün olmamakla birlikte bu fiilin silme eylemine kıyasla daha düşük yoğunlukta bir ihlâl olarak değerlendirilebileceği yönünde bir çıkarım yapılması mümkündür.

IV. Samsung Kararı ve Konuya İlişkin Diğer Rekabet Kurulu Kararları

Rekabet Kurulunun 10.04.2025 tarihli ve 25-14/330-157 sayılı Samsung Kararı’nda, Kurul’un yerleşik içtihadından ayrılan bir değerlendirme benimsendiği görülmektedir. Kararda, fiilen yalnızca bir iletişim grubundan çıkma eyleminin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Samsung’un iç yazışmalarında, şirket tarafından oluşturulan ve “Knox Teams” adı verilen kurumsal iletişim uygulamasının kullanıldığı, bu uygulamanın teknik kurgusu gereği gruptan çıkılması hâlinde ilgili sohbet kayıtlarının da otomatik olarak silindiği anlaşılmaktadır.

Kurum tarafından gerçekleştirilen yerinde inceleme sırasında, söz konusu gruptan çıkıldığı ve buna bağlı olarak mesajların sistemsel olarak silindiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte Kurum uzmanlarının aynı grupta yer alan diğer çalışanların cihazlarında yaptıkları incelemelerde yazışmalara erişilmiş ancak inceleme konusu bakımından ihlâle neden olabilecek herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Kurul, bu çerçevede, yerleşik içtihadından farklı olarak; gruptan çıkma eylemi ve buna bağlı sohbetlerin otomatik olarak silinmesini, diğer cihazlarda yapılan incelemelerde soruşturmaya konu herhangi bir bulguya ulaşılamamış olmasını da dikkate alarak yerinde incelemenin engellenmesi olarak değerlendirmemiştir.

İstisnai nitelikteki bu kararın yerleşik içtihat bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, karar iki temel eksen üzerinden ele alınacaktır. İlk olarak yerleşik içtihat bakımından genellikle “silme”nin cezalandırılan esas eylem olduğu görülecektir. Bilindiği üzere yerinde inceleme sırasında şüpheli eylemler iletişim kanalında oluşturulan iş veya özel gruplarından çıkmak (genellikle WhatsApp), yazışmaları silmek veya cihazlarda bulunan dosyaları imha etmek şeklinde tezahür edebilecektir. Samsung kararında kullanılan özel bir uygulama üzerinden yazışmalar sürdürülmesi sebebiyle iş gruplarından çıkılması eyleminin sonucu silinmenin otomatik olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda cezalandırılan esas eylemin WhatsApp gruplarından çıkılması olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Zira kararda çalışan tarafından yalnızca gruptan çıkma eyleminin gerçekleştirildiği ancak Kurul değerlendirmesinde otomatik olsa da eylemin “silme eylemi” olarak nitelendirildiği görülmektedir. Nitekim Kurul’un 13.04.2023 tarihli İpek Gıda Kararı’nda7 incelenen iki ayrı silme davranışından birinde WhatsApp sohbet içeriğinin boş olduğu tespit edilmiş ancak log kayıtlarına ulaşılamaması sebebiyle yerinde incelemenin engellendiği değerlendirilmesinde bulunulmamıştır. Diğer yandan başka bir çalışanın mobil cihazında gerçekleştirilen inceleme esnasında, yazışmaların silindi ği bir WhatsApp grubunun ‘‘eski katılımcılar’’ sekmesinden bir çalışanın yerinde inceleme başladıktan sonra gruptan ayrıldığı saptanmış ve ilgili çalışanın gruptan ayrıldığı saatin yerinde incelemenin başlangıcından sonra olduğu tespit edilebilmiş olup yerinde incelemenin engellendiği kanaatine varılmıştır. Görüldüğü üzere bu kararda da yerinde incelemenin engellenmesine yol açan esas eylem tek başına “gruptan çıkma” eylemi değil bu eylemin silme eylemiyle birlikte delil karartma sonucunu doğuruyor olmasıdır. Kurul’un Vatan Kararı’nda8 ise silme işlemlerinin kullanıcı tarafından yapılan manuel (elle) silme işlemi ya da WhatsApp’ın 24 saat süreli mesaj özelliğine bağlı otomatik silme işlemi olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan inceleme kapsamında otomatik silinme işleminde ilgili silinme işleminin WhatsApp.log kayıtlarına düşmediği gözlemlenmiştir. Ayrıca Kurumda yapılan testler sonucunda silme işleminin çalışan tarafından manuel şekilde gerçekleştirildiği, dolayısıyla ilgili silme işleminin süreli mesaj özelliğine bağlı otomatik bir silme işlemi olmadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine silinen verinin içeriğine ilişkin bir değerlendirme yapılmamış ve yerinde incelemenin engellendiğine karar verilmiştir.

Samsung kararında yer alan karşı oy gerekçesinde ise bazı Kurul üyeleri; yerleşik içtihadı takiben yerinde inceleme başladıktan sonra gerçekleştirilen her türlü silme işlemi veya otomatik silinmeye yol açan eylemin, tek başına yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması sonucunu doğurduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda, ilgili verilere sonradan başka cihazlar üzerinden erişilebilmiş olmasının, söz konusu eylemin engelleme veya zorlaştırma niteliğini ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır. Ayrıca geçmiş Kurul kararlarında benzer nitelikteki durumlarda idari para cezası uygulanmasına hükmedildiği hatırlatılarak Samsung’un silme işlemleri nedeniyle ye-

rinde incelemeyi engellediği ve zorlaştırdığı, bu sebeple idari para cezası uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

Kararda değerlendirilmesi gereken diğer husus silinen içeriğin geri getirilmesi ve inceleme sonucu bu içeriğin önemli olup olmadığı konusudur. Kurul’un Unmaş Kararı’nda9 “silinen verilere adli bilişim cihazları yardımıyla erişilebilmiş olmasının, fiilin yerinde incelemenin engellenmesi/zorlaştırılması niteliğine bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Aksi bir durumun kabulünün, teşebbüslerin söz konusu verileri sildiği ancak adli bilişim cihazları tarafından silme işleminin tespit edilemediği bir durumda bu teşebbüsler bakımından bir ödüllendirme anlamına gelebileceği düşünülmektedir.” tespiti yer almaktadır. Aynı şekilde Tekyol Beton Kararı’nda10 inceleme sırasında silinen ve geri getirilen belgelerin “ihlâli gösterir nitelikte olup olmadığı, verinin geri getirilip getirilmediği gibi diğer hususlara ilişkin bir tespit yapma gerekliliği öngörülmemiştir” ifadelerine yer verilmektedir.

Yukarıda yer verilen Unmaş Kararı gibi birçok kararda ve mahkeme içtihatlarında aynı yönde hüküm oluşturulmuştur. Örneğin Çimsa Kararı’nda11 silme eyleminin gerçekleştirildiği, geri getirilen sohbetlerde soruşturma konusuna dair bir yazışma bulunmadığı ancak bulunması halinde dahi veri silinmesinin ortaya koyulmasının engelleme olarak kabul edilmesi için yeterli olduğu kaleme alınmıştır. Aynı şekilde Teknosa Kararı’nda12 da veri silme eylemine karşılık verilerin geri getirilmiş olması, incelenmiş olması, silinen verilerin dosya konusuyla ilgili olmaması gibi hususlar teşebbüs tarafından ileri sürülmüş ancak Kurum bu savunmalara itibar etmemiştir.

Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 2022/1621 E., 2022/3150 K. sayılı kararında ise silinen e-postaların içeriğinin özel veya işle ilgili olup olmamasının veya sonradan geri getirilip getirilememesinin, cezanın uygulanması bakımından herhangi bir etkisinin bulunmadığı; e-posta yazışmaları yerinde incelemeyi gerçekleştiren uzmanlar tarafından geri getirilmiş olsa bile, verilere geç erişilmesi nedeniyle yerinde incelemenin zorlaştırıldığının açık olduğu ifade edilmiştir. Bu gerekçeyle ilgili teşebbüse idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararı hukuka uygun bulunmuştur. Buna karşılık, anılan kararlardan farklı olarak Samsung Kararında, geri getirilen verilerin değerlendirmeye alınması ve içeriklerinde soruşturmaya ilişkin herhangi bir yazışma bulunmadığı gerekçeleriyle, gruptan çıkma sonucu gerçekleşen silme eylemi cezalandırılmamıştır.

Kurul Samsung Kararı’ndan önce ve sonrasında verdiği kararlarda yerleşik içtihadını sürdürme eğiliminde olsa da bu karardaki yaklaşımıyla bazı tartışmaları gündeme getirmiştir. Ne var ki geçmişte de Kurul’un yerleşik içtihadından saptığı kararlar bulunmakta olup bu kararlar da benzer tartışmalara yol açmıştır. 

Samsung Kararı’na benzer şekilde tartışmaya sebep olan kararlardan biri de 07.10.2021 tarihli Hepsiburada Kararı’dır13. Kararda, yerinde inceleme başladıktan sonra silme eylemi gerçekleştirilmesine rağmen gerekçeye yer verilmeksizin idari para cezası uygulanmamasına karar verilmiştir. Karşı oy gerekçesinde ise 4054 sayılı Kanun’un “Kararda Bulunması Gereken Hususlar” başlığı altında yer alan gerekçe unsuruna atıf yapılmış; söz konusu unsurun kararda bulunmaması nedeniyle kararın kanuna aykırı şekilde tesis edildiği eleştirisi yöneltilmiştir. Ayrıca silinen verilerin sonradan geri getirilip getirilmemesinin önem taşımadığı, inceleme sırasında çalışanlara yeterli uyarının yapılıp yapılmadığı, silinen verilerin inceleme konusuyla bağlantılı olup olmadığı veya iyi niyet gibi hususların dikkate alınmaması gerektiği, yalnızca silme işleminin tarih ve saatinin esas alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bunlara ek olarak, söz konusu karşı oyda yerinde incelemenin engellenmesi vakalarında sübjektif nedenlerin değerlendirildiği ve somut olaya göre kabul edildiği bir senaryoda, bu durumun hem kararları tartışılır hale getireceği hem de en önemli delil elde etme aracı olan ve kararlarda açıkça zikredilen; “haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz” biçimde gerçekleştirilmesi gereken yerinde incelemeleri işlevsiz kılacağı belirtilmiştir.

Samsung Kararı’na benzer bir karar olan Balsu Kararı’nda14da silinen içerik geri getirilerek incelenmiş ve inceleme sonucunda bu verilerden herhangi birinin ihlâl niteliği taşımadığından idari para cezasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kurul üyeleri arasında bir tartışma da Balsu Kararı’nda gerçekleşmiştir. Farklı gerekçe sunan Kurul üyesi, Kurulun ulaştığı sonuca katılmakla birlikte gerekçeye iştirak etmemiştir. Kurul’un katı olarak uyguladığı yerleşik içtihadına ters olan ve tartışmaya sebebiyet veren karara konu olayda, yerinde inceleme esnasında toplu şekilde çok sayıda e-posta silinmiş ancak Microsoft’un “Silinmiş Ögeleri Kurtar” seçeneğiyle silinen e- postalar Kurum uzmanları tarafından geri getirilmiş ve geri getirilen e-postalardan herhangi bir belge alınmamıştır. Benzer şekilde, Samsung Kararı’nda gruptan çıkma eyleminin, incelemenin başladığı saat olan 10.11’den sonra gerçekleştiği kayıt altına alınsa da gruplarda yer alan diğer çalışanların mobil cihazında gerçekleştirilen inceleme neticesinde ilgili gruplardaki yazışmalara erişildiği ve söz konusu yazışmalarda inceleme konusuyla ilgili herhangi bir bulgu ve/veya belgeye rastlanmadığı değerlendirilmiş; söz konusu eylemlerin yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Bununla birlikte Kurul’un Samsung Kararı sonrasında verdiği güncel kararlarda da yerleşik içtihadını sürdürdüğü görülmektedir. Nitekim Samsung kararından sonra alınan 28.08.2025 tarihli Maruf Oysal Kararı15 ile Tekyol Kararı’nda gruptan çıkma ve silme eylemleri yerinde incelemenin engellenmesi olarak değerlendirilmiştir. Kurul, Maruf Oysal Kararı’nda çalışanların iş gruplarından ayrıldıktan sonra “Sohbeti Temizle” işlemiyle silme işlemlerini gerçekleştirdiklerini tespit etmiş ve bu işlemi delil karartmaya yönelik eylem olarak nitelendirmiştir. Ayrıca Kurul mezkûr kararlarda “yerinde incelemenin engellenmesi/zorlaştırılması halinin tespiti adına yerinde incelemeye başlandıktan sonra incelemeye konu cihazlarda bulunan verilerin silinmesinin ortaya koyulması yeterli kabul edilmiş, verinin içeriği yahut geri getirilip getirilmediği gibi diğer hususlara ilişkin bir tespit yapma gerekliliğinin” öngörülmediği değerlendirmelerinde bulunmuş ve teşebbüs hakkında idari para cezasına hükmetmiştir.

28.08.2025 tarihli Tahsildaroğlu Kararı16 ve 14.08.2025 tarihli IWALLET Kararı’nda17  da sohbeti silme ve süreli mesajları aktive etme şeklindeki davranışlar benzer şekilde değerlendirilmiştir. Kurul, Tahsildaroğlu Kararı’nda da UNMAŞ Kararı’ndaki tutumunu sürdürmüş ve yerinde incelemenin engellendiği kanaatine varılmıştır. Yerinde inceleme başladıktan sonra çalışanlar tarafından yazışmaların silindiği ve 24 saat süreli mesajların aktif hale getirildiğinin tespit edildiği IWALLET Kararı’nda da yine inceleme başladıktan sonra incelemeye konu cihazlarda bulunan verilerin silinmesinin ortaya koyulmasının yerinde incelemenin engellendiği değerlendirilmesi yapılması için yeterli kabul edildiği belirtilmiştir. 

Bu değerlendirmeler ışığında, Samsung kararına rağmen, Kurul’un vermiş olduğu güncel kararlarda da yerleşik içtihadındaki yaklaşımını sürdürdüğü yorumu yapılabilecektir. 

SONUÇ

Yukarıda yer verilen kararlar çerçevesinde, genel kural olarak silme eylemenin silinen verilerin niteliğinden ve geri getirilip getirilememesinden bağımsız olarak yerinde incelemenin zorlaştırılması / engellenmesi davranışı olarak kabul edildiği söylenebilecektir. Bununla birlikte Kurul’un çalışanların iradesiyle gerçekleştirilen silme işlemleriyle otomatik silme işlemlerini farklı perspektiflerle değerlendirdiği ve silme işleminin otomatik olarak gerçekleştiği durumlarda yerleşik içtihadından uzaklaşabildiği görülmektedir. Bunun yanında Samsung Kararı’nda ve silme eyleminin varlığına rağmen yerinde incelemenin engellenmesi kanaatine varılmayan diğer kararlarda, silinen verilerin geri getirilebildiği ve bu verilerde ihlâle neden olabilecek hiçbir verinin bulunmadığının kesinleştiği, başka bir deyişle veri bütünlüğünün sağlandığı varsayımıyla hareket edildiği değerlendirilebilecektir. Bu değerlendirmelerin hukuki belirlilik ilkesini zedelediği söylenebilecekse de kendi içinde tutarlı bir yanı olduğu da öne sürülebilecektir. Öyle ki Samsung Kararı’ndaki gruptan ayrılma işlemi neticesinde grup mesajlarının silinmesinin çalışan iradesiyle gerçekleşen bir silme işlemi değil de sistemsel bir silme işlemi olarak değerlendirilmesinin verilen kararda etkili olduğu düşünülmektedir. Buna karşın, çalışanların, Şirket içinde sık kullandıkları bir iletişim platformundaki gruptan çıkma eyleminin yazışmaların otomatik olarak silinmesine yol açacağını öngörmeleri beklenecektir. Ancak mezkûr kararda bu hususun göz ardı edildiği görülmektedir.

Sonuç olarak Samsung Kararı’nın, yerinde incelemenin engellenmesi değerlendirmesinde Kurul’un istisna teşkil eden kararları arasında yer aldığı göz önünde bulundurulmalı ve söz konusu istisnanın her durumda uygulanmayacağı kabul edilmelidir.

Footnotes

1. Rekabet Kurulunun 10.04.2025 tarih ve 25-14/330-157 sayılı kararı.

2. Rekabet Kurulunun 20.05.2021 tarihli ve 21-26/327-152 sayılı kararı  Rekabet Kurulunun 08.07.2021 tarihli ve 21-34/451-226 sayılı kararı   Rekabet Kurulunun 12.08.2021 tarihli ve 21-38/544-265 sayılı kararı.

Rekabet Kurulunun 08.09.2022 tarihli ve 22-41/599-250 sayılı karan   Rekabet Kurulunun 02.03.2023 tarihli ve 23-12/180-56 sayılı karan.

Rekabet Kurulunun 11.05.2023 tarihli ve 23-21/407-138 sayılı kararı   Danıştay 13. Dairesinin 2008/5890 E., 2013/847 K. sayılı karan.

Ankara 13. İdare Mahkemesinin 2013/1598 E., 2014/1495 K. sayılı kararı.

3. Rekabet Kurulunun 05.10.2023 tarihli ve 23-47/898-318 sayılı kararı.

4. Rekabet Kurulunun 08.07.2021 tarihli ve 21-34/452-227 sayılı kararı.

5. Rekabet Kurulunun 01.12.2022 tarihli ve 22-53/797-32 sayılı kararı.

6. Rekabet Kurulunun 30.4.2024 tarihli ve 25-17/407-188 sayılı kararı.

7. Rekabet Kurulunun 13.04.2023 tarih ve 23-18/325-110 sayılı kararı.

8. Rekabet Kurulunun 28.04.2023 tarihli ve 23-19/363-125.

9. Rekabet Kurulunun 20.05.2021 tarihli ve 21-26/327-152 sayılı kararı.

10. Rekabet Kurulunun 28.08.2025 tarihli ve 25-32/756-448 sayılı kararı.

11. Rekabet Kurulunun 26.01.2023 tarihli ve 23-06/74-23 sayılı kararı.

12. Rekabet Kurulunun 28.04.2023 tarihli ve 23-19/364-126 sayılı kararı.

13. Rekabet Kurulunun 07.10.2021 tarihli ve 21-48/678-338 sayılı kararı.

14. Rekabet Kurulunun 17.08.2023 tarihli ve 23-39/727-250 sayılı kararı.

15. Rekabet Kurulunun 28.08.2025 tarihli ve 25-32/755-447 sayılı kararı.

16. Rekabet Kurulunun 28.08.2025 tarihli ve 25-32/756-448 sayılı kararı.

17. Rekabet Kurulunun 14.08.2025 tarihli ve 25-31/726-431 sayılı kararı.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More