ARTICLE
10 April 2026

Uluslararası Miras Planlamasında Vasiyetname - “Multiple Wills Strategy”

AL
Abcoo Law Firm

Contributor

Founded by highly experienced lawyers specialized in their respective fields, Abcoo delivers high-quality, solution-oriented legal services to local and international clients. Drawing on 35 years of experience, Abcoo provides continuous and effective support across all areas of law in collaboration with local and global partner firms and technical experts.
Günümüzde insan yaşamı giderek daha uluslararası bir nitelik kazanmaktadır. Bir kişi Türkiye’de doğup eğitimini Avrupa’da alabilmekte, kariyerini Orta Doğu’da sürdürebilmekte, yatırımlarını farklı ülkelerde gerçekleştirebilmekte ve aile üyeleri, dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olabilmektedir.
Turkey Family and Matrimonial
Abcoo Law Firm are most popular:
  • within Technology and Real Estate and Construction topic(s)

I. Giriş

Günümüzde insan yaşamı giderek daha uluslararası bir nitelik kazanmaktadır. Bir kişi Türkiye’de doğup eğitimini Avrupa’da alabilmekte, kariyerini Orta Doğu’da sürdürebilmekte, yatırımlarını farklı ülkelerde gerçekleştirebilmekte ve aile üyeleri, dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olabilmektedir. Buna karşılık miras hukuku hâlâ büyük ölçüde ulusal hukuk sistemlerinin sınırları içinde düzenlenmektedir.

Bu durum, özellikle birden fazla ülkede malvarlığı bulunan veya farklı ülke vatandaşlıklarına sahip kişiler bakımından önemli hukuki belirsizlikler yaratabilmektedir. Kişinin ölümünden sonra hangi ülke hukukunun uygulanacağı, mirasın nasıl paylaşılacağı, saklı pay kurallarının devreye girip girmeyeceği ya da düzenlenen bir vasiyetnamenin başka bir ülkede tanınıp tanınmayacağı gibi sorular çoğu zaman ancak ölümden sonra gündeme gelmekte ve mirasçılar açısından ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.

İşte bu noktada vasiyetname, bireyin ölümünden sonra malvarlığı üzerinde uygulanacak düzeni belirleyebildiği, aile ilişkilerini ve ekonomik planlamasını şekillendirebildiği en temel hukuki araçlardan biridir. Ancak bireylerin öldükten sonra geride kalan mallarının akıbeti ile ilgili karar verme imkânı kalmayacağından, ölüme bağlı tasarrufların geçerliliği hususu büyük önem taşımaktadır. Özellikle uluslararası unsurların bulunduğu durumlarda geçerli bir (veya birden çok) vasiyetname düzenlenmesi, çoğu zaman bir tercih olmaktan çıkmakta ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından önemli bir gereklilik haline gelmektedir.  

Türkiye’de de vasiyetname kurumu Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı biçimde düzenlenmekte ve bireylere ölümden sonra malvarlıkları üzerinde tasarrufta bulunma imkânı tanımaktadır. Bununla birlikte günümüzün küresel yaşam biçimi dikkate alındığında, vasiyetnamenin yalnızca ulusal hukuk çerçevesinde değil, aynı zamanda milletlerarası özel hukuk kuralları ve farklı hukuk sistemleri arasındaki etkileşim bağlamında değerlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanmaktadır.

II. Türk Hukukunda Miras Sistemi ve Ölüme Bağlı Tasarruflar

Anayasa’nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu belirtilmiş, maddenin gerekçesinde ise miras hakkının, mülkiyet hakkının devamı ve özel bir şekli olduğu vurgulanmıştır. Ancak miras hukukuna göre, miras bırakanın mirasının kimlere kalacağı hususunda karma bir sistem belirlenmiştir.

Yasal mirasçılık bakımından Türk hukukunda “zümre sistemi” uygulanmaktadır. Buna göre mirasçılar üç ana grupta belirlenir. İlk zümrede miras bırakanın altsoyu, yani çocukları ve torunları; ikinci zümrede anne ve baba ile onların altsoyu; üçüncü zümrede ise büyükanne ve büyükbaba ile onların altsoyu yer alır. Sağ kalan eş ise bu zümrelerin yanında mirasçı olur ve payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Bir kimse ölümünden sonra terekesinin kimlere kalacağı ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmaz ise mirasçıları kanuni hükümlere göre belirlenecektir.

Bununla birlikte Türk hukukunda mirasçılık yalnızca kanundan doğmaz. Miras bırakan, kendi arzusuna göre mirasını kimlere bırakacağını belirleyebilir. Buna olanak sağlayan iradi işlem ölüme bağlı tasarruf olup, ölüme bağlı tasarruf yetkisi, miras bırakanın öldükten sonra malvarlığının kimler tarafından nasıl kullanılacağı gibi ölmeden önceki son arzularının gerçekleştirilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından miras bırakana tanınmış bir yetkidir. Ölüme bağlı tasarruf, vasiyetname ya da miras sözleşmesi şeklinde olabilir. Bu hukuki işlemler, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ve sonuç doğurur. O halde, miras bırakanın, ölüme bağlı tasarruflar yoluyla da mirasçı belirleyebilmesi mümkündür. Bu kapsamda, miras bırakan yasal mirasçıları dışındaki bir kişiyi de atanmış mirasçısı olarak belirleyebilir veya belirli bir malın ya da hakkın bir kişiye bırakılmasını öngörebilir. Miras bırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında tasarrufta bulunabilir. Miras bırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.

Ancak, Türk miras hukukunun en ayırt edici özelliklerinden biri saklı pay kurumudur. Nitekim kanun, miras bırakanın malvarlığı üzerinde tasarruf özgürlüğünü tamamen sınırsız bırakmamış; belirli yakın mirasçıların asgari paylarını koruma altına almıştır. Kanun koyucu, bu sistem içinde mirasta hak sahibi olabilecek kişiler bakımından bir ayrım yapmış ve saklı paylı mirasçılar olarak isimlendirilen mirasçılara miras bırakanın tasarruf özgürlüğü sınırlarını aşan kazandırmalarına karşı koyma hakkı tanımıştır. Altsoy ve sağ kalan eş başta olmak üzere bazı mirasçılar, saklı pay adı verilen ve vasiyetname ile ortadan kaldırılamayan bir miras hakkına sahiptir.

Vasiyetname, Türk hukukuna göre resmî şekilde veya miras bırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir. Uygulamada en güvenli ve en sık tercih edilen yöntem ise şekil şartlarının resmi bir süreç içinde yerine getirilmesi sayesinde geçerliliğinin ve ispat gücünün yüksek olması nedeniyle resmî vasiyetnamedir. Resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur (çoğunlukla noter) tarafından düzenlenmektedir. Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını saklamakla yükümlü olduğundan, belgenin kaybolması veya sonradan tahrif edilmesi gibi riskler de büyük ölçüde ortadan kalkar. Ayrıca uygulamada, miras bırakandan vasiyetname düzenleneceği gün içinde alınması gereken, “akli meleke raporu” adı verilen ve ehliyetinin tam olduğunu gösteren bir sağlık raporu da istenmektedir. Uygulamada ölüm halinde resmî vasiyetname olduğu kayıtlarda görülmekte ve genelde resmî vasiyetnamenin varlığı halinde mirasçılık belgesinin noterden alınmasına izin verilmemektedir. Ölenin son arzularının yerine getirilmesi amacıyla, vasiyetnamenin de dikkate alınarak mirasçılık belgesinin hazırlanabilmesi adına böyle bir durumda sulh hukuk mahkemeleri yetkili olmaktadır.

Vasiyetname, her ne kadar hukuki sonuç doğuran bir belge olsa da, yalnızca teknik bir metin olarak değerlendirilmemelidir. Aynı zamanda miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığına ve ilişkin son iradesini ve kişisel tercihlerini yansıtan bir metindir. Bu nedenle vasiyetnamenin dili ve kaleme alınış biçimi büyük önem taşır. Zira miras hukukunda temel amaç, mümkün olduğu ölçüde miras bırakanın gerçek ve son arzusunu ortaya çıkarmak ve onu gerçekleştirmektir. Bir uyuşmazlık halinde hâkim, vasiyetnameyi yorumlarken şekli ifadelerin ötesine geçerek miras bırakanın iradesini anlamaya çalışır ve metni bu iradeyi en doğru şekilde hayata geçirecek biçimde değerlendirir. Bu nedenle vasiyetnamenin açık, anlaşılır ve çelişkiye yer bırakmayacak şekilde kaleme alınması; aynı zamanda miras bırakanın düşüncelerini, tercihlerini yansıtan bir anlatım içermesi, ileride ortaya çıkabilecek yorum farklılıklarının önlenmesi ve miras bırakanın iradesinin doğru biçimde uygulanabilmesi açısından önemlidir.

O halde, vasiyetname düzenlenirken yasal düzenlemelerin göz önünde bulundurulması, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmın doğru şekilde belirlenmesi, şekil şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi ve içeriğinin miras bırakanın iradesini net olarak yansıtacak şekilde kaleme alınması büyük önem taşımaktadır.

III. Yabancılık Unsuru Taşıyan Miras İlişkileri

Miras ilişkisinde yabancılık unsuru bulunması; örneğin miras bırakanın farklı bir vatandaşlığa sahip olması veya birden fazla ülkede malvarlığı bulunması gibi hallerde mesele yalnızca ulusal miras hukuku kurallarıyla sınırlı kalmamakta; milletlerarası özel hukuk kuralları ve farklı hukuk sistemlerinin uygulanması ihtimali de devreye girmektedir.

Yabancılık unsuru içeren miras ilişkilerinde hangi ülke hukukunun uygulanacağı meselesi, Türk hukukunda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. MÖHUK’un mirasa ilişkin temel kuralı, mirasın kural olarak miras bırakanın millî hukukuna tabi olmasıdır. Buna göre mirasın paylaşımı, mirasçıların belirlenmesi ve mirasın geçişine ilişkin esaslar genel olarak miras bırakanın vatandaşlığına göre belirlenen hukuk kuralları uyarınca değerlendirilir. Bununla birlikte kanun, taşınmaz mallar bakımından önemli bir istisna öngörmüştür. Buna göre; Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanacaktır.  O halde, yabancı statüsündeki bir miras bırakanın tüm taşınırları ile yurtdışındaki taşınmazlarına ilişkin mirasına kendi millî hukuku uygulanırken, Türkiye’de bulunan taşınmaz malvarlığı için Türk hukuku uygulanacaktır.

Ancak, yabancılık unsuru mevcut olduğu takdirde, belirliliğin sağlanması çoğu zaman tek bir hukuk sistemi ile sınırlı kalmamakta, farklı ülkelerde bulunan malvarlığı unsurları bakımından, her ülkenin kendi miras hukuku ve saklı pay kuralları, vasiyetnamenin şekil şartları, yetkili hukuk kuralları ve vasiyetnamenin başka bir ülkede geçerlilik kazanabilmesi için uygulanabilecek tanıma veya tenfiz mekanizmaları farklılık gösterebilmektedir.

Bu durum, bir ülkede usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir vasiyetnamenin başka bir ülkede aynı sonuçları doğurmasının her zaman kendiliğinden mümkün olmayabileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle miras bırakanın birden fazla ülkede malvarlığı bulunması halinde, miras planlamasının yalnızca tek bir hukuk sistemi çerçevesinde ele alınması çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Uluslararası miras planlamasında giderek daha fazla tercih edilen bu yaklaşım, farklı ülkelerdeki malvarlığı için ilgili hukuk sistemlerine uygun şekilde düzenlenen ve birbirini tamamlayan vasiyetnamelerin oluşturulmasıdır. Bu vasiyetnamelerin birbirinin geçerliliğini ortadan kaldırmayacak, aksine birbirini tamamlayacak şekilde kurgulanması ise uluslararası miras planlamasında büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım, farklı hukuk sistemlerinin aynı miras üzerinde eş zamanlı olarak uygulanabildiği durumlarda miras bırakanın iradesinin mümkün olan en güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More