GİRİŞ
Avukatlık mesleği, tarihsel kökleri itibarıy-la adalet mekanizmasının ayrılmaz bir parçası ve hukuk devletinin teminatı olarak kabul edil-miştir. Bu niteliğiyle meslek, salt bir hizmet su-numundan öte, kamusal bir misyonu da içinde barındıran “onurlu meslek” (liberal profession) statüsünde değerlendirilmiştir. Ancak küresel-leşen dünyada, serbest piyasa dinamiklerinin tüm hizmet sektörlerinde olduğu gibi hukuk alanında da etkisini göstermesi, avukatlık mes-leğinin mahiyetine ilişkin temel bir gerilimi be-raberinde getirmektedir: Avukatlık, bir kamu hizmeti mi yoksa bir ticari faaliyet midir? Bu ikilem, mesleğin düzenlenmesine ilişkin pek çok kuralın, özellikle de tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine getirilen sınırlamaların temel fel-sefesini şekillendirmektedir.
Türk hukukunda, Avukatlık Kanunu ve Türki-ye Barolar Birliği Meslek Kuralları ile düzenlenen “reklam yasağı”, bu geleneksel anlayışın somut bir yansımasıdır. Kural, mesleğin ticarete alet edil-mesini, haksız rekabeti ve müvekkillerin yanıl-tılmasını önlemeyi amaçlayarak, mesleğin onuru ve bağımsızlığı ile kamu yararı arasında bir denge kurma iddiasındadır. Geleneksel olarak avukatın reklam yapması, mesleki etik açıdan ciddi bir ayıp ve güveni zedeleyici bir davranış olarak görülmüş-tür. Bu anlayışın arkasında, hukuki yardımın bir meta değil güvene dayalı özel bir ilişki olduğu; avu-katın ise tarafsız bir hukuk danışmanından ziyade, adaletin tecellisine katkıda bulunan bir kamu gö-revlisi (sui generis) olduğu düşüncesi yatmaktadır.
Ancak dijital iletişim çağı, bu köklü mesleki paradigmayı derinden sarsmaktadır. İnternet, sosyal medya platformları, bloglar ve dijital pa-zarlama araçları, bilgiye erişim ve kendini ifa-de biçimlerini radikal şekilde dönüştürmüştür. Avukatlar da artık ofis duvarlarının ötesinde, ge-niş sanal kitlelere ulaşma imkânına sahiptir. Bu bağlamda, sosyal medya hesabı açarak hukuki gelişmeleri yorumlamak, kamuya açık mahkeme kararlarını analiz etmek veya yasal değişiklikle-re dair bilgilendirici içerikler paylaşmak, giderek yaygınlaşan bir mesleki pratik haline gelmiştir. İşte bu noktada, geleneksel “reklam yasağı” an-layışı ile dijital dünyanın sunduğu “bilgilendir-me özgürlüğü” arasında kaçınılmaz bir gerilim ortaya çıkmaktadır. Serbest rekabete dayalı bir platformda mesleki faaliyetlerini icra eden avu-katların tam olarak rekabetten vazgeçebilmesi mümkün değildir.1 Paylaşılan bir infografik, yo-rumlanan bir Yargıtay kararı veya anlatılan bir dava süreci, nerede biter ve izin verilmeyen tanı-tım nerede başlar? Bu soru, yalnızca Türkiye’de değil dünyanın pek çok hukuk sisteminde mes-lek örgütleri, etik kurulları ve akademisyenler tarafından hararetle tartışılmaktadır.
Bu makalenin amacı, Türk hukukundaki avukat reklam yasağını, bu tarihsel felsefi temel ve güncel dijital meydan okuma bağlamında çok boyutlu olarak analiz etmektir. Çalışmanın kapsamı, mevcut hukuki çerçevenin (kanun, tüzük ve meslek kuralları) ortaya konulması, yasağın dayandığı kamu yararı ve etik gerek-çelerin irdelenmesi, izin verilen ile yasaklanan eylemlerin sınırlarının belirlenmesi ve özel-likle sosyal medya kullanımı gibi gri alanların incelenmesinden oluşmaktadır. Ayrıca konuya karşılaştırmalı hukuk perspektifinden bakıla-rak ABD ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki farklı düzenleme modelleri ele alınacak, Türkiye’nin bu spektrumdaki yeri tartışılacaktır. Nihai he-def, katı bir yasakçı anlayış ile sınırsız bir ser-bestlik arasında, mesleğin onurunu koruyarak aynı zamanda dijital çağın gerekliliklerine uy-gun, dengeli ve uygulanabilir bir etik çerçeve-nin imkânlarını araştırmaktır.
I. TÜRK HUKUKUNDA MEVZUAT VE TARİHSEL GELİŞİM
Türk hukukunda avukatların tanıtım ve rek-lam faaliyetleri, katı bir yasak anlayışından, sı-nırları giderek netleşen kontrollü bir serbestlik alanına doğru evrilmiştir. Bu dönüşüm, temel kanuni düzenlemelerin yanı sıra, meslek örgü-tünün kendi iç tüzük ve yönetmeliklerindeki de-ğişimle de takip edilebilmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 55. madde-si, konuya ilişkin en üst düzeydeki yasal çerçe-veyi çizer. Madde hükmü şöyledir: “Avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşeb-büs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında avukat unvanı ile akademik un-vanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.” 2
Bu madde, geleneksel “davacı arama yasağı” ve “mesleği ticarete alet etmeme” ilkelerini mo-dernize ederek ifade etmektedir. Kanun koyucu, burada üç temel koruma alanı belirlemiştir:
- Meslek Onuru: Avukatlık statüsünün halk nezdindeki saygınlığını koruma.
- Güven İlkesi: Müvekkil-avukat ilişki-sinin özünü oluşturan güveni istismar
- Mesleki Bağımsızlık: Avukatın, reklam kaygısı veya piyasa baskısı nedeniyle ta-rafsızlığını ve hukuki öngörüsünü kay-betmesini önleme.
Madde, somut düzenlemeyi ve izin verilen bilgilendirme faaliyetlerinin kapsamını doğru-dan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları-na bırakmış, böylece meslek örgütüne esnek ve güncellenebilir bir düzenleme yetkisi tanımıştır.
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları, avukatın tanıtım faaliyetlerinin sı-nırlarını çizen en detaylı ve doğrudan uygula-nan metindir. İlgili maddeler şunlardır:
Madde 7 (Mesleğin Onuru ve Saygınlı-ğı): “Avukat, salt ün kazandırmaya yönelen her tür-lü gereksiz davranıştan titizlikle kaçınmalıdır.” 3 Bu madde, tüm tanıtım faaliyetlerinin üzerine inşa edildiği genel ilkeyi ortaya koyar.
Madde 7 devamı (Tanıtım ve Bilgilendir-me): Bu madde, izin verilen spesifik alanları sıralar: Avukat, büro açılışını ve altı ayı aşan ara ver-meden sonra mesleğe dönüşünü; avukatlık ortaklığına girişini ve ortaklıktan çıkışını, reklam niteliğini taşı-mayacak biçimde, yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile her türlü çevrim içi mecralarda ilan yoluyla duyu-rabilir. Avukatın başlıklı kağıtları, her türlü kartvizit-
- Meral Sungurtekin ÖZKAN, Avukatlık Mesleği Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, İzmir 2012, 556.
- Avukatlık Kanunu, Resmî Gazete 13168 (7 Nisan 1969), Kanun 1136, md. 55.
- Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, Türkiye Barolar Birliği Bülteni (26 Ocak 1971), 7.
leri, diğer basılı ve elektronik belgeleri, tabelası reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz. Birden fazla büro edinemez; büronun reklam aracı olmamasına, başka avukatlar, avukatlık büroları ve avukatlık ortaklıkla-rıyla kalıcı ve sürekli iş birliği yaptıkları izlenimi yarat-mamaya dikkat eder. 4
Eski 1998 tarihli “Reklam Yönetmeliği”ni yü-rürlükten kaldıran ve dijital çağın gereklilikleri-ni karşılamak üzere hazırlanan “Türkiye Barolar Birliği Avukatların Tanıtım ve İletişim Faaliyet-leri Yönetmeliği”, 2024 yılı başında yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik, meslek kurallarındaki ilkeleri somutlaştırmakta ve özellikle dijital ala-na ilişkin açıklayıcı hükümler getirmektedir.
Yönetmelik, olumsuz çağrışımlı "reklam" kelimesini terk ederek mesleki kimliğin doğ-ru ve etik şekilde kamuoyuna aktarılmasını ifade eden daha kapsayıcı bir terim benim-semiştir. Web sitesi, blog, sosyal medya pro-fili, podcast ve video içerik platformlarının kullanımı yasal çerçeveye alınmıştır. Analiz veya yorumların "bilgilendirici", "objektif" ve "hukuki yanıltmaya yol açmayacak" nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır. "tıklama tu-zağı" (clickbait) niteliğindeki abartılı başlık-lar yasaklanmıştır. Sosyal medyada yapılan genel soru-cevapların bilgilendirme amaçlı olabileceği ancak somut bir olaya ilişkin bi-reysel hukuki görüş veya tavsiye verilmesi-nin (fiili vekalet ilişkisi oluşturabileceğinden) sınırlandırıldığı belirtilmiştir. Tüm iletişim kanallarında avukatın adı, soyadı ve bağlı ol-duğu baro açıkça görünür olmalıdır. 5
II. GÜNÜMÜZDE ULAŞILAN DENGE
Türkiye’de avukatlık mesleğinin tanıtım faaliyetlerinin düzenlenmesi, genel olarak üç evreden geçmiştir:
- Katı Yasak Dönemi (Geleneksel Yakla-şım - 1çç0’lara kadar): Avukatlık, tama-men ticari kaygılardan arındırılmış, ka-musal bir hizmet olarak görülmüştür. Her türlü reklam ve tanıtım, meslek onuruna aykırı kabul edilmiştir. Davacı aramak, kapı kapı dolaşmak ya da gazetelere ilan vermek kesinlikle yasaklanmış ve ağır mesleki disiplin cezalarına konu olmuştu.
- Kontrollü Serbestliğe Geçiş ve İlk Dü-zenleme (1çç8-2020’ler): Küreselleşme, artan avukat sayısı, büyük hukuk bürola-rının ortaya çıkması ve nihayet internetin yaygınlaşması, geleneksel yasağın sürdü-rülemez olduğunu göstermiştir. 1998'de yürürlüğe giren ilk “Reklam Yönetmeliği”, devrim niteliğinde sayılmıştır. Bu Yönet-melik, avukatların belirli kurallar çerçe-vesinde kendilerini tanıtmalarına izin vermiştir. Web sitesi, uzmanlık alanı be-lirtme gibi kavramlar ilk kez bu metinde yer almıştır. Ancak “reklam” kelimesinin negatif tonu ve uygulamadaki muhafa-zakâr yorumlar, serbestliği oldukça dar bir alana hapsetmiştir.
- Dijital Çağın Zorlaması ve Modern Uyum Dönemi (2020’ler - Günü-müz): Sosyal medyanın hayatın merke-zine oturması ve özellikle genç avukat kuşağının dijital iletişimi doğal bir mes-leki araç olarak görmesi, mevcut kuralla-rın yetersiz ve belirsiz kalmasına neden olmuştur. TBB, bir yandan mesleki etiği korumak diğer yandan avukatların çağa ayak uydurmasını sağlamak amacıyla kapsamlı bir revizyona gitmiştir. 2024 Yönetmeliği, bu ihtiyacın ürünüdür. Ar-tık odak noktası, katı bir yasak değil “etik iletişim” ve “doğru bilgilendirme”dir.
Sonuç olarak, Türk hukuk sistemi, avukatla-rın tanıtım faaliyetlerini, kamu yararı ve mes-lek onurunu koruyan bir denetim mekanizması içinde ancak dijital çağın iletişim imkânlarını da kabul eden “kontrollü ve şeffaf bir iletişim mo-deli”ne doğru evrilmiştir. Mevcut durum ne tam serbesti ne de mutlak yasak üzerine kuruludur; bilgilendirme ile ticari reklam arasındaki ince çizginin, meslek örgütü tarafından çizilmeye ve denetlenmeye çalışıldığı dinamik bir dengedir.
III. UYGULAMADA YASAK OLAN EY-LEMLER VE SOSYAL MEDYA
Mevzuatta çizilen genel ilkeler, uygulamada somut eylemler ve disiplin kararlarıyla şekillenir.
- Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, Türkiye Barolar Birliği Bülteni (26 Ocak 1971), 7/a,b,d.
- Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği, Resmî Gazete 25296 (12 Kasım 2023), 5-7.
Yasaklanan faaliyetler, geleneksel ve dijital mec-ralara göre farklılık göstermekle birlikte temel mantık aynıdır: Yanıltıcı, abartılı, karşılaştırmalı ve mesleki onuru zedeleyici içerikler.
Geleneksel Mecralardaki Yasaklar
Tabela ve Ofis İşaretleri: “En İyi Avukat”, “Ke-sin Çözüm”, “Garantili Boşanma” gibi ifadeler ya-saktır. Tabelada sadece ad, soyadı, baro sicil numa-rası ve “Avukat/Hukuk Bürosu” ibaresi bulunabilir. Yönetmelik tabelanın boyutlarını dahi tespit etmiş-tir. Buna göre tabela “70 cm x 100 cm” boyutunu ge-çemez. Ancak birden fazla avukata ya da avukatlık ortaklığına ait tabelalar ile yüksek katlarda kulla-nılacak tabelalarda bu boyut “100 cm x 150 cm” ye kadar arttırılabilir.6 Tek bir kimsenin avukatlığı söz konusu ise tabelasında “Avukatlık Bürosu” ifadesini kullanabilmesi mümkün değildir. Ayrıca bu nokta-da Avukatlık Kanunu’nun 44. maddesinin de zikre-dilmesi gerekir. Birlikte çalışan avukatlardan biri ya da birkaçının ad ve/veya soyadının yanında “Avu-katlık Bürosu” ibaresinin kullanılması zorunludur.7 Danıştay bu halde “Hukuk Bürosu” ifadesinin değil sadece avukatlık bürosu ifadesinin kullanılması ge-rektiğine karar vermiştir. Zira söz konusu niteleme, müvekkillerin bir tür şirket ile karşı karşıya bulun-duklarını düşünmelerine sebep olabilmektedir.8
Kartvizit ve Basılı Evraklar: Müvekkil referansları, başarı yüzdeleri, ödüllerin abar-tılı şekilde vurgulanması veya meslektaşlardan üstün olduğunu ima eden logo/slogan kullanıla-maz. Uzmanlık alanları genel başlıklarla (İş Hu-kuku, Ceza Hukuku vb.) belirtilebilir.
Dijital Mecralardaki Riskli Alanlar
Dijital dünya, “bilgilendirme” ve “reklam” ayrımını daha belirsiz hale getirmiştir. TBB’nin 2024 Yönetmeliği bu ayrımı şekillendirmeye çalışır. Aşağıdaki içerik ve davranışlar disiplin soruşturması riski taşır:
- Abartılı ve Yanıltıcı Başlık/İfadeler: Bek-lenti oluşturan ve genel geçerliliği olma-yan
- Somut Başarı ve Referans Paylaşımı: Giz-lilik ilkesini ihlâl edebilecek veya yanıl-tıcı örnekler. Kamuya açık duruşma so-nuçları bile, “başarı hikayesi” formatında sunulduğunda yasak ihlâline girer.
- Karşılaştırmalı ve Aşağılayıcı İçe-rik: Doğrudan veya dolaylı olarak başka avukat veya ofisleri eleştirmek, onlar-dan daha hızlı/ucuz/başarılı olduğunu ima
- Doğrudan Müvekkil Devşirme Çağrıları (Solicitation): Sosyal medyayı potansi-yel müşteri kanalına dönüştüren agresif
- Tıklama Tuzağı (Clickbait) ve Sansasyonel İçerik: Hukuki değerden yoksun, sadece ilgi çekmek için hazırlanmış, duygusal sömürü içeren videolar veya gönderiler.
“Bilgi Verme” ile “Reklam” Arasındaki İnce Çizgi
LinkedIn’de iş hukuku mevzuat değişikliğine ilişkin tarafsız bir makale paylaşmak, YouTube’da “Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Süreci” baş-lıklı genel bireğitim videosu hazırlamak, birblogda, Yargıtay’ın tüketici davalarına ilişkin yeni bir içti-hadını özetlemek bilgi verme sınırlarında kaldığı sürece genellikle serbesttir. Buradaki paylaşımların ortak özelliği, içeriğin nesnel, genel, eğitici ve kamu yararına yönelik olması; avukatın kendi hizmetle-rine veya başarısına atıfta bulunmamasıdır.
Sosyal medyada sadece “bilgi verici” olarak başlayan bir faaliyet, sistemli bir şekilde kişisel başarı vurgusu yapıldığında, potansiyel müvek-killere çağrıda bulunulduğunda veya içerik san-sasyonel bir forma büründüğünde, etik sınırlar aşılabilmektedir. Denetim, her bir paylaşımın tek başına içeriğinden ziyade, genel yapının ve niye-tin (sistematiklik) değerlendirilmesi yönündedir.
IV. REKLAM YASAĞININ NEDENLERİ VE ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Avukatlık mesleğine tanıtım sınırlamaları ge-tiren düzenlemeler, korumayı hedeflediği temel
- Murat YAVAŞ, “Türk Hukukunda Avukatın Reklam Yapma Yasağı”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırma-ları Dergisi sayı:21, 2015, 736.
- Murat YAVAŞ, g.m., s. 733.
- Danıştay Dairesi, 07.01.1976 tarih, 4395 E., 26 K. sayılı karar.
değerlerle anlam kazanır. Bu değerler, mesleğin özünü oluşturan ve onu sıradan bir ticari faaliyet-ten ayıran ilkelerdir.
A. Mesleğin “Ticarileşmesi” Riski ve Bağımsızlık İlkesi
En temel kaygı, hukuki yardımın bir “meta” haline gelerek mesleğin kamu hizmeti ve adalet mekanizmasının bir parçası olma vasfını kay-betmesidir. Reklamın doğası gereği getirdiği “pazarlama baskısı”, avukatın hukuki değerlen-dirmelerini ve stratejilerini müvekkil kazan-ma kaygısıyla şekillendirebilir. Günümüzde ticari ilişkilerde sınırların ortadan kalkmaya başlaması, avukatların sayısının hızla artma-ya devam etmesi ve bu bağlamda adeta daral-maya başlayan pazarda kendisine daha fazla pay çıkarmak durumunda kalan avukatlar için müvekkil arayışını etkin biçimde gerçekleş-tirmesini zorunlu hale getirmiştir.9 Bu durum, avukatın tarafsız ve bağımsız danışmanlık yap-ma yeteneğini zedeleyerek mesleğin temel da-yanağı olan güveni sarsmaktadır. Yasağın arka-sında, adaletin satın alınamaz bir kamu hizmeti olduğu ve bu hizmetin sunumunun da piyasa dilinden mümkün olduğunca ayrı tutulması ge-rektiği düşüncesi yatmaktadır.
B. Haksız Rekabetin Önlenmesi ve Mü-vekkilin Korunması
Sınırsız tanıtım, haksız rekabete yol açabi-lir. Büyük bütçeli reklamlar yapabilen büyük hukuk büroları ile küçük ofisler veya tek avu-katlar arasında eşitsiz bir mücadele alanı olu-şur. Daha da önemlisi, müvekkil korumasıdır. Yanıltıcı, abartılı veya “garanti” vaat eden rek-lamlar, hukuki süreçlerin belirsizliklerini an-lamakta zorlanan kişileri yanıltabilir, beklenti-lerini gerçekçi olmayan düzeylere çıkarabilir ve onları savunmasız bırakabilir. Yasağın amacı, rekabetin kalite, tecrübe ve etik ilkeler üzerin-den yürümesini sağlamak ve müvekkili aldatıcı pazarlama taktiklerinden korumaktır.
C. Türkiye’de Serbestleşmenin Önün-deki Engeller
Türkiye’de daha liberal bir tanıtım modeline ge-çiş, yapısal ve kültürel engellerle karşılaşmaktadır:
- Kültürel ve Mesleki Muhafazakar-lık: Avukatlığın "şahsiyetli" ve "vakar" ge-rektiren bir meslek olduğuna dair köklü anlayış, reklamı "düşük seviyeli bir pazar-lık" olarak görmektedir. Bu, meslek içinde özellikle deneyimli kesimlerde güçlü bir direnç oluşturmaktadır.
- Denetim Zorluğu: Dijital dünyanın hızı ve yayılma kapasitesi karşısında, etkin ve adil bir disiplin denetimi mekanizması kurmanın pratik zorlukları, serbestleşme konusunda temkinli davranılmasına ne-den olmaktadır.
- Kurumsal Otorite ile Rekabet Hukuku Arasındaki Gerilim: Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları koyma yetkisi, Rekabet Kurulu’nun “rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve kararları” yasaklayan düzen-lemeleri ile potansiyel bir çatışma alanı yaratmaktadır. Bu da her değişikliğin hu-kuki açıdan sağlam bir zemine oturtulma zorunluluğunu doğurmaktadır.
- Sınıfsal Farklılık Korkusu: Kontrol-süz reklamın, büyük şehirlerdeki büyük bürolar ile taşradaki avukatlar arasında derin bir eşitsizlik ve müvekkil erişimin-de adaletsizlik yaratacağı endişesi de ser-bestleşme tartışmalarında sıklıkla dile
KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA REKLAM SERBESTİSİ
Farklı hukuk sistemleri, avukatların tanı-tım faaliyetlerine ilişkin önemli ölçüde değişken yaklaşımlar geliştirmiştir. Bu yaklaşımlar, genel olarak iki ana model etrafında şekillenmektedir.
İlk model, ABD'de uygulanan "Anayasal Serbesti Modeli"dir. 1977 tarihli, Bates v. Arizo-na kararıyla10 ABD Yüksek Mahkemesi, yanıl-tıcı olmayan avukat reklamlarının Anayasa’nın
- Selçuk ÖZTEK, Türk Hukukunda Avukatların Tabi Olduğu Reklam Yasağı, Doç. Mehmet Somer’e Armağan, İstanbul 2006, s. 673.
- Bates State Bar of Arizona, 433 U.S. 350 (1977),
Erişim Tarihi: 21 Aralık 2025, https://supreme.justia.com/cases/federal/us/433/350/
Birinci Ek Maddesi kapsamında korunan ticari ifade özgürlüğüne girdiğine hükmetmiştir. Bu yaklaşım, piyasa dinamiklerine ve tüketicinin bilgilenme hakkına ağırlık verir. Eyalet barola-rının rolü, “yanıltıcı, aldatıcı veya baskıcı” rek-lamları engellemekle sınırlıdır; reklamın ken-disi temel bir hak olarak kabul edilir.
İkinci ve daha yaygın olan model ise, Av-rupa'daki pek çok ülkede (İngiltere, Almanya, Fransa) benimsenen "Kontrollü Serbestlik Mo-deli"dir. Bu modelde anahtar kavram "mesleki iletişim"dir. Tanıtım faaliyetleri yasaklanmamış ancak nesnellik, doğruluk, mesleki itibarı koru-ma ve haksız rekabeti önleme gibi ilkelere sıkı sıkıya bağlanmıştır. Avrupa Birliği hukuku, özel-likle Avrupa Adalet Divanı kararlarıyla, meslek kurallarının hizmetlerin serbest dolaşımını ve rekabeti haksız şekilde kısıtlamaması gerektiği-nin altını çizerek ulusal düzenlemeler üzerinde liberalize edici bir etki yaratmıştır.
Türkiye’nin konumu ise bu iki model arasın-da bir geçiş evresini işaret etmektedir. Tarihsel olarak katı bir yasak anlayışına sahip olan Türk hukuku, 1998 Yönetmeliği ve özellikle 2024'teki kapsamlı güncellemeyle, kontrollü serbestlik modeline doğru belirgin bir adım atmıştır. An-cak mesleğin ticarileşmesine yönelik köklü kül-türel ve mesleki kaygılar, denetim zorlukları ve rekabet hukuku ile etik arasındaki gerilim, bu geçişi yavaşlatmakta ve uygulamada hâlâ ihti-yatlı bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
SONUÇ
Türk hukukundaki avukat reklam yasağı-nın, katı bir yasakçı anlayıştan kontrollü ve şeffaf bir iletişim modeline doğru evrildiği gö-rülmektedir. 2024 yönetmelik değişikliği, diji-tal çağın dinamiklerini kabul eden ve “etik ile-tişim” çerçevesini netleştirmeye çalışan önemli bir adımdır. Ancak uygulamadaki disiplin ka-rarları, geleneksel “meslek onuru” ve “güven il-kesi” vurgusunun halen ağır bastığını göster-mektedir. Gelecekte daha fazla bir esneme yani daha liberal kuralların benimsenmesi kaçınıl-maz görünmektedir; zira genç avukat neslinin dijital iletişimi benimsemesi, rekabet hukuku-nun meslek kuralları üzerindeki denetleyici etkisi ve nihayetinde müvekkillerin bilgilenme hakkı, mevcut dengede liberalleşme yönünde sürekli bir baskı oluşturacaktır. Bu sürecin sağ-lıklı ilerleyebilmesi için, yasak ve ceza odaklı bir yaklaşımdan ziyade, avukatları “doğru ve etik iletişim” konusunda eğiten, rehberlik eden ve bu alandaki belirsizlikleri azaltan, işlevsel ve öngörülebilir bir düzenleme anlayışının be-nimsenmesi gerekmektedir.
Footnotes
1 Meral Sungurtekin ÖZKAN, Avukatlık Mesleği Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, İzmir 2012, s.556.
2 Avukatlık Kanunu, Resmî Gazete 13168 (7 Nisan 1969), Kanun No. 1136, md. 55.
3 Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, Türkiye Barolar Birliği Bülteni (26 Ocak 1971), md. 7
4 Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları, Türkiye Barolar Birliği Bülteni (26 Ocak 1971), md. 7/a,b,d.
5 Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği, Resmî Gazete 25296 (12 Kasım 2023), md. 5-7.
6 Murat YAVAŞ, “Türk Hukukunda Avukatın Reklam Yapma Yasağı”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırma-ları Dergisi sayı:21, 2015, s. 736.
7 Murat YAVAŞ, a.g.m., s. 733.
8. Danıştay Dairesi, 07.01.1976 tarih, 4395 E., 26 K. sayılı karar
9 Selçuk ÖZTEK, Türk Hukukunda Avukatların Tabi Olduğu Reklam Yasağı, Doç. Dr. Mehmet Somer’e Armağan, İstanbul 2006, s. 673.
10 Bates v. State Bar of Arizona, 433 U.S. 350 (1977), Erişim Tarihi: 21 Aralık 2025, https://supreme.justia.com/cases/federal/us/433/350/
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.