- within Energy and Natural Resources and Criminal Law topic(s)
- Giriş
Kimi zaman işletmelerde güvenlik ve denetim amacıyla kullanılan kamera sistemlerinin kapsamının genişletilerek görüntüye ek olarak ses kaydı alınması da gündeme gelmektedir. Ancak bu tür uygulamalar, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) kapsamında önemli hukuki riskler barındırmaktadır.
İşbu makalemizde, işletmelerde resepsiyon ve kasa gibi alanlarda ses kaydı alınmasının KVKK ve ilgili içtihatlar çerçevesinde hukuka uygunluğu değerlendirilmiştir.
- KVKK Kapsamında Değerlendirme
KVKK’nın 4. maddesi uyarınca kişisel verilerin işlenmesinde belirli, açık ve meşru amaçlara dayanılması ve veri işleme faaliyetinin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerekmektedir. Bu ilkeler, özellikle işyeri gözetim faaliyetlerinde kullanılan araçların kapsamını belirleyen temel kriterleri oluşturmaktadır.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (“Kurul”) yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, görüntü kaydı ile ulaşılabilecek bir amaca ek olarak ses kaydı alınması, ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil edebilmektedir. Kurul, ses kaydının bireylerde sürekli gözetim altında olma hissi yarattığını ve bu durumun kişisel verilerin korunması hakkına daha ağır bir müdahale niteliği taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu değerlendirme, uygulamanın yapılacağı alan bakımından da önem arz etmektedir. Resepsiyon gibi herkese açık alanlarda, ilgili kişilerin özgür iradeye dayalı açık rıza vermesi fiilen mümkün görünmemektedir. Kasa gibi daha sınırlı erişimli alanlarda dahi, yalnızca güvenlik gerekçesine dayanılması yeterli olmayıp, ses kaydının zorunlu ve son çare olduğunu ortaya koyan somut bir gerekliliğin bulunması gerekmektedir.
Kurul’un daha yakın tarihli kararlarında ise işyeri gözetim faaliyetlerinin hukuka uygunluğunun yalnızca amaçla sınırlı olarak değerlendirilmediği, aynı zamanda kullanılan araçların niteliği, kamera yerleşimi, saklama süresi, erişim yetkileri ve ilgili kişilerin mahremiyet beklentisi gibi unsurların birlikte dikkate alındığı görülmektedir. Bu kapsamda, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılmasının mümkün olduğu durumlarda, daha ağır nitelikteki veri işleme faaliyetlerine başvurulamayacağı açıkça ifade edilmektedir.
Nitekim Kurul, güvenlik amacıyla görüntü kaydı alınmasının belirli ölçüde makul bir beklenti oluşturduğunu kabul etmekte; ancak aynı gerekçeyle ses kaydı alınmasının bu beklentinin ötesine geçtiğini ve bu nedenle özel hayatın gizliliğine daha ağır bir müdahale teşkil ettiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda delil elde etme amacı da tek başına ses kaydı alınmasını meşrulaştıran bir hukuki sebep olarak kabul edilmemektedir.
Öte yandan, ses kaydı alındığına ilişkin bilgilendirme yapılması veya tabela kullanılması, KVKK kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından önem taşımakla birlikte, tek başına veri işleme faaliyetini hukuka uygun hale getirmemektedir. Veri işlemenin hukuka uygunluğu, aynı zamanda KVKK’da öngörülen genel ilkelere ve veri işleme şartlarına uygunluk gerektirmektedir.
- Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2020/1482 E., 2020/5244 K. sayılı kararında, çalışanların bilgisi dışında alınan ses kayıtlarının hukuka aykırı şekilde elde edilmiş delil niteliğinde olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu kararda, işverenin işyeri düzeni veya denetim gerekçesine dayanmasının tek başına yeterli olmadığı ve ses kaydı gibi ağır müdahale içeren yöntemlerin ancak istisnai durumlarda değerlendirilebileceği vurgulanmaktadır.
Bu yönüyle Yargıtay içtihadı, Kurul’un yaklaşımı ile paralel bir çizgide ilerlemekte ve ses kaydının genel ve sürekli bir uygulama olarak kullanılmasının hukuki açıdan kabul edilebilir olmadığını ortaya koymaktadır.
- Sonuç
Mevzuat ve içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, görüntü kaydının belirli koşullar altında hukuka uygun kabul edilebilmesine karşın, ses kaydının aynı kapsamda değerlendirilmediği görülmektedir. Özellikle herkese açık alanlarda ses kaydı alınması, ilgili kişilerin makul beklentisini aşan bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. Daha sınırlı alanlarda dahi, sürekli veya sistematik ses kaydı uygulamalarının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etme ihtimali yüksektir.
Güvenlik, denetim veya ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı gibi gerekçeler, tek başına ses kaydı alınmasını meşrulaştırmamaktadır. Ayrıca, bu şekilde elde edilen verilerin ileride delil olarak kullanılamama riski de bulunmaktadır.
Bu çerçevede, işletmelerde mevcut kamera sistemlerine ses kaydı eklenmesi, KVKK kapsamında ciddi idari yaptırım ve hukuki riskler doğurabilecek nitelikte olup uygulamaya geçilmeden önce dikkatli bir hukuki değerlendirme yapılması büyük önem taşımaktadır.
***
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.