Turkey: Gerekçeli Karar Hakki

Last Updated: 25 September 2019
Article by Alper Örnek

ÖZET

Yozlaşmış olarak adlandırılabilecek devletlerin en büyük sorunu, genelde, ortak toplumsal anlayışa ve genel yarara dayalı hukuk ilkelerinin yahut kurallarının ilga edilerek bunların yerine keyfi, bireysel ve tutarsız uygulamalara geçilmesidir. Bu uygulamaların önüne geçilmesi için zaruri en temel ihtiyaç, mahkemeler tarafından verilen kararların nedenlerinin terminolojik tanımı ile gerekçelerinin hukuk bilimine uygun bir metodoloji ile ortaya konulması ve karar verilirken hukuk kaidelerine bağlı kalındığının kamuya ispatlanmasıdır.

Pozitif hukuk kuralları bağlamında da kendine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi altında yer bulan "gerekçeli karar hakkı", bireylerin yukarıda anılan standartlarda karar elde etmesine ön ayak olan temel insan haklarındandır.

Anahtar Kelimeler: Gerekçeli Karar Hakkı, Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Gerekçe.

GİRİŞ

Bireyleri bağlayan kararlar alma yetkisiyle donatılmış mahkemelerin, devlet düzeninin üç önemli unsurundan birini oluşturan yargı erkinin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışı modern hukuk sistemlerinin genel geçer bir kabulüdür. Adliyesi, mahkemesi, yargıcı olmayan bir yargı erkinin varlığı tartışmalı hale gelecek ve hatta var olmadığı dahi rahatça söylenebilecektir.

İnsanlar ihkak-ı hak yetkilerinden vazgeçerek bu yetkilerini yasayla kurulmuş mahkemelere bırakmışlardır. Hak arayışlarını bu mahkemeler önünde gerçekleştiren bireylerin mahkemeler ve hakimlerden karşılamalarını bekledikleri yegane istekleri ise adil yargılanmanın sağlanması ve hakka, hukuka, hakkaniyete uygun karar verilmesidir.

Yargılayan, yargıç anlamlarına gelen "hakim" kelimesi bir sıfat olarak taşındığı vakit bu sıfatı taşıyan kişilerin omuzlarına katlanılması güç bir ağırlık yüklemektedir. Hakim sıfatını taşıyan kişi artık şahsi görüş ve kanaatleri yerine yazılı olan yahut olmayan hukuk kuralları bağlamında bir metodoloji benimseyecek ve yeri geldiğinde gerekirse kendine yabancılaşmasını bilecektir. O, görüşlerinde artık keyfiliği rafa kaldırmıştır. Hakimin vermiş olduğu kararlarda keyfi olmadığını ve nihai hedefinin adaletin sağlanması olduğunu gösterebileceği tek alan ise kararlarındaki gerekçesidir. Hakim, mantıklı bir akıl yürütme ile kararını gerekçelendirecek ve bireylerin aklında olan adalet ve hakkaniyet anlayışına zarar getirmemek için var gücüyle çabalayacaktır (ya da en azından öyle olması beklenmektedir).

Pozitif hukuk düzenleri altında, bireylerin adalet anlayışlarına zeval gelmesini önlemek adına ihdas edilen sayısız norm vardır. Bu çalışma altında ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile düzenlenen "adil yargılanma hakkı"nın bir unsuru olan "gerekçeli karar hakkı" incelenecektir. İnceleme, sırasıyla, hakkın genel çerçevesinin çizilmesi, gerekçe kavramı, hakkın dayanağı ve yüksek mahkeme içtihadı ile hakkın ne yönde şekillendiği tespitlerinden teşekkül edecektir.

1. GENEL OLARAK "GEREKÇELİ KARAR HAKKI"

Adil yargılanma hakkının kurumsal koşulları yanında biçime ilişkin koşullarının da olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ("AİHM") kararlarında ve doktrinde kabul görmüş bir gerçektir. Biçimsel koşullarla kast edilen konular ise duruşmaların görülmesi ile ilgili olanlardır. Bunlar: yargılamanın aleni yapılması, yargılamanın makul sürede yapılması ve bitirilmesi ile mahkeme kararlarının gerekçeli olmasıdır.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması şartı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ("AİHS")'nin 6. maddesinde, lafzen, açıkça ifade edilmiş bir hak değildir. 6. madde (adil yargılanma hakkı), herkesin adil yargılanma hakkı olduğunu açıklamakta ve bu itibarla yargılamanın hakkaniyete uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini ön plana çıkartmaktadır. Hakkaniyete uygun yargılamanın öncelikli şartlarından biri de gerekçeli karar hakkının gereği gibi karşılanmasından geçmektedir1.

AİHM, herhangi bir mahkeme kararının saydamlığının ve anlaşılırlığının sağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının içinde saymıştır. Bu çerçevede mahkemeler, hem hukuk hem de ceza davalarında, kararlarında 6. madde uyarınca gerekçe göstermek durumundadırlar.

2. "GEREKÇE" KAVRAMI

Gerekçe, hakimin davada belirlediği maddi olaylarla hüküm fıkrası arasında bir köprü görevini yerine getirmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları yahut kendisi veya soruşturma makamı tarafından tespit edilen maddi vakıaların hukuki niteliğini açıklar.

Gerekçede karara temel oluşturan, ona dayanak teşkil eden hukuki esaslar belirtilir. Karar ise davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai hükümdür. Başka bir ifade ile hüküm, davanın esası hakkında verilen nihai karar iken; karar, yargılama faaliyeti sonucunda verilen ve tefhim edilen hükümdür. Bu kavramlar çoğu zaman birbirinin yerine kullanılmaktaysa da aralarında ufak nüans farklılıkları olduğu söylenebilecektir.

Gerekçe, mucip sebep (esbab-ı mucibe), sebep ve mantıki delil gibi kelimeler eş anlamlıdır. Sözlük anlamı ile gerekçe ise "yargıcın hükmünü dayandırdığı nedenlerdir". Gerekçe, metnin dayanağıdır. Dayanağı olmayan bir sonuç temelsiz bir binaya benzeyecektir. Gerekçe aynı zamanda etik ve bilimsel içeriğiyle yargılama çalışmasının bir sanat olduğunu ortaya koyan bir araçtır ve her zaman somut açıklamalar içermelidir.

Gerekçe, ister mütalaa, ister karar mahiyetinde olsun her yargılamanın zorunlu bir sonucudur. Hükmün gerekçesini, nihai karara varılmasına yol açan mantıki ve hukuki esaslar oluşturur. Bu açıdan hüküm ile bu hükme yol açan hukuki ve mantıki sebepler arasında nedensellik bağı bulunduğunda ancak hükmün gerekçeli olduğu söylenebilecektir. Gerekçe, bir hukukçunun, özellikle yargı makamında bulunan bir hukukçunun, "hakim" sıfatlı bir hukukçunun en önemli faaliyeti ve uğraşısıdır. Mahkeme kararlarının gerekçesi hukuken güçlü olmalıdır, aksi takdirde toplumun adalete duyduğu güven zedelenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir kararında2 gerekçe üzerine şu ifadelere yer vermiştir "gerekçe, hükmün dayanaklarının kanuna, akla, hukuka ve dosya içindeki bilgi ve belgelere uygun şekilde açıklanmasıdır. Gerekçenin mevcut bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini, tartışıldığını gösterir şekilde geçerli, yeterli ve yasal olması gerekir."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise bir kararında3 gerekçe için şu tespitlerde bulunmuştur: "Bir mahkeme kararında gerekçenin varlığının tespiti için dava konusu olayla (maddi vakılarla) verilen hükmün fıkrası arasında bir bağlantının (neden-sonuç ilişkisinin) kurulmuş olması gerekir. Bunun için dava konusu olay hakkında tüm delillerin toplanması, tartışılması, bu delillerden hangisine değer verildiğinin dayanakları, hangilerine değer verilmediğinin nedenleri değerlendirilip tartışıldıktan sonra varılacak bir sonuç/karar ancak gerekçeli olacaktır. Yargılama sürecinde ancak bu şekilde yapılacak bir usulün izlenmesi halinde verilen kararın gerekçeli olduğunun kabulü mümkündür."

Muhakeme faaliyeti kronolojik zabıt tutma faaliyeti değildir. Mahkeme, savunmaları göz önünde bulundurmak, tartışmak ve savunmaların vicdani kanaat edinilirken etken olmayış nedenlerini de belirtmek zorundadır.

3. "GEREKÇELİ KARAR HAKKI"NIN ORTAYA ÇIKIŞI

AİHS'de adil yargılanma hakkının düzenlendiği 6. maddenin birinci fıkrasında "mahkeme kararlarının gerekçeli olması" gerektiğine dair açık hüküm bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile dile getirmek gerekirse AİHS'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarının gerekçe içermesi konusuna açıkça yer verilmiş değildir.

Adil yargılanma hakkını oluşturan unsurların bir kısmı 6. madde altında açıkça belirtilmiştir. Bunlar: davanın kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, makul süre içinde, aleni bir şekilde görülmesidir. Bunların yanında madde tahtında ayrıca davanın "hakkaniyete uygun şekilde" görülmesi gerektiği de belirtilmiştir.

AİHM ve öncesinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ("Komisyon") tarafından hakkın özünü oluşturan bu ibareden, yani hakkaniyete uygun yargılanma kavramından hareketle adil yargılanma hakkının fıkrada açıkça sayılanlar dışında bir takım zımni unsurları da içerdiği sonucuna varılmıştır. Bu metodolojiden hareketle AİHM, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesini Hadjianastassiou4 kararında açıkça dile getirmiştir. Genelde ve özellikle temyiz denetimi olan yargılama usullerinde, kanun yollarına başvuruların kabul edildiği yargılamalar da dahil olmak üzere, ilk dereceli mahkemelerin karar ve hükümlerinde gerekçenin eksiksiz ve tam olarak bulunması gerekir. Zira sanığın kendisi hakkında verilen karara itiraz edebilmesi için mahkeme kararının gerekçeli olması ve usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmesi şarttır. Ancak bu durumda bireylere tanınan kanun yollarına başvuru hakkının amacına uygun bir şekilde sağlandığından bahsedilebilecektir. Kendisine gerekçeli karar tebliğ edilmeyen kişinin kendi hakkında verilen karar üzerine bilgi sahibi olamayacağı ve temyiz hakkını kullanamayacağı ortadadır.

Hadjianastassiou kararında AİHS'ye taraf devletlerin ulusal yargı örgütlerini 6. maddenin gereklerine uydurmak hususunda geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları belirtildikten sonra mahkemelerin kararlarını mutlaka yeterli açıklıkta gerekçelendirmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Higgins ve diğerleri5 kararında da mahkemeler tarafından verilen kararların gerekçeli olması hususu tekrar dile getirilmiştir.

AİHM ve Komisyon tarafından sık sık mahkeme kararlarında gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu, mahkeme kararlarına temel olan gerekçelerin yeterli açıklıkta gösterilmeleri gerektiği ve temel noktalardaki gerekçe eksikliğinin hükmün adil olmadığı yönünde ciddi kuşku ve şüphelerin bulunması halinde gerekçe yoksunluğunun adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği vurgulanmıştır. Mahkemeler tarafından verilen kararda keyfiliğe ilişkin veya hükmün adil olmadığına ilişkin ciddi bir hükme rastlanmamalıdır.

AİHS'nin 6. maddesini yönlendiren, ona anlam kazandıran "adil olma"dır. Adalet kavramı AİHS ve Sözleşme organları tarafından tanımlanmamış olsa da 6. maddenin öncelikle usuli birtakım güvenceler içerdiği kabul edilmektedir. AİHS bağlamında bakıldığında değerlendirmeye alınan temel husus, sonuçtan ziyade duruşma ve yargılama sürecinin nasıl yürütüldüğüdür. Dava dosyasında bulunan delillerin değerlendirilmesi, neyin uygun yahut kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gibi konular yerel mahkemelerin işidir. AİHM'nin 6. madde bağlamında bir yerel mahkeme kararının esasına müdahale edebilmesi için kararda adil olunmadığına yahut kararın keyfi bazı değerlendirmeler ışığında kaleme alındığına dair çok açık, ciddi bir ihlâl olgusu bulunmalıdır.6

Mahkemeler tarafından tanzim edilen gerekçelerin yeterli ya da makul olarak adlandırılabilmesi için ise davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğinin, tesis edilen hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığının ortaya konulması, olay ve olgular arasındaki bağlantıyı gösterir nitelikte değerlendirme yapılması gerekmektedir. Zira yargılama taraflarının ilgili dava yönünden hangi nedenlerle haklı yahut haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması zaruridir.

4. AİHM İÇTİHADINDA GEREKÇELİ KARAR HAKKI

Yargı kurallarına özgü bir biçim koşulu olan gerekçe en geniş anlamı ile yargı mercilerinin yargısal etkinliklerine konu eylem, işlem ve kararlarının doğru, haklı, yasal, makul, vicdana uygun ve denetlenmesine olanak verecek şekilde temellendirilmesi olarak da tanımlanabilir7. Mahkeme kararlarının gerekçeli olma zorunluluğu, AİHS'nin 6. maddesinde açıkça zikredilmeyen ancak mahkeme tarafından hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında kabul edilen zımni unsurlardan biridir. Özünde, insanın bilme isteğine dayandığı söylenen gerekçe, karar vereni daha dikkatli olmak zorunda bırakarak hata yapmayı engellediği gibi, yargı kararlarının denetlenebilmesini sağlayarak keyfiliği de önlemekte; ayrıca, kararların taraflar ve kamuoyu tarafından benimsenmesine de hizmet etmektedir. Yine, gerekçe öğretici işleve sahip olduğu gibi hukukun zenginleşmesine de olanak sağlamaktadır.

A. Kanun Yollarına Başvuru Kapsamında Gerekçeli Kararın Önemi

Gerekçeli karar ilkesi özellikle kanun yollarının mevcut bulunduğu durumlarda, hakkaniyete uygun yargılanma kavramının önemli bir unsurunu oluşturmaktadır. Gerekçe zorunluluğunun sebepleri arasında davayı kaybeden tarafın, başarısızlık sebeplerini bilmeye hakkı olması yanında, daha çok nasıl ve hangi temellere dayanarak temyiz başvurusu yapması gerektiğini öğrenmesi önem taşımaktadır. Hadjianastassiou kararında AİHM'ye göre, Sözleşmeci Devletler adalet sistemlerini 6. maddenin gereklerine uydurmaya yönelik araçların seçiminde geniş bir serbestiye sahiptirler. Bununla birlikte, ulusal mahkemelerin verdikleri kararların dayanaklarını yeterli açıklıkta göstermeleri gerekmektedir. Başvurucunun sahip olduğu kanun yollarına başvurma hakkını mümkün kılan şey gerekçenin yeterli bir şekilde açıklanmasıdır. Eğer kararın gerekçesi yoksa, başvurucunun kanun yolu hakkı, hayali bir imkân haline gelecektir. Nitekim anılan davada başvurucuya, gerekçeli karar temyize başvuru için öngörülen süre sınırı içinde verilmediğinden, başvurucu temyiz başvurusunda mahkumiyetiyle ilgili somut verilere dayanamamış ve başvurucuya sonradan temyiz sebeplerini değiştirme imkânı da verilmemiştir.

AİHM, başvurucunun adil yargılanmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte, gerekçeli karar hakkının mutlak olmayıp gerek davanın gerekse yargılama merciinin (jürili mahkeme, ikinci derece yargılaması gibi) özelliği gereği istisnalara maruz kalabileceği de belirtilmiştir. Alt mahkemeler tarafından verilen kararların gerekçeli olması zorunlu görülmekteyse de temyiz mahkemesinin kararları tamamen gerekçeli olmak zorunda değildir. Nitekim Komisyon, önüne gelen bir başvuruda, tarafça artık yargılama sürecinde bir sav olarak kullanılamayacağı için, nihai temyiz mahkemesinin kararlarının gerekçeli olmasının bir zorunluluk olmadığını söylemiştir. Temyiz mahkemesinin, temyiz talebini reddederken alt mahkemenin kararında verdiği gerekçeleri onaylaması da yeterli görülmektedir8.

B. Gerekçede Değinilmesi Gereken Hususlar

Mahkemece, kararda tarafların taleplerini değerlendirmeyen bir gerekçe verilmesi, kararların gerekçeli olma zorunluluğunu sağlamaz; bir iki cümlelik tatmin edici olmayan gerekçeler, gerekçe olarak kabul edilemez. Ancak gerekçeli karar hakkının kapsamı, kararın niteliğine göre farklılık göstermektedir; ulusal mahkemenin taraflarca sunulan tüm iddia ve savunmaları kararda değerlendirmiş olması zorunluluğu yoktur. AİHM önüne gelen idari bir uyuşmazlık olan Van De Hurk-Hollanda9 davasında başvurucu, ulusal mahkemenin kendisi tarafından geliştirilen çeşitli iddiaları yeterince ya da hiç incelemediği şikayetinde bulunmuştur. AİHM, madde 6/1'in mahkemeleri gerekçeli karar verme yükümlülüğü altına soktuğunu ancak bunun her iddiayı ayrıntılı olarak cevaplamak olarak anlaşılamayacağını ve kendisinin de ulusal mahkemelerin, davadaki argümanları gerekçede karşılayıp karşılamadığını denetleme görevine sahip olmadığını belirtmiştir. Bu gerekçelerle, mahkemenin gerekçesinin yetersiz olmadığı ve adil yargılanma hakkının ihlâl edilmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, gerekçe verme zorunluluğunun kararın niteliğine göre değişebileceğini ve bu durumun her olayın kendi şartları ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bununla birlikte, taraflardan biri temel bir savunmanın mahkeme tarafından ele alınmadığını gösterirse, bu savunma açıkça mahkemeye sunulmuş ve başarılı olduğu takdirde de kişiyi tamamen veya kısmen sorumluluktan kurtaracak ise, madde 6/1'e aykırılık oluşacaktır. AİHM önüne gelen Ruiz Torija-İspanya10 davasında başvurucu iç hukukta kendisine karşı açılan davada savunma olarak, dava açılabilmesi için geçerli olan 15 yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolduğu savını ileri sürmüştür, ancak ne ilk derece mahkemesi kararında ne de temyiz aşamasında başvurucunun bu iddiası incelenmemiştir. Başvurucu bu gerekçeyle madde 6/1'in ihlâl edildiği iddiasında bulunmuştur. AİHM, öncelikle başvurucunun zamanaşımı iddiasının yerinde olup olmadığı konusunda görüş belirtmenin kendi görevi olmadığı; bu nitelikteki sorunlar hakkında karar vermenin ulusal mahkemelerin görevi olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, başvurucunun zamanaşımı iddiası sorunla açıkça ilgili olduğu ve dava bakımından belirleyici olduğundan üst mahkemenin bu konudaki iddiaya kararında yer vermesi gerekirdi. Kararda bu iddiaya ilişkin bir karşılık bulunmadığı için üst mahkemenin davada zamanaşımı bulunduğu iddiasını ele almayı sadece ihmâl mi ettiği yoksa bu iddiayı reddetmeyi mi amaçladığı, eğer iddiayı reddetmeyi amaçlıyor idi ise böyle karar verirken gerekçesinin ne olduğunu da anlamak mümkün değildir; bu sebeplerle AİHM, madde 6/1'in ihlâl edildiğine karar vermiştir.

C. Gerekçenin Yeterliliği

İç hukukta bir konu, detaylı gerekçe verilmeden karara bağlanıyorsa, yine hakkaniyete uygun yargılanma açısından ihlâl oluşabilmektedir. Mahkemelerce verilen gerekçe, kararın neden o yönde verildiğinin anlaşılmasını sağlayacak derecede yeterli olmalıdır.

AİHM önüne gelen H.-Belçika11 davasında, baro levhasından adı silinen başvurucu, tekrar kaydolmak için baroya başvurmuş ancak başvurusu baro yönetim kurulu tarafından, yasada yer alan istisnai koşulların ortaya çıkması koşulunu sağlayamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Uyuşmazlığın AİHM önüne gelmesiyle mahkeme, başvurucunun adil yargılanma hakkından yararlanıp yararlanmadığını belirlemek için yaptığı incelemede, baro yönetim kurulunun ret kararında sadece istisnai koşulların bulunmadığını belirtip, başvurucunun dayandığı hallerin neden istisnai koşullara uygun olmadığını açıklamamasını adil yargılanma hakkının ihlâli olarak adlandırmıştır.

Komisyon'un Fransa ile ilgili bir kararında12 Conseil d'Etat, başvurucunun idare mahkemesinin kararının bozulmasına yönelik talebini reddetmekle birlikte, dava hakkını kötüye kullandığı gerekçesiyle başvurucuya para cezası vermiştir. Conseil d'Etat, gerekçesinde başvuruyu neden kötüye kullanım olarak gördüğüne dair bir açıklama yapmamış, yalnızca buna ilişkin yasa maddesine atıf yapmıştır. Komisyon verilen cezanın mahkemeye başvuru hakkını sınırlayacak kadar büyük olmadığını ve Conseil d'Etat'nın bu cezayı ileri sürülen bütün temyiz nedenlerini detaylı bir biçimde inceledikten sonra verdiğini belirlemiş ve bu nedenle hakkaniyete uygun yargılama hakkına aykırılık saptamamıştır. Ancak Komisyon dava hakkının kötüye kullanılmasına yönelik yüksek miktarda bir ceza verilmesinin mahkemeye ulaşma hakkına aykırılık oluşturabileceğini belirtmiştir.

D. Yasaya Dayanma

Gerekçeli karar hakkıyla ilgili bir diğer durum ise, ulusal mahkemeler tarafından verilen karar gerekçelerinin yasal olarak geçerli olması gereğidir. AİHM önüne gelen De Moor-Belçika13 davasında, ordudan emekli olduktan sonra hukuk diploması alan başvurucunun baroya kaydolmak için yaptığı başvuru baro yönetim kurulu tarafından, hukuk dışında bir mesleği icra etmiş olması ve yemin etmemesi gerekçeleriyle reddedilmiştir. Başvurucu bu karara karşı Yüksek İdare Mahkemesi'ne dava açmışsa da, mahkeme, baro kararlarının kendi denetimi dışında olduğuna karar vermiştir. AİHM meseleye ilişkin yaptığı inceleme sonucu, baroya kaydolmaya ilişkin iç hukuk hükmünde, adayın avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan bir durumu olması ve yetersiz olması halinde Baro'ya kaydedilmeyeceği belirtilmesine karşın, baro yönetim kurulunun kararında bu şartlara aykırılık bulunduğu belirtilmediğinden, kararda yasaya uygun gerekçeler gösterilmediği ve madde 6/1'in ihlâl edildiği kanaatine varmıştır.

SONUÇ

Sosyal bilimlerin bir bilim olarak kabulü her ne kadar bazı kesimler arasında tartışılmaktaysa da biz hukukçuların hukukun bir bilim olduğuna inanmak ve bu inancımızı doğru temellendirmeler ile devam ettirmek yükümlülüğü altında olduğumuz açıktır.

Mahkeme kararlarının doğru tespitleri içerir maddi vakıalara dayanması ve bu maddi vakıalardan hareketle bireylerin adalet anlayışını yıpratmayan sonuçları ihtiva etmesi zaruridir. Bunun gerçekleştirilebilmesinin en önemli şartı ise mahkeme kararlarının özenli, düzenli, mantıklı ve hukuki tespitlerin doğru bir şekilde yapıldığı gerekçelerle bezenmiş olmalarıdır.

Gerekçe, hakimin yaptığı bir temellendirme işlemidir. Hakim kararını doktrinel ve içtihadi görüşler ışığında temellendirirken otonom iradesini yitirmemeli eksik gördüğü alanlarda hakime tanınan birtakım kurumlara başvurarak hukuk yaratılması sürecine destek vermelidir. Önemli olan herkesi tatmin eden ve hakkaniyete uygun bir kararın yazılmasıdır. Mahkeme kararlarında yahut gerekçelerinde görülen özensizlik, keyfilik, hukuki bilgi eksiliği gibi hususlar hem bireylerin hukuka duyduğu güveni sarsmakta hem de diğer hukukçuların savunduğu değerlerin bireyler gözünde itibarsızlaşmasına hizmet etmektedir.

Son tahlilde, çalışma kapsamında değinilen hususlar göz önüne alınırsa, gerekçe yazım faaliyetinin ne denli bilgi birikimi gerektirdiği ve herkes tarafından rahatça tamamlanamayacak bir etkinlik olduğu anlaşılacaktır. Temennimiz, yüksek mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından gerekçeli karar hakkı bağlamında ihdas edilen ilkelere her hakim tarafından riayet edilmesi ve mümkün olduğunca keyfilikten uzak durulmasıdır.

1 Dr. Hüseyin TURAN, "Adil Yargılanma Hakkı", Adalet Yayınevi, 2016, sf.352

2 Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09 Aralık 1991 tarih ve 1991/8-320E. sayılı kararı.

3 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24 Ekim 2001 tarih, 2000/4-1016E. sayılı kararı.

4 AİHM'nin 16 Aralık 1992 tarihli Hadjianastassiou v. Yunanistan kararı.

5 AİHM'nin 19 Şubat 1998 tarihli Higgins ve diğerleri v. Fransa kararı.

6 TURAN, a.g.e., sf. 356

7 Hilmi ŞEKER, ¨Strazburg Yargı Kararlarında Doğru, Haklı, Yasal ve Makul Gerekçe Biçimleri¨, Ankara Barosu Dergisi, Bahar 2007, sf. 180.

8 AİHM'nin 17 Haziran 2008 tarihli Meltex Ltd ve Movsesyan v. Ermenistan kararı.

9 AİHM'nin 19 Nisan 1994 tarihli Van De Hurk v. Hollanda karar.ı

10 AİHM'nin 09 Aralık 1994 tarihli Ruiz Torija v. İspanya kararı .

11 AİHM'nin 30 Kasım 1987 tarihli H. v. Belçika kararı.

12 AİHM'nin 02 Temmuz 1991 tarihli Les Travaux De Midi v. Fransak ararı.

13 AİHM'nin 23 Haziran 1994 tarihli De Moor v. Belçika kararı .

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

To print this article, all you need is to be registered on Mondaq.com.

Click to Login as an existing user or Register so you can print this article.

Authors
 
Some comments from our readers…
“The articles are extremely timely and highly applicable”
“I often find critical information not available elsewhere”
“As in-house counsel, Mondaq’s service is of great value”

Related Topics
 
Related Articles
 
Up-coming Events Search
Tools
Print
Font Size:
Translation
Channels
Mondaq on Twitter
 
Mondaq Free Registration
Gain access to Mondaq global archive of over 375,000 articles covering 200 countries with a personalised News Alert and automatic login on this device.
Mondaq News Alert (some suggested topics and region)
Select Topics
Registration (please scroll down to set your data preferences)

Mondaq Ltd requires you to register and provide information that personally identifies you, including your content preferences, for three primary purposes (full details of Mondaq’s use of your personal data can be found in our Privacy and Cookies Notice):

  • To allow you to personalize the Mondaq websites you are visiting to show content ("Content") relevant to your interests.
  • To enable features such as password reminder, news alerts, email a colleague, and linking from Mondaq (and its affiliate sites) to your website.
  • To produce demographic feedback for our content providers ("Contributors") who contribute Content for free for your use.

Mondaq hopes that our registered users will support us in maintaining our free to view business model by consenting to our use of your personal data as described below.

Mondaq has a "free to view" business model. Our services are paid for by Contributors in exchange for Mondaq providing them with access to information about who accesses their content. Once personal data is transferred to our Contributors they become a data controller of this personal data. They use it to measure the response that their articles are receiving, as a form of market research. They may also use it to provide Mondaq users with information about their products and services.

Details of each Contributor to which your personal data will be transferred is clearly stated within the Content that you access. For full details of how this Contributor will use your personal data, you should review the Contributor’s own Privacy Notice.

Please indicate your preference below:

Yes, I am happy to support Mondaq in maintaining its free to view business model by agreeing to allow Mondaq to share my personal data with Contributors whose Content I access
No, I do not want Mondaq to share my personal data with Contributors

Also please let us know whether you are happy to receive communications promoting products and services offered by Mondaq:

Yes, I am happy to received promotional communications from Mondaq
No, please do not send me promotional communications from Mondaq
Terms & Conditions

Mondaq.com (the Website) is owned and managed by Mondaq Ltd (Mondaq). Mondaq grants you a non-exclusive, revocable licence to access the Website and associated services, such as the Mondaq News Alerts (Services), subject to and in consideration of your compliance with the following terms and conditions of use (Terms). Your use of the Website and/or Services constitutes your agreement to the Terms. Mondaq may terminate your use of the Website and Services if you are in breach of these Terms or if Mondaq decides to terminate the licence granted hereunder for any reason whatsoever.

Use of www.mondaq.com

To Use Mondaq.com you must be: eighteen (18) years old or over; legally capable of entering into binding contracts; and not in any way prohibited by the applicable law to enter into these Terms in the jurisdiction which you are currently located.

You may use the Website as an unregistered user, however, you are required to register as a user if you wish to read the full text of the Content or to receive the Services.

You may not modify, publish, transmit, transfer or sell, reproduce, create derivative works from, distribute, perform, link, display, or in any way exploit any of the Content, in whole or in part, except as expressly permitted in these Terms or with the prior written consent of Mondaq. You may not use electronic or other means to extract details or information from the Content. Nor shall you extract information about users or Contributors in order to offer them any services or products.

In your use of the Website and/or Services you shall: comply with all applicable laws, regulations, directives and legislations which apply to your Use of the Website and/or Services in whatever country you are physically located including without limitation any and all consumer law, export control laws and regulations; provide to us true, correct and accurate information and promptly inform us in the event that any information that you have provided to us changes or becomes inaccurate; notify Mondaq immediately of any circumstances where you have reason to believe that any Intellectual Property Rights or any other rights of any third party may have been infringed; co-operate with reasonable security or other checks or requests for information made by Mondaq from time to time; and at all times be fully liable for the breach of any of these Terms by a third party using your login details to access the Website and/or Services

however, you shall not: do anything likely to impair, interfere with or damage or cause harm or distress to any persons, or the network; do anything that will infringe any Intellectual Property Rights or other rights of Mondaq or any third party; or use the Website, Services and/or Content otherwise than in accordance with these Terms; use any trade marks or service marks of Mondaq or the Contributors, or do anything which may be seen to take unfair advantage of the reputation and goodwill of Mondaq or the Contributors, or the Website, Services and/or Content.

Mondaq reserves the right, in its sole discretion, to take any action that it deems necessary and appropriate in the event it considers that there is a breach or threatened breach of the Terms.

Mondaq’s Rights and Obligations

Unless otherwise expressly set out to the contrary, nothing in these Terms shall serve to transfer from Mondaq to you, any Intellectual Property Rights owned by and/or licensed to Mondaq and all rights, title and interest in and to such Intellectual Property Rights will remain exclusively with Mondaq and/or its licensors.

Mondaq shall use its reasonable endeavours to make the Website and Services available to you at all times, but we cannot guarantee an uninterrupted and fault free service.

Mondaq reserves the right to make changes to the services and/or the Website or part thereof, from time to time, and we may add, remove, modify and/or vary any elements of features and functionalities of the Website or the services.

Mondaq also reserves the right from time to time to monitor your Use of the Website and/or services.

Disclaimer

The Content is general information only. It is not intended to constitute legal advice or seek to be the complete and comprehensive statement of the law, nor is it intended to address your specific requirements or provide advice on which reliance should be placed. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers make no representations about the suitability of the information contained in the Content for any purpose. All Content provided "as is" without warranty of any kind. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers hereby exclude and disclaim all representations, warranties or guarantees with regard to the Content, including all implied warranties and conditions of merchantability, fitness for a particular purpose, title and non-infringement. To the maximum extent permitted by law, Mondaq expressly excludes all representations, warranties, obligations, and liabilities arising out of or in connection with all Content. In no event shall Mondaq and/or its respective suppliers be liable for any special, indirect or consequential damages or any damages whatsoever resulting from loss of use, data or profits, whether in an action of contract, negligence or other tortious action, arising out of or in connection with the use of the Content or performance of Mondaq’s Services.

General

Mondaq may alter or amend these Terms by amending them on the Website. By continuing to Use the Services and/or the Website after such amendment, you will be deemed to have accepted any amendment to these Terms.

These Terms shall be governed by and construed in accordance with the laws of England and Wales and you irrevocably submit to the exclusive jurisdiction of the courts of England and Wales to settle any dispute which may arise out of or in connection with these Terms. If you live outside the United Kingdom, English law shall apply only to the extent that English law shall not deprive you of any legal protection accorded in accordance with the law of the place where you are habitually resident ("Local Law"). In the event English law deprives you of any legal protection which is accorded to you under Local Law, then these terms shall be governed by Local Law and any dispute or claim arising out of or in connection with these Terms shall be subject to the non-exclusive jurisdiction of the courts where you are habitually resident.

You may print and keep a copy of these Terms, which form the entire agreement between you and Mondaq and supersede any other communications or advertising in respect of the Service and/or the Website.

No delay in exercising or non-exercise by you and/or Mondaq of any of its rights under or in connection with these Terms shall operate as a waiver or release of each of your or Mondaq’s right. Rather, any such waiver or release must be specifically granted in writing signed by the party granting it.

If any part of these Terms is held unenforceable, that part shall be enforced to the maximum extent permissible so as to give effect to the intent of the parties, and the Terms shall continue in full force and effect.

Mondaq shall not incur any liability to you on account of any loss or damage resulting from any delay or failure to perform all or any part of these Terms if such delay or failure is caused, in whole or in part, by events, occurrences, or causes beyond the control of Mondaq. Such events, occurrences or causes will include, without limitation, acts of God, strikes, lockouts, server and network failure, riots, acts of war, earthquakes, fire and explosions.

By clicking Register you state you have read and agree to our Terms and Conditions