Turkey: Hukuki Uyuşmazlıklarda Zorunlu ve İhtiyari Arabuluculuk ve Davalara Etkisi

Last Updated: 27 February 2019
Article by Sila Gürün Yilmaz and İbrahim Enes Altan

I. GİRİŞ

Taraflar arasında bir hukuki uyuşmazlık meydana geldiğinde, geleneksel olarak başvurulan yöntem, uyuşmazlığın mahkemeler ve icra daireleri eliyle yürütülen yargı yoluyla çözülmesidir. Gelişmekte olan ülkelerde, yargı sistemlerinin olumsuz yönlerine alternatif olarak uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirilmekte ve her geçen gün artarak uygulanmaktadır. Birçok yönden avantajları olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında tahkim, arabuluculuk ve uzlaşma yöntemleri ön plana çıkmaktadır.

İşbu çalışmanın konusu olan arabuluculuk ise, gün geçtikçe Türk hukuk sisteminde daha da yaygınlaşmaktadır. İş hukukundan doğan uyuşmazlıklarda 01.01.2018 tarihi itibariyle ve ticaret hukukundan doğan uyuşmazlıkların önemli bir kısmında 01.01.2019 tarihi itibariyle arabuluculuğa başvuru zorunlu tutularak dava şartı haline getirilmiştir. Bir başka deyişle, arabuluculuğun zorunlu olduğu uyuşmazlıklar bakımından mahkemeler önlerine gelen davalarda arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığı hususunu ilk elden ve resen denetleyecek ve bu tür uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğa başvurulmamış olduğunun tespit edilmesi halinde dava şartı yokluğu nedeniyle davayı reddedeceklerdir.

İşbu çalışmada arabuluculuk sürecinin olumlu sona ermesi sonucunda elde edilen anlaşmanın ya da olumsuz sona ermesi sonucunda tutulacak tutanağın daha sonra açılacak davalara etkisi çeşitli açılardan incelenecektir.

II. ARABULUCULUK KAVRAMI

Arabuluculuk (mediation) en genel anlatımla, zaman ve maliyet açısından oldukça zahmetli olan yargı yoluna başvurmak istemeyen tarafların aralarındaki uyuşmazlığı çözmek için başvurdukları bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun ("6325 sayılı Kanun") tanımına göre, belirli teknikler uygulayarak tarafların görüşmesinin ve müzakere edilmesinin sağlandığı, tarafların birbirlerini anlamaları ve bu şekilde uyuşmazlığı çözüme kavuşturma imkanının tanındığı, mümkün olmadığı takdirde ise bağımsız ve tarafsız bir kişi (arabulucu) tarafından çözüm önerisi getirilebilen ve ihtiyari olarak yürütülen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

(a) İhtiyari Arabuluculuk

6325 sayılı Kanun'un tanımından anlaşıldığı üzere, hukuk sistemimizde arabuluculuk kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) olarak başvurulabilen bir yöntem olarak öngörülmüştür. İhtiyari olarak başvurulabilen bir yol olmasına karşın, kişiler arasında doğabilecek her uyuşmazlığın arabuluculuk yöntemi ile çözülebilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu, arabuluculuğa elverişli konuları yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları ile sınırlandırmıştır.

Türk hukuk sisteminde re'sen araştırma ilkesinin hakim olduğu genellikle kamu düzenini yakından ilgilendiren uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulması mümkün değildir. Bu kapsamda tahmin edileceği üzere ceza davaları (uzlaşma müessesesi hükümleri saklı kalmak üzere), idare hukuku kapsamında tam yargı ve iptal davaları, iş hukukunda hizmet tespit davaları, aile hukukunda babalık davaları ve nüfus kayıt düzeltme davaları, kişilik haklarını koruyan davalar, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalara örnek verilebilir.

(b) Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

i. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Kapsamında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

Zorunlu arabuluculuk, kanun koyucunun deyimi ile dava şartı olarak arabuluculuk, kavramı ise Türk hukuk sistemine 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ("İMK") ile girmiştir. İşbu düzenlemede öngörüldüğü üzere kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Bu durumda, arabuluculuk yöntemine başvurulması gereken bir uyuşmazlığın varlığına rağmen arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağı dava dilekçesine eklemeyen tarafa bir haftalık kesin süre içinde son tutanağın mahkemeye sunulması gerektiğine ilişkin ihtarat içeren bir davetiye gönderilmektedir. Kesin süre içinde davacı tarafından son tutanak sunulmadığı veya dava öncesinden arabuluculuğa başvurulmadığının tespit edilmesi halinde mezkur dava, mahkemece dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir. Esasen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda yer alan usuli bu düzenleme bulunmasaydı da, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ("HMK") 115. maddesinde yer alan hükümlere dayanarak anılan prosedürün izlenmesi gerekeceği açıktır.

ii. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

İş hukukunda dava şartı olarak arabuluculuğun zorunlu hale getirilmesinden yaklaşık bir sene sonra, 19.12.2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 6.12.2018 tarihli Genel Kurulunda kabul edilen 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ("7155 sayılı Kanun") ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na ("TTK") eklenen 5/A maddesi ile, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Söz konusu düzenleme, doğrudan doğruya iflas veya konkordato mühleti verilmesi gibi çekişmesiz yargı işlerini kapsamamaktadır. Ayrıca kanunlarda ya da taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı veya bir başka uyuşmazlık çözüm yöntemi öngörülmüşse yine arabuluculuğa başvuru gerekmeyecektir.

Anlaşılacağı üzere, dava şartı olarak arabuluculuk düzenlemesi anılan hüküm uyarınca ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Üstelik tüm ticari davalar değil, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içeren ticari davalar açısından arabuluculuk bir dava şartı haline getirilmiştir. Söz gelimi, bir finansal kiralama sözleşmesi kapsamında talep edilen maddi tazminat için öncelikle arabuluculuğa başvurmak gerekmekle birlikte, sözleşme konusu malın iadesinin talep edildiği davada arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmeyecektir. Objektif dava yığılmasının olduğu durumda ise, bir diğer deyişle davanın birden fazla asli talep içerdiği durumda, her bir talep bağımsız bir dava olarak kabul edilecek ve arabuluculuk söz konusu talep açısından dava şartı ise buna ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Kanun koyucunun, alacağın likit olmasına ya da tazminatın türüne ilişkin herhangi bir sınırlama yapmaması sebebiyle bir miktar paranın ödenmesini konu edinen ve alacak ve tazminat talebi içeren tüm ticari davaların TTK 5/A maddesinin kapsamına girdiğinin kabulü gerekir.

Bu noktada, ticari dava kavramını irdelemek gerekir. Bir davanın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda esas alınacak kriterler TTK'nın 4. maddesinde düzenlenmiştir. TTK uyarınca kural olarak, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava kabul edilmiştir. Doktrinde bu davalar, "nispi ticari dava" olarak adlandırılmaktadır.

Bu noktada karşımıza çıkan diğer bir kavram "mutlak ticari dava" kavramıdır. Mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmamasından ve işlem veya fiilin ilgili olduğu işletmenin ticari olup olmamasından bağımsız olarak kanun koyucu tarafından ticari dava sayılması öngörülmüş olan davalardır1. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde 6 bent halinde sayılmıştır. İşbu çalışmanın hacmini göz önüne alarak tüm mutlak ticari davalara değinmemekle birlikte, TTK'da düzenlenen tüm hususların ticari davaya konu olacağını ifade etmek gerekir. Söz gelimi, tacir olmayan iki kişi arasında düzenlenen bonodan doğan bir dava ticari dava olarak kabul edilecektir. Zira kıymetli evraklardan bonoya ilişkin düzenlemeler, TTK'da yer almaktadır.

Ticari dava niteliği her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi veya mutlak ticari davalar arasında sayılmış olmakla kazanılabileceği gibi, özel kanunlarda ticari dava niteliği atfedilmiş olması sebebiyle de kazanılabilir. Söz gelimi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca söz konusu kanundan doğan hukuk davalarının tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı belirtilmiştir.

Bir davanın ticari dava sayılmasının en önemli sonucu ise, TTK'nın 5. maddesi uyarınca işbu davaların kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülmesidir. Bunun yanı sıra 7155 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme gereği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi içermesi şartıyla ticari davalar açısından dava şartı olarak arabuluculuğa başvurmak da ticari dava olmanın diğer bir sonucudur.

Ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulması halinde uygulanacak usul ise, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesiyle düzenlenmiştir. Bu düzenleme, İMK'da yer alan ve yalnızca iş hukukundan doğan uyuşmazlıklarda uygulanması öngörülen İMK 3. maddesinden farklı olarak, genel bir hüküm niteliğindedir ve herhangi bir kanunda dava şartı olarak arabuluculuk öngörülmesi halinde uygulanacaktır. Oldukça ayrıntılı düzenlemeler içeren 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi, İMK'nın 3. maddesine paralel olarak, dava şartı olarak arabuluculuk öngörüldüğü halde arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmemesi ve verilecek kesin süre içinde de eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddedileceği hükmünü içermektedir.

7155 sayılı Kanun ile TTK'ya eklenen Geçici 12. Madde uyarınca ise, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulmasını öngören hükmün ilgili hükmün yürürlüğe girdiği tarihte (01.01.2019 tarihinde) görülmekte olan davalara uygulanmayacağı kararlaştırılmıştır.

III. ARABULUCULUK FAALİYETİNE BAŞVURMANIN DAVALARA ETKİSİ

(a) Zamanaşımı Açısından

Arabulucuya başvurmanın etkilerinin incelenmesi hususunda ele alınması gereken ilk konu zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere olan etkisidir. İhtiyari arabuluculuk söz konusu olduğunda, 6325 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulması durumunda ise, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun'a eklenmesi kabul edilen 18/A maddesinin 15. bendi doğrultusunda, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak ve hak düşürücü süreler işlemeyecektir. Bu noktada, ihtiyari arabuluculuk ile dava şartı olan arabuluculuk arasında sürelerin başlaması yönünden bir fark bulunmaktadır. 6325 sayılı Kanun'un 16. maddesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren arabuluculuk sürecinin başlayacağı, dolayısıyla bu sürelerin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmişken, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun'a eklenmesi kabul edilen 18/A maddesinin 15. bendinde ve İMK 3. maddesinin 17. bendinde belirtildiği üzere arabuluculuk bürosuna başvurulmasından itibaren zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kararlaştırılmıştır. Arabuluculuk sürecinin sona ermesi bakımından ise, ihtiyari arabuluculuk açısından 6325 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen durumlardan birinin varlığı aranmışken, dava şartı olan arabuluculuk durumunda ise son tutanağın düzenlenme tarihi esas alınmıştır.

(b) Anlaşmaya Varılamaması Durumunda

Arabuluculuk süreci sonucunda, taraflar anlaşmaya varabileceği gibi, anlaşmaya varılamadan da sürecin sonlandırılması mümkündür. Zira dava şartı olarak arabuluculukta dahi zorunlu olan anlaşmaya varmak değil, dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmaktır. Taraflar arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varamazlarsa, bu durum arabulucu tarafından bir son tutanakla belgelendirilir. Dava şartı olan arabuluculuk faaliyeti sonucunda, işbu son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Aksi halde, yukarıda değinildiği üzere bir haftalık kesin süre verilmesi ve bu süre içinde de son tutanak ibraz edilmediği takdirde davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerekmektedir. İhtiyari arabuluculuk süreci sonucunda düzenlenen son tutanağın ise, mahkemeye ibraz edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

(c)Anlaşmaya Varılması Durumunda

Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşmaya varması halinde ise, anlaşılan hususların kapsamı taraflarca belirlenir ve anlaşma belgesi düzenlenmek istenirse bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Bu anlaşmaya, yetkili sulh hukuk mahkemesi uyarınca icra edilebilirlik şerhi (order for enforcement) verilmesi suretiyle ilam niteliğinde belge özelliği kazandırılması mümkündür2. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, 7036 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge niteliğini haiz olacaktır. İlam niteliğinde belge sayılmanın icra hukukundaki sonucu, söz konusu anlaşma belgesine dayanarak ilamlı icraya konu edilebilmesidir.

Değinilmesi gereken bir diğer husus ise, 4667 sayılı Avukatlık Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na eklenen 35/A maddesi uyarınca, bir uyuşmazlık hakkında dava açılmadan önce veya dava sırasında tarafların uzlaşması halinde, uzlaşılan hususların tutanak altına alındığı ve taraflar ve avukatları tarafından imzalandığı takdirde ilam niteliğinde belge sayılacağıdır. Dolayısıyla, arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varması halinde anlaşma belgesinde tarafların ve avukatlarının imzasının bulunması, anılan kanun hükmü sayesinde belgenin ilam niteliğinde belge sayılması için yeterli kabul edilmelidir.

Arabuluculuk süreci sonucunda tarafların anlaşmaya varmasının en önemli ve arabuluculuk faaliyetine işlerlik kazandıran sonucu ise, 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tarafların dava açamamasıdır.

IV. SONUÇ

Gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde uygulaması yaygınlaşan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında arabuluculuk faaliyeti ihtiyari ve zorunlu arabuluculuk olarak ikiye ayrılmaktadır. Uyuşmazlık taraflarının arabuluculuk sürecine başvurma konusunda kural olarak iradeleri serbesttir. Zorunlu arabuluculuk olarak adlandırılan arabuluculukta uyuşmazlığın taraflarından biri yargı yoluna başvurmak istediği takdirde öncelikle dava şartı olarak arabuluculuk faaliyetine başvurmasının zorunlu olmasıdır.

Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar bir anlaşma belgesi ile belgelendirilir. Tarafların arabuluculuk sürecine ihtiyari olarak ya da dava şartı olarak başvurmasından ari olarak, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında artık dava açılamaz. Tarafların anlaşamaması durumunda ise, ihtiyari olarak başvurulan arabuluculuk söz konusu ise daha sonra açılacak davada arabuluculuk tutanağının ibraz edilmesi gerekmemektedir. Dava şartı olarak arabuluculuk süreci sonunda ise, tarafların anlaşmaya varamadığı hususu bir son tutanağa geçirilir ve ilgili uyuşmazlık hakkında dava açılması halinde dava dilekçesine eklenir. Tutanağın ibrazına ilişkin kesin süre verildikten sonra dahi tutanak ibraz edilmezse, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.

Mevcut sistemde, 01.01.2018 tarihinden sonra doğan iş hukukundan doğan belirli uyuşmazlıklar için dava şartı olarak arabuluculuk öngörülmüşken, 01.01.2019 tarihinden itibaren ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin de dava şartı olarak arabuluculuk kabul edilmiştir.

6325 sayılı Kanun'a eklenen dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi ise, dava şartı olarak arabuluculuk kurumunun hukuk sistemimizde yaygınlaşacağı izlenimi uyandırmaktadır. Söz konusu hükümde ifade edilen hususlar, iş hukukundan doğan belirli uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olarak öngörülmesine ilişkin hususları düzenleyen İMK'nın 3. maddesi ile oldukça benzemektedir. Bununla birlikte, İMK'da yer alan ve dolayısıyla yalnızca iş mahkemelerinde yürütülen davalarda uygulanacak bir hükmün, 6325 sayılı Kanun'a eklenmesi arabuluculuk yöntemiyle uyuşmazlık çözümünün dava şartı olması yönünde bir hukuk politikasının yaygınlaşacağı izlenimini uyandırmaktadır.

Footnotes

1. Poroy, R. ve Yasaman, H. (2012). Ticari İşletme Hukuku. 14. Bası, Vedat Kitapçılık, s.115.

2. Özbek, P. (n.d.). Arabuluculuk Sonunda Düzenlenen Anlaşma Belgesine İcra Edilebilirlik Şerhi Verilmesinde Görevli ve Yetkili Mahkeme s.3.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

To print this article, all you need is to be registered on Mondaq.com.

Click to Login as an existing user or Register so you can print this article.

Authors
 
Some comments from our readers…
“The articles are extremely timely and highly applicable”
“I often find critical information not available elsewhere”
“As in-house counsel, Mondaq’s service is of great value”

Related Topics
 
Related Articles
 
Up-coming Events Search
Tools
Print
Font Size:
Translation
Channels
Mondaq on Twitter
 
Mondaq Sign Up
Gain free access to lawyers expertise from more than 250 countries.
 
Email Address
Company Name
Password
Confirm Password
Country
Position
Industry
Mondaq Newsalert
Select Topics
Select Regions
Registration (please scroll down to set your data preferences)

Mondaq Ltd requires you to register and provide information that personally identifies you, including your content preferences, for three primary purposes (full details of Mondaq’s use of your personal data can be found in our Privacy and Cookies Notice):

  • To allow you to personalize the Mondaq websites you are visiting to show content ("Content") relevant to your interests.
  • To enable features such as password reminder, news alerts, email a colleague, and linking from Mondaq (and its affiliate sites) to your website.
  • To produce demographic feedback for our content providers ("Contributors") who contribute Content for free for your use.

Mondaq hopes that our registered users will support us in maintaining our free to view business model by consenting to our use of your personal data as described below.

Mondaq has a "free to view" business model. Our services are paid for by Contributors in exchange for Mondaq providing them with access to information about who accesses their content. Once personal data is transferred to our Contributors they become a data controller of this personal data. They use it to measure the response that their articles are receiving, as a form of market research. They may also use it to provide Mondaq users with information about their products and services.

Details of each Contributor to which your personal data will be transferred is clearly stated within the Content that you access. For full details of how this Contributor will use your personal data, you should review the Contributor’s own Privacy Notice.

Please indicate your preference below:

Yes, I am happy to support Mondaq in maintaining its free to view business model by agreeing to allow Mondaq to share my personal data with Contributors whose Content I access
No, I do not want Mondaq to share my personal data with Contributors

Also please let us know whether you are happy to receive communications promoting products and services offered by Mondaq:

Yes, I am happy to received promotional communications from Mondaq
No, please do not send me promotional communications from Mondaq
Terms & Conditions

Mondaq.com (the Website) is owned and managed by Mondaq Ltd (Mondaq). Mondaq grants you a non-exclusive, revocable licence to access the Website and associated services, such as the Mondaq News Alerts (Services), subject to and in consideration of your compliance with the following terms and conditions of use (Terms). Your use of the Website and/or Services constitutes your agreement to the Terms. Mondaq may terminate your use of the Website and Services if you are in breach of these Terms or if Mondaq decides to terminate the licence granted hereunder for any reason whatsoever.

Use of www.mondaq.com

To Use Mondaq.com you must be: eighteen (18) years old or over; legally capable of entering into binding contracts; and not in any way prohibited by the applicable law to enter into these Terms in the jurisdiction which you are currently located.

You may use the Website as an unregistered user, however, you are required to register as a user if you wish to read the full text of the Content or to receive the Services.

You may not modify, publish, transmit, transfer or sell, reproduce, create derivative works from, distribute, perform, link, display, or in any way exploit any of the Content, in whole or in part, except as expressly permitted in these Terms or with the prior written consent of Mondaq. You may not use electronic or other means to extract details or information from the Content. Nor shall you extract information about users or Contributors in order to offer them any services or products.

In your use of the Website and/or Services you shall: comply with all applicable laws, regulations, directives and legislations which apply to your Use of the Website and/or Services in whatever country you are physically located including without limitation any and all consumer law, export control laws and regulations; provide to us true, correct and accurate information and promptly inform us in the event that any information that you have provided to us changes or becomes inaccurate; notify Mondaq immediately of any circumstances where you have reason to believe that any Intellectual Property Rights or any other rights of any third party may have been infringed; co-operate with reasonable security or other checks or requests for information made by Mondaq from time to time; and at all times be fully liable for the breach of any of these Terms by a third party using your login details to access the Website and/or Services

however, you shall not: do anything likely to impair, interfere with or damage or cause harm or distress to any persons, or the network; do anything that will infringe any Intellectual Property Rights or other rights of Mondaq or any third party; or use the Website, Services and/or Content otherwise than in accordance with these Terms; use any trade marks or service marks of Mondaq or the Contributors, or do anything which may be seen to take unfair advantage of the reputation and goodwill of Mondaq or the Contributors, or the Website, Services and/or Content.

Mondaq reserves the right, in its sole discretion, to take any action that it deems necessary and appropriate in the event it considers that there is a breach or threatened breach of the Terms.

Mondaq’s Rights and Obligations

Unless otherwise expressly set out to the contrary, nothing in these Terms shall serve to transfer from Mondaq to you, any Intellectual Property Rights owned by and/or licensed to Mondaq and all rights, title and interest in and to such Intellectual Property Rights will remain exclusively with Mondaq and/or its licensors.

Mondaq shall use its reasonable endeavours to make the Website and Services available to you at all times, but we cannot guarantee an uninterrupted and fault free service.

Mondaq reserves the right to make changes to the services and/or the Website or part thereof, from time to time, and we may add, remove, modify and/or vary any elements of features and functionalities of the Website or the services.

Mondaq also reserves the right from time to time to monitor your Use of the Website and/or services.

Disclaimer

The Content is general information only. It is not intended to constitute legal advice or seek to be the complete and comprehensive statement of the law, nor is it intended to address your specific requirements or provide advice on which reliance should be placed. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers make no representations about the suitability of the information contained in the Content for any purpose. All Content provided "as is" without warranty of any kind. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers hereby exclude and disclaim all representations, warranties or guarantees with regard to the Content, including all implied warranties and conditions of merchantability, fitness for a particular purpose, title and non-infringement. To the maximum extent permitted by law, Mondaq expressly excludes all representations, warranties, obligations, and liabilities arising out of or in connection with all Content. In no event shall Mondaq and/or its respective suppliers be liable for any special, indirect or consequential damages or any damages whatsoever resulting from loss of use, data or profits, whether in an action of contract, negligence or other tortious action, arising out of or in connection with the use of the Content or performance of Mondaq’s Services.

General

Mondaq may alter or amend these Terms by amending them on the Website. By continuing to Use the Services and/or the Website after such amendment, you will be deemed to have accepted any amendment to these Terms.

These Terms shall be governed by and construed in accordance with the laws of England and Wales and you irrevocably submit to the exclusive jurisdiction of the courts of England and Wales to settle any dispute which may arise out of or in connection with these Terms. If you live outside the United Kingdom, English law shall apply only to the extent that English law shall not deprive you of any legal protection accorded in accordance with the law of the place where you are habitually resident ("Local Law"). In the event English law deprives you of any legal protection which is accorded to you under Local Law, then these terms shall be governed by Local Law and any dispute or claim arising out of or in connection with these Terms shall be subject to the non-exclusive jurisdiction of the courts where you are habitually resident.

You may print and keep a copy of these Terms, which form the entire agreement between you and Mondaq and supersede any other communications or advertising in respect of the Service and/or the Website.

No delay in exercising or non-exercise by you and/or Mondaq of any of its rights under or in connection with these Terms shall operate as a waiver or release of each of your or Mondaq’s right. Rather, any such waiver or release must be specifically granted in writing signed by the party granting it.

If any part of these Terms is held unenforceable, that part shall be enforced to the maximum extent permissible so as to give effect to the intent of the parties, and the Terms shall continue in full force and effect.

Mondaq shall not incur any liability to you on account of any loss or damage resulting from any delay or failure to perform all or any part of these Terms if such delay or failure is caused, in whole or in part, by events, occurrences, or causes beyond the control of Mondaq. Such events, occurrences or causes will include, without limitation, acts of God, strikes, lockouts, server and network failure, riots, acts of war, earthquakes, fire and explosions.

By clicking Register you state you have read and agree to our Terms and Conditions