Turkey: Borca Batiklik Ve Yöneticilerin Sorumluluğu

Last Updated: 2 August 2018
Article by Begüm Solak Ekler
Most Read Contributor in Turkey, August 2018

ÖZET

Dergimizin bir önceki sayısında sermaye kaybı (teknik iflas) durumunun veya ihtimalinin olup olmadığının değerlendirilmesi ve var ise bu durumun nasıl bertaraf edileceği konusuna değinilmiştir. Bu sayımızda ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK" veya "Kanun")'nun 376. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan borca batıklık durumu ve maddenin tüm gereklerinin yerine getirilmemesi halinde yöneticileri ne gibi bir sorumluluğun bekleyebileceği üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Sermaye Kaybı, Şirket Zararı, Teknik İflas, Borca Batıklık, Yöneticilerin Sorumluluğu, Sermaye Artırımı-Azaltımı, Sermayenin Tamamlanması, Örtülü Sermaye.

GİRİŞ

TTK'nın yönetim kurulunun görev ve yetkileri arasında yer alan ve "Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu" başlığı altında "Çağrı ve bildirim yükümü" başlıklı 376. maddesi yöneticiler için oldukça önemli bir yükümlülük ve sorumluluk gerektirmektedir. Belirtmek isteriz ki; sadece anonim şirket yöneticileri değil, limited şirket müdürleri de TTK'nın 633. maddesinin yapmış olduğu atıf dolayısıyla bu konuda aynı yükümlülük altındadır. Bu maddedeki yükümlülüklere riayet edilmediği takdirde ise "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlığını taşıyan TTK'nın 553. maddesinin uygulanması kuvvetle muhtemeldir.

Madde 376'nın Getirdikleri

Maddenin 3. fıkrasını incelemeye başlamadan önce hafızaların tazelenmesi açısından tüm madde metnini aşağıda siz okurlarla tekrar paylaşmayı uygun görüyoruz:

"(1)Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur."

Aşağıda maddenin üçüncü fıkrasının önemli detaylarına yer verilecektir:

I. BORCA BATIK OLMA DURUMU

Borca batık olma, isminden de çıkarılabileceği üzere, şirketin borçlarının alacaklarından daha fazla olmasını, yani şirket borçlarının ödenemez durumda olma halini ifade etmektedir. Kanun metninde belirtilen şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretlerin ne olabileceğine en basitinden örnek verirsek, alacakların tahsil ediliyor olmasına rağmen vadesi gelmiş çek ve senetlerin üst üste karşılıksız kalmaları, şirket genel giderlerinin ve çalışanlarının maaşlarının nakit yetersizliğinden ödenememesi halleri olabilir. Bir veya iki defaya mahsus ödemelerde gecikme hali doğrudan borca batıklık olarak addedilmemeli, bu durumlarda geçici nakit yetersizliği ve alacakların tahsilatında gecikme olup olmadığı hallerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Uygulamada ani ekonomik krizler ve döviz fiyatlarındaki ani değişikliklerin yaşanması gibi olağanüstü haller dışında şirketlerin bir anda (bir geçici dönem içinde) borca batık duruma girmelerine pek rastlanılmamaktadır. Nitekim üçer aylık dönemlerde geçici finansalların (gelir-gider tablolarının) çıkartılması sayesinde şirketin alacakborç (aktif-pasif) dengesinin ne durumda olduğu genel olarak öngörülüp tespit edilebilmektedir. Bu süreçlerde üst üste iki veya üç dönem boyunca gelir tablosunda zarar gözüken bir şirkette yöneticilerin tedbirli olmaları ve önceki yazımızda belirttiğimiz gerekli önlemleri almaları gerekmektedir. Dolayısıyla borca batıklık aslında genel olarak belli bir zamanı ve süreci gerektiren bir durum olup, sermaye artırımları gibi çeşitli tedbirler alınmasına rağmen şirketin borçlarını hâlâ ödeyemez durumda olması halinde daha çok söz konusu olabilmektedir.

II. YAPILACAK İŞLEMLER

Borca batıklık emareleri bulunduğu takdirde, yönetim kurulunun aktiflerin hem muhtemel satış fiyatları üzerinden hem de işletmenin devamlılığı esasına göre toplamda iki tane ara bilanço çıkartması gerekmektedir.

İlk bilanço, isminden anlaşıldığı üzere, şirket bilançosundaki aktifte yer alan kalemlerin (mevcut stoklar, iştirak hisseleri dâhil menkul kıymetler, arazi ve arsalar dâhil her türlü taşınmaz, işletmedeki tesis, makine ve cihazlar, demirbaşlar, işletme adına kayıtlı taşıtlar, işletme adına kayıtlı marka-patent gibi fikri sınai mülkiyet hakları, her türlü devredilebilir lisans) olası satış (piyasa-market) değerleri belirlenerek çıkartılan bilançodur. Maddenin gerekçesi uyarınca, bu bilânço şirketin iflâsı için yönetim kurulunun mahkemeye başvurmasına gerek olup olmadığını ortaya koymaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu değerlemeye tabi tutulmuş bilanço kapsamında şirketin borçları hâlâ kapanamıyor ise yönetim kurulu tarafından muhtemelen mahkemeye başvurulması gerekmektedir. Bu noktada altını çizmek isteriz ki, şirket ortakları şirketin hâlâ ayakta kalmasını ve faaliyetlerine devam etmesini istiyorlarsa ve şirket borçlarını karşılamak amacıyla sermaye artırımı yoluyla şirketi fonlama ihtimalleri var ise mahkemeye iflas için başvurulmasına pek tabii gerek bulunmamaktadır. Öte yandan, bu değerleme neticesinde borçlar kapatılabilir durumda ise şirketin iflasının istenmesine gerek yoktur; ancak burada da, ortakların şirketi kurtarma-fonlama gibi bir gayeleri de bulunmuyor ise, alacaklıların haklarını zarara uğratmamak adına yönetimin derhal tasfiyeye gitmek veya borç açığını kapatacak miktarda şirket aktiflerini satmak dışında çok bir seçeneği bulunmamaktadır. Nitekim bu bilanço borçları ancak tüm veya bazı varlıkların piyasa değeri ile satılması halinde kapatabilecektir. Belirtmek isteriz ki, bu değerlemeye göre gerek borçların karşılanmaması halinde iflasa gidilmesi gerek ise borçların karşılanabilir olması halinde tasfiyeye gidilmesi tercihini belirlemede ikinci değerleme yöntemi olan işletmenin sürekliliği değerlemesi etkili olacaktır.

İkinci bilanço olan aktiflerin işletmenin sürekliliğine (going concern) göre değerlendirilmesi ise uygulamada adını çok duymadığımız bir yöntem olduğundan maddenin gerekçesinden faydalanmayı doğru buluyoruz. Burada şirket faaliyetine devam edecek bir işletmeymiş gibi değerlendirme yapılacaktır. Böyle bir değerlendirme işletmenin borca batık olma durumuna rağmen bazı olgular, beklentiler, etkisini yitiren sebepler dolayısıyla şirketin yaşama ümidinin var olup olmadığını ortaya koyacaktır.

Örneğin, bir şirketin kuruluşunun ilk yıllarında yaptığı yatırım (taşınmaz veya menkul kıymet alımı) dolayısıyla borca batık olmasına karşılık ileriki yıllarda kâr edilebileceği olasılığı yüksek olabilir. Bu tarz değerlemeleri pek tabii alanında uzman, değerleme ve projeksiyon yapabilen, piyasa koşullarını takip eden bir işletmecifinansçının yapması önem arz etmekte olup, gerekirse birden fazla uzman tarafından değerleme yapılması da mümkün olmalıdır. Bu değerlemeye göre şirketin ayakta kalıp faaliyetlerine devam edebileceği anlaşılır ise, şirkete şans verilmesi ve iflasının talep edilmemesi isabetli olacaktır1.

Ancak, bu her iki bilanço uyarınca, şirket borçlarının karşılanamayacağı anlaşılır ise kural olarak yönetim kurulunun şirket merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflasını talep etmesi gerekmektedir2. Lâkin burada iflas kararını engellemek için şirketin bir seçeneği/ hakkı bulunmaktadır. O da Kanun metninde belirtildiği şekilde şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklılarının, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmeleridir. Bunun için yöneticiler, şirketin bir veya birkaç alacaklısının, alacaklarının en son sıraya gitmesini kabul etmelerini sağlamak için onları bu hususta ikna etme yoluna başvurabilir. Şöyle ki, duruma göre bilanço açığını kapatacak veya borca batıklıktan kurtulmayı sağlayacak tutarda alacağın alacaklılarının, şirketten alacaklı olan diğer tüm alacaklıların arkasına, yani tüm alacaklıların "en sonuna" gitmeyi kabul etmeleri gerekir. Bunun için fedakârlıkta bulunacak alacaklıların "sırada en son gitmeyi'' yani kötü durumdan çıkıncaya kadar alacaklarını talep etmeyeceklerini taahhüt (beyan) etmeleri veya bu konuda bir sözleşme imzalamaları şarttır3. Daha sonra bu beyan veya sözleşme(ler) nin mahkemeye sunulup mahkemeden bilirkişi ataması istenmelidir, bilirkişi ise durumu ve beyanı/ sözleşmeyi inceleyip, talebin gerçekçi, beyanların geçerli olduğu hakkında rapor yazarsa mahkeme iflas kararı vermeyecektir. Ancak, bilirkişi aksi kanaatte olur ise, bilirkişi için yapılmış olan bu başvuru iflas bildirimine dönüşür ve mahkemece şirketin iflasına karar verilir.

III. YÖNETİCİLERİN SORUMLULUĞU

Öncelikle belirtmek isteriz ki TTK'nın 376. maddesinin üç fıkrasında yer alan yükümlülüklerin (inceleme, tedbir önerme, genel kurulu çağırma, ara bilanço çıkarma, alacaklılar ile görüşme, iflası isteme vs.) hepsi yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında yer almaktadır. Dolayısıyla, yönetim kurulu üyeleri hiçbir şekilde bu çağrı ve bildirim yükümlülüğünden, hatta öncesinde finansalları denetleme ve takip etme yükümlülüğünden imtina edemez. Yöneticilere münhasır tayin edilmiş bu görevin getirdiği yükümlülükler Kanun'dan doğan yükümlülükler arasında yer almakta olup, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde TTK'nın 553. maddesi devreye girecektir. "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı maddenin metni şöyledir:

"MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.

Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.

Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz."

Birinci fıkradan açıkça anlaşıldığı üzere, yöneticiler Kanun'dan doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve de alacaklılara karşı verdikleri zarardan dolayı sorumlu tutulacaklardır. Burada önemli bir nokta kanun koyucunun "kusur" sorumluluğu aramış olmasıdır. Bu durumda yeterli özen ve dikkati gösteren yöneticilerin sorumlu tutulması öngörülmemiştir. Lakin somut olayımızda, sermaye kaybı ve borca batıklık durumunun gerekli dikkat ve özenin gösterilmesine rağmen tespit edilememesi oldukça düşük bir ihtimaldir. Nitekim belirttiğimiz üzere finansalları en az üç ayda bir kontrol ve gözetim yükü altında olan yöneticilerin bu kontrollerde sermayenin kaybolduğu veya borca batıklık durumunun oluştuğunu bilmediklerini savunmaları ve dolayısıyla bu çağrı ve bildirim yükümlülüğünü kusurları olmadan ihlâl etmeleri çok mümkün değildir. Ancak, yönetim kurulu finansalları düzenli incelemiş ve vaktinde ortakları çağırarak gerekli önlemleri sunmuş olmasına karşın, ortaklarca bir aksiyon alınmaması hâlinde yöneticilerin bu noktada bir sorumlulukları doğmayacaktır (Şirketin, rekabet etme yasağının ihlâli dâhil olmak üzere çeşitli sebeplerle kötü yönetilmiş olması sebebiyle yöneticilerin sorumlu tutulmaları ise başlı başına ayrı bir konuyu teşkil ettiğinden ötürü yöneticilerin kötü yönetimden doğan sorumluluklarına bu yazımızda değinilmeyecektir.). Bu noktada yöneticiler için tavsiyemiz, bu tür tespitlerini bir yönetim kurulu kararına bağlamaları ve genel kurulu her hâlükarda çağırmaları olacaktır. Tek pay sahipli şirketlerde yönetim kurulu üyesi olan ortak için tabii böyle bir çözüm çok anlamlı olmayacak ve sorumluluktan kurtulması da pek mümkün olamayacaktır. Bu durumda tek ortakyöneticinin şirketinin finansal yapısını her dönemde takip etmesi önem arz etmektedir.

Konuyu ayrıca örneklendirmek gerekirse, mesela sermaye kaybına rağmen yöneticilerin ortaklara geç bildirim yapmaları veya hiç bildirim yapmamaları sebebiyle şirket üçüncü kişilere olan borçlarını ödeyemez hale gelir ve bu sebeple hakkında alacaklılar tarafından takip başlatılırsa öncelikle ortaklar bu icra takiplerinden doğan ilave borçları (vekâlet ücreti, faiz, icra masrafları vs) yöneticilerden tahsil edebileceklerdir. Aynı şekilde alacaklılar, şirketin yeteri miktarda finanse edilememesinden ötürü alacaklarını şirketten tahsil edemedikleri takdirde, yine yöneticilerin sorumluluğuna giderek ve bizzat yöneticilere dava açarak alacaklarını talep edebileceklerdir. Tabii bu tür davalarda öncelikle yöneticinin sorumluluğunun ispatı gerekecek olup mahkemenin bu aşamada atayacağı bilirkişinin şirket finansallarını ve diğer kayıtlarını üçer aylık dönemler itibariyle incelemesi ve bir ihmâl olup olmadığını tespit etmesi gerekecektir. Uygulamada ise, icra takipleri sonuçsuz kalan şirketlerde genellikle alacaklılar tarafından şirketin iflası talep edilmekte olup iflas sonuçsuz kalmasına rağmen yöneticilerin sorumluluğuna gidildiğine çok rastlanılmamaktadır. Bunun sebebi ise yöneticilerin sorumlu olup olmadıklarının belirlenememesi veya yöneticilerin sorumluluklarını ispat etmenin zor olduğu algısının yaygın olmasıdır.

Son olarak, hukuki sorumlulukla birlikte yöneticilerin ayrıca cezai sorumlulukları da bulunmaktadır. Bu konuya kısaca değinirsek, İcra ve İflas Kanunu'nun "Sermaye Şirketlerinin İflasını İstemek Mecburiyetinde Olanların Cezası" başlıklı 345/a. madde hükmü şöyle demektedir:

"İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Madde metninin lafzından da anlaşıldığı üzere yöneticiler, şirketin borca batık olduğunu bilmelerine karşın şirketin iflasını talep etmedikleri takdirde ve alacaklılardan birinin şikâyet etmesi şartıyla, pek tabii hapis cezasına çarptırılabilirler. Bu noktada suçun şikâyete bağlı olduğunun ve sermayeyi kaybetme hâline ilişkin ise cezai bir yaptırım bulunmadığının altını özellikle çizmek isteriz.

SONUÇ

Bir şirketin borca batık olup olmadığını tespit etmek için yukarıda belirtilen her iki yönteme göre işin uzmanları tarafından bilanço çıkartılması büyük önem arz etmektedir. Uygulamada bu iki detay iflasa yaklaşmakta olan şirketlerin kendisi tarafından atlanılmakta olup mahkeme aşamasına gidene veya alacaklılarca iflası talep edilene kadar göz ardı edilmektedir. Oysaki basiretli bir tacir gibi her geçici dönemde finansallar kontrol edilip değerlendirmeler ve bildirimler yapılıp, ortaklarca şirket fonlanabilirse veya bu çıkarılan bilançolar alacaklıların bir kısmı ile önceden paylaşılıp takip yapmamaları (veya iflas talep etmemeleri) konusunda ikna edilebilirlerse şirketlerin sermaye kaybetmeleri, iflas etme ihtimalleri çok daha düşecektir. Burada belirtmek isteriz ki Kanun'da düzenlenen "alacaklıların son sıraya girme" konusundaki beyanlarının alınma ihtimalini oldukça düşük buluyoruz, bu sebeple alacaklılardan böyle bir fedakârlık istemek yerine finansalları önceden paylaşarak takiplerin/iflas talebinin ertelenmesini talep etmek ve alacaklı ile bu konuda anlaşmaya varmak daha gerçekçi bir uygulama olacaktır.

Kaldı ki, Meclis'e 31.01.2018'de sunulan "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı" ile "iflas erteleme" kurumunun tamamen yürürlükten kaldırılması ve alacaklı ile borçlunun anlaşmalarının mahkeme tarafından tasdik edilmesi esasına dayanan konkordato kurumunun daha aktif ve etkin bir şekilde kullanılmasının istenmesi de alacaklı ve borçlu anlaşmasının önemini daha da vurgulamaktadır.

TTK'nın 376. maddesi yöneticiler için gerçekten ciddi bir sorumluluk getirmekte ise de bu durum uygulamada gerek yöneticiler, gerek alacaklılar gerekse ortaklar tarafından çok dikkate alınmamaktadır. Oysa bu maddeye dayanarak piyasada faaliyette bulunan birçok kötü niyetli veya yetersiz yönetilen firmanın zarar gören alacaklıları (veya ortakları) iş işten geçmeden bu zararlarının tazminini yöneticilerden isteyebileceklerdir. Öte yandan, tüzel kişi ortaklı ve yöneticili olan ve bu ortağın da tüzel kişi ortağı ve yöneticisi olan "grup" şirket yapılanmalarında asıl sorumlunun bulunması ve zararın tazmin edilmesi de pek tabii kolay olmamaktadır. Böyle durumlarda firmaların iş yapacakları ve/veya halihazırda yapmakta oldukları şirketlerin yönetim ve ortaklık yapılarını önceden/ belli aralıklarda incelemeleri, şeffaf bir yapıya sahip olup olmadıklarını görmeleri ve önceden/belli aralıklarda finansallarını talep etmeleri basiretli bir davranış olacaktır . Böylece zarar halinde muhatap alabilecekleri bir yönetimin olup olmadığını ve şirketin finansal durumunu bilebilecek olup, ihmâlden doğması muhtemel zararları kısmen bertaraf edebileceklerdir.

Footnotes

1. Anılan bilanço yöntemine İcra İflas Kanunu'nun İflas Ertelemeyi düzenleyen 179. maddesinde değinilmemiş olup; bu kapsamda Kanunlar arası bir tutarsızlık söz konusudur; ancak bu kurum Meclis'e 31.01.2018'de sunulan "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı" ile muhtemelen yürürlükten kaldırılacaktır.

2. Mahkemeye başvurmadan önce yeni bir yatırımcı veya birleşebilecek başka bir şirket bulma ihtimali var ise, bu alternatiflerin evveliyatla değerlendirilmesi daha doğru olur. Lakin borca batıklık ciddi boyutta ise mahkemeye önce başvurulmalı ve akabinde bu alternatiflerin mümkün olup olmadığı mahkeme ve alacaklılar ile paylaşılmalıdır.

3. Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2015, s.290

4. TTK'da internet sitesi kurma ve bu sitede finansallar ile diğer önemli bilgileri yayınlama zorunluluğu aslında bu amaca (şeffaflık) hizmet etmek adına ilk olarak tüm şirketler için öngörülmüş ise de ne yazık ki yürürlük ile birlikte bu zorunluluk sadece "bağımsız denetime tabi şirketler" için getirilmiştir. Önümüzdeki dönemlerde bağımsız denetimin kapsamı genişletildikçe bu zorunluluk daha çok uygulanarak ticaret hayatında şeffaflık daha çok sağlanabilecektir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

To print this article, all you need is to be registered on Mondaq.com.

Click to Login as an existing user or Register so you can print this article.

Authors
 
Some comments from our readers…
“The articles are extremely timely and highly applicable”
“I often find critical information not available elsewhere”
“As in-house counsel, Mondaq’s service is of great value”

Related Topics
 
Related Articles
 
Up-coming Events Search
Tools
Print
Font Size:
Translation
Channels
Mondaq on Twitter
 
Register for Access and our Free Biweekly Alert for
This service is completely free. Access 250,000 archived articles from 100+ countries and get a personalised email twice a week covering developments (and yes, our lawyers like to think you’ve read our Disclaimer).
 
Email Address
Company Name
Password
Confirm Password
Position
Mondaq Topics -- Select your Interests
 Accounting
 Anti-trust
 Commercial
 Compliance
 Consumer
 Criminal
 Employment
 Energy
 Environment
 Family
 Finance
 Government
 Healthcare
 Immigration
 Insolvency
 Insurance
 International
 IP
 Law Performance
 Law Practice
 Litigation
 Media & IT
 Privacy
 Real Estate
 Strategy
 Tax
 Technology
 Transport
 Wealth Mgt
Regions
Africa
Asia
Asia Pacific
Australasia
Canada
Caribbean
Europe
European Union
Latin America
Middle East
U.K.
United States
Worldwide Updates
Registration (you must scroll down to set your data preferences)

Mondaq Ltd requires you to register and provide information that personally identifies you, including your content preferences, for three primary purposes (full details of Mondaq’s use of your personal data can be found in our Privacy and Cookies Notice):

  • To allow you to personalize the Mondaq websites you are visiting to show content ("Content") relevant to your interests.
  • To enable features such as password reminder, news alerts, email a colleague, and linking from Mondaq (and its affiliate sites) to your website.
  • To produce demographic feedback for our content providers ("Contributors") who contribute Content for free for your use.

Mondaq hopes that our registered users will support us in maintaining our free to view business model by consenting to our use of your personal data as described below.

Mondaq has a "free to view" business model. Our services are paid for by Contributors in exchange for Mondaq providing them with access to information about who accesses their content. Once personal data is transferred to our Contributors they become a data controller of this personal data. They use it to measure the response that their articles are receiving, as a form of market research. They may also use it to provide Mondaq users with information about their products and services.

Details of each Contributor to which your personal data will be transferred is clearly stated within the Content that you access. For full details of how this Contributor will use your personal data, you should review the Contributor’s own Privacy Notice.

Please indicate your preference below:

Yes, I am happy to support Mondaq in maintaining its free to view business model by agreeing to allow Mondaq to share my personal data with Contributors whose Content I access
No, I do not want Mondaq to share my personal data with Contributors

Also please let us know whether you are happy to receive communications promoting products and services offered by Mondaq:

Yes, I am happy to received promotional communications from Mondaq
No, please do not send me promotional communications from Mondaq
Terms & Conditions

Mondaq.com (the Website) is owned and managed by Mondaq Ltd (Mondaq). Mondaq grants you a non-exclusive, revocable licence to access the Website and associated services, such as the Mondaq News Alerts (Services), subject to and in consideration of your compliance with the following terms and conditions of use (Terms). Your use of the Website and/or Services constitutes your agreement to the Terms. Mondaq may terminate your use of the Website and Services if you are in breach of these Terms or if Mondaq decides to terminate the licence granted hereunder for any reason whatsoever.

Use of www.mondaq.com

To Use Mondaq.com you must be: eighteen (18) years old or over; legally capable of entering into binding contracts; and not in any way prohibited by the applicable law to enter into these Terms in the jurisdiction which you are currently located.

You may use the Website as an unregistered user, however, you are required to register as a user if you wish to read the full text of the Content or to receive the Services.

You may not modify, publish, transmit, transfer or sell, reproduce, create derivative works from, distribute, perform, link, display, or in any way exploit any of the Content, in whole or in part, except as expressly permitted in these Terms or with the prior written consent of Mondaq. You may not use electronic or other means to extract details or information from the Content. Nor shall you extract information about users or Contributors in order to offer them any services or products.

In your use of the Website and/or Services you shall: comply with all applicable laws, regulations, directives and legislations which apply to your Use of the Website and/or Services in whatever country you are physically located including without limitation any and all consumer law, export control laws and regulations; provide to us true, correct and accurate information and promptly inform us in the event that any information that you have provided to us changes or becomes inaccurate; notify Mondaq immediately of any circumstances where you have reason to believe that any Intellectual Property Rights or any other rights of any third party may have been infringed; co-operate with reasonable security or other checks or requests for information made by Mondaq from time to time; and at all times be fully liable for the breach of any of these Terms by a third party using your login details to access the Website and/or Services

however, you shall not: do anything likely to impair, interfere with or damage or cause harm or distress to any persons, or the network; do anything that will infringe any Intellectual Property Rights or other rights of Mondaq or any third party; or use the Website, Services and/or Content otherwise than in accordance with these Terms; use any trade marks or service marks of Mondaq or the Contributors, or do anything which may be seen to take unfair advantage of the reputation and goodwill of Mondaq or the Contributors, or the Website, Services and/or Content.

Mondaq reserves the right, in its sole discretion, to take any action that it deems necessary and appropriate in the event it considers that there is a breach or threatened breach of the Terms.

Mondaq’s Rights and Obligations

Unless otherwise expressly set out to the contrary, nothing in these Terms shall serve to transfer from Mondaq to you, any Intellectual Property Rights owned by and/or licensed to Mondaq and all rights, title and interest in and to such Intellectual Property Rights will remain exclusively with Mondaq and/or its licensors.

Mondaq shall use its reasonable endeavours to make the Website and Services available to you at all times, but we cannot guarantee an uninterrupted and fault free service.

Mondaq reserves the right to make changes to the services and/or the Website or part thereof, from time to time, and we may add, remove, modify and/or vary any elements of features and functionalities of the Website or the services.

Mondaq also reserves the right from time to time to monitor your Use of the Website and/or services.

Disclaimer

The Content is general information only. It is not intended to constitute legal advice or seek to be the complete and comprehensive statement of the law, nor is it intended to address your specific requirements or provide advice on which reliance should be placed. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers make no representations about the suitability of the information contained in the Content for any purpose. All Content provided "as is" without warranty of any kind. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers hereby exclude and disclaim all representations, warranties or guarantees with regard to the Content, including all implied warranties and conditions of merchantability, fitness for a particular purpose, title and non-infringement. To the maximum extent permitted by law, Mondaq expressly excludes all representations, warranties, obligations, and liabilities arising out of or in connection with all Content. In no event shall Mondaq and/or its respective suppliers be liable for any special, indirect or consequential damages or any damages whatsoever resulting from loss of use, data or profits, whether in an action of contract, negligence or other tortious action, arising out of or in connection with the use of the Content or performance of Mondaq’s Services.

General

Mondaq may alter or amend these Terms by amending them on the Website. By continuing to Use the Services and/or the Website after such amendment, you will be deemed to have accepted any amendment to these Terms.

These Terms shall be governed by and construed in accordance with the laws of England and Wales and you irrevocably submit to the exclusive jurisdiction of the courts of England and Wales to settle any dispute which may arise out of or in connection with these Terms. If you live outside the United Kingdom, English law shall apply only to the extent that English law shall not deprive you of any legal protection accorded in accordance with the law of the place where you are habitually resident ("Local Law"). In the event English law deprives you of any legal protection which is accorded to you under Local Law, then these terms shall be governed by Local Law and any dispute or claim arising out of or in connection with these Terms shall be subject to the non-exclusive jurisdiction of the courts where you are habitually resident.

You may print and keep a copy of these Terms, which form the entire agreement between you and Mondaq and supersede any other communications or advertising in respect of the Service and/or the Website.

No delay in exercising or non-exercise by you and/or Mondaq of any of its rights under or in connection with these Terms shall operate as a waiver or release of each of your or Mondaq’s right. Rather, any such waiver or release must be specifically granted in writing signed by the party granting it.

If any part of these Terms is held unenforceable, that part shall be enforced to the maximum extent permissible so as to give effect to the intent of the parties, and the Terms shall continue in full force and effect.

Mondaq shall not incur any liability to you on account of any loss or damage resulting from any delay or failure to perform all or any part of these Terms if such delay or failure is caused, in whole or in part, by events, occurrences, or causes beyond the control of Mondaq. Such events, occurrences or causes will include, without limitation, acts of God, strikes, lockouts, server and network failure, riots, acts of war, earthquakes, fire and explosions.

By clicking Register you state you have read and agree to our Terms and Conditions