ARTICLE
14 November 2024

Uluslararası Sözleşmelerde Cısg Uygulama Alanı Ve Yaklaşım

Günümüz global ticaret dünyasında, farklı hukuk sistemlerine sahip ülkeler arasındaki ticari ilişkilerde yeknesak bir hukuki düzenin sağlanması, ticaretin güvenliği ve öngörülebilirliği açısından kritik bir rol oynamaktadır.
Turkey International Law

Günümüz global ticaret dünyasında, farklı hukuk sistemlerine sahip ülkeler arasındaki ticari ilişkilerde yeknesak bir hukuki düzenin sağlanması, ticaretin güvenliği ve öngörülebilirliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ticaretin hızla büyüyen hacmi ve yapısal karmaşıklığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları en aza indiren, güvenilir ve şeffaf bir hukuki altyapıyı gerektirmektedir. Bu ihtiyaca yanıt olarak, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve Uluslararası Ticaret Hukuku'nda önemli bir yer edinen "Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması" yani, "The United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods" ("CISG"), bilinen adıyla Viyana Satım Sözleşmesi, 10 Nisan 1980'de Viyana'da gerçekleştirilen konferansta oy birliği ile kabul edilmiş ve 1 Ocak 1988'de yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşma, ticari satım sözleşmelerinde yeknesaklık sağlamanın yanı sıra devletler arasındaki yargı yetkisi çatışmalarını önlemeye yönelik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.

Bu makalede, CISG'nin uygulanabilirlik koşulları, kapsamı, esaslı ihlal kavramı, sorumluluk rejimi ve alıcı- satıcı bakış açısından CISG' nin avantajları ve dezavantajları gibi temel unsurlar incelenecek; CISG'nin uluslararası ticaretin güvenilirliğine katkıları ve yerel hukuk sistemleriyle uyum süreci üzerine derinlemesine bir değerlendirme yapılacaktır.

CISG Hangi Durumlarda Uygulanır?

CISG, taraflardan birinin farklı bir ülkede olması halinde satım sözleşmelerine uygulanabilen bir antlaşmadır. CISG'nin uygulanabilmesi için sözleşmeye taraf olanların iş yerlerinin farklı devletlerde bulunması veya uluslararası özel hukuk kurallarının akit bir devletin hukukunu işaret etmesi gereklidir.

CISG, farklı hukuk sistemleri arasında uluslararası ticaretin yeknesaklığını sağlama amacıyla tasarlanmış olsa da tarafların irade serbestisine de büyük önem vermektedir. CISG hükümleri yedek hukuk niteliğinde olup, taraflar, antlaşmanın uygulanmaması konusunda anlaşabilirler. CISG'nin 6. maddesi uyarınca "Taraflar, bu Antlaşmanın uygulanmamasını kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla, hükümlerine istisna getirebilir veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiştirebilirler." Bu madde, taraflara antlaşma hükümlerini devre dışı bırakma veya uyarlama yetkisi tanımaktadır. Bu çerçevede taraflar, antlaşma hükümlerinden feragat edebilmekte veya kendi koşullarına uyacak şekilde bu hükümleri değiştirebilmektedir. Ancak tarafların bu tercihleri sonucunda karşılaşabilecekleri olası hukuki sonuçları dikkatle değerlendirmeleri önem taşımaktadır. CISG, bu bağlamda taraflara uluslararası ticaret standartlarına uyum sağlama esnekliği sunarken, aynı zamanda sözleşmelerini ticari ihtiyaçlarına göre düzenleme imkânı tanımaktadır.

CISG kurallarının yorumlanmasında, antlaşmanın uluslararası niteliği, yeknesaklık sağlama amacı ve uluslararası ticarette dürüstlük kuralı ile iyi niyet ve makul olma esas alınır. CISG, uluslararası satışlara odaklandığı için malların sınır ötesi taşınması ve dolaşımı gibi fiziki zorluklar (uzun mesafeler, ulaşım sorunları) ve gümrük işlemleri, akreditif ve para transferi gibi finansal prosedürlerin zorunluluğu, satım sözleşmesinin geçerliliğini ve sözleşmeye bağlı kalma ilkesinin önemini artırmaktadır.

Alıcı veya Satıcı Tarafken CISG nasıl değerlendirilmelidir?

Bir sözleşmede yetkili hukuk belirlenirken CISG hükümlerine atıf yapıldığında, bunun uygunluğunu değerlendirirken, bu durumun hangi taraf için lehe bir düzenleme olduğunu tespit etmek gerekir. CISG'nin uygulanması, alıcı ve satıcı için farklı avantaj ve dezavantajlar sunar.

Genel perspektiften bakıldığında, CISG'de alıcı lehine yorum ilkesinin hâkim olduğu söylenebilir. Alıcı taraf açısından, CISG'nin uygulanması genellikle daha avantajlıdır. Bunun nedeni, CISG'nin alıcıya, malların kalite ve uygunluğu konusunda güçlü haklar tanıması ve satıcının teslim süreciyle ilgili sıkı sorumluluklar yüklemesidir. Bu sebeple, sözleşmede alıcı taraf olarak yer alındığında, uygulanacak hukuk kısmında CISG'nin geçerli olmasını tercih edilmesi daha olasıdır. Böylece malın ayıplı veya eksik olması durumunda, alıcıya sözleşmeden dönme, fiyat indirimi ve tazminat talebi gibi geniş haklar sunulacaktır. Satıcı konumda yer alındığında ise, CISG'nin satıcının teslim yükümlülüklerini ayrıntılı olarak düzenlemesi ve alıcı lehine geniş haklar tanıması nedeniyle, satıcı tarafın sözleşmede CISG hükümlerini hariç tutması daha olasıdır. Bu sayede ulusal hukuk kurallarına tabi bir sözleşme kapsamında daha az sorumluluklarla karşılaşabilir ve risklerin geçişi, malın uygunluğu ve teslim süreci gibi konularda daha esnek hareket edebilir.

Genel bir bakış açısıyla bu şekilde değerlendirme yapılabilecek olsa da, alıcı ve satıcı taraf açısından her bir ticari ilişki ve sözleşme özelinde CISG' nin getirdiği yükümlülükler açısından analiz yapmak gerekir. Örneğin alıcı açısından daha avantajlı denilmiş olsa da, CISG, muayene ve bildirim yükümlülüğü getirmektedir. Alıcı, malları teslim aldıktan sonra uygun bir süre içinde incelemek ve herhangi bir ayıp tespit ederse bunu satıcıya bildirmek zorundadır. Bu sürede dikkatli olunması ve eksik ya da ayıplı malın hemen bildirilmesi önemlidir. Aksi takdirde hak kaybına uğrama riski doğabilir.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise alıcı, malın teslim alındığı anda hasarın geçtiğini unutmamalıdır. Riskin hangi noktada geçtiğine dikkat edilmeli ve malın kaybı ya da zararı durumunda bu sorumluluğun kendisinde olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Özetle CISG, satıcının yükümlülüklerini daha sıkı düzenlemesi ve alıcı açısından avantajların daha fazla olması nedeniyle satıcı taraf açısından, CISG'yi hariç tutarak daha az yükümlülük altına girilmesi ve ulusal hukuk kapsamında daha esnek sorumluluklarla iş yapabilmesi mümkündür. Alıcı taraf içinse CISG hükümlerinin sözleşmede uygulanmasının birtakım yükümlülüklere rağmen daha avantajlı olacağı söylenebilir.

Sonuç ve Değerlendirme

Sonuç olarak, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG), küresel ticaretin ihtiyaç duyduğu yeknesak ve güvenilir bir hukuki zemin sağlamada önemli bir araç olarak ön plana çıkmaktadır. CISG, farklı ülkelerin hukuk sistemleri arasındaki farkları minimize ederek, ticari işlemlerde öngörülebilirliği artırır ve taraflar arasındaki hukuki belirsizlikleri giderir. Bununla birlikte, taraflara sağladığı geniş irade serbestisi, uluslararası ticarette tarafların ihtiyaçlarına uygun esnek sözleşme düzenlemelerine olanak tanır. CISG'nin tamamlayıcı hukuk niteliği, sözleşme taraflarına antlaşma hükümlerini uygulanabilir kılma veya hükümlerden feragat etme özgürlüğü tanıyarak, uyum kabiliyetini artırır. Bu yönüyle CISG, yalnızca bir düzenleyici metin değil, aynı zamanda uygulamaya dönük pratik çözümler sağlayan bir rehber niteliği taşır.

CISG'nin getirdiği düzenlemelerden biri, taraflar arasındaki yükümlülük ihlallerine yaklaşımıdır. Özellikle, "esaslı ihlal" kavramı, antlaşmanın temel taşı olarak kabul edilmekte ve taraflar arasındaki yükümlülüklerin dengeli bir biçimde yerine getirilmesini sağlamaktadır. CISG m.25, esaslı ihlali, bir tarafın beklediği faydayı önemli ölçüde ortadan kaldıran bir ihlal olarak tanımlar ve böylece, yalnızca ihlalin varlığına değil, ihlalin doğurduğu sonuçlara odaklanır. Bu düzenleme, ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olup, yalnızca ciddi sonuçlar doğuran ihlallerde sözleşmeden dönme gibi ağır yaptırımları mümkün kılar. Bu şekilde, CISG, satıcının veya alıcının sorumluluklarını ihlal etmesi halinde doğrudan sözleşmeyi sona erdirmeyi değil, ilk etapta ihlalin giderilmesini ve ticari ilişkinin korunmasını teşvik eder. Bu yaklaşım, taraflar arasındaki ekonomik ilişkileri gözeterek, ticaretin devamlılığına katkı sağlar.

CISG'nin esaslı ihlal temelli bu yapılandırması, uluslararası ticarette taraflara hem hukuki belirlilik hem de esneklik sağlar. Antlaşmanın sağladığı bu çerçeve, tarafların yalnızca beklenen faydalarının korunmasını değil, aynı zamanda ticari ilişkiyi sona erdirmenin ekonomik sonuçlarının önceden öngörülebilir hale gelmesini de sağlar. Bu şekilde CISG, ticari ilişkilerin sürdürülebilirliğini teşvik eden ve taraflar arasındaki dengeyi koruyan bir düzen olarak, uluslararası ticaret hukukunun temel taşlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Son olarak, CISG'nin uygulanması, alıcı ve satıcı açısından farklı etkiler doğurmakta olup, sözleşmenin hangi tarafı olunduğuna bağlı olarak antlaşma hükümleri değerlendirilmelidir. CISG satıcı taraf için daha sıkı kurallar düzenlediği için, CISG hariç tutulduğunda daha esnek bir ulusal hukuk düzeni geçerli olabilir ve yükümlülükler hafifleyebilir. Alıcılar açısından ise CISG'nin uygulanması, ayıplı veya eksik teslim durumunda sözleşmeden dönme, tazminat talebi gibi güçlü hakların sağlanması ve belirtilen diğer sebeplerle tercih edilebilir. Dolayısıyla, sözleşmenin niteliğine ve tarafların pozisyonuna göre CISG'nin uygulanmasının veya hariç tutulmasının avantaj ve dezavantajları değerlendirilmesi, buna göre stratejik bir karar alınması önemli olacaktır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More