Kripto para, sanal ve dijital para birimi anlamına gelmektedir. Herhangi bir ülkeye, devlete ya merkez bankasına bağlı olmayan bu para biriminin üretim aşamasında kriptoloji biliminden faydalanır. Kriptoloji kelime anlamı olarak şifre bilimi anlamına gelmektedir. Kripto para sistemi içerisinde ise kriptoloji, kullanıcı ve hesap bilgilerinin koda dönüştürülmesi aşamasında rol oynamaktadır. Kripto para sisteminde sanal cüzdanlar ve şifreler mevcuttur. Kullanıcıların hesaplarının güvenliği sanal kodlar sayesinde sağlanmaktadır. Sistem içerisinde bilgi almak ve işlem yapmak, oluşturulan güvenlik çemberinin ilgili kişi tarafından açılmasına bağlıdır. Kripto paraların değer kaybetmesi veya değer kazanması tümüyle kullanıcıların arz-talep dengesine göre şekillenmektedir.

Dijital para olarak piyasada dolaşan kripto para, gerçek para birimleri yoluyla ilgili alım-satım platformlarından satın alınır. Kullanıcılar cüzdanlarında bulunan kripto paraları, devredebilir ve satabilir. Burada kripto para temini için gerek olan iki unsur vardır: Hesap ve Cüzdan. Ancak bu durum phising gibi suç teşkil eden doğmasına ve hukukun ilgili alanlarında tartışılmasına yol açmaktadır.

Oltalama olarak Türkçe karşılık bulan Phising kavramı,  bazı kişi, kurum ya da kuruluşlar tarafından kötüniyetli bir biçimde kullanıcıların kredi kartı, kimlik bilgileri gibi önemli kişisel verilerinin çalınması anlamına gelmektedir. Kripto para piyasasında phising kavramı ise tanıma paralel olarak; sahte internet siteleri veya kullanıcılara e-posta gönderilmesi yoluyla yapılmaktadır. Amaç kullanıcının sahte web sitesine hesap bilgilerini girmesini sağlamak ve sonrasında hesabın hacklenmesi suretiyle siber saldırının gerçekleşmesidir. TCK'da Onuncu Bölüm: Bilişim Alanında Suçlar kısmında 245'inci maddede yer alan banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması başlıklı hüküm her ne kadar phising kavramı ile ilgili olsa da, kanun maddesinin lafzından, suçun oluşması için “başkasına ait bir banka veya kredi kartını ele geçirmek veya elinde bulundurmak” şartını aramaktadır. Ancak kripto para piyasasında böyle bir şartın gerçekleşmesini aramak hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Halihazırda her kullanıcının cüzdanı sanal ortamda tutulmakta ve saklanmaktadır. Hal böyleyken suçun işlenmesi fiziki bir kredi ya da banka kartına bağlı bulunmadığından, ilgili kanun maddesinin güncel gelişmelerin çok daha geride kaldığı sonucuna ulaşılabilmektedir. Bu durum, ülkemizde kripto paraların günlük hayatta yaygın olarak kullanılabilmesinin önüne geçen sebeplerden yalnızca bir tanesidir.

Ülkemizde henüz kripto paralara ve kullanıcıların haklarına ilişkin olarak herhangi bir mevzuat ya da düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 16 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” uyarınca, ödemelerde kripto varlıkların kullanılmamasına, ödeme hizmetlerinin sunulmasında ve elektronik para ihracında kripto varlıkların doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmamasına ve ödeme ve elektronik para kuruluşlarının kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hizmeti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon aktarımlarına aracılık etmemesine yönelik bir düzenleme yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla bu Yönetmelik uyarınca kripto paraların ülkemizde kullanım alanı ciddi seviyede kısıtlanmıştır.

Kripto paraların alım-satımı, anlık yükseliş ve düşüşü ve bu değişimlerin takip edilmesi kripto para piyasasını oluşturmaktadır. Ancak kripto paraların hiçbir otoriteye bağlı olmaması ve herhangi bir merkez bankası ya da devlet yönetimi bünyesinde olmaması gibi sebeplerle kullanıcılarda güven problemi doğurmaktadır. Bu paraların günlük hayatımızda ve hukuk sistemimizdeki yerine dair varlık olarak kabul edilip edilmeyeceği, vergilendirmesinin nasıl olacağı, miras kalıp kalmayacağı gibi birçok husus doktrinde tartışılmaktadır. Kripto paralar yaygınlaştıkça ve ülkeler mevzuatları arasında kripto paraya yer vermeye başladıkça bu sorular cevap bulabilecektir. Ancak hükümetlerin kendi egemenlikleri altında yer almayan kripto paralara karşı olumlu bir tutum sergilediğini söylemek oldukça güçtür. Bunun yerine kendi çıkarttıkları ve arzını kontrol edebildikleri dijital paralar üzerinden düzenleme yapma yoluna gittikleri görülmektedir. Buradaki temel sebebin kayıt-dışı ekonomiyi azaltmak, halkın dijitalleşme talebini karşılamak ve her türlü para üzerinde otorite ve egemenlik kurmak amaçları yer almaktadır.

Tüm bu anlatılanların ışığında kripto paraların mülkiyet hakkı kapsamında hukuken tartışılmasının mümkün olduğu söylenebilecektir. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35'inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde belirtilmektedir. Kanunun lafzına bakıldığında, mülkiyet hakkının anayasal bir hak olduğu ve ancak kamu yararı amacıyla kanun ile sınırlandırılmasının mümkün olduğu öngörülmektedir.

Mülkiyet hakkı ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1. No'lu Protokolünün 1. Maddesinde, “Mülkiyetin korunması Her gerçek ya da tüzel kişi, mülkiyetinden/malvarlığından müdahale edilmeksizin yararlanma hakkına sahiptir. Hiç kimse, kamu yararı uyarınca ve yasanın ve uluslararası hukuk genel ilkelerinin öngördüğü koşullara tabi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılması hali hariç, mülkiyetinden yoksun bırakılmayacaktır.” Denilmek suretiyle Anayasamızla paralel bir düzenleme içermektedir. Maddenin devamında Anayasamıza nazaran daha detaylı bir düzenleme yapılarak, “Ancak yukarıdaki hükümler hiçbir biçimde, bir Devletin, mülkiyetin genel yarara uygun olarak kullanılmasını denetim altına almak ya da vergilerin yahut diğer katkıların/yükümlülüklerin yahut para cezalarının ödenmesini temin etmek üzere gerekli gördüğü nitelikteki yasaları yürürlüğe koyması yetkisine halel getirmeyecektir.” Denilmek suretiyle Devletin her halükarda vergi ve denetim hakkının devam edeceğini vurgulamaktadır. 

Bu iki düzenleme ışığında, kripto paraların Türk hukuku çerçevesinde mülkiyet hakkı kavramına konu edilebileceği konusu gündeme gelmektedir. Kripto paraların ülkelerin gerçek para birimleri yoluyla satın alındığı ve kimlik bilgilerinin kayıtlı olduğu bir kullanıcı hesabında yer alan cüzdana intikal ettiği hususları göz önünde bulundurulduğunda; bunun bir satış sözleşmesi niteliğinde olduğunun söylenmesi mümkündür. Satış sözleşmesi en basit tanımıyla bir tarafın sözleşme konusu malın mülkiyetini diğer tarafa devretme ve diğer tarafın da bunun karşılığında bir miktar para ödeme borcu altına girdiği bir sözleşmedir. Burada sözleşme konusunun kripto para olması durumunda, karşılık bedel verilmek suretiyle mülkiyet hakkının alıcıya yani kullanıcıya geçtiği varsayımında bulunulabilecektir.

Türk hukukunda, üç boyutlu maddi bir varlığa sahip olmayan ve üzerinde hakimiyet kurulamayan bir varlığın eşya olarak nitelendirilemeyeceği kuralı haizdir. Buna karşılık kripto paralar ise tamamen sanal bir ortam üzerinde mevcudiyetlerini devam ettirmektedir. Ancak üç boyutlu maddi bir varlıkları olmasa da kripto paralar üzerinde hakimiyet kurulması mümkündür. Nitekim her kullanıcı, belirli bir bedel karşılığında sanal para temin etmekte ve temin ettiği sanal parayı kendine özel bir cüzdan içerisinde muhafaza etmektedir. Günümüz gelişen teknolojisi sebebiyle kanunların da bu gelişime ayak uydurarak değişmesi ve revize edilmesi gereklidir.

Her ne kadar Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik uyarınca kripto paraların ödeme vasıtası olarak kullanımı ülkemizde kısıtlanmış olsa da; kripto paraların haczini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kripto paraların haczedilebilirliği de kripto paraların bir mal vasfına haiz olduğu gösterir delillerden birisini teşkil etmektedir. Nitekim kripto para varlıklarının haczi, İİK madde 89'a göre gerçekleştirilecektir. 

İİK m.89 çerçevesinde; kripto paraların haczi için borçlunun kripto paraların işlem gördüğü aracı kuruma haciz ihbarnamesi gönderilir. Aracı kurum kendi nezdinde borçluya ait kripto para varsa bunu ve miktarını ihbarnameye cevabında belirtmekle yükümlüdür. Bu takdirde borçlunun kripto paralarının alacaklının alacağını karşılayacak tutarı kadarına haciz konulur. Bu konuda doktrinde tartışılan konu, kripto paranın hacze konu edilmesi halinde onun hangi andaki kur üzerinden TL cinsine çevrileceğidir. Çünkü kripto paranın piyasa değeri devamlı değişim halindedir. Ancak en doğru hukuki çözüm, ihbarnamenin kuruma ulaştığı gündeki kur üzerinden işlem yapılmasıdır.

SONUÇ

Kripto paraların mal vasfı ile mülkiyet hakkına konu edilmesi hususları hukuk alanında yeni tartışılmaya başlayan konulardan birisini teşkil etmektedir. Kripto paralar açısından ayrıntılı herhangi bir mevzuatın bulunmaması ve hukuki açıdan güvenilir olmaması gibi sebeplerle kripto paralar çoğu ülkede yalnızca yatırım aracı olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla kripto paraların hukuki açıdan kimliği doktrinde güncel olarak tartışılmakta ve çeşitli görüşler sunulmaktadır. İşbu makalede kripto paraların mal vasfı ve mülkiyet hakkına konu edilebilmesi açısından bir hukuki yaklaşım benimsenmiştir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.