Anonim şirketlerde, temsil yetkisi yönetim kurulu tarafından kullanılır. Buna göre, şirketin açtığı veya şirket aleyhine açılan davalarda şirket yönetim kurulu tarafından temsil edilir. Ancak kimi hallerde şirket yönetim kurulu ile şirket arasında menfaat çatışması doğmaktadır. Şirket ile yönetim kurulu arasında doğan menfaat çatışması hallerinde; şirketin, azlık pay sahiplerinin ve alacaklıların menfaatlerinin yargı mercilerinin önünde etkin bir şekilde korunabilmesi için temsil kayyımlığı kurumuna müracaat edilebilir.

Kayyımlık, temsil veya yönetim yetkisinin kullanılamaması durumunda oluşan boşluğun mahkeme tarafından atanacak bir kişiyle doldurulmasını amaçlayan geçici bir hukuki korumadır. Bu boşluğun giderilmesiyle birlikte kayyımın görevi sona erer.

Hukukumuzda, kayyımlık temsil ve yönetim kayyımlığı olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir. Yönetim kayyımı, organ eksikliği, organın uzun süre çalışmaması veya yönetim kurulu üyelerinin azlini gerektirecek derecedeki sorumluluk nedenlerinin bulunması gibi durumlarda her türlü temsil ve yönetim yetkisini kullanabilecek şekilde mahkeme tarafından atanırken, temsil kayyımlığında fiili veya hukuki bir nedenden ötürü temsil yetkisinin geçici olarak kullanılamaması ve bu yetkinin mahkeme tarafından atanacak bir kayyım vasıtasıyla kullanılması söz konusudur. Yönetim kayyımlığının aksine, temsil kayyımlığında mahkeme, atayacağı kişinin hangi yetkileri kullanabileceğini atama kararında mutlaka belirtmelidir.

Anonim şirketlerde temsil kayyımlığına ihtiyaç duyulan iki tipik örnek bulunmaktadır. İlk örnek, yönetim kurulunun tüm üyeleri tarafından genel kurul kararının iptali davası açılması halinde ortaya çıkmaktadır. Davacı olan yönetim kurulunun, aynı davada davalı olan şirketi temsil etmesi menfaat çatışması nedeni ile mümkün değildir. İkinci örnek ise bütün yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması halinde ortaya çıkmaktadır. Bilinenin aksine menfaat çatışması yaşanan sorumluluk davalarında da, şirketin menfaatlerini korumak üzere, mahkeme tarafından re'sen veya ilgili her kişinin talebi üzerine temsil kayyım atanması mümkündür.

Temsil kayyımlığı kurumunu, pay sahipleri ya da alacaklılar tarafından açılacak sorumluluk davası özelinde incelemekte yarar bulunmaktadır. Anonim şirketi doğrudan doğruya zarara uğratan bütün işlemler pay sahipleri ve alacaklılar açısından "dolayısıyla" uğranılmış bir zararı ifade eder.

Kanun koyucu, alacaklılara ve pay sahiplerine uğradıkları dolaylı zararlar nedeniyle dava açma hakkı tanımaktadır. "Sorumluluk davası" olarak adlandırılan bu davada hükmedilecek tazminat ise şirkete ödenmektedir. Hükmedilecek tazminat şirkete ödeneceğinden, şirketin bu davaya asli ya da fer'i müdahil olarak katılmada hukuki yararı bulunmaktadır. O halde, şirket pay sahipleri ya da alacaklı 3. kişiler tarafından görevdeki tüm yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması durumunda, tazminat yönetim kurulu tarafından şirkete ödeneceği için şirket ile yönetim kurulu üyeleri aralarında menfaat çatışması doğacağı aşikardır. Uygulamada şirket azlık pay sahipleri ve alacaklılar hakim pay sahipleri tarafından seçilen görevdeki tüm yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açmaktadır. Görevdeki tüm yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davaları olması gerekenden uzun sürmekte olup, bu durumun başat nedeni yönetim ve temsil yetkisi bulunan yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki menfaat çatışmasıdır. Yönetim kurulu üyeleri kendileri aleyhine açılan davalarda aleyhlerine karar çıkmasını engellemek için şirket menfaatini göz ardı etmekte ve yargılamanın uzamasına neden olmaktadırlar. Bu durum ise netice olarak şirket, azlık pay sahipleri ve alacaklılar aleyhine bir durum yaratmaktadır.

Bahse konu hukuki risklerin bertaraf edilmesi açısından, azlık pay sahipleri ya da alacaklılar tarafından görevdeki tüm yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak davalarda, davanın şirkete ihbarı talep edilerek TMK madde 426 b.3 hükmü uyarınca şirkete temsil kayyımı tayinini talep etmek yerinde olacaktır.

Temsil kayyımı, TMK 430. madde gereği kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yerindeki vesayet makamı tarafından atanır. Bu durumda, yetkili mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Görev açısından ise TMK 397. madde hükmü bu konuda görevli mahkemeyi sulh hukuk mahkemesi olarak düzenlemiştir. Ancak, TTK, anonim şirketleri ilgilendiren konularda TMK'ya göre özel kanun niteliğinde olduğundan TTK hükümleri önceliklidir. TTK 4. madde, bu yasadan doğan bütün davaların mutlak ticari dava olduğu ve asliye ticaret mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Anonim şirketlerde yönetim veya temsil kayyımı atanması bu kapsamdadır ve Yargıtay'ın yaygın içtihadı da bu yöndedir. Sonuç olarak, kayyım atanmasında yetkili ve görevli mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir. Ayrıca, kayyımlık sürecinde, talimat verme veya görevde değişiklik yapma gibi denetim yetkisini ilgilendiren konularda yine asliye ticaret mahkemesi yetkilidir.

Özetle, azlık pay sahipleri ve alacaklılar tarafından dolaylı zararlar nedeni ile görevdeki tüm yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında davanın şirkete ihbarı ve temsil kayyımı tayin edilmesi talebinde bulunulması yararlı olacaktır. Sorumluluk davası sürecinde anonim şirketin bağımsız bir temsil kayyımı vasıtası ile temsili sağlanarak, menfaat çatışması ve hâkim pay sahipliğinin kötüye kullanılması nedeni ile ortaya çıkabilecek birçok hukuki risk bertaraf edilmiş olacaktır. Temsil kayyımlığı kurumu bu şekilde azlık hakkının daha etkin kullanılmasını sağlayabilir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.