Turkey: Akaryakıt Bayilik Sözleşmelerinde Yıllık Asgari Alım Taahhütleri Ve Cezai Şart

Last Updated: 21 June 2019
Article by Mehmet Suat Kayikci

1. Bayilik Sözleşmesinin Niteliği

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 2 nci maddesinde bayilik faaliyeti, "Karşılıklı yükümlülüklerin .... bir sözleşmeye bağlanarak akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçek ve tüzel kişilere akaryakıtın kullanıcılara ikmali yetkisi verilmesi işlemi" olarak tanımlanmakta ve tanımdaki sözleşme ibaresinden de bayilik sözleşmesi kastedilmektedir. 5015 sayılı Kanun ayrıca, bayilik ilişkisine yönelik 8 inci maddesinin birinci fıkrasında ve 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında iki hüküm öngörmüştür. 7 nci maddede atıf yapılan 2 nci maddenin birinci fıkrasının (10) ve (13) numaralı tanımlarının bayilik sözleşmesi ile ilgili öngördüğü kriterleri; "karşılıklı yükümlülükler getirmek" ve "kullanıcılara akaryakıt ikmali yetkisi vermek"; 8 inci maddesinin öngördüğü kriteri ise "tek elden satış sözleşmesi"1 olarak belirlemek mümkündür. 5015 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 7 nci maddesinin birlikte yorumlanması sonucunda bayilik sözleşmesinin; (i) taraflara karşılıklı yükümlülükler getiren, (ii) bayiye kullanıcılara akaryakıt ikmali yetkisi veren, (iii) tek elden satın alma sözleşmesi niteliğini taşıyan bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır.2

Her ne kadar 5015 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde bayilik sözleşmesi için "tek elden satış sözleşmesi" ifadesi kullanılmışsa da 5015 sayılı Kanun ile düzenlenmek istenen, bayilerin tek bir dağıtım şirketinden akaryakıt tedarik etmelerini sağlamaktır. Tek elden yapılacak faaliyet "satış" değil, "satın almadır." Rekabet hukukunda da bayilik sözleşmeleri, tek elden satın alma sözleşmeleri olarak ele alınmaktadır.3

2. Bayilik Sözleşmesinin Süresi

Bayilik sözleşmesinin süresi, bir diğer ifadeyle azami ne kadar süre ile imzalanabileceği hususu Rekabet Kurulu ve yargı organları tarafından alınan kararlar ile şekillenmiştir. Rekabet Kurulu'nun, Danıştay 13. Dairesinin Total-Akdağ davasında Rekabet Kurulunca alınan kararın iptaline ilişkin vermiş olduğu kararın gerekçesine yansıyan hususlar ve nihayetinde çeşitli akademisyenlerden alınan görüşler doğrultusunda almış olduğu 30/10/2008 tarihli Total-Akdağ4 ve 05/03/2009 tarihli Barbaros-Alpet5 ve Polpet-Moil6 kararlarında;

  • 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde koşulları belirtilen muafiyetten yararlanabilmek bakımından, bayilik sözleşmeleri ile getirilen rekabet yasağının süresinin beş yılı aşmaması gerektiği,
  • Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların da rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağına

karar vermesi üzerine, 18/09/2005 tarihinden önce yapılıp da anılan tarih itibarıyla bakiye süresi 5 yılı aşan anlaşmaların 18/09/2010 tarihinde; 18/09/2005 tarihinden sonra yapılan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren beşinci yılın sonunda uygulanmalarına son verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.

3. Asgari Satış Taahhüdü ve Cezai Şart

Rekabet Kurulu'nun mezkûr kararları üzerine, dikey anlaşma niteliğinde olan bayilik sözleşmelerinin sürelerinin beş yılla sınırlandırılması ve bu süreyi dolaylı yollardan uzatmayı amaçlayan kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların da bu süre sınırlamasına tabi kılınmasının bayi ve dağıtıcı ilişkilerini yeniden şekillendiren önemli sonuçları olmuştur. Bu sonuçlardan bir kısmı da dağıtım şirketlerinin sözleşme yaptıkları bayilerden almış oldukları yıllık asgari satış taahhütlerine yönelik oluşmuştur.

Asgari satış tonajı taahhütleri, akaryakıt sektöründe dağıtım şirketleri ile bayileri arasında yapılan bayilik sözleşmeleri kapsamında, ilgili bayinin anlaşmanın geçerli olacağı her bir yıl için asgari bir satış miktarını taahhüt etmesini öngören hükümleri ifade etmektedir. Bu hükümler, sözleşmede doğrudan yer alabildiği gibi, dağıtım şirketi ile bayinin imzaladığı ayrı bir taahhüt metni veya bir protokol halindeki örnekleri de bulunmaktadır. İlgili yılın veya sözleşme süresinin sonunda bayiler tarafından yerine getirilemeyen satış tonaj taahhütlerine karşılık olarak yine sözleşmelerde ton başına belirli miktarlarda cezai şart hükümlerine yer verilmekte ve kimi durumlarda bayilerden yerine getirilemeyen satış tonajı taahhüdü nedeniyle cezai şartın tazmin edilmesi talep edilebilmektedir.7 Dağıtıcılar, bayilerden yıllık satış taahhüdü almakla, hem sözleşme yaptıkları bayiler için yapmış oldukları yatırımların geri dönüşünü, hem sözleşmeden bekledikleri faydayı, hem de 5015 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinden kaynaklanan yıllık azami 60.000 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) pazarlama yükümlülüğünü yerine getirmeyi garanti etmeyi amaçlamaktadır. Bu tür taahhütlerin daha fazla satış yapmaya teşvik etmesi nedeniyle, perakende seviyesindeki rekabetin güçlendirilmesine katkı sağlayabildiği yönünde görüşler de bulunmaktadır.8

Asgari satış taahhüdünün, aslında uzun zamandır sektörde sürdürülen bir uygulama olduğu bilinmektedir. Ancak, bu uygulamanın taraflar arasında uyuşmazlıklara neden olması pek vaki bir durum değildi. Zira, dağıtım şirketleri çoğu zaman bayilerine yapmış oldukları yatırımların geri dönüşünü ve sözleşmeden bekledikleri faydaları, bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hakları kullanarak sözleşme sürelerini uzatmak suretiyle sağlayabilmekteydi. Lakin Rekabet Kurulu'nun yukarıda değinilen kararları sonrası sözleşmelerin sürelerinin dolaylı yollardan uzatılmasının önüne set çekilmesiyle birlikte, asgari satış taahhüdü daha geniş bir uygulama alanı bulmaya başlamış ve yerine getirilemeyen taahhütlerin tazmini amacıyla dağıtım şirketleri tarafından başlatılan adli takibatlar günden güne artış göstermiştir. Ayrıca bu satış taahhütlerinin karşılanamadığı durumlarda, dağıtım şirketlerinin tazminat tehdidiyle yeni sözleşme yapmak veya sözleşme süresini uzatmak için bayilerini zorladığı iddiaları da ortaya atılmıştır.9

Önceleri, nasıl olsa fiilen tazmin edilmediği gerçeğinden destek alan çoğu bayinin yerine getirip getiremeyeceğini yeterli bir şekilde tartmadan ve sonuçlarını göz önünde bulundurmadan dağıtım şirketlerine vermiş oldukları yüksek taahhütler, bugün sektör için çözüm bekleyen en önemli gündem maddelerindendir. Konu hakkında bayilerin, Rekabet Kurumuna yapmış oldukları başvurular hakkında Rekabet Kurulu, "ticari ve taraflar arasında özgürce belirlenmesi gereken bir husus olduğu ve bununla ilgili olarak ortaya çıkan anlaşmazlıkların mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği" gerekçesiyle "Satış tonajı taahhüdüne ilişkin başvuruların, mevcut durumda 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığına" ve "konunun sektördeki etkileri dikkate alınarak 4054 sayılı Kanun'un 30. Maddesinin (f) bendi uyarınca EPDK'ya intikaline" karar vermiştir.10 Hatta Rekabet Kurumu, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına görüşünde de "bayilik sözleşmeleri kapsamında öngörülen satış tonajı taahhütleriyle ilgili olarak, bu taahhütlerin rekabeti artırıcı yönleriyle doğurabileceği sakıncalar arasında denge kurabilecek nitelikte kanuni bir düzenlemeye gidilmesinin faydalı olacağı" değerlendirmesine yer vermiştir.11

EPDK'nın ise bugüne kadar kendisine yapılmış başvurularla ilgili herhangi bir kararı ya da düzenlemesi yayımlanmamıştır. Ancak, genel intiba olarak EPDK'nın, ne 5015 sayılı Kanun'da ne de bu Kanuna dayanılarak çıkarılmış olan ikincil mevzuatta konu hakkında herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla konunun Rekabet Kurumu'nunkine paralel bir yaklaşımla, ancak özel hukuk hükümleri çerçevesinde ele alınabileceği gerekçesiyle herhangi bir müdahalede bulunmadığı düşünülmektedir. Konunun özel hukuk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi halinde ise aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır.

a) Sözleşme Hürriyeti Açısından

Anayasa'nın 48 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir."; gerekçesinde ise "Hürriyet temeline dayalı bir toplumda irade serbestliği çerçevesinde ferdin sözleşme yapma, meslek seçme ve çalışma hürriyetlerinin garanti olması tabiidir. Ancak, bu hürriyetler, kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlandırılabilir." denilmektedir. Buna göre taraflar, özgür iradeleriyle ilişkilerini sözleşmelerle düzenleyip biçimlendirebilir. Anayasa ile koruma altına alınan sözleşme hürriyeti, sözleşme yapma serbestisi yanında yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahale yasağını da içermektedir.12 Ancak, gerekçede de ifade edildiği üzere bu hürriyet mutlak değildir, kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlandırılabilir. Nitekim Borçlar Kanunu'nun sözleşme özgürlüğünü düzenleyen 26 ncı maddesinde tarafların, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceği belirtildikten sonra 27 nci maddede de Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmelerde kural, sözleşme hurriyeti çerçevesinde sözleşme hükümlerinin taraflar arasında serbestçe belirlenmesidir. Ancak, sözleşme hükümleri her halukarda kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olamaz.

Yaptıkları bir sözleşmeyle yükümlülük altına giren tarafların, karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve taahhütlerinden sorumlu olmaları doğaldır. Bu nedenle borçlunun yükümlülüklerini ihlâl etmesi durumunda, alacaklının menfaatlerini korumaya yönelik olarak borç ilişkilerini düzenleyen yasalarda çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. Borcun ifa edilmemesi ya da eksik ifa edilmesi hâllerinde alacaklı, bu düzenlemeler vasıtasıyla alacağını elde etmeye çalışır. Alacaklının borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi dolayısıyla asıl ifanın yanında uğramış olduğu zararların tazminini de istemek hakkı bulunmaktadır. Ancak, alacaklının bu yolla amacına ulaşabilmesi maddî, manevî birçok zorluğu da beraberinde getirmektedir. Usulî işlemler uzun zaman kaybına neden olurken, kusur ve zararın ispatı ise alacaklıyı zor durumda bırakabilmektedir. Bu nedenle alacaklılar, haklarını kuvvetlendirmek amacıyla asıl alacağın yanında bir takım teminat vasıtaları elde etmeye çalışırlar. Rehin ve kefalet gibi cezaî şart da alacaklının bu gereksinimini sağlamaya yönelik bir hukukî müessesedir.

Borçlar Kanunu'nun 179 uncu (Mülga BK m.158) maddesinde sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde ödenmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça, alacaklının ancak ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği; borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasının da istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde alacaklı, borcun tam veya eksik olarak yerine getirilmesi nedeniyle uğradığı zararı ve borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda olmaksızın, Borçlar Kanunu'nun 179/I-II maddesi gereğince, cezai şartın ödenmesini talep etmeye hak kazanmaktadır.

Borçlar Kanunu m.180/I'e (Mülga BK m.159) göre, borcun yerine getirilmemesinden dolayı alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, cezaî şartı talep hakkını kazanmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 182/I (Mülga BK m.161) maddesi ise cezaî şartın miktarını belirlemede tarafları serbest bırakmıştır. Ancak yine de aynı maddenin üçüncü fıkrasında hâkimi fahiş gördüğü cezaî şartları indirmekle yükümlü tutmuştur. Bununla birlikte, Kanun koyucu Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci (Mülga TTK m.24) maddesinde tacirler hakkında cezaî şartla ilgili olarak Borçlar Kanunu'ndan farklı bir yol seçmiş ve Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ticarî işlemlerde uygulanamayacağını öngörmüştür.

b) Yargının Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Daireleri Genel Kurulu'nun 20/03/1974 tarihli ve E.1970/1053-K.1974/222 sayılı kararında ise;

"BK'nun 161/3. Maddesi hükmüne karşı olarak Ticaret Kanunu'nun 24. Maddesi ile tarafların ceza miktarını serbestçe tespit edebilecekleri esası kabul edilmiştir. Ceza tutarı borçlunun taahhüdünden elde edeceği menfaate tecavüz etse bile cezanın indirilmesi düşünülemez. Ancak, TK'nun 24. Maddesi ile tacir olan şahsa ve akdine tanınmış olan bu akit serbestisi bütün akitler için sınır çekmiş olan BK'nun 20. Maddesi ile takyit edilmiştir. Cezai şart borçlunun iktisaden mahvını mucip olacak derecede ağır ve yüksek ise adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptal edilmesi gerekir. Borçlu tacir olsa dahi böyle bir durumda ceza iptal edilebilir. Çünkü ahlak ve adaba aykırılık dolayısıyla şartın butlanı genel bir hükümdür TK'nun 24. Maddesi hükmünün bu genel müeyyidenin uygulanmasına engel sayılacağı düşünülemez." gerekçesiyle "Cezai şart borçlunun iktisaden mahvını mucip olacak derecede ağır ve yüksekse adab ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptal edilmesi gerekir. Borçlu tacir olsa dahi böyle bir şart iptal edilir."

şeklinde içtihat oluşturmuştur.

HGK'nun 26/11/2001 tarihli ve E.2001/9-1175_K.2001/166 sayılı ilamında da ;

"...Her ne kadar TTK'nun 24. maddesinde 'tacir sıfatını haiz borçlunun BK'nun 161. Maddesinin 3. Fıkrasında yazılı hallerde cezai şartın aşırı olduğunu ileri süremeyeceği' belirtilmişse de, HGK'nun 20.3.1974 t. Ve 1970/1053.,-1974/222 K. Sayılı kararı ile hakimin ticari işlerde dahi cezai şartın ahlak ve adaba aykırı olup olmadığını incelemesi gerektiği kabul edilmiştir.

O halde, Mahkemece Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen .... nedenler ve özellikle somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak cezai şarttan uygun oranda indirim yapılması gerekir.... ..."

değerlendirmesine yer vermiştir.

Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere Yargıtay borçlunun tacir olması durumunda bile kararlaştırılan cezai şartın fahiş ve borçlunun ekonomik açıdan mahvına sebep olacak nitelikle olması halinde, cezai şartın ahlaka aykırı sayılarak geçersiz sayılması gerektiğini kabul etmektedir.

Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı belirlenirken; asıl borç ilişkisinin türü ve niteliği, alacaklının asıl borcun gereği gibi ifasındaki menfaati ile cezai şartın miktarı arasındaki oran, borçlunun borca aykırılığının ağırlığı ve kusurun derecesi, tarafların ekonomik durumu gibi kriterler dikkate alınmaktadır. 13

Bayilik sözleşmeleri kapsamındaki asgari alım taahhüdünün yerine getirilememesi durumuna karşılık getirilen cezai şartlar özelinde ise Yargıtay 19. HD'nin 21/12/2016 tarihli ve 2016/6702 E. - 2016/16086 K. sayılı kararında;

"Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş̧ olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği Yargıtayca kabul edilmektedir. Bu itibarla mahkemece bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden davalının mali durumu gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir....."

İfadeleriyle, fahiş cezai şartın tamamen ya da kısmen iptalinin mümkün olduğunu kabul etmiş olmakla birlikte, cezai şartın ekonomik yönden bayinin yıkımına sebep olup olmayacağı konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp, alınacak detaylı bilirkişi raporu ile diğer deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan "yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şart hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen (Eski B.K. madde 158/II) ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilmektedir. Ancak, eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse ya da çekince koymadan ifayı kabul etmiş ve sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde ceza koşulunu isteyemez.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2013/14851-K.2014/1302 sayılı kararında akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan "yıllık asgari satış taahhüdü"nün ihlaline dayanan bir alacak davasında konuyla ilgili aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır:

"...akaryakıt bayilik sözleşmesinin eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179 /II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili "çekince" (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama ( şerh ) ile koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt konulduktan sonra veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Tekrarlamak gerekirse, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur.

Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı sözleşme eki taahhütnamede öngörülen asgari alım taahhüdüne uyulmadığı halde sonraki yıllar bakımından herhangi bir ihtar çekmeden ve ihtirazı kayıt koymadan ifaya devam etmiş olduğundan önceki yıllara ilişkin cezai şartı talep edemez. Bu durum karşısında ancak son yıla ait cezai şart isteyebileceğinin kabulü gerekir."

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi daha yakın zamanda verdiği 06.10.2016 tarihli ve 2016/2615E.- 2016/13007K. sayılı kararında ise:

"sözleşmenin imzalandığı 07.10.2005 tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde kar mahrumiyeti talebinde bulunmadığını, davalı tarafın taahhüdün çok altında alım gerçekleştirdiğini, buna rağmen davacının davalının 4 yıl 6 ay eksik alımını ihtilaf konusu yapmayıp, sonra işbu dava kapsamında gündeme getirmesinin TMK'nun 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, her iki tarafın da tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü göz önüne alındığında bu konuda davacının ihmali veya tecrübesizliğinin makul görülmeyeceği, davacının daha sözleşmenin başında davalı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini fark ettiği halde eksik nitelikteki edayı kabule devam etmiş olmasının cezai şarttan feragat ettiği anlamına da geldiği"

gerekçesiyle davanın reddine karar veren ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

Görüldüğü üzere, dağıtıcının bir yıldan uzun süreli bayilik sözleşmelerinde yer alan asgari alım/satış taahhüdünü yerine getirmeyen bayiye takip eden yıllar bakımından herhangi bir ihtar çekmeden ve ihtirazı kayıt koymadan ifaya devam etmesi halinde önceki yıllara ilişkin cezai şart talep edemeyeceği; hatta dağıtım şirketinin TMK md. 2'de düzenlenen objektif iyi niyet kurallarına aykırı davrandığına kanaat getirilen durumlarda cezai şartın tahsilini hiç isteyemeyeceği, açık ve herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde Yargıtay tarafından kararlaştırılmış bulunmaktadır.

4. Sonuç

Asgari satış tonajı taahhütleri, akaryakıt sektöründe dağıtım şirketleri ile bayileri arasında yapılan bayilik sözleşmeleri kapsamında, ilgili bayinin anlaşmanın geçerli olacağı her bir yıl için asgari bir satış miktarını taahhüt etmesini öngören hükümleri ifade etmektedir. Sözleşme hürriyeti kapsamında tarafların bayilik sözleşmesinde asgari satış taahhüdüne ve bu taahhüdün yerine getirilememesi durumları için cezai şarta yer vermeleri mümkündür. Kaldı ki, sözleşmenin tarafları Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir sayıldıklarından öngörülen cezanın miktarı fahiş olsa bile mezkur Kanunun 22 nci maddesi nedeniyle tarafların bu cezanın indirilmesini talep etmesi de mümkün değildir.

Taraflar bayilik sözleşmesinde asgari satış taahhüdü ve cezai şarta ilişkin hükümlere yer verebilmekte ise de her halükarda bu hükümlerin Borçlar Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusunun imkânsız olmaması gerekir. Nitekim, tacirler arasında yapılsa da, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda zikredilen kararlarında olduğu gibi borçlunun ekonomik durumunu sarsacak nitelikte, borçluyu ifaya zorlamak yerine onun üzerinde parasal yük teşkil eden ve malvarlığını tehdit eden hakkaniyete ve nefasete aykırı nitelikte cezai şartların iptal veya tenkis edilebileceğine hükmettiği görülmektedir.

Öte yandan, yıl esaslı olarak belirlenen asgari alım taahhütlerinin toptan olarak sözleşme süresinin sonunda istenip istenemeyeceği ise taahhüdün yerine getirilemediği her yıl sonunda takip eden yıl için henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır.

Footnotes

1. 'Tek elden satış sözleşmesi', hukuk literatüründe 'tek satıcı sözleşmesi' olarak kabul edilmektedir.

2. Refik TİRYAKİ, Petrol Piyasasında Ticari İlişkilerin Tabi Olduğu Hukuki Rejim, http://www.dektmk.org.tr/pdf/enerji_kongresi_11/54.pdf Erişim: 20/08/2014

3. İlker Fatih KIL, Türk Akaryakıt Piyasasında Dağıtım Şirketleri ile Bayiler Arasında Uygulanan Tek Elden Satın Alma Sözleşmeleri, EPDK Uzmanlık Tezi, Ankara-2009, s.42.

4. Rekabet Kurulu'nun Total-Akdağ Kararı Karar Sayısı: 08-61/997-389, Karar Tarihi: 30/10/2008.

5. Rekabet Kurulu'nun Barbaros-Alpet Kararı, Karar Tarihi: 09-09/187-57, Karar Tarihi: 05/03/2009.

6. Rekabet Kurulu'nun Polpet-Moil Kararı, Karar Sayısı: 09-09/186-5y, Karar Tarihi: 05/03/2009.

7. Ibid.

8. Ibid.

9. Rekabet Kurulu'nun BP Petrolleri A.Ş. – Hasan KARAKAYA – Akata Petrol Ürünleri Paz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Kararı, Karar Sayısı:10-27/410-156, Karar Tarihi: 31/03/2010

10. Ibid.

11. Rekabet Kurumu, 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağına İlişkin Rekabet Kurumu Görüşü, http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2FDocuments%2FKurum+G%C3%B6r%C3%BC%C5%9F%C3%BC%2FEnerji_Gorus.pdf Erişim: 20/06/2014

12. Anayasa Mahkemesinin 13/02/2003 tarihli ve E.2001/293-K.2002/28 sayılı Kararı. 18/04/2014 tarihli ve 24730 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

13. Gökhan DİRİCAN, Eser Sözleşmesinde Temerrüde Dayalı Cezai Şart ve Yargıtay Uygulaması, Ankara 2007, s.187; Köksal KOCAAĞA, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart, Ankara 2003, s.230 vd.; Kenan TUNÇOMAĞ, Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963, s.145 vd.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

To print this article, all you need is to be registered on Mondaq.com.

Click to Login as an existing user or Register so you can print this article.

Authors
 
Some comments from our readers…
“The articles are extremely timely and highly applicable”
“I often find critical information not available elsewhere”
“As in-house counsel, Mondaq’s service is of great value”

Related Topics
 
Related Articles
 
Up-coming Events Search
Tools
Print
Font Size:
Translation
Channels
Mondaq on Twitter
 
Mondaq Free Registration
Gain access to Mondaq global archive of over 375,000 articles covering 200 countries with a personalised News Alert and automatic login on this device.
Mondaq News Alert (some suggested topics and region)
Select Topics
Registration (please scroll down to set your data preferences)

Mondaq Ltd requires you to register and provide information that personally identifies you, including your content preferences, for three primary purposes (full details of Mondaq’s use of your personal data can be found in our Privacy and Cookies Notice):

  • To allow you to personalize the Mondaq websites you are visiting to show content ("Content") relevant to your interests.
  • To enable features such as password reminder, news alerts, email a colleague, and linking from Mondaq (and its affiliate sites) to your website.
  • To produce demographic feedback for our content providers ("Contributors") who contribute Content for free for your use.

Mondaq hopes that our registered users will support us in maintaining our free to view business model by consenting to our use of your personal data as described below.

Mondaq has a "free to view" business model. Our services are paid for by Contributors in exchange for Mondaq providing them with access to information about who accesses their content. Once personal data is transferred to our Contributors they become a data controller of this personal data. They use it to measure the response that their articles are receiving, as a form of market research. They may also use it to provide Mondaq users with information about their products and services.

Details of each Contributor to which your personal data will be transferred is clearly stated within the Content that you access. For full details of how this Contributor will use your personal data, you should review the Contributor’s own Privacy Notice.

Please indicate your preference below:

Yes, I am happy to support Mondaq in maintaining its free to view business model by agreeing to allow Mondaq to share my personal data with Contributors whose Content I access
No, I do not want Mondaq to share my personal data with Contributors

Also please let us know whether you are happy to receive communications promoting products and services offered by Mondaq:

Yes, I am happy to received promotional communications from Mondaq
No, please do not send me promotional communications from Mondaq
Terms & Conditions

Mondaq.com (the Website) is owned and managed by Mondaq Ltd (Mondaq). Mondaq grants you a non-exclusive, revocable licence to access the Website and associated services, such as the Mondaq News Alerts (Services), subject to and in consideration of your compliance with the following terms and conditions of use (Terms). Your use of the Website and/or Services constitutes your agreement to the Terms. Mondaq may terminate your use of the Website and Services if you are in breach of these Terms or if Mondaq decides to terminate the licence granted hereunder for any reason whatsoever.

Use of www.mondaq.com

To Use Mondaq.com you must be: eighteen (18) years old or over; legally capable of entering into binding contracts; and not in any way prohibited by the applicable law to enter into these Terms in the jurisdiction which you are currently located.

You may use the Website as an unregistered user, however, you are required to register as a user if you wish to read the full text of the Content or to receive the Services.

You may not modify, publish, transmit, transfer or sell, reproduce, create derivative works from, distribute, perform, link, display, or in any way exploit any of the Content, in whole or in part, except as expressly permitted in these Terms or with the prior written consent of Mondaq. You may not use electronic or other means to extract details or information from the Content. Nor shall you extract information about users or Contributors in order to offer them any services or products.

In your use of the Website and/or Services you shall: comply with all applicable laws, regulations, directives and legislations which apply to your Use of the Website and/or Services in whatever country you are physically located including without limitation any and all consumer law, export control laws and regulations; provide to us true, correct and accurate information and promptly inform us in the event that any information that you have provided to us changes or becomes inaccurate; notify Mondaq immediately of any circumstances where you have reason to believe that any Intellectual Property Rights or any other rights of any third party may have been infringed; co-operate with reasonable security or other checks or requests for information made by Mondaq from time to time; and at all times be fully liable for the breach of any of these Terms by a third party using your login details to access the Website and/or Services

however, you shall not: do anything likely to impair, interfere with or damage or cause harm or distress to any persons, or the network; do anything that will infringe any Intellectual Property Rights or other rights of Mondaq or any third party; or use the Website, Services and/or Content otherwise than in accordance with these Terms; use any trade marks or service marks of Mondaq or the Contributors, or do anything which may be seen to take unfair advantage of the reputation and goodwill of Mondaq or the Contributors, or the Website, Services and/or Content.

Mondaq reserves the right, in its sole discretion, to take any action that it deems necessary and appropriate in the event it considers that there is a breach or threatened breach of the Terms.

Mondaq’s Rights and Obligations

Unless otherwise expressly set out to the contrary, nothing in these Terms shall serve to transfer from Mondaq to you, any Intellectual Property Rights owned by and/or licensed to Mondaq and all rights, title and interest in and to such Intellectual Property Rights will remain exclusively with Mondaq and/or its licensors.

Mondaq shall use its reasonable endeavours to make the Website and Services available to you at all times, but we cannot guarantee an uninterrupted and fault free service.

Mondaq reserves the right to make changes to the services and/or the Website or part thereof, from time to time, and we may add, remove, modify and/or vary any elements of features and functionalities of the Website or the services.

Mondaq also reserves the right from time to time to monitor your Use of the Website and/or services.

Disclaimer

The Content is general information only. It is not intended to constitute legal advice or seek to be the complete and comprehensive statement of the law, nor is it intended to address your specific requirements or provide advice on which reliance should be placed. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers make no representations about the suitability of the information contained in the Content for any purpose. All Content provided "as is" without warranty of any kind. Mondaq and/or its Contributors and other suppliers hereby exclude and disclaim all representations, warranties or guarantees with regard to the Content, including all implied warranties and conditions of merchantability, fitness for a particular purpose, title and non-infringement. To the maximum extent permitted by law, Mondaq expressly excludes all representations, warranties, obligations, and liabilities arising out of or in connection with all Content. In no event shall Mondaq and/or its respective suppliers be liable for any special, indirect or consequential damages or any damages whatsoever resulting from loss of use, data or profits, whether in an action of contract, negligence or other tortious action, arising out of or in connection with the use of the Content or performance of Mondaq’s Services.

General

Mondaq may alter or amend these Terms by amending them on the Website. By continuing to Use the Services and/or the Website after such amendment, you will be deemed to have accepted any amendment to these Terms.

These Terms shall be governed by and construed in accordance with the laws of England and Wales and you irrevocably submit to the exclusive jurisdiction of the courts of England and Wales to settle any dispute which may arise out of or in connection with these Terms. If you live outside the United Kingdom, English law shall apply only to the extent that English law shall not deprive you of any legal protection accorded in accordance with the law of the place where you are habitually resident ("Local Law"). In the event English law deprives you of any legal protection which is accorded to you under Local Law, then these terms shall be governed by Local Law and any dispute or claim arising out of or in connection with these Terms shall be subject to the non-exclusive jurisdiction of the courts where you are habitually resident.

You may print and keep a copy of these Terms, which form the entire agreement between you and Mondaq and supersede any other communications or advertising in respect of the Service and/or the Website.

No delay in exercising or non-exercise by you and/or Mondaq of any of its rights under or in connection with these Terms shall operate as a waiver or release of each of your or Mondaq’s right. Rather, any such waiver or release must be specifically granted in writing signed by the party granting it.

If any part of these Terms is held unenforceable, that part shall be enforced to the maximum extent permissible so as to give effect to the intent of the parties, and the Terms shall continue in full force and effect.

Mondaq shall not incur any liability to you on account of any loss or damage resulting from any delay or failure to perform all or any part of these Terms if such delay or failure is caused, in whole or in part, by events, occurrences, or causes beyond the control of Mondaq. Such events, occurrences or causes will include, without limitation, acts of God, strikes, lockouts, server and network failure, riots, acts of war, earthquakes, fire and explosions.

By clicking Register you state you have read and agree to our Terms and Conditions